1. HABERLER

  2. VAKIF-DERNEK

  3. Yezid'in Ruhuyla Hz. Hüseyni Anıyoruz!
Yezid'in Ruhuyla Hz. Hüseyni Anıyoruz!

Yezid'in Ruhuyla Hz. Hüseyni Anıyoruz!

Ensar vakfı Diyarbakır Şubesinin aylık seminerleri başladı. Her ayın son Çarşamba günü gerçekleşen bu seminerleri ilki Kayapınar İlçe Müftüsü Mehmet Sırrı Şık tarafından verildi.

A+A-

Ensar vakfı Diyarbakır Şubesinin aylık seminerleri başladı. Her ayın son Çarşamba günü gerçekleşen bu seminerleri ilki Kayapınar İlçe Müftüsü Mehmet Sırrı Şık Tarafından verildi.

YEZİD’İN RUHUNA SAHİBİZ, HZ.HÜSEYNİ ANIYORUZ

Muharrem ayının önemini anlatan Şık, özellikle zalim ve mazlum konuları üzerinde durarak, “Bir kısım insanlar Yezit ruhuna sahip yaşıyor, ama Hazreti Hüseynin yasını tutuyor” dedi.

Bu günün anlamını kavramak istersek şartlar ne olursa olsun asla zalimlerden olmamak lazımdır dedi ve bir çok manidar örneklerle bunu müşahhaslaştırdı.

ZALİMLERDEN OLMAMAYA AHD EDELİM.

Habil ile Kabil olayını anlatan Sırrı Şık Hoca Habil Kabil’e dedi ki “sen beni öldürmek için elini uzatsan da, ben sana elimi uzatmayacağım, başka bir ifade ile ben ölmeyi kabul ederim, ama seni öldürmek istemem,” dedi. İşte önemli olan böyle bir ruh taşıyabilmektir.

Malum Habil’in Kurbanı kabul edilmiş, Kabi’lin kabul edilmeyince Kabil Habil’i kıskanmış. Bu gün de aynı kıskançlıklar var, ama bahanelerimiz farklı. Kısacası insan insanlığından ödün verdikçe, hayatta sorun oluşturuyor. Allah’a itaat ettikçe de efsaneleşiyor, tıpkı Habil gibi.

KABİL KARGANIN OYUNCAĞI HALİNE GELDİ

Kabil kardeşini öldürünce hemen pişman oldu ve ne yapacağını şaşırdı, o ben benin diyen Kabil Kargayı örnek alıp kardeşini defnedebildi, hani deniliyor ya “senin yaptıklarına kargalar güler.” Aynen öyle bir şey belki beter bir hal başına gelmişti.

Herkesin kuzu gibi oluğu bir ortamda kuzu olarak yaşamak kolay, önemli olan Kurtların arasında kuzu kadar masum olabilmektir.

GÜZEL SÖZLERLE MUAMELE EDELİM.

Malum Hz.Musa, yareni, kardeşi Hz.Harun ile Firavun’a tebliğ için gönderilince yüce Allah kendisine kavli leyin ile muhatap olmasını emrediyor. Halbuki O Firavun öyle azmıştı ki, ehalisine “Ben sizin en büyük Rabbınızım” diyecek kadar haddin aşmıştı.

AF ETMEYİ ADET HALİNE GETİRELİM.

Hz.Muhammed aleysisselat u vesselamı düşünelim. İslam’ın neşv u nema edebileceği bir diyar ararken ne sıkıntılar çektiğini, ne kadar zumlume uğramış, ama Mekke’nin fethinde af edici olmayı tercih etmiştir. Hz.Yusuf’u hatırlayarak “bu gün size kınama yoktur, dağılabilirsiniz” diyor. İşte Muharrem insana af edici olmayı hatırlatıyor.

İNSANLAR BİRBİRLERİ İLE İMTİHAN OLUYOR.

Malum eğer Muhacirler olmasaydı, Ensar olmazdı, Allah bizi birbirimizle imtihan ediyor. O gün mazlum Müslümanları Mühacirler Ebu cehil gibilerinden kaçıyordu, ama bu gün ise bize sığınan Muhacirler, Müslümanlardan kaçıyorlar, bu acımızı bir kat daha arttırmaktadır.

Bir yandan Yezit gibi iktidar hırsı ile zulüm eden, diğer yandan haksızlığa karşı başkaldıran, Peygamberin ocağında aldığı terbiye ile yetişen Hz.Hüseyin. Ama bu gün yezidin yolunda olup Hüseyin’e ağlayan kimseler var.

Yapılan etkinlikleri, mitingleri görüyoruz, Peygamberimiz buyuruyor ki “ya Rabbi beni zalimlerden ya da mazlumlardan eyleme” yani zalime beddua ediyoruz ama “ya Rabbi beni zalimlerden eyleme” deyip kendimizi yoklamıyoruz.

İNSANOĞLU CENNETE GİDECEK MASUMİYETTE YARATILIYOR.

İnsanoğlu cennete gitsin diye yaratılmış, ama yaptığımız zulümlerle, işlediğimiz günahlarla nefsimize zulüm ederek cehenneme sürükleniyoruz. Yazık günah değil mi? eşlerimize, çocuklarımıza, komşularımıza, yöneticilerimize karşı yaptığımız zulümleri görmemiz ve bu tür hatalardan istiğfar etmemiz lazımdır. Yoksa zulüm devam ettikçe huzurlu bir toplum oluşamaz. Gelin nefsimizden başlayarak “şartlar ne olursa olsun, ben zalim olmayacağım” deyip kendimize söz verelim..

Zalimler haddini aşmış olabilir, ama zalimler insanların gönlünle yer alamazlar, model olamazlar, efsane olamazlar, tam tersine lanetle, nefretle anılırlar. Hafızanızı yoklayın göreceksiniz ki zulme uğradığı halde sabredenlerin insanlığın duasını alıp, model oluyorlar, hayırla yad ediliyorlar.

ZALİMLER İNSANLIĞIN GÖNLÜNDE TAHT KURAMAZLAR.

Firavun, Nemrut, Ebu cehil lanetle anılırken, Hz.Musa, Hz.İbrahim Hz.Muhammed selat ve selam ile anılmaktadır.

Maalesef kavramlar üzerinde hayatımızı şekillendiriyoruz. Şimdi toplumumuzda kimisi Sağcı kimisi Solcu diye kendini tanımlıyor. Peki iş vatanseverliğe gelince birlikte sahipleniyoruz, haksızlığa karşı tepki göstermekte aynı düşünüyoruz, inancımıza bir saldırı gelince benzer tepki gösteriyoruz, İnsan hakları, Kadın hakları konusunda, Eşitlik ve Adalet konusunda aramızda yarışıyoruz. O zaman nedir bu sağcı solcu belası, bu da tefrika için oturmuş bir oyun olsa gerek.

NE KADAR SÜNNİYİZ, NE KADAR ŞİAYIZ ACABA?

İslam toplumunda ben Sünni’yim demekle Sünni olunmuyor, ne kadar peygamberin sünnetine uyarsa o kadar Sünni’dir, Ayrıca Ben Şii’yim demekle Şia olunmuyor siz ne kadar Hz.Hüseynin olunda olursanız o kadar Şia olursunuz, Alevi demekle alevi olunmuyor ne kadar Hz.Aliye uyup onun yolunda giderseniz o kadar Alevisiniz.

MÜMİNLERE KARŞI KİN BESLEMEK İÇİN DUA EDELİM.

O zaman yarından tez yok kardeşliğimizi hatırlayalım be Kur’ani bir dua olan şu duayı sık sık yapalım “ya Rebbi müminlere karşı kalbime bir kin şüphe koyma” diyelim.

İnsanlara selam verip dua alalım, sevmediğimiz insanları ziyaret edelim, iletişim kurup basit mevzulardan dolayı uzak kalıp dargın yaşamayalım. Dedi.

zalim-halimizle-zalime-beddua-okuyoruz!.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.