1. HABERLER

  2. DİYANET

  3. Yeryüzünde alışveriş ahlakını bir müesseseye dönüştüren başka bir millet olmamıştır
Yeryüzünde alışveriş ahlakını bir müesseseye dönüştüren başka bir millet olmamıştır

Yeryüzünde alışveriş ahlakını bir müesseseye dönüştüren başka bir millet olmamıştır

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “25. Ahilik Haftası” etkinlikleri dolayısıyla bulunduğu Kırşehir’de Cuma namazını kıldırdı.

A+A-

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “25. Ahilik Haftası” etkinlikleri dolayısıyla bulunduğu Kırşehir’de Cuma namazını kıldırdı. Namazı öncesinde yaptığı vaazda ahiliğin dinî, kültürel ve sosyal temellerini anlatan Başkan Görmez, ahilik prensiplerinin Kur’an ve Hz. Peygamberin hadislerinden ilham alınarak belirlendiğini söyledi.


Günümüzde bazı değerlerin yeterince tanınmadığını ya da unutulduğunu belirterek, “Yabancı kalınan o değerleri yaşasaydık,  yaşatabilseydik ve bütün insanlığa tanıtabilseydik, belki de son dönemlerde yaşadığımız problemleri yaşamamış olacaktık.” diyen Başkan Görmez, ahilik teşkilatını ve prensiplerini anlattı.

Başkan Görmez’in vaazından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Ahilik teşkilatı sıradan bir teşkilat değildir”

Ahilik teşkilatı yahut onun gençlik teşkilatı olan fütüvvet teşkilatı öyle sıradan bir kutlamayla geçiştirilecek teşkilatlar değildir. Sadece yılda bir hafta kutlamak suretiyle, törenlere boğmak suretiyle anlatılacak ve anlaşılacak bir şey değildir. Bizim hep birlikte bu anlamlı düşünceyi kavramamız, onun felsefesini ve düşüncesini anlamamız gerekmektedir.

“Fütüvvetnâmelerde Kırşehir’de ortaya çıkan ve bütün dünyaya ilan edilen değerler yazılıdır. Bu eserlerdeki  bütün prensipler, Kur’an-ı Kerim’in yüzlerce ayetinden ve Resul-i Ekrem’in yüzlerce hadisinden ilham alınarak yazılmıştır. Yeryüzünde ticaret ahlakını, alışveriş ahlakını bir müesseseye dönüştüren başka bir millet olmamıştır. Helal rızık üretmenin peşinde olmayı, bunu bir prensipler manzumesi haline getirmeyi gaye edinmiş böyle bir teşkilat yoktur.  Ama artık o teşkilatın ruhunu ve felsefesini devam ettirdiğimizi şahsen söyleyemem.

“Kanaat sahibi olmak…”

Ahilikteki en önemli ilkelerden biri kanaattir. Bugün dünyanın yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri, insanlığın güç tutkusudur. Bir diğeri de, hiçbir sınır tanımayan, sınırsız tüketim arzusudur. Yığın yığın servetler tüketmekle övünmek, harcamakla övünmektir.  Açgözlülük, bugünün dünyasının en büyük sorunlarından bir tanesidir. Onun için fütüvvetnamelerde buna bir sınır konmuştur. Zenginliğin ölçüsü 17 miskal gümüşle sınırlandırılmış, 17 miskal gümüşe sahip olan bir kimse zengin sayılmıştır. İslâm dini asla zenginliğe karşı değildir. İslâm dini paraya ve maddeye karşı değildir. İslâm dini, parayı kalbe koymaya karşıdır. Paranın yeri ceptir, kasadır. Kalp değildir. Para kalbe girdiğinde o kalp bozulur. Onun için ahilik teşkilatının en fazla önem verdiği prensiplerden bir tanesi kanaat sahibi olmaktır.

“Helalinden kazanmak…”

Günümüzde zaman zaman helal kazancın önemi unutuluyor. Hz. Peygamber (sas) ahiret hayatıyla ilgili hadislerinden birinde şöyle buyurur:  “Ahiret günü beş şeyden sorulmadıkça ayrılamazsınız: Ömrünü nerede geçirdin? Gençliğini nerede çürüttün? İlmini nerede harcadın? Nereden kazandın ve nereye harcadın?”  Sadece helalinden kazanmak da yetmiyor. Bir de doğru harcamak gerekiyor. Beled suresinde belirtildiği gibi, sınırsız tüketimle övünmek doğru değildir. İşte ahilik teşkilatının ikinci önem verdiği prensip helal kazançtır.

“Allah, yaptığı işi en güzel şekilde yapanı sever”

İnsanlığın yaratılış gayelerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. Yeryüzünü birlikte imar edebilmemiz için, her birimizin işçi, çiftçi, demirci, fırıncı gibi bir zanaat erbabı olarak işlerimizi en güzel şekilde yapmamız gerekiyor. Yeryüzü böyle mamur oluyor. Zaten bu teşkilat da bunun üzerine bina ediliyor. Ama sadece iş sahibi olmak yetmiyor. Dördüncü prensip, işini güzel yapacaksın. Resul-i Ekrem Efendimiz (SAS) buyuruyor ki:  “Allah, işini en güzel yapanı sever.” Bunu nerede söylüyor biliyor musunuz? Küçücük yavrusu İbrahim vefat etmiş. Kabri kazılıyor, ciğer paresi, yavrusu birazdan kabre konacak. Kendi de mahzun oluyor. O sırada bakıyor ki, kabri kazanlar işini iyi yapmıyor. Kabri normalden biraz daha yüksek kazmışlar. Orada onları uyarıyor: “Allah, yaptığı işi en iyi yapanı sever.” Allah Resulü, en hüzünlü olduğu bir anda, bize bir mesaj veriyor. Peki o mesaj ne oluyor? Yüzyıllar sonra Kırşehir’de kurulan bir teşkilatın prensiplerinden biri oluyor.

“Cimrilik, diğer kötü hasletleri de beraberinde getirir”

En önemli hayat prensiplerden biri de cömertliktir. Cenab-ı Hak, cimriyi sevmez. Cenab-ı Hak, nasıl bütün insanlığa, bütün varlığa karşı cömertse, mümin de bütün insanlığa ve kâinata karşı cömert olmak zorundadır. Cimrilik, bütün kötü ahlakları içinde barındıran kötü bir haslettir ve açgözlülük, mal-mülk sevgisi, parayı kalbe sokma gibi pek çok kötü hasleti de beraberinde getirir.

“Fakir-zengin ayrımı yapmak mümine yakışmaz”

Bir diğer prensip de fakirleri sevme prensibidir. Fakir-zengin ayrımı yapmak, mümine yakışmaz. Bir insana malından dolayı değer vermek kınanmıştır. Bir insan, bütün kötü hasletlere sahip olmasına rağmen, zenginse ve o toplumda övülüyorsa o toplumda kusur var demektir. Bütün kötülükleri yapıyor ancak zengin diye biz susuyorsak, ona hürmet ediyorsak, sadece malından dolayı hürmet ediyorsak, bu durum orada toplumsal bir kusurumuz olduğunu gösterir. Resul-i Ekrem, “Her kim bir zengine, sadece zenginliğinden dolayı hürmet ederse, Allah onu alçaltır, fakirleştirir.” buyuruyor. Bu, mümine yakışmaz. Onun için fukara sevgisi, fütüvvetnamelerde bir prensip olarak kabul edilmiştir. Sadece sevgi yetmiyor. Bir de fukaraya yardım etmek gerekiyor.

“Hayâ edecek ve nefsine hakim olacak”

Hz. Peygamberin hayâ ölçütü şudur:  Allah’tan hakkıyla haya edenler, kafasını ve kafasının ihtiva ettiği bütün organları, her türlü kötülükten muhafaza edecek ve ahirette Allah’a vereceği hesabı unutmayacak. Bu ne demek? Zihnini her türlü kötülükten koruyacaksın. Gözünü kem bakıştan koruyacaksın. Kulaklarını kötü sözden ve dedikodudan koruyacaksın. Ağzını kötü sözden koruyacaksın. Allah Resulü’nün hayâ tanımının yüzyıllar sonra ahilik teşkilatında nasıl bir prensibe dönüştüğünü göstermek istiyorum. Bu hadisler ahilik teşkilatının prensiplerine nasıl yansıyor? “Eline, beline, diline sahip olacaksın.” ilkesiyle yansıyor.

“Ahilik prensiplerine bütün insanlık muhtaç”

Elin açık olacak, cömert olacaksın. Sofran açık olacak, fakirleri doyuracaksın. Kalbin açık olacak, sevgini esirgemeyeceksin. Kapın açık olacak, misafirperver olacaksın. Gözünü, dilini, belini tutacaksın, yani gözünü harama yöneltmeyeceksin. Dilinden kötü söz çıkmayacak, harama tevessül etmeyeceksin.

“Çalışmak”

Fütüvvetnamelerde çalışmayla ilgili prensipler de var. Gecesiyle gündüzüyle vakit iyi değerlendirilmeli, çalışmalar, zamanla sınırlanmamalı. Dünya hayatı kısadır, ancak yapacağımız işler çok. Maharet odur ki kısa hayata çok iş sığdırmak. Bugün dünyada hayatı sonlandıracak, tamamen amansız, insafsız bir rekabet üzerine ticaret yapılıyor. Büyük olan, küçük olan lokmayı yutmayı prensip haline getirmiş. Ancak ahilik teşkilatı bunun tam tersini söylüyor.

Kırşehir temasları kapsamında Ahi Evran Üniversitesi camii’inin  temel atma törenine katılan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Kırşehir Valisi Özdemir Çakacak ve Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’yi de ziyaret etti.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.