1. HABERLER

  2. YEREL

  3. Uluslararası öneme sahip sulak alan sayısı 135’e yükseldi
Uluslararası öneme sahip sulak alan sayısı 135’e yükseldi

Uluslararası öneme sahip sulak alan sayısı 135’e yükseldi

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, son yıllarda etkisini daha fazla hissettiren iklim değişikliğine karşı sulak alanları koruma altına alıyor.

A+A-

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, son yıllarda etkisini daha fazla hissettiren iklim değişikliğine karşı sulak alanları koruma altına alıyor. Türkiye’de uluslararası öneme sahip sulak alanların sayısı ise 135’e yükseldi. Tespit edilerek uygulamaya aktarılan sulak alan koruma bölgelerinin 23’ünün yönetim planları hazırlandığını belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Türkiye’de 300’den fazla sulak alan bulunuyor. Bu alanların 135’i ise uluslararası öneme sahip ve toplam alanları 1 milyon 645 bin hektarı aşıyor.” dedi.

    Bakan Veysel Eroğlu, son yıllarda sulak alanları koruma altına alınması konusunda bakanlık olarak yürüttükleri çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Ramsar Sözleşmesi'ne Türkiye’nin, 1994 yılında taraf olduğunu kaydeden Eroğlu, 2002 yılında Ramsar alanı sayısının 9 iken bugün bu sayının 14’e ulaştığını belirtti. Türkiye’nin, Ramsar Sözleşmesi listesinde yer alan özellikle bu 14 alan başta olmak üzere, sınırları içerisindeki bütün sulak alanları korumayı ve geliştirmeyi uluslararası düzeyde taahhüt ettiğini vurgulayan Eroğlu, bu doğrultuda çalışmalarını yürüttüklerinin altını çizdi.

    Dünya Sağlık Teşkilatı’nın sıtmayla mücadele çalışmaları kapsamında, 1950’li yıllarda Türkiye’de 118 bin hektar büyüklüğünde sulak alanı kurutulduğunu vurgulayan Eroğlu, “Bunun dışında kuruyan herhangi bir sulak alan bulunmuyor. Kuruma riski altında olanlara da Bakanlığımızca iyileştirme yönünde müdahaleler yapılıyor. Son yıllarda etkisini daha fazla hissettiğimiz iklim değişikliğinden sulak alanlar da menfi yönde etkilendi. Bunun önüne geçmek ve sulak alanlarımızı koruyup geliştirmek için Bakanlık olarak birçok proje yürütmekteyiz.” diye konuştu.

    KONYA, AKGÖL ESKİ HALİNE KAVUŞTU

    1970’lerde kuruyan Akgöl’ün, ‘Sulak Alanlar ve İklim Değişikliği Projesi’ kapsamında, 2011 yılında alanda su tutulabilmesi için bir sedde inşa edildiğini ve kuşların yuvalamaları için yapay adalar oluşturulduğunu ifade eden Prof. Dr. Eroğlu “Göl bir yıl içerisinde eski haline kavuştu ve yaban hayatı tarafından yeniden bir cazibe merkezi olma noktasına geldi.” şeklinde konuştu.

    Yüzde 90 oranında kuruyan Konya Ereğli sazlıklarında çalışmaların devam ettiğini bildiren Veysel Eroğlu, “2012 yılında bir proje ile alanın restorasyon çalışmalarına başlandı. Teknik uzmanlar tarafından belirlenen bölgelerde tabi malzeme ile seddeler yapılıyor ve bu sayede Ereğli Sazlıkları’nın yılın 365 gününde ıslak halde tutulması sağlanacak.” diye konuştu.

    Beyşehir Gölü’nden sulama maksatlı aktarılan su miktarı yıllık 350-400 milyon metreküpe ulaşmasından dolayı kurak dönemlerde gölün su seviyesi çok düştüğünü vurgulayan Eroğlu, şöyle devam etti: “Gölün bu su eksikliğini gidermek maksadıyla Derebucak Havzası’nın sularını Beyşehir Gölü’ne aktaracak bir proje geliştirildi. Proje kapsamında Derebucak Prof. Dr. Yılmaz Muslu Barajı inşa edildi. Bu barajda tutulan suları Beyşehir Gölü’ne aktarmak maksadıyla iletim kanalları ve tünel açıldı. Kısaca Gembos Derivasyonu adıyla anılan bu tesisler ile yılda 130 milyon metreküp suyun Beyşehir Gölü’ne aktarımı gerçekleştirildi. Beyşehir Gölü’nden sulama maksatlı çekilen suların tamamlanan başka tesislerce karşılanması ile kurak periyotlarda da tabii hayatın devamı sağlandı.”

    SULAK ALANLARIN HER BİRİNDE AYRI BİR ÇALIŞMA VAR

    Türkiye’deki bütün sulak alanların her birinde ayrı bir çalışmaları olduğunu belirten Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Kayseri ilimizdeki Sultansazlığı kuruma tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı. Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar ile bugün bu alanlarımız muhteşem bir güzelliğe kavuştu. Geçmişte çeşitli sebeplerden dolayı kuruyan Antalya Elmalı civarındaki Avlan Gölü de yeniden birçok kuşun uğrak mekânı haline geldi. Bursa’da bulunan Uluabat Gölü'nde su sirkülasyonu istenilen seviyede olmadığından göl tabanı canlıların bulunmadığı bir göl halini almaya başlamıştı. Uluabat Gölü’nü besleyen Mustafakemalpaşa Çayı üzerine tesis edilen HES projesi ile hem temiz enerji üretmeye başlandı hem de santralden bırakılan bol oksijenli ve daha hızlı su akıntısıyla göl içerisindeki su sirkülasyonu artırıldı. Manyas Gölü'nü besleyen Manyas Çayı’na yaptığımız tesisler ile göldeki su seviyesini aşırı oranlarda azalıp artmasının önüne geçildi. Bafa Gölü’ne ise yağışlı sezondaki temiz su verilerek göl adeta yıkandı, tuzluluğu azaltılarak bu sayede göldeki balık ve kuş çeşitliliğinde artış sağlandı. CİHAN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.