1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir
Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir

Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, Türkiye’nin eğitimle büyüyeceğini belirterek, “Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir.

A+A-

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, Türkiye’nin eğitimle büyüyeceğini belirterek, “Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir. İletişim çağı eğitim sistemine geçilmediği müddetçe Türkiye rahat bir nefes alamayacaktır” dedi. 
DES’e bağlı Eğitim, Sosyal, Siyasal Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM) tarafından düzenlenen “Türk Eğitim Sistemi ve Özgürlükçü Arayışlar” isimli toplantıya konuşmacı olarak katılan Avcı, eğitim sistemi ile ilgili yeni bir fikir söylediğinde statükonun ve ideolojik merkezlerin ‘icat çıkarma’ ve ‘eski köye yeni adet getirme’ dediğini kaydederek, “Yeni ve büyük Türkiye için eğitim sistemimizin nitelikli, verimli, çağdaş ve eşitlikçi bir form kazanması gerekiyor. Bunun için de güçlü bir ekonomi ve donanımlı bir gençliğe ihtiyacımız var. Bu nedenle bu atasözlerinin artık ‘yeni icat çıkarın’ ve ‘yeni adet getirin’ diye değiştirilmesi gerekiyor” dedi.
Mevcut eğitim sisteminin çağdaş dünyaya ayak uydurmada yetersiz kaldığını belirten Avcı, “Eğitim reformlarının uzlaşı kültürü içerisinde tam gaz devam etmesi gerekiyor. Türk eğitim sistemi çağdaş dünyanın rafa kaldırdığı bir sistemdir. İletişim çağı eğitim sistemine geçilmediği müddetçe Türkiye rahat bir nefes alamayacaktır” diye konuştu. 
YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki koordinasyonsuzluğun eğitim sistemi üzerinde istikrarlı bir politikanın uygulamasına imkan vermediğini kaydeden Avcı, “Ezberci, dershaneci ve sınavcı eğitim sistemimiz öğrencilerin okul ve müfredatla ilgisini artırmasına rağmen sınav odaklı eğitim anlayışını yaygınlaştırdı. Erken yaşlardan itibaren çocukların dershane, etüt ve özel ders gibi kaynaklara yönelimini de artırmıştır” dedi.
Mevcut sınıf geçme uygulamalarının öğrencilerin temel bilgi ve becerileri edinmeksizin bir üst sınıfa geçmesine izin verdiğini ifade eden Avcı, “Her bir sınıf için nitelikli standartlar belirlenmeli ve öğrencilerin bu standartlara erişerek bir üst sınıfa geçmeleri temin edilmelidir. Özellikle mesleki eğitime dönük temel sorun, meslek liselerine devam eden öğrenci sayısını artırmak değil, mesleki eğitim almış kişilerin piyasada istihdam imkanlarının geliştirilmesidir” şeklinde konuştu. 
Avcı, “Maalesef eğitim sistemimiz sadece vertikal düşünme üzerine kurgulanmış bir eğitim sistemidir. Bu nedenle okullarda derecelendirme IQ üzerinden yapılıyor. Oysa akademik gelişimin yanı sıra sosyal, duygusal, bilişsel ve etik gelişimi de önemseyen bir eğitim sistemi kurgulanmalıdır” dedi.
2000’li yılların başından itibaren dünyada ve Türkiye'de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, büyük bir değişimin yaşandığını söyleyen Gürkan Avcı, “Türkiye sermayesi küresel sermaye hareketlerine açık bir hale geldi. Fakat eğitim sistemimiz bu yeni dönemdeki risklere göğüs gerebilmesi için inovasyonu ön plana çıkarması gerekiyordu. Bunu yapamadı. Ben şahsen Fatih Projesi’nin yanı sıra zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve müfredat yenileme çalışmalarının çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitime daha fazla bütçe ayırmasını, eğitim çalışanlarının ekonomik ve demokratik sorunlarını çözmesini nihai hedef bağlamında çok gerekli görüyorum. Cesur ve kaliteli devrimlere imza atan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in reformlarını ‘eğitim ve sürdürülebilir büyüme’ perspektifiyle daha da artırması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. 
Türkiye’nin büyüme yapısının eğitim göstergeleri çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirten Avcı, “Önümüzdeki dönemde politika yapıcılara ışık tutması açısından, Türkiye'nin insan sermayesinin geliştirilmesi bakımından dünyadaki karşılaştırmalı konumu gözden kaçırılmamalıdır diye düşünüyorum. Çağdaş, demokratik, özgün ve adaletli eğitim reformları sayesinde ülkemizdeki yatırım oranının artırılması ve verimlilik artışı ile insan sermayesi arasındaki bağın güçlendirilmesi durumunda kişi başına gelir düzeyimiz 2023 yılına kadar 20 bin dolara yaklaşmış ve ‘Yeni Büyük Türkiye’ kurulmuş olacaktır” dedi.
Avcı, şunları söyledi: 
“Türkiye, kendisiyle aynı gelir düzeyine sahip olan ülkelerle karşılaştırıldığında uluslararası sıralamalarda geri konumdadır. Eğitimin nitelikli, verimli ve eşitlikçi bir form kazanması için kapsamlı bir idari, hukuki, mali ve teknik reforma ihtiyaç vardır. Mesleki eğitimde geniş tabanlı sektörel eğitimin verildiği, modüler yapısıyla esneklik özelliğine sahip ve çalışma yaşamının ihtiyaçlarına cevap verebilen reformlara ihtiyaç vardır. YÖK kaldırılmalıdır yahut demokratik bir yapıya kavuşturulmalı ve üniversitelerin konuşması, üretmesi sağlanmalıdır ki yüksek öğretim sisteminde çeşitliliği vurgulayan, adem-i merkeziyetçi, kurumların yaratıcılığını ve kimliklerini ön plana çıkaran, üniversitelerin birbirleriyle rekabet edebilmelerine fırsat tanıyan efektif bir sistem tasarlanmalıdır.”
Eğitim sisteminin öğrencilere insan sevgisi, ahlak, saygı, vatanseverlik bilincini yeterince aşılamadığını, İstanbul’da araba yakan gençlerin çoğunun üniversite mezunu veya öğrencisi olduğunu belirten Avcı, “Türk eğitim sisteminin maksadı sadece bilgi aktarmak ve diploma vermek midir? Eğitimin önemli amaçlarından birisi de bir hayat şekli bir tarz kazandırmaktır. Bu tarzın önemli unsurlarından bazıları da “kimlik, ahlak, sevgi ve saygı teşekkül ettirmektir'. Eğitim sistemimizin gençlerde ve çocuklarda milli ve manevi değerlerimize dönük merak, sevgi ve saygı uyandırmaya dair uygulamaları olması gerekir. Oysaki eğitim sistemimiz yabancı kültüre hayran, kendi kültürüne yabancı, kozmopolit bir gençlik yetiştiriyor” diye konuştu. 
Üniversitelerin bilgi, kültür, sanat ve teknoloji üretemediğini, ülke gündemiyle alakalı konuşmadığını ve bir devlet dairesinden farksız suspus oturduğunun ibretle görüldüğünü kaydeden Avcı, “Üniversitelerle sanayi arasında işbirliğinin zayıf olduğunu herkes biliyor. Türkiye bilimsel makale yayınlama konusunda dünya genelinde ilk sıralarda fakat bunu ekonomiye dönüştüremiyoruz. Gelişmiş ülkelerde gerek ekonomik, gerekse siyasal ve toplumsal yönetimlerin arkasında güçlü düşünce kuruluşları bulunuyor. Üniversiteler arasında rekabet olmadan, üniversitelere özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık kazandırmadan bunu yakalamamız mümkün değildir” dedi. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.