1. HABERLER

  2. SENDİKA

  3. Sözleşmeliler Neden Kadrolu Yapılmalıdır?
Sözleşmeliler Neden Kadrolu Yapılmalıdır?

Sözleşmeliler Neden Kadrolu Yapılmalıdır?

Diva-Sen Genel Başkanı Mustafa Çopursuz, "Diyanet İşleri Başkanlığında Sözleşmeli statüde çalışanlar, kadrolu pozisyona aktarılmalıdır" dedi.

A+A-

Kamu çalışanları unvanları itibariyle değişik statülerde çalışmaktadır. Bu statülerin her birinin kendine özge özlük, mali ve sosyal hakları belirlenmiştir.  Hatta her kurumun sözleşmeli olarak çalıştırdıkları elemanları dahi farklı uygulamalara tabi tutulmaktadır. Mesela kurumların üst düzey yöneticileri de sözleşmeli olarak çalışmakta ancak özlük, mali ve sosyal kazançları itibariyle, alt tabakalarda çalışanlarla aralarında çok büyük farklılıklar vardır.

Tüm kurumlara bakıldığında en bariz iki kurumun sözleşmeli pozisyonda çalışanları hemen göze çarpmaktadır. Bunlardan birincisi Milli Eğitim Bakanlığı, diğeri ise Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarıdır. Zira MEB’de çalışanların sayısı yüzbinler, diyanette şuan için 36 bin ancak yakın bir gelecekte alınacaklarla beraber yaklaşık 45 bini bulacaktır.

Kamuda sözleşmeli istihdam her ne kadar Devlet Yönetim şeklini almışsa da yeniden değerlendirilmesi zarureti ortaya çıkmıştır. En basit ifadeyle, aynı kurumda aynı görevi yapanların özlük, mali ve sosyal haklarında farklılıkların yaşatılması ilk başta çalışma barışını inşa edememektedir. Çünkü yapılan iş ve görev aynı,  lakin karşılığı çok farklıdır.

O halde Diyanet İşleri Başkanlığında Sözleşmeli statüde çalışanlar neden kadrolu pozisyona aktarılmalıdır?

1. Sözleşmeli olarak görev yapan Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezzin Kayyımların kahır ekseriyeti hafız ve fakülte mezunları olmalarına rağmen, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açılan görevde yükselme sınavlarına, İhtisas Eğitim Merkezlerine, MBSTS sınavlarına, nakil sınavlarına, Hac ve Umre görevlendirilmelerine müracaat edememektedir. Mezkûr statüde çalışanların özellikleri ve sayıları göz önüne alındığında, Diyanet işleri Başkanlığının geleceğini oluşturacak kadrolarını oluşturmada çok büyük sıkıntıların yaşanacağı, hizmette verimlilik açısından moral ve motivasyonu olumsuz etkileyeceği kuvvetle muhtemeldir. Durum bu şekilde olunca adeta kurum kendi geleceğini adeta kısırlaştırmaktadır.

2. Sözleşmeli statüde çalışanların görev yaptıkları yerlerin tamamına yakını, cemaat kapasitesi çok az olan, lojmanları oturulamayacak evsafta ve çok tenha yerlerdir. Söz konusu mahaller, genelde terk edilmiş veya mevsimlik olarak kullanılan yerler olması hasebiyle, görevlinin mazereti olmadığı takdirde en az üç yıl çakılı olarak bulunduğu yerde görev yapma zorunluluğu vardır. Bu ise ailelerin parçalanmasına hatta evli olanların çoğunun eşlerini yanlarında yaşamalarına ikna edememelerinden dolayı boşanma hadisesi ile karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Dolayısıyla sağlıklı görev yapma imkânı ortadan kalkmaktadır.

3. Nakil sınavlarına girme haklarına sahip olmadıkları için, ancak karşılıklı yer değiştirebilmeleri söz konusudur. Bu ise her iki tarafın da en az bir yıl görev yapmış olmaları şartına bağlıdır. Eş durumu mazeretine binaen eşinin mutlaka kamu personeli olması mecburiyeti vardır. Herhangi bir mazeretleri olmayanların nakil taleplerinin geçerlilik kazanması için ise, gitmek istedikleri yerlerde durumlarına uygun pozisyonun olması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen hususlar tüm sözleşmeli statüde çalışanların ortak problemleri olmakla beraber, aynı zamanda kurumların da aleyhine olan uygulamalardır.

Bu nedenlerle var olan sözleşmeli personellerin kadrolu statüye geçirilmeleri her halükarda faydalı bir tasarruf olacaktır.

Mustafa ÇOPURSUZ
Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve
Diva-Sen Genel Başkanı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.