1. HABERLER

  2. DİYANET

  3. 2012 yılı Kutlu Doğum Haftası muhteşem bir açılış töreniyle başladı.
2012 yılı Kutlu Doğum Haftası muhteşem bir açılış töreniyle başladı.

2012 yılı Kutlu Doğum Haftası muhteşem bir açılış töreniyle başladı.

2012 yılı Kutlu Doğum Haftası, İstanbul Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen muhteşem bir açılış töreniyle başladı.

A+A-

2012 yılı Kutlu Doğum Haftası, İstanbul Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen muhteşem bir açılış töreniyle başladı.

Açılış törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet  Müdürü Hüseyin Çapkın, milletvekilleri, Balkan ülkeleri müftüleri ve onbinlerce vatandaş katıldı. Açılış töreni, 35 farklı ülkeden gelen öğrencilerin söylediği ilahilerle bir kardeşlik şölenine dönüştü.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, açılışta yaptığı konuşmada, İslâm coğrafyasının bir ilim ve medeniyet coğrafyasından bir zulüm ve mazlûmiyet coğrafyasına dönüştüğünü belirterek, bunun  en büyük sebebinin, kardeşlik hukukunun ihlâl edilmesi olduğunu söyledi. Kardeşlik ahlâkı ve kardeşlik hukuku konusunun bir söylem ve retorik olmaktan çıkartılması gerektiğini vurgulayan Başkan Görmez, kardeşliğin, bir hak, bir hukuk ve bir ahlâk olduğunun kavranabilmesi için bu yılki kutlamaların ana temasının “Kardeşlik Ahlâkı ve Kardeşlik Hukuku” olarak belirlendiğine dikkat çekti. 

İslâm medeniyetinde üç temel kardeşlik yaklaşımı bulunduğunu ifade eden Başkan Görmez, bunları şöyle açıkladı:

“Evrensel insan kardeşliği”

“Bizim medeniyetimizde Yaratıcı eksenli bir insan kardeşliği vardır. Bu, insan olarak, beşer olarak aynı özden, aynı mayadan, aynı hamurdan, aynı çamurdan, aynı topraktan yaratılmış olmaktan neşet eden kardeşliğimizdir. Beşer olarak aynı babadan, aynı Âdem’den, aynı anneden, aynı Havva’dan aldığımız kardeşliğimizdir. Aynı arzı, aynı zemini, aynı asumanı, aynı dünyayı, aynı âlemi, aynı evreni birlikte paylaşmaktan; aynı güneşin ısısından, aynı ayın ışığından yararlanmaktan kaynaklanan kardeşliğimizdir.”

Her insanın Allah’ın bir ayeti olduğunu ve “Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” şiarıyla bir kardeşlik hukuku tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Başkan Görmez, şöyle devam etti:

“Her insanda Allah’ın ruhundan bir nefha vardır.  Her insan, Allah’ın bir ayetidir. Her insan, Allah’ın muhteşem bir eseridir. Her insanın kalbi, Allah’ın evidir. Bizim insana bakışımız hep böyle olmuştur. Onun için İslâm medeniyetinde yaşayan diğer din mensupları barış ve huzur içinde varlıklarını devam ettirmişlerdir. Altı asırdır müslümanların arasında varlıklarını inkişaf ettiren gayrimüslimler ve onların mabetleri, bütün Müslümanlara bir emanettir” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Latince’deki “insan insanın kurdudur” deyişine de atıfta bulunarak, “İnsan, insanın yurdudur, umududur” diye konuştu. Başkan Görmez, şöyle devam etti:

"Benim sözünü ettiğim Muhammed Mustafa'nın insanlığa armağan ettiği evrensel insanlık kardeşliği anlayışına göre, insan insanın kurdu değil, yurdudur, umududur, sığınağıdır, velisidir, dostudur. İslam'ın ve İslam irfan geleneğinin insanlığa armağan ettiği bu evrensel insanlık kardeşliği anlayışına göre, yeryüzünde en büyük dost, yaratıcımız Allah'tır ve tabii ki bu en büyük dostun en güzel ve en büyük mekanı da insanoğlunun kalbidir, yüreğidir.”

 “Aynı secdeye kapanmaktan neşet eden kardeşliğimiz var”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, yaratıcı eksenli kardeşlikle birlikte bir de iman kardeşliği bulunduğunu söyledi. Başkan Görmez, şöyle konuştu:

“Bizim bir de bütün bunlara ilaveten din-i mübîn-i İslâm’dan kaynaklanan ikinci bir kardeşliğimiz var.  Bu kardeşlik soy, sop, ırk, dil, renk, coğrafya, bölge ve asabiyet eksenli bir kardeşlik değildir. Bu kardeşlik, aynı dine, aynı imana, aynı inanca, aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı kitaba, aynı hesaba, aynı mizana iman etmekten kaynaklanan; Rabbin huzurunda aynı kıbleye yönelmekten, aynı kıyama durmaktan, aynı rükûya eğilmekten, aynı secdeye kapanmaktan neşet eden büyük kardeşliğimizdir.”

“Aynı cephelerde birbirimizi müdafaa etmekten gelen kardeşliğimiz var”

Müslümanlar için geçici ve küçük mensubiyetler olduğu gibi bir de kalıcı ve büyük mensubiyetler olduğunu vurgulayan Başkan Görmez, asıl büyük aidiyetin İslâm’a olan aidiyet olduğunu kaydetti. Başkan Görmez, şöyle devam etti:

“Bizim bu topraklarda yaşayan insanlar ve Müslümanlar olarak üçüncü bir kardeşliğimiz daha var. Bu da, aynı tarihi, aynı kültürü, aynı coğrafyayı paylaşmaktan, aynı kaderi yaşamaktan, ortak kederlerimizden, ortak sevinçlerimizden, aynı cephelerde birbirimizi müdafaa etmekten kaynaklanan kardeşliğimizdir. Bir ırka, bir dile, bir kültüre ve bir coğrafyaya mensubiyetimiz küçük mensubiyetlerimizdir. Asıl büyük aidiyet ve mensubiyetimiz, İslâm’a, İslâm ailesine olan mensubiyetimizdir. Önemli olan kardeşlik, şairin “İntisâbım tâ ezeldendir Cenâb-ı Ahmed’e” dediği gibi doğumunun 1441. yıl dönümünü kutladığımız Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) olan intisabımızdan kaynaklanan kardeşliğimizdir.”

Tarihte yaşanan acıları değerlendirirken zaman zaman hatalar yapıldığını da söyleyen Başkan Görmez, tarihi olayları sorgulamanın önemli olduğunu ancak bu olayların sürekli günümüze taşınarak ayrışmalara yol açılmasının doğru olmadığını vurguladı. Başkan Görmez, şöyle devam etti:

“Tarihte yaşanmış acılar var. Zaman zaman bu acıları değerlendirirken hatalar yapıyoruz. Sürekli bu acıları günümüze taşıyarak, birbirimize hesap sormak doğru değildir. Biz ne Sıffîn savaşında vardık ne de Kerbela’da. Elbette sorgulamak önemlidir. Ama affetmek daha önemlidir. Affetmek ve unutmak daha da yüce bir davranıştır. Yusuf Peygamber kendisini kuyuya atan kardeşleriyle karşılaştığında ne dedi biliyor musunuz? ‘Bugün size hiçbir kınanma yoktur’ dedi. Efendimiz (sav) de kendisine her türlü işkenceyi reva gören, dostlarını arkadaşlarını, amcasını öldüren insanlarla Mekke’nin fethinde karşılaştığında ‘Ben bugün Yusuf’un kardeşlerine söylediğini söylüyorum. O nasıl ki kardeşlerine bugün sizin için kınama yoktur’ dedi. Ben de diyorum ki, bugün hiçbirinize kınama yoktur. Siz bugün benim ne kadar kerim bir kardeş olduğumu göreceksiniz.”

 Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuşmasını, “Yüce Rabbimiz, yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanlara Peygambere kardeş olma liyakatine ulaşmayı nasip eylesin ve onun özlemini çektiği kardeşler olmayı hepimize nasip eylesin” duasıyla tamamladı.

“Kardeşlik ahlâkı ve kardeşlik hukukunu tekrar hatırlatmak ve üzerinde hassasiyetle durmak gerekir”

Açılış törenine eşi Emine Erdoğan ile birlikte katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da İslâm’ın ortaya koyduğu kardeşlik ilkelerinin hayatın temelini oluşturan ilkeler olduğunu belirterek, “bu ilkeleri benimseyen bir topluluk, huzuru elde etmiş bir topluluktur” dedi. Kardeşlik hukuku üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hz. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: 'Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu yardımsız bırakmaz. Onu tahkir etmez.' Efendimiz (sav) üç defa kalbine işaret ederek, 'Takva şuradadır. Müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her Müslümanın namusu, kanı, malı ve onuru Müslümana haramdır.' demiştir. Bu son derece sade, basit ve anlaşılır ifadeler, esasen hayatımızın ve münasebetlerimizin temelini oluşturan ilkelerdir. Bu ilkeleri anlamış, bu ilkeleri özümsemiş, bu ilkelere kalbinde yer açmış bir topluluk, her alanda anlaşmazlıkları çözmüş, husumetleri ortadan kaldırmış, huzuru elde etmiş bir topluluktur."

Kardeşlik ve kardeşlik hukukunun herkesin hayatına egemen olması gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, komşunun komşusuna karşı kardeşliğini hatırlaması, trafikteki her sürücünün kalbinde bu ilkeyi hissetmesi, her esnaf, tüccar, işçi ve işverenin bu ilkeyi hatırında tutması, siyasetçi, idareci, bürokrat ve memurun tüm işlerinde ve tüm münasebetlerinde kardeşlik hukukunu gözetmesi gerektiğini ifade etti.  Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Aynı medeniyetin, aynı kültürün mensupları olarak, aynı kıbleye dönen, aynı secdede Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmeyen topluluklar ve ülkeler, bu hassas ilkeye özenle riayet etmelidir. Bugün modern dünyada Müslümanların karşı karşıya bulundukları büyük meseleler, maalesef kardeşlik gibi en basit ilkelerin çiğnenmesinin bir sonucudur. Bu en temel ilkeler yeniden hatırlandığında, yeniden hayata geçirildiğinde ve üzerinde hassasiyetle durulduğunda en büyük meselelerin bile kolayca çözüleceğine şüphe yoktur."

 “Bugünün bereketi ve anlamları büyüktür”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da,  Hz. Peygamber’in doğum gününün yüzyıllardır ruhları ve vicdanları tazeleyen bir gün olduğunu ifade ederek, "Bugünün bereketi ve anlamları büyüktür" dedi.

Yaradılışın temelinin sevgi olduğunu ifade eden Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "Öyle olduğu içindir ki, bizim Peygamberimiz sevgi Peygamberidir, dinimiz sevgi dinidir. Onun yolundan gidenler, sevgide yarışırlar, nefrette değil; iyilikte yarışırlar, kötülükte değil; merhamette yarışırlar, zalimlikte değil; adalette yarışırlar zulümde değil" şeklinde konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez program sonunda tüm katılımcılara Peygamber Efendimiz (sav) ve kutlu doğumun sembolü olan gül hediye etti.



FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.