1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Ömer Dinçer'in Haber Türk televizyonunda katıldığı programın metni
Ömer Dinçer'in Haber Türk televizyonunda katıldığı programın metni

Ömer Dinçer'in Haber Türk televizyonunda katıldığı programın metni

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Haber Türk Ankara Temsilcisi Ali Can Türkoğlu'nun Sorularını Yanıtladı ALİ CAN TÜRKOĞLU - Evet, ilkokullar bugün itibariyle başladı, yeni eğitim devreye girmiş durumda ve eğitimin başındaki isim, Milli Eğitim Bakanı Sayın

A+A-

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Haber Türk Ankara Temsilcisi Ali Can Türkoğlu'nun Sorularını Yanıtladı

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Evet, ilkokullar bugün itibariyle başladı, yeni eğitim devreye girmiş durumda ve eğitimin başındaki isim, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'i ağırlıyoruz bugün Haber Türk ekranlarında.

Öncelikle hoş geldiniz Sayın Bakan.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Hayırlı olsun yeni eğitim ve öğretim yılı başladı diyelim.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Çok teşekkür ederiz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Tabi çok gündemde konu var, ancak eğitimle ilgili, dün Sayın Başbakanın açıklamalarıyla başlayalım belki. Çünkü dünden itibaren dershaneler konusu tartışılmaya başlandı, Türkiye'de de tekrar tartışmaya başlandı diyelim. Dershaneler kapatılacak dedi Sayın Başbakan. Ne zamandan itibaren devreye girecek, belki çalışmalar devam ediyor konuyla ilgili ama, önce bununla başlayalım sonra devam edelim dilerseniz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Tabi ben her şeyden önce bu yıl, yani 2012-2013 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şimdi yeni bir öğretim yılına başlıyoruz, bu öğretim yılına başlarken yeni bir sistemle başlıyoruz. Dolayısıyla ilkokullar birinci sınıflarda, ortaokulların birinci sınıflarda ve nihayet lise birinci sınıflarda yeni sistemin de ilk adımlarını bugün atmış olduk. Ben bu vesileyle yeni sistemin de hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu sistemin üzerinden kurguladığımız büyük hayallerimiz, umutlarımız var dilerim bunlar gerçekleşir. Biz bunun için de elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. Ama bahsettiğiniz mevzuyla ilgili bugünlerde çok somut bir şey söylemek zor. Bizim böyle bir hedefimiz, bir vizyonumuz var, ama çalışmayı yaptık, tamamladıktan sonra ancak daha ayrıntılı bilgiyi vermek istiyorum. Bizim hedefimiz, ülkede eğitimi, Bakanlıkların tanzimi ve tasarımı içinde yürüttüğümüz ve okullarımızda öğretmenler vasıtasıyla verdiğimiz bir eğitim üzerine oturtmak. İstiyoruz ki bütün öğretmenlerimiz sınıfta olsun, istiyoruz ki bütün çocuklarımız okulda eğitimini alabilsin ve dolayısıyla da onun dışındaki herhangi bir kuruma ihtiyaç hissetmeyelim.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- O zaman yanlış anlamadıysam aslında dershaneleri oluşturan bu sistemin topyekûn değişmesi ve tüm öğretmenlerin okullarda yer alması.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Normalde bizler bu ülkede okullardan bekleneni vermek için çaba sarf edeceğiz. Onun dışında başka ikame faktörlere çok sıcak bakmıyoruz. Bu açıdan da dershanelerin de özellikle ilk, ortaöğretimdeki takviye niteliğindeki eğitiminin çok doğru olmadığı kanaatini taşıyoruz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Peki, Bakanlık olarak hiç bu konuyla ilgili dershane sahipleriyle herhangi bir görüşmeler, temaslar oldu mu, yoksa bu ilerleyen dönemde mi başlayacak?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- İlerleyen. Çalışmaları yeni başlattığımızı ifade edersem belki daha açıklayıcı olur. Henüz bu konuda çok somut bir adım atılmış değil.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Peki, Sayın Bakan, gelelim sisteme, 4+4+4 sistemi çok tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor öncelikle. İşte bugün de bulunduğumuz Mamak Kazım Orbay İlkokulunda mini mini birler tabirindeki çocuklarımız öğretime başladılar.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Ama gördünüz nasıl heyecan, nasıl coşku, sevinç vardı.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Evet, çok büyük yoğun bir heyecan var.

66 aylık konusu çok tartışıldı. Öncelikle sisteme genel bakarsak çok acele geçildiği eleştirilerine katılıyor musunuz Sayın Bakan 66 aylık sisteme?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Ben bunu çok doğru bulmuyorum. Yani aceleden kasıt, yani yıllar yılı planlayıp ondan sonra eyleme geçmekse ortadaki sonucu değiştirecek esas kriter burada ne onu görmek lazım. Şu anda 66 aylık eğitime geçtiğimiz zaman bile normalde çocuklarımızın zaten yüzde 70'e yakını 1 yıl önceden okul öncesinde eğitim almışlardı. Yine başka bir perspektiften baktığımızda biz 68 aylık çocuklarımızın önemli bir miktarını, yüzde 60'tan, 70'ten fazlasını yine önceki yıl eğitime almıştık, üstelik belki de onların bir kısmı okul öncesi eğitimi bile almadan başlamışlardı. Buradan hareketle baktığımızda Türkiye'nin bu zamana kadar geldiği yeri, kat ettiği mesafeyi gördüğünüzde buna hazırlıklı olduğumuzu ifade edebiliriz. Hem okul öncesi eğitimin geldiği nokta, hem 68 aydan itibaren çocuklarımızın okula başlıyor olmalarıyla ilgili şimdiye kadar ki tecrübelerimiz bizim daha fazla gecikmemize izin vermezdi.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Ama önceden böyle bir zorunluluk yoktu. Hani 68 aydan sonra illa vereceksin denmiyordu. Bu zorunluluğun nedeni ne, niye 66 ayda ısrar var da, hani 66 ayda başlayın, ama eski sistem gibi ne zaman vereceğine veliler karar versin denmiyor mesela.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Çünkü çocuklarımıza biz hayatlarında yaklaşık 1 yıl daha kazandırmak istiyoruz. Tüm dünyanın genel eğilimi şu anda daha erken yaşlarda çocukları eğitime alma doğrultusunda. Biz okul öncesi eğitimi zorunlu yapamadık. Belki zamanla o da zorunlu hale gelebilir. Çünkü Türkiye'nin özellikle kırsal bölgeleri ve coğrafi yapısı sebebiyle zorunluluğun çıkarabileceği birçok sıkıntı vardı, onları zaman içinde belki ilerledikçe aşma imkanımız olacak. O yüzden yaşı biraz daha erkene alarak ilkokulda eğitimi öne çekmek ve çocuklarımıza zaman kazandırmak istedik. Bu sadece bizim bir eğilimimiz değil. Dünyanın pek çok ülkesi zaten şu anda 60 aylıktan sonra çocuklarına eğitim alırken yeni birçok ülkede daha erken yaşlarda çocukları eğitime alabilmek için hazırlık yapıyor. Türkiye bu konuda bence bu kez proaktif davrandı ve birçok ülkeden daha çabuk dış dünyadaki değişimlere ayak uydurdu demek mümkün.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Peki, e-okul sistemiyle otomatik kayıt gerçekleştirildi, 2 milyonu aşkın öğrenci ilkokula başlaması öngörülüyor, 2 milyon 313 bin 888 diye hatırlıyorum.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Bu doğru bir bilgi değil.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Var mı net bir sayı?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Şimdi bakınız, biz birtakım istatistiki bilgileri de yayınlarız, o yüzden çok sağlam bir bilişim altyapısına sahibiz. 2 milyon 300 bin kişi dediğimizde 60 ay ve üzeri olan çocuklarımızdan okula gitmiş olmayanların tamamını kast ediyoruz. Bizim yıllık olarak normalde bir eğitim dönemi için öğrenci kapasitemiz 1 milyon 300 bin civarındadır. Bu öğrencilerden önemli bir kısmı zaten 68 aylık çocukları da kapsıyordu. Yeni yapıyla birlikte 66 aydan sonrasını zorunlu kıldığımız için bizim tahminlerimiz 478 bin öğrenci, hadi bilemediniz 500 bin öğrenci diyelim, yeni 500 bin öğrenci gelecek. Az önce ifade ettiğim gibi zaten bunlardan bir kısmı geçtiğimiz yıllarda eğitime devam ettikleri için bizim yaklaşık olarak bu yıl birinci sınıflardan başlatacağımız öğrenci sayısının 1 milyon 600 bin olacağını düşünüyoruz. Peki, o 1 milyon 300 bin rakamı nereden çıkıyor? 60 aydan sonraki bütün çocukları biz istatistiki olarak kaydımıza aldığımız için söz konusu. Değilse 60 ay ila, 66 ay arasındaki çocukların okula gitme zorunluluğu yok. Bu açıdan 2 milyon 300 bin rakamı çok şaşırtıcı ve yanıltıcı rakamdır.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Peki, 60-66 aylıklara geldiğimizde tercihe bağlı, velinin tercihine bağlı olarak gönderiliyor. Haber merkezine de bazı bilgiler geliyor. Mesela İstanbul'da bazı okullarda 60-66 ay arasındaki öğrencilerde kayıt yapılmış olmasına rağmen okullardan geri gönderildiğine ilişkin, yer olmadığına ilişkin böyle bir bilgi geldi mi? Yani 60-66 aylıkların eğitimi konusunda şu anda bir sıkıntı öngörüyor musunuz?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Bizim Bakanlık olarak böyle bir tasarrufumuz yok. Ve böyle bir tasarrufu da uygun görmeyiz, çünkü genel yaklaşımımız bu değil bizim. Eğer bu konuda okullarının özel şartlarını göz önüne alarak tasarrufta bulunan okul yöneticileri varsa bunun ben çok şahsi tavırlar olduğunu düşünüyorum, bize de ulaşırsa gereğini yaparız diye bakıyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Buradan da duyurmuş olalım.

Yine rapor tartışmasına dönelim. Sayın Başbakanın sert sözleri olmuştu, özellikle rapor alan veya almak isteyen velilere ilişkin olarak. Sizce rapor alan çocukların ilerisi için söylüyorum, psikolojilerinde bir etkilenme durumu olabilir mi, olumsuz etkilenme söz konusu olabilir mi?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Yok, yani tabi orada raporun içeriğiyle alakalı husus çok önemli. Orada normal şartlarda çocuklarımız için verilen rapor daha çok çocuk fiziki olarak yahut da bulunduğu gelişmişlik seviyesi olarak bu yıl okula başlamaya uygun değildir diye bir rapor verildiğinde bu çocuğun kendisinde zihni veya bedeni bir özür olduğunu anlatmaz. Bu açıdan ertesi yıl eğitime başladığında herhangi bir sorun olmayacaktır. Şimdi burada esas dikkati çekmek istediğim husus, bu rapor uygulamasının yeni başlıyor olması değil. Biz 72 aylık çocukların da okula başlaması esnasında yönetmeliğimiz gereği eğer çocuk fiziki gelişimini tamamlayamamışsa veya eğitime hazır değilse zaten bir rapor alarak eğitimini 1 yıl tehir ettirmesine imkan veriyorduk. 66 aylık çocuklarımızın başlamasıyla yeni uygulamaya koyduğumuz bir uygulama değil bu. Bu açıdan bakıldığında zaten var olan önceki yıllarda da yürüttüğümüz bir uygulamaydı, bu sene de onu tekrar ediyoruz. Bu açıdan velilerimizin tedirgin olacağı, endişe edeceği herhangi bir durum söz konusu değildir. Çocuğunu okulumuza gönderen ve eğitime başlatan bir veli kadar, çocuğu için endişe duyan ve rapor sebebiyle göndermeyen velimiz de bizim için önemlidir ve değerlidir. Zaten bu çocuğun eğitimden uzak kalacağı anlamına da getirilmemeli. Birinci sınıfa başlaması konusunda endişe duyan veli varsa biz o çocuğu okul öncesi eğitime alacağız ve her halükarda 66 aylık çocuklarımız eğitime başlayacak. Ama birinci sınıfta, ama okul öncesi eğitimde başlayacaklar, o açıdan hiçbir tereddüdün doğmaması kanaatindeyim.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Derslik sıkıntısı var, bunu siz de söylediniz ki geçtiğimiz gün…

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Özellikle 10-11 ilimizde derslik sıkıntımız yüksek.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- İkili sistem açısından sormuyorum, sabahçı öğlenci sistemi zaten vardı devam ediyor bir şekilde. Ancak çok erken kalkmak, çok geç eve gelme konularında aileler kaygı içerisinde en azından belirli kesimlerde diyelim. Bu 10-11 ildeki derslik sıkıntısının ne zaman çözülmesini bekliyorsunuz, nasıl çözülmesini bekliyorsunuz? Ve bu çocukların çok erken okulda olup çok geç çıkması konusu bir çözüme kavuşacak mı ilerleyen dönemlerde?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Şimdi bakınız, aslında biz geçtiğimiz yıldan itibaren bu 11 ili stratejik öncelik olarak ele aldık ve yatırımlarımızın önemli bir miktarını bu alanlara doğru kaydırmaya başladık. Mesela Ankara'da bu sene 3 bin derslik kazandırıldı. İstanbul'da 4 bin 900 derslik kazandık. Bu rakamlar çok küçümsenecek rakamlar değil. Bu kazandığımız rakamlarla aslında biz o bölgedeki çocuklarımızın, yaşı gelen çocuklarımızın kapasitesinden daha fazla bir derslik kapasitesi oluşturabiliyoruz. Ancak maalesef bu illerimiz çok yoğun bir göç alıyorlar. Mesela Ankara'ya bu yıl az önce verilen bilgilere göre yaklaşık 190 bin civarında yeni göç oldu. İstanbul'da yine buna benzer rakamlar telaffuz etmek mümkün. Bu açıdan göç sebebiyle derslikleri yetiştirme imkanımız olmuyor. Ama her şeye rağmen biz bundan pes etmeyeceğiz, yine öncelikli olarak bu illerimizde eğitim yatırımlarına daha fazla ağırlık vereceğiz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Bazı müdür ve müdür yardımcılarının odalarını da tekrar derslik haline çevirmişsiniz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Evet, oradan hareketle de zaten bunu söylüyorum. Geçen yıl tüm Türkiye'de yaklaşık olarak 11 bin 500'ü yeni derslik olmak üzere, 10 bin 600 civarında da proje dışı uygulamaları yeniden dersliğe dönüştürerek yaklaşık 22 bin derslik kazandık, 22 binden biraz daha fazla. 30 öğrenci olarak bakıldığında bunun 660 bin öğrenci edeceğini düşünebilirsiniz. 40 öğrenci olarak bakarsanız 850 bin, 900 bin insan eder. Bizim bu yıl başlayacak toplam yeni öğrenci sayımız 650 bin ila 700 bin arasında olacak maksimum. O açıdan bakıldığında yeni yaptığımız dersliklerle aslında biz oluşan kapasitenin üstünde bir imkan sağlamış olacağız. Ama dediğim gibi Türkiye'nin daha önceden birikmiş derslik sorunu var. Bizim önümüzdeki yıllar için yaklaşık 170 bin dersliğe daha ihtiyacımız var ve bunun için de elimizden geleni yapacağız. İşte yeni olarak kamu-özel ortaklığını, kiralama yöntemlerini de devreye alıyoruz. Muhtemeldir ki çok daha hızlı çözmemize imkan verecek.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Bu yap-kirala-devret modelini mi dediniz?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Ama bu ikili eğitim için bir şeyi söylemek istiyorum doğrusu. Bakınız ikili eğitimde ilkokulların ders saatlerinde çok fazla artış olmadı, hatta azaltma bile var. Özellikle sosyal etkinlikleri dersten saymayacak olursak okullarda ders saatlerimiz azaldı bile denilebilir. Ama ortaokullarda ders saatimizi artırdık, her gün 1 saat daha fazla ders saatimiz olacak, normal ders saati olarak bahsediyorum. Bunun ikisi sebebi var. Onlardan bir tanesi, biz eğitim sistemimizi daha demokratik ve daha esnek hale getiriyoruz. O yüzden de bunun temel göstergesi olan seçimlik derslerimizi artırdık. Bir ortaokulda çocuklarımız haftada 8 saat seçimlik ders alabilecekler kendi ilgilerine, kendi tercihlerine göre. Şimdi ben soruyorum, eğer seçimlik ders alarak çocuklarımızın spor, resim, müzik, dini bilgiler veya diğer beşeri kabiliyetleri ve becerileri için kendilerine imkan vermek mi bizim için daha önemli, yoksa günde 1 saat daha geç okuldan çıkmak mı önemli? Biz Bakanlık olarak bir tercihte bulunduk. Bunu çocuklarımızın ilgi ve tercihlerinin açığa çıkarılması ve aktif hale getirilmesi olarak kullandık birinci sebep bu. İkincisi ise; küresel düzeyde çocuklarımızın rekabet edebilir bilgi ve yeteneklere sahip olmasını istiyoruz. Mevcut eğitim sistemimizle küresel düzeyde başarılı olan ülkelerin eğitim sistemlerini mukayese ettik. Yaklaşık 43 ülkeyle yaptığımız mukayesede gördüğümüz husus şu: Biz ilk 8 yılda çocuklarımıza diğer ülkelerle kıyaslandığında 674 saat daha eksik ders veriyoruz. Yılda 720 saat ders verdiğimizi hesap ederseniz neredeyse 1 yıl daha eksik eğitim veriyoruz. Çocuklarımız 198 saat daha az matematik dersi alıyorlar, 150 saatten daha az, 150-155 saat arası daha az sosyal bilgiler dersi alıyor, 115 saat daha az fen bilgisi dersi alıyor, 215 saat daha az beden eğitimi dersi alıyor, 169 saat daha az din dersi alıyor.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Hiç fazla aldığımız bir şey yok mu Sayın Bakanım?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Fazla aldığımız tek ders Türkçe dersi. 200 saat daha fazla Türkçe dersi veriyoruz, ama onda da yine başarımız tartışılıyor gördüğünüz gibi. O açıdan bakıldığında biz küresel dünyayla da uyum sağlayacak bir eğitim sistemi tasarladık, bu yüzden de ders saatlerimizi artırdık. Biz eğer fedakarlık etmezsek çocuklarımızın 1 saat daha fazla okulda kalmasını sağlamazsak ne demokratik ve esnek bir eğitim sistemine sahip olacağız, ne de küresel düzeyde ona uygun bir eğitim sistemine. Tercihi kamuoyuna bırakıyoruz, bu konuda aldığımız kararın doğruluğuna lütfen onlar karar versinler.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Neden aldığınızın iki sebebini de net bir şekilde açıklamış oldunuz. Peki, seçmeli dersler de çok tabi, seçmeli ders öğretmenleri konusunda bir sıkıntı var mı? Çünkü hangi çocuğun veya kaç çocuğun hangi dersi seçeceği belli değil dolayısıyla branşlaşma nasıl olacak? Mesela Kürtçe öğretmenliği kim yapacak, bunlar belirlendi mi mesela örnek olarak?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Tabi şunu söylemek lazım: Bir kere her şeyden önce 12 Eylül'e kadar seçimlik dersler için çocuklarımıza süre verdik. Yani o tarihe kadar şayet çocuklarımız ve velileri ister evlerinden bilişim ortamında, isterse okullara gelerek tercih ettikleri dersleri bize ulaştırırlarsa, bildirirlerse biz de haftanın geri kalan günlerinde programımızı yapma imkanına sahip olacağız. Şu anda seçimlik derslerle ilgili hangi tür öğretmene ne kadar ihtiyacımız olduğunu görme şansımız yok. Sadece tahminlerde bulunuyoruz, bu hafta sonunda belli olacak. Önümüzdeki hafta içerisinde mevcut öğretmenlerden seçimlik derslerde istihdam edebileceğimiz öğretmenlerimizi belirleyeceğiz, onun dışında diğer potansiyeli, yani ücretli öğretmen imkanlarını araştıracağız ve çocuklarımızın istediği, en az 10-12 öğrencinin tercih ettiği bütün dersleri açmak için elimizden geleni yapacağız. Ama eğer buna rağmen öğretmen bulmakta veya başka sıkıntılar sebebiyle dersleri açmakta zorlanırsak en azından bu yıl için velilerimizin bizi hoş görmelerini arzu ediyoruz. Çünkü bizim için ilk adım bu, bu yıl bazı sorunları yaşamamız çok tabii, elimizden geldiği kadar çözeceğiz. Ama gelecek yıl için çok daha planlı, çok daha oturmuş bir programımız olacak bunu şimdiden söylemek mümkün.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Sayın Bakanım, biz sizinle burada tabi sistemi konuşurken bir yandan da atama heyecanı yaşanıyor Milli Eğitim Bakanlığı'nda. Şu anda izleyicilerimiz de yeni atanan öğretmenlerin sevinçlerini görebiliyorlar. Bu konuyla ilgili de aslında çok soru geliyor, de eminim çok geliyordur, bize de çünkü gerçekten aşırı çok fazla soru geliyor. Özür grubuna ek atamalar, eş durumundan atamalar bunlara ilişkin bir takvim veya sayı var mı Sayın Bakan, yani özür durumundan veya eş durumundan atamalar gerçekleştirilecek mi?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Şimdi biz okullar açılmadan, yani önümüzdeki hafta sonuna kadar bu sorunların tamamını bitirmiş olacağız. Hepsiyle ilgili çok yoğun çaba sarf ettik tüm Ağustos boyunca. Biliyorsunuz atama ve yer değiştirmelerle ilgili sistemimizi de değiştirdik. Artık yılda 1 kere atama yapacağız. Dolayısıyla yılda yine 1 kere yer değiştirmeler yapacağız ve bunların tamamını Ağustos ayında yapacağız. Şimdi şayet bugün bir kere 40 bin öğretmeni atadık, hayırlı olsun. Ve bu atama sebebiyle yeni öğretmenlerimize yuvanıza hoş geldiniz, ailemize güle güle katılınız diyorum ve onları tebrik ediyorum. Ancak bu yıl yine diğer yıllardan farklı olarak şayet boş kadromuz olursa ve atanamayan öğretmen olursa onu bekletmeksizin diğer eksik kalan alan öğretmenliklerinin kontenjanlarını artırarak onu tamamlayacağız. O yüzden de bu yıl yedekler de belirleniyor bildiğim kadarıyla.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Yani hiç bekleme olmadan atama gerçekleştirilecek.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Beklemeden 40 bin kadroyu dolduracağız ve eğer belirli bir alanda yeteri kadar talep yoksa diğer alanlara o kadroları belirli oranlarda kaydırarak atamalarını yapacağız ve böylece bu kadroyu tamamlayacağız. Ve yıl içerisinde bir daha atamamız olmayacak. Yani Şubat ayında mesela geçtiğimiz yıllarda bazen atama yapılıyordu, bu yıl bunu yapmayacağız. Dolayısıyla artık biz okullar açıldığında ister özür durumundun atama olsun ister eş durumundan, ister diğer isteğe bağlı durumlardan veya yeni atamalardan olsun tamamını tamamlamış ve öğretmenlerimizle artık eğitime hazır hale gelmiş olacağız.

Eş durumuyla atamayla ilgili olarak da yine biz şu ana kadar bize müracaat edenlerin önemli bir kısmının atamasını gerçekleştirdik. Buradan kamuoyuyla paylaşmak istediğim bir husus var. Bize bu durumdan dolayı atama talep eden öğretmen sayımız birkaç kişi değil. Bu sene isteğe bağlı ve özre bağlı hem il içi, hem iller arası tam 158 bin civarında öğretmenimiz atama talep etti, yer değiştirme talep etti. Sadece eş durumundan atama talep eden öğretmen sayımız 25 binin üzerinde. Özür durumundan atama talep edenleri de buna ilave ettiğimiz zaman 50 bini geçiyor. Biz elimizden geldiği kadar özür durumuna bağlı da atamayı gerçekleştirmeye çalıştık. Bizim esas arzumuz, öğretmenimizin mutlu olması, huzur içerisinde okuluna gidip gelmesi. Ama bu yıl her yıldan farklı bir durumu yaşıyoruz, bunun da anlayışla karşılanması gerektiğini istiyor ve bekliyoruz. Çünkü bir kere her şeyden önce yeni eğitim sistemi sebebiyle ilkokullardaki dördüncü ve beşinci sınıftaki sınıf öğretmenlerimiz birinci sınıftan başlıyorlar, elimizde birinci sınıflar için 2 misli öğretmen oluştu. İkincisi ise; yeni yaptığımız atamalar sebebiyle öğretmen kadrolardaki doluluk oranımız yüzde 80'in üzerine çıktı. Artık eskiden olduğu gibi kadrolarımız yarı yarıya boş değil, şu anda yüzde 15, yüzde 20 arasın bir boşluğumuz var, biz oraya atama yapabiliyoruz. Aksi takdirde norm fazlası öğretmenler oluşuyor illerimizde. Şu anda bile illerimizde yaklaşık olarak 33 bin civarında norm fazlası öğretmenimiz var. O yüzden de il emrini kaldırdık. Çünkü, diyelim ki bir A ilimizde merkezde elimizde 500, 600, 700 civarında fazla öğretmen varken ilçelerde öğretmen bulamıyoruz, bir o kadar, belki daha fazla ücretli öğretmen istihdam ediyoruz. Bu, bu ülkenin ciddi anlamda bir maddi kaybına sebebiyet veriyor. Şu andaki norm fazlası öğretmenlerimizin mali olarak bize mükellefiyeti aşağı yukarı 1 milyar 200 milyon liraya yakın, 1 milyar 188 milyon lira civarında. Çünkü, bir öğretmenimizin maliyeti aylık bize 3 bin lira. Bunun tamamı eline geçmiyor, ama Sosyal Sigortalara, genel sağlık sigortasını falan dahil ettiğimizde 3 bin lira. Yılda 36 bin lira ediyor ve 33 bin öğretmenin maliyesi 1 milyar 100 milyon liradan fazla. Şimdi ben kamuoyuna soruyorum, eğer bu sene yüzde 100 eş durumundan atamayı, yüzde 100 sağlık durumundan atamayı yaparsak, bu 33 binin üzerine yaklaşık bir 17 bin daha olacak ve bizim maliyetlerimiz 1,5 milyar lirayı aşacak. O zaman bu ülke 1,5 milyar liraya yılda 150 tane okul yapar. Biz eğitim camiası olarak artık daha rasyonel kararlar vermek zorundayız ve politikalarımızı değiştirmeliyiz.

Şimdi ben tekrar buradan öğretmenlerimize şu mesajımı vermek istiyorum: Eş durumundan değil sadece hangi gerekçeyle olursa olsun öğretmenlerimizin arzularını maksimum derecede gerçekleştirmek için inanın elimizden geleni yapıyor gece-gündüz uğraşıyoruz. Ama gücümüzün yetmediği, altından kalkamadığımız mükellefiyetler için anlayış bekliyoruz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Peki Sayın Bakan, siz de az önce aktardınız, yılda sadece bir kere Ağustos ayında yapılacak atamalar dediniz. Ancak bu hafta, kararnamenin bu maddesine ilişkin Anayasa Mahkemesine de başvuru yapıldı ve bu hafta görüşecek Anayasa Mahkemesi. İptal edilirse ne olacak?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Hangisi?

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Bu, yılda bir kere ve sadece yaz ayında yapılacak ibaresi Anayasa Mahkemesi…

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Hayır, bu kanun maddesi, 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yaptığımız bir düzenleme. Dolayısıyla, buna dair ben bir itiraz olduğunu hatırlamıyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Benim bildiğim kadarıyla Anayasa Mahkemesi bu hafta içinde…

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Anayasa Mahkemesine kanun gitti ama, kanun daha çok seçimlik dersler ve 4+4+4 sistemiyle alakalı gitti. Bu maddeyle ilgili bir itiraz var mı onu hatırlamıyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Son soru olarak da şunu sorayım Sayın Bakanım, sonra Bakanlar Kurulu toplantısı da var bugün biliyorum, oldukça yoğun hafta. ÖSYM'ye ilişkin çok tartışmalar yaşanıyor, her sınavdan sonra kopya iddiaları ve sınavın iptal edilmesi söz konusu oluyor. ÖSYM Başkanı Sayın Ali Demir'e de istifa çağrısı çok yapılıyor özellikle muhalefet tarafından. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz, ne diyeceksiniz? Bu kadar sınavda bu kadar iddianın arka arkaya gelmiş olması bir başarısızlık mıdır, yoksa hep denk geliyor yorumunda mı bulunacaksınız?

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Aslında ben şunu söylemeliyim: Doğrusu bu laf ne kadar doğru emin değilim ama, Çinlilerin şöyle bir bedduası varmış: Çok kızdıkları kişilere, dilerim değişim yıllarında yaşarsın derlermiş. Şimdi karşı karşıya kaldığımız birçok sorun aslında değişim yıllarına tekabül ediyor. Şu anda ÖSYM kendi içinde çok ciddi bir şekilde yeniden yapılanıyor ve Türkiye'de hakikaten çok objektif, çok somut düzenlemeler yapıyor. Bu düzenlemeler sebebiyle de yapılan değişikliklerde genellikle tedbirler beklenen hatalar üzerine kurgulanıyor. Ama çoğu kez beklenmeyen hatalar ve beklenmeyen sonuçlar da ortaya çıkabiliyor. Zannediyorum bu değişim süreci tamamlandığında ÖSYM çok daha sağlam, çok daha iyi sınavlar yapacak noktaya gelecek. Ben bu değişimden beklenmeyen birtakım karşı tavırlar, davranışların ortaya çıktığını görüyorum. Çünkü siz bir tedbir alıyorsunuz, bunun diğer muhatapları ona karşı sizin beklemediğiniz bir davranış ortaya koyuyorsa, onun için yeniden tedbir alacak bir zamana ihtiyacınız oluyor. Tahmin ediyorum ki, bu değişim süreci tamamlandığında daha objektif ve adil bir sınav süreçlerine ulaşacağız diye bekliyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Sayın Bakan, çok teşekkür ediyoruz kırmadınız yayınımıza katıldınız. Tekrar yeni eğitim-öğretim yılı bugün ilkokullar için ve gelecek hafta da tüm okullar için hayırlı olsun diyelim.

Teşekkür ediyoruz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER

- Ben de çok teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU

- Evet değerli izleyiciler, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer konuğumuzdu bugün. İlkokulların eğitime başladığı bugünde öğrencilere ilişkin, yeni eğitim sistemine ilişkin ve bundan sonrasına ilişkin önemli açıklamalarda bulunduk.

Tekrar öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılı da hayırlı olsun diyelim. Yeni atanan öğretmenlere de yeni görevlerinde başarılar dileyerek sözü tekrar İstanbul'a bırakalım. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.