1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yönetim sorunu var
Milli Eğitim Bakanlığı’nda yönetim sorunu var

Milli Eğitim Bakanlığı’nda yönetim sorunu var

Türk Eğitim Sen İstanbul 8 Nolu Şube Başkanı Remzi Özmen, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda yönetim sorunu var” dedi. Özmen yaptığı açıklamada, “Belki kızacaksınız ama Sayın Bakanıma yüzde yüz hak veriyorum.

A+A-

Türk Eğitim Sen İstanbul 8 Nolu Şube Başkanı Remzi Özmen, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda yönetim sorunu var” dedi. 
Özmen yaptığı açıklamada, “Belki kızacaksınız ama Sayın Bakanıma yüzde yüz hak veriyorum. Milli Eğitim Bakanlığında yönetim sorunludur. Hani atasözlerimiz vardır tam da kitabın ortasında konuşur gibi. Mesela 'Balık baştan kokar' veya 'baş nereye çekerse ayaklar oraya gider.' İmamı Gazali de 'Ağaç doğrulmadan gölgesi nasıl doğrulabilir' diyor” dedi.
Özmen, “Bazı arkadaşlarımızda alışkanlık olmuş başı takip etmiyorlar. İlla eğitim diyorlar. Mesela iyi insan yetiştirelim, gençlerimizi uyuşturucu ve şiddetin pençesinden kurtaralım, spor alanlarını çoğaltalım, rehberlik hizmetlerini daha verimli hale getirelim. Problemli ailelerin risk altındaki çocuklarına özel ilgi gösterelim, ruhsal bozukluğu olan anne ve babaların yanındaki çocuklara sahip çıkalım, delik ayakkabı, yırtık pantolon giyen çocukların sorunlarını giderelim, çocukları yeteneklerine göre sınıflandıralım, sokakta okul çağında öğrenci bırakmayalım, yanlış arkadaşlardan kurtarıp boş zamanlarını okulda değerlendirmelerini sağlayalım. Kısacası önce eğitelim sonra öğretelim diyorlar, emeğe saygı diyorlar, hak adalet diyorlar, imkanlar ölçüsünde verimli olmaya çalışıyorlar çalışmasına da...” diye ifade kullandı.
‘Yanlış yapıyorlar. Ama baş bunu istemiyor kardeşim, anlamıyor musunuz?’ diye soran Özmen, “Peki, ne istiyor: Bir ay içerisinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden okullara yaklaşık iki yüz tane yazı yazılıyor, bunların okunması isteniyor. Bu yazıların en az yarısına cevap isteniyor. Cevap istenen yazılardan bir kısmı istatistikî bilgilerdir ki saatlerce uğraştırmayı, araştırmayı gerektirir. Toplantılara saatinde katılın deniyor, eksikleri yani tozu toprağı kilimlerin altına süpürün kimse görmesin yeter deniliyor. Olmayanı vardır deyin, olduğundan farklı gösterin okulunuz ve gerçekleri asla kimseyle paylaşmayın, paylaşırsanız ve basında çıkarsanız eksi otuz puan alırsınız diyor. Aldığınız temizlik malzemelerinin parasını, toner, fotokopi giderlerini, kırılan camların bozulan muslukların tamirini parasını bulun yapın diyor. Mutlaka okulda bekçi olsun, bahçeniz okulunuz temiz olsun nasıl yaparsanız yapın diyor. Medyada olumlu reklam yapın size puan vereceğiz diyor” dedi.
Özmen, “Kayıt sırasında gönderdiğimiz öğrencileri kural falan tanımadan okullara yerleştirin diyor. Kitaplarla birlikte gönderdiğimiz başbakanın ve bakanın mesajını velilere mutlaka ulaştırın, eksik kitapları gidin depolardan temin edin bugün bulamazsanız yarın yine gidersiniz halledin kardeşim, çatınız akıyorsa onarın, okulları ortadan bölün, bahçe girişlerini bölün deniliyor. Veliler ALO 147’yi ve BİMER’i istedikleri zaman arar sizi şikayet ederler, odanıza girer hakaretler savurabilirler, hatta sizi şişleyip bıçaklayabilirler, yumrukların ve küfürlerin lafı bile olamaz bu da sizin görevinizin gereğidir deniliyor… vs. Kısacası 'biz emrederiz, siz yaparsınız' diyor. Fikir üretmek yol gösterici olmak sizin haddinize değil, biz o işi velilerle hallediyoruz deniliyor” şeklinde konuştu.
Bakan Dinçer’in konuya ilişkin bir açıklamasını eleştiren Özmen, “Okullarda kaynak sorunu yok, yönetim sorunu vardır diyor. Ama okullardaki bu kaynakların neler olduğunu bir türlü açıklama zahmetinde bulunmuyor. 23.12.2011 tarihli Önder Aytaç imzalı yazıda 'Öğretmen ve idarecilerden sürekli fedakarlık istiyoruz. Bu bir bakan için acaba acziyet göstergesi mi? Bir bakan teşkilatından sürekli fedakarlık istiyor ise bu şu mu demek acaba: Ben sorunları çözemiyorum, gücüm yetmiyor, siz fedakarlık yapın çözün' deniliyor. İyi de personel devletten daha mı büyük ki, devletin çözemediğini personel çözsün” diye konuştu.
Özmen, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Ben de diyorum ki; Çözelim de şu kördüğüm yaptığınız yumak ipliğin başı nerede gösterin de orada başlayalım. Çünkü yumağı birlikte sarmadık. Kiminle sardıysanız ancak onlarla çözebilirsiniz. Aldığınız hiçbir kararda eğitim yöneticilerine söz hakkı vermediniz. Yine Aytaç’ın yazısından bir örnek verelim (Bakan Bey’in brifing aldığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde, özlük haklarının düzeltilmesini isteyen şube müdürlerine 'Hocam memnun değilseniz hemen öğretmenliğe dönün' diye sert ve kaba bir üslup kullanarak çalışanlarını rencide ettiği için, personel sorunlarını bakana iletmeye cesaret bile edemiyorlar. İşin garibi bu kişi bir akademisyen, yönetişim, ekip ruhu, ortak akıl, sinerji gibi kavramları da çok iyi biliyor.)
Sayın Aytaç sizi temin ederim ki bakandan fırçayı yiyen her ilçe müdürü soluğu Kurum Müdürü toplantılarında alıyor, onlar da aynı ifadeleri okul müdürlerine kullanıyorlar. Dedik ya baş nereye çekerse ayak oraya gider diye. Yapamıyorsanız bırakın tehditleri her toplantı salonunda tavanlara çarparak eko yapacak yüksek seslerle dillendiriliyor.
İyi de kardeşim, devletler kurallarla yönetilir. Sizin yetişmenizde de bu öğretmenlerin ve idarecilerin payı olmuştur. Müdür yardımcılığı dediniz sınava girilip kazanıldı. Kurs seminer dediniz hepsine gidildi. 3 yıl 5 yıl neyse bu görevi yapıp tekrar sınava girip müdürlüğü kazandı bu insanlar. Yeniden kurslara tabi tuttunuz, seminerler verdiniz. Bunca emeği bir anda silip atmak öyle kolay mıdır ki, iki lafın başı kapıyı gösteriyorsunuz. Esasında Eğitimden anlayan herkes biliyor ki bu işi siz bilmiyorsunuz. Peki ! ... Neden bırakıp gitmiyorsunuz?” 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.