1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Milli Eğitim Bakanı Dinçer’den grev değerlendirmesi
Milli Eğitim Bakanı Dinçer’den grev değerlendirmesi

Milli Eğitim Bakanı Dinçer’den grev değerlendirmesi

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, dün memur sendikaların grevleri kapsamında öğretmenlerin iş bırakmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Her şeyin tadında bırakılmış olması, bir hakkı duyurduktan ve kullandıktan sonra herhangi bir sorun olmadan tamamlanm

A+A-

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, dün memur sendikaların grevleri kapsamında öğretmenlerin iş bırakmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Her şeyin tadında bırakılmış olması, bir hakkı duyurduktan ve kullandıktan sonra herhangi bir sorun olmadan tamamlanmış olması önemliydi.” dedi.

Kendisine iş bırakan öğretmenler hakkında bir soruşturma olup olmayacağı sorulan Ömer Dinçer, “İşin hukuki boyutu ayrı, hukuken böyle bir grevi yapma hakları var mıydı yok muydu tartışması ayrı bir tartışma. Bu konuda fikrimi beyan ettim. Sorunlarına dikkat çekme ve sorunlarını dile getirme meselesiydi. Eğitimin aksamasından dolayı üzüldüğümü ifade ettim ama her şeyin tadında bırakılmış olması bir hakkı duyurduktan kullandıktan sonra herhangi bir sorun olmadan tamamlanmış olması önemliydi. Umarım burada kalır. Öğretmenlerimizin meselelerini kamuoyuna taşıdıklarını düşünüyorum ve bundan sonra eğitimin aksamaması konusundaki hassasiyetlerini rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

"ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİNDEN VE BAŞARISINDAN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI SORUMLUDUR"

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa katılan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, toplantı öncesi gazetecilerin sorularını cevapladı. Kendisine öğrencilerin üniversiteye giriş sınavı öncesi devamsızlık raporunun verilmediği ve doktorların ailelerden şikayet aldığı yönündeki iddiaları sorulan Dinçer, “Çocuklarımızın eğitiminden ve başarısından Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur, dershaneler veya bir başka kurum değil. Bu açıdan bakıldığında bakanlık olarak okulların açıldığı ilk günden ilk dersten, kapandığı son güne ve son derse kadar eğitim yapma ve çocuklarımızın başarısını arttırma sorumluluğu taşıyoruz. O açıdan biz idari olarak çocuklarımızın okula devamını öğretmenlerin de derslerini ısrarla takip etmelerini bekliyoruz. Eğer öğretmenler sınıfta olursa ki öğretmenler derslerini işlemek istiyor ama öğrenci bulamazlarsa eğitimi başarıyla yürütemeyiz.” diye konuştu.

"ÖĞRENCİLERİN SADECE ÜÇTE BİRİ DERSHANEYE GİDİYOR"

Israrla işin takipçisi olacağını ve son gün son derse kadar okullarda eğitimin yapılmasını takip edeceğini vurgulayan Bakan Dinçer, “Buradan velilere sizlere öğretmenlerimize de sormak istiyorum; şu anda bizim lise son sınıflarda 781 bin civarında öğrencimiz var bu öğrencilerden sadece 280 bin civarında olanı dershanelere gitme imkanına sahip. Öğrencilerin 3’te biri ancak dershaneye gidebiliyor, geri kalan 3’te iki öğrencinin hakkını psikolojisini ve sorumluluklarını kim takip etmeli ve kim korumalı? Diğer öğrencilerimizin de hakkını koruyacak şekilde eğitim yapmak zorundayız. Şayet biz eğitim yapmayacak olursak bu çocuklarımız dershaneye gitmediklerine göre bunların boş geçen zamanlarının hesabını ve bu zaman içerisinde karşı karşıya kalacakları bu sorunun sorumluluğunu kim üslenecek?

Bu açıdan bakıldığında biz bireysel olarak veya küçük grupların çıkarlarını değil tüm eğitim sistemimizin ve bütün çocuklarımızın çıkarlarını ve haklarını korumalıyız. Bu anlamda kendimi sorumlu hissediyor ve problemin çözümü konusunda şimdiden kararlı bir şekilde gitmek istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Kendisine halen Anayasa Mahkemesi’nde görüşülen 4+4+4 eğitim sistemine ilişkin bir soru da yöneltilen Dinçer, şunları söyledi: “Tabi sonucu hakkında herhangi bir fikir söylemem mümkün değil ama özellikle şunu belirtmek istiyorum 4+4+4 ile yapılan düzenlemeler Türkiye’nin gelişmiş dünyayla arasında mesafeyi kapatacak ve oluşmuş stratejik açıklığı ortadan kaldıracak bir düzenlemedir. Biz bu kanunla tüm dünya eğitim sistemine uyum sağlayan, Avrupa yeterlilik çerçevesine imkan veren bir fırsatı yakalamış olduk bu açıdan bakıldığında bizler daha demokratik ve daha esnek bir yapıyla çocuklarımızın küresel rekabette avantaj sağlayacağı biz zemin hazırlamaya çalışıyoruz. Umarım bunu fark eder ve iptali yoluna gitmezler.”
Dinçer, mahkemenin vereceği karardan herkesin etkileneceğini kaydetti.

ÖZEL OKULLARIN EĞİTİMLERİNDEN ÇOK SEÇİLMİŞ ÖĞRENCİLERİN BAŞARILARINI KONUŞMAK DAHA DOĞRU

Özel dershanelerin fiyatlarına yüzde 20 gibi zam yapmasına ilişkin değerlendirme de bulunan Eğitim Bakanı Dinçer, “Bu konuda fikir yürütmek etmek istemiyorum. Bu arz ve talebin dengelendiği bir yerde oluşuyor. Eğer fiyatlar gerçekten yüksekse velilerimiz çocuklarını göndermeyi düşünmeyecekler. Ama şunu söylemek isterim; bu doğrultuda bizim eğitim sistemimizde vereceğimiz eğitim giderek özel sektör eğitimini de karşılayacak bir nitelik kazanacak. Bunu fark etmek lazım. Ben Türkiye’de şu ana kadar yapılan sınavlarda yaptığım analizlerde dershanelerin ve özel okulların ve hatta yabancı okulların eğitime başarısı noktasında istatistiki olarak çok anlamlı sonuçlar görmediğimi ifade etmek istiyorum. O okulların eğitimlerinden çok seçilmiş öğrencilerin başarılarını konuşmak belki daha doğru olabilir.” dedi.

Gazetecilerin sorularını cevapladıktan sonra konferansta öğrencilere hitap eden Eğitim Bakanı Dinçer, 4+4+4 eğitim sisteminin detaylarını anlattı. Dinçer ardından öğrencilerin sorularını cevapladı. 

------------

"FATİH PROJESİ İLE İLGİLİ BUGÜNE KADAR İHALE YAPILMADI, HERHANGİ BİR MAL VE HİZMET ALINMADI"

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Fatih Projesi ile ilgili bugüne kadar ihale yapılmadığını belirterek, "Herhangi bir mal ve hizmet alınmadı. Kamu İhale Kanunu'yla ilgili Fatih Projesi'ne yönelik düzenlemeler sebebiyle muhalefet bizi 20 milyar yolsuzluk yapmakla suçladı. Herhangi bir iş yapılmamışken yolsuzluğun nasıl yapılacağı merak konusu" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde (ETÜ) Öğrenci Konseyi tarafından düzenlenen konferansa katıldı. Dinçer, burada yaptığı konuşmada, 4+4+4'le eğitimin kademeli hale getirildiğini belirterek, dünyanın hiçbir ülkesinin eğitimi kesintisiz uygulamadığını söyledi. Eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla kesintili eğitim yapma imkanının kalmadığını anlatan Dinçer, "Birinci sınıfta çocuk girecek. 12 yıl aynı okulda okuyacak ve mezun olacak. Biz ona lise diploması vereceğiz. Bunun birey psikolojisinden ne kadar uzak olduğunu tahmin edebilir misiniz" diye konuştu.
Dinçer, liselerde Fen Lisesi, Sosyal Bilgiler gibi programların uygulanacağını belirterek, böylece çocukların kendi kabiliyetlerine ve tercihine göre alana gidebileceğini söyledi. Fatih Projesi ile ilgili bugüne kadar ihale yapılmadığını bildiren Dinçer, "Herhangi bir mal ve hizmet alınmadı. Kamu İhale Kanunu'yla ilgili Fatih Projesi'ne yönelik düzenlemeler sebebiyle, muhalefet bizi 20 milyar yolsuzluk yapmakla suçladı. Herhangi bir iş yapılmamışken yolsuzluğun nasıl yapılacağını merak etmek ayrı bir şey" dedi.
Dinçer, 8 yıllık süre içerisinde çocuklara dünyadaki akranlarından bir yıl daha az eğitim verildiğini bildirdi. Eğitim sisteminde pek çok düzenlemeye ihtiyaç olunduğuna dikkati çeken Dinçer, ders saatleri hakkında bilgiler verdi.
Bakan Dinçer, konferansta öğrencilerin sorularını da cevapladı. Bir öğrencinin 4+4+4 düzenlemesinin ne zaman hayata geçirileceğini sorması üzerine Dinçer, "Bu sistemin hayata geçirilmesi için 4 yıla ihtiyacımız var" dedi. Bir soru üzerine iki farklı türden sınav yapılabileceğini belirten Dinçer, "Onlardan birincisi sizlerin bilgi ve becerilerini ölçmek. Eğer bunu biz herhangi bir rekabet unsuru olmaksızın ölçersek o zaman bunun ciddi bir seviye tespiti olduğunu söylemek mümkün. İkincisi ise bir rekabet unsuru olarak öğrencileri seçtiğimiz ve sıraladığımız bir sınav haline getirmek. Bizim üniversite, SBS sınavlarına bakarak toplam başarı seviyesini görme imkanımız yok. Zaten onun için yapılmıyor mu bu" dedi. Dinçer, sınav sistemini çocukların başarısını ölçmek için değil Milli Eğitim Bakanlığı’nın başarısını ölçmek için kullanmak istediklerini ifade etti.
Bu arada Bakan Dinçer, konferans öncesi gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin 'özel okul fiyatlarındaki artışı' sorması üzerine Dinçer, "Bu arz ve talebin dengelendiği bir yerde oluşuyor. Eğer fiyatlar gerçekten yüksekse velilerimiz çocuklarını göndermeyi düşünmeyecekler. Ama şunu söylemek isterim bu doğrultuda, bizim eğitim sisteminde vereceğimiz eğitim giderek özel sektör eğitimini de karşılayacak bir nitelik kazanacak. Bunu farketmek lazım" dedi.
Türkiye'de şu ana kadar yapılan sınavlarda dershanelerin ve özel okulların ve hatta yabancı okulların eğitimin başarısı konusunda istatistiki açıdan çok anlamlı sonuçlar görmediğini belirten Dinçer, o okulların eğitiminden çok seçilmiş öğrencilerin başarılarını konuşmanın daha doğru olduğunu söyledi. Dinçer, eğitime başlama süresinde 66 aydan 72 aya kadar esnekleştirmeye gidileceği iddialarına ilişkin olarak ise, "Biz 66'ıncı aydan itibaren çocuklarımızı kayıt etmeye başlayacağız" dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.