1. HABERLER

  2. VAKIF-DERNEK

  3. Mihkur-Der'den Çok Önemli Açıklama!
Mihkur-Der'den Çok Önemli Açıklama!

Mihkur-Der'den Çok Önemli Açıklama!

Mihkur-Der Genel Başkanı Enver Kömürcü, "Bilgisiz Dindarlık İsteniyor. Bunu Yıkacak Olan Kur'an ve Sünnet Gönüllüsü Hocalarımızdır" dedi.

A+A-

Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadıklarını haber veren yüce dinimiz, ilk mesajına “oku” emriyle başlar. Bu emrin şuuru ile yetişen bir müminin dindarlığı, bilgisi nispetince genişler, o nispette sıhhat kazanır. Cehaleti müminin azılı düşmanı telakki eden dinimizin;

“Sakın cahillerden olma!” (En’am,35) uyarısı, dikkat celbedicidir. Çünkü cehalet, gecenin zifiri karanlığına benzer. Karanlıkta yola çıkan kişinin tek hareket noktası zannı olduğu için, doğru yolu bulması çok zordur.
İslâm, hayatın her alanına temas eden kapsamlı bir din olması hasebiyle kula, ferdi ve içtimai bir takım sorumluluklar yükleyerek, bunları gereği gibi yerine getirebilmesi için ilimle, bilgiyle donanmayı telkin eder. Çünkü bilmek, İslâm’ın üstün değerlerini hayata hakim kılabilmenin vazgeçilmez unsurudur.

Müslüman, ancak ilmin ışığında ölçülü ve emin adımlar atabilir. Günahı-sevabı, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı hep ilmin kılavuzluğunda öğrenir. Allah’tan korkusu ilmi nispetindedir. Tefekkürde derinleşmesinin sebebi de ilimdir.
Bilgisiz zan ve taklit eksenli yaşamaya çalışan bir zihniyetten sahih amellerin tezahür etmesini beklemek, gözü kapalı atılan okun hedefe varmasını beklemekten farksızdır. Çünkü bilinçsizce yapılan amelin, bid’at ve hurafelerle ameli ifsada götürmesi kaçınılmaz bir olgudur. Nitekim Ömer b. Abdülaziz, bu noktaya işaretle demiştir ki; “İlimsiz olarak amel yapanın bozduğu şeyler, yaptığı iyiliklerden çok fazladır.”

Bu noktada Sevgili Peygamberimiz s.a.v ., bilen (alim) kişinin, ibadet eden (abid) kişiye nazaran daha üstün derecelere sahip olduğuna dikkati çekerek, sebebini şöyle açıklamıştır: “Çünkü şeytan insanlar arasına bid’atlar (yani dinde olmayan şeyler) yerleştirir, alim kişi (ilmi sayesinde) bunları görür ve giderir. Abid ise ibadetine kapanmıştır, (bilgisi olmadığı için) o bid’ati tanıyamaz.”

Bu sebeptendir ki; cehaletin kucağında bocalayan bir asrı İslâm medeniyetiyle dirilten Sevgili Peygamberimiz s.a.v ., ilim öğrenmenin kadın erkek her müslüman üzerine farz olduğunu bildirerek, ilimden bir konu öğrenmeyi bin rekât nafile namaz kılmaktan daha hayırlı görmüş ve ayaklarını bu uğurda tozlandıranın vücudunu Cenab-ı Hakk’ın cehenneme haram kılacağını müjdelemiştir.

Kur’an ve Sünnet’i hayatın dışına iterek, binbir çeşit kitaplar okuyarak ve yazarak okullarda çocuklarımıza, ailede anne ve babalarımıza, toplumsal hayatta yetişkin ve yaşlılarımıza yön verenler, eğer bir de ilmihal okumuş olsalardı, kütüphanelerinde büyük bir boşluk, bir eksiklik olduğunu anlamakta zorluk çekmezlerdi. İnsanlık tarihi içerisinde en kusursuz toplum modelinin kurulduğu Saadet Asrı’nda az kitap vardı. Az söz, çok amel, salih amel vardı. Sahabenin kalbinde ise, ilim olarak ilmihal vardı. Allah’ın sevgili Rasulü’nün “hal”inin ilmi, yani davranışlarının ilmi!..
Faydasız ilimlerden olmadıkça okumak ve bilgi devşirmek her zaman asil bir alışkanlık olarak mütalaa edilecektir şüphesiz.

Mihrap sevdalısı, Kur’an ve Sünnet gönüllüsü kur’an kursu hocaları, İlim yolunun yolcuları okuyup kafalarını, ruhlarını ve gönüllerini terbiye edip süsledikçe ve insanımıza’da bunları aktardıkça, sevinip mutlu olacaklardır.

Fakat onları asıl sevindirecek olan ise, ilimlerinden hallerine akseden miktarı ve gecesini gündüzüne katarak beşikten mezara bütün insanımıza,Kur’an ve Sünnet eksenli din eğitimiyle kalplerde inkılap,gönüllerde fetih ve hayatın kalbine İslamın tüm güzelliklerini yerleştirmeleri,bilgisiz değil,bilgili DİNDAR nesiller yetiştirmek olacaktır. Öğrettikleri Kur’anı müminlerin ağzında kıraata dönüşmesi ve hayatlarına aksettirmeleri en büyük mutlulukları olacaktır.

Kur’an’a, Sünnete, ilme, irfana, din eğitimine hayatlarını feda etmiş Mus’ab bin Umeyrin talebeleri,en hayırlılar olarak hadisi şerifte müjdelenmiş,ilim, irfan sahibi, yıllarca tecrübe ve liyakatlarını ispat etmiş, Mihrap sevdalısı,İmam ve müezzinlerimiz. Kur’an, Sünnet gönüllüsü hoca hanım kardeşlerimizin kadro yada sözleşmeli statüye geçirilmeleri, ülkemiz adına çok önem arz eden bir kazanım olacaktır.Aksine davranıp kadro yada sözleşmeli statüye geçmelerine engel olmaya çalışmak,büyük bir kazanımın hebasına sebeb olacak ve bunlara sebeb olanları tarih asla unutmayacaktır.

Umudumuz Sayın Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın bu sorunu çözeceğine ve MHP Genel Başkan yardımcısı, Sayın Mustafa KALAYCI beyin, Vekil imam, müezzin ve Geçici Kur’an Kursu Hocalarımızın Kadro yada sözleşmeye geçirilmeleri için, Meclise verdikleri kanun teklifinin mecliste, Millet vekillerimizin de vereceği saygın destekleriyle kabul edilerek bu sorunu, hep birlikte çözeceklerine olan inancımız tamdır. SAYGILARIMLA..

Enver KÖMÜRCÜ
Mihkur-Der 
Genel başkanı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.