Taziye’lerin huzurunu kaçırmayın!

İslam’da var olan bir çok güzelliklerin yanı sıra bir de bir müminin vefat sonrası “taziye” niyetiyle yakın akrabalarına gidip, sabr-ı cemil dilenir, mevta hayırla yad edilir, ölenin arkasında kalan acı paylaşılarak bir derce hafifletilir.

İslam’da var olan bir çok güzelliklerin yanı sıra bir de bir müminin vefat sonrası “taziye” niyetiyle yakın akrabalarına gidip, sabr-ı cemil dilenir, mevta hayırla yad edilir, ölenin arkasında kalan acı paylaşılarak bir derce hafifletilir.

Gel gör ki, bu taziyeler de nedeyse vasıflarını kaybediyorlar. Millet taziyelerde kimin hangi marka ile taziyeye geldiğini, etrafında kimlerin olduğunu konuşuyor oldu.

O bir yana bir de risk oluşturan taziyeler karşımıza çıktı. Bu hafta zarfında kıymetli bir ilim erbabı, araştırmacı, İngilizce, Arapça, farsça bilen ve hayatının her aşamasını verimli geçirmeyi dert edinen değerli bir insan ebedi hayata intikal etti. Prof.Dr.Kadri Yıldırım’ın vefatından bahsediyorum.

Artuklu Üniversitesinde Rektör yardımcılığı, uzun zaman TRT programlarında kültürel programlar, bir dönem de milletvekilliğini yapmış bir şahsiyet olmasına rağmen nerdeyse cenazesinin defin hadisesine iştirak etmek, taziyesinde bulunmak sakıncalı gibi algılandı.

Kim kime yaranmak için bu militarist havaları estiriyor anlayamadım. Kanunen suç olmayan bir hal ve davranış neden bu şekilde yorumlanıyor?

Benim Emekli Albay bir yakınım var; Merhum Sülhü Dinçer ben bazen onu Ankara’da evinde ziyaret ediyordum, bana sohbet eder, tecrübelerini paylaşırdı, diyordu ki bir davranış kanunen suç değilse, faydalı olduğuna inanıyorsanız tereddüt etmeden yapın. Kim ne diyor ona bakmayın, vicdanınızın sesine kulak verin.

Şu örneği de verdi, “yeğenim ben Mayır Çayan ile sınıf arkadaşıydım, bir mahkemesine gittim benden başka dinleyici localarında kimse yoktu, ben hiç endişe bile duymadım, çünkü o mahkemeye gitmenin yasal bir sakıncası olmadığını biliyordum.”

Merhum Kadri Yıldırım benim arkadaşımdı, ben ona misafir olur, o bana misafir olmuştu.Hangi gerekçe ile cenaze ve taziyesine mesafeli durabilirdim ki? Kendi kendime oluşturduğum korku ile mi? Benim gözümde “Korku, elle tutulmaz, gözle görülmez, düşünmesen yoktur, düşündükçe de büyüdükçe büyüyor ve seni esir alıyor” ben korkuyu yok sayıyor ve hayatta huzurlu yaşamayı tercih ediyorum, bence siz de öyle yapın.

TRT-6 için bir program yapmak maksadıyla beraber Anakaraya gittik bir defa, o gece Diyanet misafirhanesinde kaldık, ben de dedim ki “yahu bu dünyada ilginç şeyler oluyor, bir zamanlar babalarımız Kürtçe konuştukları için cezalandırılıyorlardı, şimdi de deniliyor ki gelin Kürtçe konuşun size para verelim” bu sözüm üzerine epey gülmüştük, yüce Allah ebedi hayatta da yüzümüzü güldürsün.

Güneydoğugüncel gazetesinin yazarları arasında yer almaktan mutluluk duyacak kadar mütevaziydi. Zaman zaman ziyaretlerimiz oluyor, sohbet eder, dertleşiyorduk.

Son sohbetimizde evine misafir olduk, Kürt meselesinin çözümü açısından HDP’den de AK Partiden de umudu kesilmiş gibi konuşmuştu.

O HDP ki bünyesine Kürdoloji gibi bir komisyon dahi açmaya yanaşmıyorsa ve Türk solu ve Alevisiz Alevilere yönetimini teslim etmişse, hala silahlı mücadele ile arasına mesafe koymaya yanaşmıyorsa bundan Kürtlere hayır gelmez, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki silahlı mücadele ile hak aranın faydası yok, tam tersine hak aramanın önünü kapatır” demişti. Daha ne desin?

Mezarında bir Fatiha okumuştuk, meğerse taziye de varmış, açık alanda Pandemi kurallarına dikkat edilerek oturuyorlarmış, son gün olması hasebiyle bir Fatiha daha okumaya gittik.

Mevlit okundu, yemek ikram edildi, bir ne görelim önlerinde sözde bir iman 10-15 kişi geldiler aralarında 4-5 de açık saçık kadın ve erkeklerin arasına oturdular. O sözde alim dediğim aslında çok şey bilen, bilgili bir insan ama takva yönü zayıf olacak ki bu şekilde yanlış davranışlara öncülük yapıyor.

Ahmed-i Batehi Mevlidi şerifte “lê yek ê hêşyar ne bît ê cergebez” (Uyanık olun kadın erkek karışmasın) dediği halde, bu tür kimseler partinin programına harfiyen uyarak adet ve inançlarımıza, kültürümüze meydan okuyorlar.

Bir ara bir taziyede de müftülükten emekli vekilleri iki bayanın arkasına düşmüş taziyeye gelmişti. Üç günlük dünya menfaati için bu kadar düşmeye değer mi, acaba? Yarın hak divanında Allah’a ne cevap vereceksiniz?

İslam’ı her fırsatta açıktan açığa öteleyen bu politik hareketin yanlışları hala fark edilmedi mi?

Yazıktır, günahtır

Taziyeye gidiyorsanız sade bir tarzda gidin ve gelin dedikodulara sebep olmayın,

İslam’ın uygun gördüğü ölçülere dikkat edin, kadın erkek karıştırarak kime kendini beğendiriyorsunuz?

Birileri bir başkasının taziyesine gidince, kendi kendine zihin okuyarak bu ibadet tarzından kişiye fatura çıkarmayın!

Kadri hocaya tekrar rahmet diler, Peygamberimize salat ve selam eşliğinde ruhuna bir Fatiha talep ediyorum.

Selam ve selametle kalın..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?