Kadın ve erkek eşit midir?

Haksızlığa uğrayan, yıllarca, ezilen itilen kakılan kadınlara yardımcı olayım, haklarını koruyayım, özgürleştireyim derken farkında olmadan haksızlık etmiş ve onları köleleştirmiş oluyoruz.

Kadına yapılan ve hala yapılmaya devam eden birçok haksızlığın olduğunu inkâr etmemiz ya da görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Ancak bu sorunları belirli kalıplarda irdelemek, meselenin sosyal boyutunu ve her iki tarafında(kadın-erkek) yaratılış özelliklerini ele almadan çözüm aramak doğru değildir. Yanlışlık başka bir yanlışlıkla çözülmez. Haksızlığa uğrayan, yıllarca, ezilen itilen kakılan kadınlara yardımcı olayım, haklarını koruyayım, özgürleştireyim derken farkında olmadan haksızlık etmiş ve onları köleleştirmiş oluyoruz. Bazı kanunlarla, pozitif ayrımcılık adı altında ailenin başka bir dengesini bozmuş, erkeklerin ve çocukların mağduriyetlerine de sebep olmuş oluyoruz.

Hele hele erkek olsun kadın olsun yapılan yanlışlıkların faturasını İslam’a çıkarmaktan daha cahilce bir tutum olamaz. İlle de bir günah keçisi bulmak gerekiyorsa bunu beşeri sistemlerde aramalı. Yoksa Allah, yarattığı insanı en iyi bildiğinden, fıtratlarına ve yaratılışlarına en uygun ve en mükemmel din olan İslam’ı göndermiştir. Kadın ve erkeği yaratıp eşler olarak var etmesi huzurlu olmanın bir vesilesi olarak saymıştır. Huzur ise herkesi aynı yarışta koşturmakla sağlanamaz. Bir ayetinde şöyle buyuruyor Yüce Allah:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun( varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır”(Rum,21)

Eşitlik sözünün cazibesinden midir nedir her zaman insanın kulağına hoş gelir. Lakin kulağa hoş gelen her şey hoş olmaya bilir. Her eşitlikte adil olmayabilir. Adaletin olmadığı yerde de zulüm vardır. Bu nedenle eşitlik kavramından ziyade “Adalet” kavramını kullanmamız gerekir. Mesela Allah, gücü yetmeyen birisine zekât vermeyi, kurban kesmeyi emretmemiştir, aklı olmayanı emirlerinden sorumlu tutmamıştır. Şimdi bunlar bazı emirlerden muaf diye kendilerine-hâşâ- haksızlık mı edilmiş olunuyor. Hâlbuki merhametin ve adaletin gereği budur.

Kadın ve erkeğin eşitliğini ateşli bir şekilde savunanlara soruyorum! Acaba eşitlik, kadının her işte çalışması mı demektir. Mesela kadını inşaat işinde çalıştırmaya, eşitlik anlayışıyla eşi zorlasa kadına iyilik mi edilmiş olunur. Erkek evinin geçiminden birinci derecede sorumlu olduğundan erkeğe haksızlık mı söz konusudur. Ya da bir an roller değişse erkek çocuklara baksa, evin işleriyle ilgilense, kadında evin geçimiyle uğraşsa erkeğe mi, yoksa kadına mı haksızlık söz konusudur. Bütün bunları iyice düşünmek gerek. Beylik cümlelerle, emri vakilere bu işler olmaz. Eğer kadınlara iyilik etmek istiyorsanız onların istidadı ve kabiliyetine yani yaratılış hamuruna bakmanız gerekir. Görevler ve sorumluluklar belli olduktan İslam’a uygun olmak şartıyla, kadının evine katkıda bulunmak için çalışması ilim tahsilini yapması birçok önemli görevlerde yer alması; erkeğinde asli görevlerinin yanında ev işlerinde eşine yardımcı olmasının hiçbir mahsuru yoktur. Her konuda olduğu gibi hususta da Peygamberimiz en güzel örnektir. Onun dönemine baktığımız zaman kadın bizzat sosyal hayatın içindeydi. Lakin biz vur derken öldürüyoruz, yapalım derken yıkıyoruz. Bugün en önemli problemlerin başında ifrat ve tefrit hususunda dizginleyemediğimiz bir eşitlik ve özgürlük anlayışının hâkim olmasıdır. Bu anlayış nedeniyle bugün roller karışmış, fıtrata müdahale söz konusu olduğundan huzur kalmamış ailelerde. Evlenmek için sıraya girenler birkaç ay sonra boşanmak için adliyenin kapısını aşındırıyorlar. Kadın “ben özgürüm” diyor her şeyi meşru sayıyor. Erkek “güç bende, o zaman ben haklıyım” deyip zulmediyor kadına. Kadını korumak adına onun beyanını esas alan mahkeme erkeği apar topar evinden kovuyor. Yıllarca verilen nafaka mağduru erkekler bunalıma giriyor. Cinnet geçiren, hanımını sokak ortasında katleden erkeklerin haberini duyuyoruz? Eşinden ayrılan erkekler ve kadınlar ancak icra yoluyla çocuklarını görebiliyorlar.

Evet, batılı altın tepside bize medeniyet denilen illeti, özgürlük adı altında zilleti enjekte etti. Kadını daha da köleleştirdi. Erkeği mağdur ve mazlum durumuna düşürdü. Adeta cahiliye döneminin medeniyet adı altında son versiyonunu yaşıyoruz. Cahiliye toplumunda kadın insan yerine konmaz, mal gibi alınır satılır, köle gibi çalıştırılır, Kullanılır bir paçavra gibi bir köşeye atılırdı. Bugün eşitlik adı altında kadını bir vitrin malzemesi olarak kullanan medeniyetin müntesipleri şimdi size soruyorum: Kadını bu şekilde mi özgürleştirmiş oluyorsunuz. Sonuna kadar soyundurarak onu daha eşit bir hale mi sokmuş sayıyorsunuz. Kadının cazibesini reklamın vazgeçilmez malzemesi olarak kullananlar ondan nemalanmaya çalışırken nasıl olurda kadın haklarından dem vurabilirler.

Kadını korumak onun değerlerini muhafaza etmekle olur. Onu sözde değil, özde baş tacı etmekle olur. İslam dini kadına ana gibi en yüksek mertebeyi vermiştir. "cennet anaların ayakları altındadır" sözü peygamberimizin değil de batılı bir bilim adamının ağzından çıkmış olsaydı o sözün kitabını basar okullarda kutulardı herhalde "sizin en hayırlınız hanımlarına karşı iyi davrananızdır hadis-i şerifi feminist geçinenlere ne ifade ediyor. Hanımları hususunda Allahtan korkun, onlar hassastır, hemen kırılabilir; kırmayın dikkat edin. Onların iyi taraflarını görün. Onlara fırsat verin, Onlar emanettir, gibi birçok tembihlerle erkekleri uyaran İslam kadar kadını koruyan hiç bir beşeri sistem yoktur. Erkek çoğu şeyden sorumlu olduğuna göre yetkili olması, kendisine meşru hususlarda itaat edilmesi kadar doğal bir şey olamaz. İslam’da Allah’a ibadet ve itaat etmede, kulluk görevlerini yerine getirmede kadın erkek eşittir. Her ikisi de dünyayı imar ve ıslah etmek için gönderilmiştir. Dünyayı huzur ve saadet yurdu haline getirmek için kadın ve erkeği birbirinden farklı ve üstün görmek yerine biri birini tamamlayan bir bütün olarak algılamalı en üstün olmayı Allah’tan en fazla korkmakla mümkün olacağını bilmeliyiz. Allah korkusu insanın kalbinde olursa o insan hiç kimseye zulmetmez. Herkese hakkını verir. Görev ve sorumluluğunu bilir. Kimseyi ezmez, kimseyi üzmez. Kimseden kendini üstün görmez, görev ve yetkisini iyice, adaletle yerine getirir. Kadınların ve çocukların kendisine emanet olduğu bilinciyle hareket eder. Harama göz dikmez, helalini memnun etmenin telaşını yaşar. İsraf etmez, kem gözlere zemin hazırlamaz. Kendisine reva görmediğini başkalarına reva görmez…

Selam ve dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullatif Acar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?