Sözcü gazetesi yine şaşırtmadı

Sözcü gazetesi yine şaşırtmadı. Bildiğini okudu. Değerlerimize kinini ve öfkesini kustu diyen yazar Abdullatif Acar, "Papazın Torbasından Ne Çıkmasını Bekliyordunuz?!" konulu bir makale kaleme aldı.

PAPAZIN TORBASINDAN NE ÇIKMASINI BEKLİYORDUNUZ?!

Sözcü gazetesi yine şaşırtmadı. Bildiğini okudu. Kinini, öfkesini kustu değerlerimize. 2020’nin torbasından felaket ve gözyaşı çıktı” manşetiyle kendince bir sayfayı doldurdu. Hemen yan tarafında bu felaketleri Noel Baba denilen papazın torbasında olan şeyler olarak resmetti.

Allah aşkına Noel papazının torbasında ne olur sizce... Onun anlayışında caminin açılması diye bir özgürlük olabilir mi? Hele hele Ayasofya denilen, sembolik önem arz eden bir caminin ibadete açılması elbette ki onlar için bir hezimet. 2020 yılını torbasına sığdıran bu Noel papazının unutulmayan olaylar arasında virüs nedeniyle ibadete kapatılan Kâbe ve camilerin, kutlanmayan bayramların olmasını bekleyemeyiz. O torbada masumların yıl boyunca üzerine yağmaya devam eden bombalar da yer işkâl etmeyecek elbet. Papazın torbasında ve sözcüsünün manşetinde 32 yıldır işkâl altında olan Dağlık Karabağ’ın Ermenilerden kurtarılışının olmasını düşünebilir misiniz? Bu zaferde, Türkiye’nin ve SİHA’ların rolünü ikrar etmeleri de söz konusu bile değil. 2020 yılının en önemli ve sevindirici olaylarından olan Doğu Karadeniz’de bulunan doğalgaz ile bir papazın ve havarilerinin ne işi olur. Velhasıl bunlar gibi daha nice üzücü ve bazen de sevindirici olaylar bize güya, 2021 yılını getiren Noel Papazının ve sözcülerinin ne torbalarında ne de manşetlerinde olur. Onlar için en üzücü şey 83 milyon insanın yıllarca hasretini çektikleri Ayasofya’nın ibadete açılmasıdır. Ha bir de 19 Mayısı korana virüs nedeniyle kutlayamamış olmalarıdır.

Kimin sözcüsü olduğu belli olan, manşetleriyle, haberleriyle her sözünü dönüp dolaştırıp İslam’a hakarete bağlayıp yayın yapmanın mutluluğunu yaşayan bu gazete ne yapmaya çalışıyor? Sözcü, asıl’ı geçmiş durumda şu an. İnanın böyle bir manşeti Bizanslılar bile atmaz. Başta ABD de Ermeniler ve batılı emperyalistler olmak üzere hiç kimsenin 2020 yılının felaketleri arasında Ayasofya’nın ibadete açılmasını gösterdiğine inanmıyorum.

2021 yılın en vahim felaketi bu manşet olsa gerek. 2020 yılına geri dönüp baktığımızda millet olarak çok acılar çektiklerimizi unutmamız mümkün değil. Hala devam eden korana virüs salgını adeta dünyanın yönünü değiştirdi, hayat anlaşımız yerle bir oldu. 2020 yılı en ağır imtihanlara muhatap olduğumuz bir yıl oldu. Bu imtihanlar hala devam ediyor.

Ancak bu nasıl bir anlayış ve düşmanlık ki, Ayasofya’nın açılması bunların gözünde bu felaketler kadar etki uyandırmış. Binlerce insanın hayatını kayıp ettiği korana virüs illetiyle aynı yıkımı ve korkuyu yaşatmış belli ki.

Çünkü bunların anlayışı ile bizim vatan, millet anlayışımız arasında da uçurumlar var. Mesela Onların anlayışında din, diyanet yok. Onların anlayışında Müslümanları sömürmek, onlara zulmetmek, onların değerlerini ayaklar altında çiğnemek var. Onların anlayışında bu vatanın gerçek sahiplerini misafir ve sığınmacı görmek var. Onların anlayışında ‘beğenmiyorsanız, bizim istediğimiz gibi olmayı kabul etmiyorsanız Arabistan ve İran’ın yolunu göstermek’ var.

Aslında bütün bu gibi söylem ve manşetler eskinin özlem ve alışkanlığından başka bir şey değil.

Karanlık dünyalarında, düştükleri çelişkiler içerisinde yalnızlaşmanın verdiği korkuyla ıslık çalma gayretlerinin bir neticesi diye de yorumlayabiliriz.

Aynı tas aynı hamam sözü bugün için geçerli değil beyler! Taşlar yerine oturmaya başladı. Ev sahipleri misafirlikten kurtuldu. Öz yurdunda garip ve öz yurdunda parya yakınmaları sadece ders olarak yer alacak hafızalarda. Boynu bükük mülk sahipleri başını kaldırdı. İndirmeye niyetleri de yok. Bilesiniz!

Tankların önüne kendimizi atacak, uçakları sapan taşıyla indirmeye çalışacak kadar bu ülkeye sevdalıyız. Küllerimizden uyandık elhamdülillah. Hem de o sevmediğiniz ezanlarla ve salalarla hainleri durdurabilecek kadar uyandık. Özümüze döndük beyler özümüze; Kuranlarla tekbirlerle düşmanı kovuyoruz artık; aynen ecdadımızın yaptığı gibi. Dua ordumuz, ordu seferden dönünceye kadar ellerini semadan indirmeyi cepheden kaçmak olarak kabul ediyor. Kimse ordudan atmak için alnımızda ki secde, pantolonumuzda ki namaz izini kontrol etme cesaretini gösteremiyor.

Hele hele bu milletin vicdanı ecdadına ihaneti asla kabul etmez. Hakkımız olanı korumak ve almaktan başka gizli ajandamız da yok. İstanbul’un yeniden fethedilmedi beyler! Sadece ecdadımızın kılıç hakkı Ayasofya hak sahiplerine verildi. Ezanlar semayı inletirken isteyenler kulaklarını tıkayabilir. Niye tıkadınız diye hesap soran da olmaz. İsteyen Ayasofya’dan yükselen ezanın sesine kulak verip bu davete icabet eder, istemeyenler biraz ilerde ki kilisenin çan sesine kulak verip oraya gider. Fakat kimse İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu milletin değerlerini felaket olarak nitelendiremez. Vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullatif Acar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?