Pencere sahipleri

Akşam ezanı yaklaşıyordu. Küçük bir vedanın ardından penceredeki sıcak yastığından ayrılıp abdest almaya gitti. Namazını bitirip duasını ettikten sonra tekrar geçti yerine penceresine... Bekledikleri vardı. Bizim Tokatlı Makbule nineydi o. Oğlunu bekleme saatiydi akşamla yatsı arası...

Arada gözlerdi beni de. Mahallede top oynarken başka başka sokaklara girecek gibi olursam sabıka defterime yazardı... Gün olur anam ziyaretine gittiğinde açılırdı o defter. Ben de mahçup mahçup zılgıtı yerdim ondan. Sabahları okula gideceğim vakit yine pencerede olurdu Makbule nine. El sallardı bana hep. Okula giderken ilk motivasyonum onun beni uğurlaması olurdu.

Annem sabaları iki üç lirayı elime tutuşturur yollardı okula beni. Tabi benim kahvaltı menüm belliydi iki poğaça ve bir meyve suyu. He an olurdu Makbule nine el sallamadan bir anda pencereyi açar tut bakalım diye bir mendil yollardı bir bakardım ki içinde beş lira tebessüm eder teşekkür ederdim o da benim tebessümümü gördüğü vakit çok sevinirdi. O zaman beş lira demek menümde karışık tost artı çikolata demekti...

İyi kadındı adı gibi makbûleydi. Dua ederdi hep bana. Pencerenin önünden ayrılmazdı. Kocası öleli seneler olmuş bekar oğluyla yaşıyordu. Gelen geçen konu komşuya hal hatır sorar yolu pazara düşene harçlık verir öte berisini aldırırdı. Şeker hastasıydı astımı vardı pek yürüyemez hemen soluk soluğa kalırdı. Zaman olur ben top oynarken seslenirdi gider kapısına kolundan tutar aşağıya indirirdim onu. Bazenler de kapının önüne çıkar otururdu. Tabi o dışarıda otururken biz top oynayamazdık... Kızsa da bağırsa da ben nine sevgisini ondan aldım diyebilirim. Aman oğlum oku emi derdi her sözü bitirişinde...

Tabi büyüdük okumak için şehir dışına çıktık derken. Bir telefon geldi üniversite koridorunda yürürken. Arayan mahalleden bir ağabey idi. Makbule ninenin vefat haberini verdi... İstirca -innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn- ettikten sonra ben ağabey devam etti Makbule nine sana bir miktar para ayırmış vefat etmeden evvel onu sana göndermem gerek diye... Üzüntüyle sevincin arasında hayretle pekala dedim. Koridordan fakültenin penceresine doğru yöneldim sonra. Düşündüm öylece beni uzaklarda düşünen ölmeden önce dahi aklına getiren biri vardı demek ki...

Pencere ona çok yakışırdı. Şimdi pencereye yakışması gereken bendim...

O da umuyorum ki kabir âleminde cennet penceresinden bakıyordu gelip gidene. O gün onun anısına uzun uzun baktım pencereden onun halini anlamayı düş dünyasına girmeyi denedim ve işte o vakit pencere sahiplerini unutmamak onlara daima dua etmek gerektiğini daha iyi anlamıştım...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emrah Topcu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Mübareke - Çok güzel, duygulu ve gönle hitap ederek kaleme alınmış bir anı. Emeğinize sağlık, muvaffakiyetler dilerim çalışmalarınızda...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Mayıs 00:47


Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?