Münafıkların özellikleri

Kur'an'da münafıklar ile ilgili ayetlerin birçoğu -yaygın kanaatin aksine- kalben iman etmediklerinden bahsetmez. Bu münafıkların özelliklerinin en az kısmıdır. Buna daha önceki yazılarımızda büyük nifak veya itikadi nifak demiştik.

Münafıkların özelliklerini okurken bizlere düşen bu anlatılanları tarihsel bilgi kabuğundan çıkarmak ve kendi günümüze uyarlamak olmalıdır. Aksi hâlde münafık prototipi/örneği Abdullah b. Ubeyy ve yanındakilerden dışarıya çıkmayacaktır.

Kur'an evrensel bir kitap olduğu gibi koyduğu hükümler getirdiği misaller yaşanılan olaylardan bizlere hatmî/kesin veya irşadî olarak verdiği mesajlar da evrenseldir. Her zaman ve mekâna da hükmeder. Allahın subhanehu ve teâlâ bunca ayetleri indirmesi bu haslet ve özelliklerin devam edeceğinden ötürüdür.

Buradan hareketle sayılan herhangi bir özellik nefsimizde bulunuyor ise bilmeliyiz ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşasaydık aynı meselede aynı tarafta bulunacağımız değişmez bir hakikattir. Örneğin Müslüman bir kimsenin mahremiyetine dil uzatıp onun mahrem sorunları hakkında dedikodu yapanlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında da ifk hadisesinde aynı dedikoduyu yapan kimselerden olacaktı.

Bu girizgahtan sonra Münafıkların özelliklerinden birinin de toplumu kaosa sürükleyen ve refahına tasallut eden Müslümanlar arasında âdeta bir harç olan güven duygusunu zedeleyen şer kulisleri yapmalarını söylememiz mümkündür. Yani kendi aralarında bir meselenin mütalaasını yaparlar. Fakat söz konusu bu mütalaa şer eksenlidir. İleride bahsi geleceği üzere şer kulisleri kendi çıkar ve maslahatlarına yönelik girişimlerin bir sonucudur.

Konumuza ışık tutacağından dolayı meseleyi önce ayetler ayetlerin iniş sebebi ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşanılan hadisler çerçevesinde genişçe ele alacağız.

Kur'an Bağlamında Necva Kelimesinin Değerlendirilmesi

Kuran bu durumu necva kelimesi ile ele almıştır. Bu kelime fiil isim ve mastar olarak olarak zikredilir. Bunlara kısaca bakıldığında daha ziyade necvanın gizli konuşma gizli toplantı yapma anlamlarına geldiği görülür.

Örneğin İsra Suresinin 47. ayetinde: Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarda iz hum necva zalimlerin: Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz dediklerini biz çok iyi biliriz. denilmekte ve necvanın gizli toplantı manasına geldiği görülmektedir.

Yine Enbiya Suresinin 3. ayetinde bu kelime gizli konuşma anlamındadır: Kalpleri eğlencededir. O zulmedenler aralarındaki şu konuşmayı gizlediler eserun necva: Bu da sizin gibi bir insan değil mi Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız

Nisa 114 Tevbe 78 Taha 62 ve Zuhruf 80. ayetlerde de necva kelimesi gizli toplantı yapmak ve gizlice konuşmak anlamlarına belirtilmektedir.

Kuranda necva kelimesi özel olarak iki olayı ihtiva eder. Bunlardan Taha Suresi 63. ayette tarihi bir olay anlatılır. Bu ayette Firavunun kendi sihirbazları ile yaptığı gizli toplantı belirtmektedir.

Diğer bir olay ise Mücadele Suresinin 12 ve 13. ayetlerinde anlatılan özel bir durum içermektedir.

Ey iman edenler Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız bilin ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Bu ayetlerden anlaşıldığına göre Peygamberle gizli konuları konuşmak için önce bir sadakanın verilmesi isteği ve sonra da bu durumun hafifletilmesi meselesidir. Bu ayetlerin nüzul sebebine bakıldığında şu olay anlatılır: Bazı Müslümanlar Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem yanına gelerek kendisi ile gizli konuşmak isterler. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem bu tekliften rahatsız olması üzerine Allah bu ayeti indirir.

Başka bir rivayette ise bu ayetlerin şu olay üzerine indiği vurgulanmaktadır: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisi ile özel görüşmek isteyen hiç kimseyi geri çevirmezdi. Bu yüzden de dileyen gelir kendisiyle özel görüşme talebinde bulunurdu. Hatta bu görüşmelerde özel sayılabilecek şeyler de sorarlardı. Peygamber bunlardan da rahatsız olduğunu hissettirirdi. Ayrıca bugünlerde tüm Arabistanın Medineye karşı savaş durumunda olduğu bir dönemdi. Bazen biri gelerek Peygamberle sallallahu aleyhi ve sellem fısıltılı bir şekilde konuşur ve bu konuşmanın hemen ardından bu adam falan kabilenin Medineye hücum edeceği haberini getirmiş şeklinde dedikodular yayılırdı. Böylece Medinede asılsız haberler yayılmaya başlardı. Diğer taraftan da münafıklar bu hadiseleri fitne çıkarmak ve istismar etmek için: Muhammed duyduğu her şeye inanır diye ortalığa yayarlardı. İşte bu nedenlerden ötürü Allah bu ayeti58/Mücadele 12 indirmek suretiyle gizli konuşmadan önce sadaka verilmesini emretti.

Necva kelimesi Kuranda müşrik Yahudi ve münafıkların davranışları olarak yer almakta gerek Mekke ve gerekse Medine dönemindeki ayetlerde geçmektedir. Mekke döneminde müşriklerin tutum ve davranışlarını gizli gizli Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem Kuran okuyuşunu dinlediklerini bildirmektedir.

Yukarıda anlamlarını kaydettiğimiz İsra Suresi ve Enbiya Suresi 3. ayetlerde müşriklerin Mekkedeki tutum ve davranışlarından bahsedilmektedir. Yine müşriklerin davranışları ile ilgili olarak Zuhruf Suresinin 80. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

Yoksa onların gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanıyorlar. Hayır işitiriz hem yanlarında bulunan elçilerimiz de yaptıklarını yazarlar.

Bu ayette kâfirlerin bir tuzak kurmaya karar verdikleri kendi aralarında gizli gizli neler konuştuklarının haber verileceği ifade edilmektedir.

Necva kelimesi Medinede inen bir ayette özellikle münafıkların davranışlarından haber vermektedir. Nitekim Tevbe Suresinin 78. ayetinde şöyle denilmektedir:

Bilmediler mi ki Allah onların sırlarını ve gizli konuşmalarını necvahum bilir ve Allah gizlileri bilendir.

Ayrıca Yahudi ve münafıkların kendi aralarında gizli konuşma ve gizli toplantılar yaptıklarından Mücadele Suresinin 7 ve 8. ayetlerinde bahsedilmektedir:

Göklerde ve yerde olanları Allahın bildiğini görmedin mi Üç kişi gizli konuşsa necva mutlaka dördüncüleri Odur. Beş kişi konuşsa mutlaka altıncıları Odur. Bundan az veya çok olsalar nerede bulunsalar mutlaka O onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allah her şeyi bilendir. Sen şu adamları görmedin mi ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri hâlde yine o menedildikleri işe dönüyorlar. Günah düşmanlık Peygambere karşı gelme hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni Allahın selamladığı bir tarzda selamlıyor ve kendi içlerinde de: Bu dediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası gidilecek ne kötü bir yerdir.

Bu ayetlerde kast edilenlerin kimler olduğu konusundaki görüşler değerlendirildiğinde görülecektir ki ayetlerde ifade edilenler Yahudiler ve münafıklardır. Hatta böylece Yahudiler ile münafıkların işbirliği yaptıkları da ortaya çıkmaktadır. Nitekim ayetlerin sebeb-i nüzulleri ile ilgili olarak iki olay zikredilir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Yahudiler arasında ittifak vardı. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem ashabından biri Yahudilerin yanına varsa onlar kendi aralarında gizli konuşmaya başlarlardı. Bunu gören ashab onların kendisinin hakkında konuştuklarını ve kendisine kötülük yapacaklarını ve belki de kendisini öldüreceklerini zannederdi de böylece müminler onların yanına gitmek istemezlerdi. Bu duruma vâkıf olan Peygamber Yahudilere gizli konuşma alışkanlığından vazgeçmelerini emretti. Fakat onlar dinlemediler bu alışkanlık ve davranışlarını devam ettirdiler bunun üzerine Allah subhanehu ve teâlâ: Gizli konuşmaktan menedildikleri hâlde yine menedildikleri şeye dönenleri görmedin mi ayetini indirdi.

Başka rivayette ise münafıklar gizli dostları olan Yahudilerle gizli toplantılar yaparlardı. Bu toplantılar özellikle savaş hazırlığı gibi kritik dönemlerde Peygamber ve müminlerin başarısını engellemek amacıyla yapılırdı. Rivayete göre yukarıdaki ayetler bunun üzerine inmiştir.

Zemahşeri Keşşaf isimli eserinde münafıklarla Yahudilerin kendi aralarında gizlice konuştuklarını müminleri gördükleri zaman kaş ve gözleri ile onları işaret ederek onlardan kin ve nefret ettiklerini bildirmektedir.

Hatta onlar ayette ifade edildiği gibi Peygamberin yanına geldiklerinde ona görünüşte selam verdikleri aslında içlerinden selam vermek istemedikleri belirtilirken rivayetlerde onun yanına gelip dillerini eğerek bükerek ölüm sana olsun manasına gelen Es-sâmu aleyke dedikleri anlatılmakta ve bir defasında Aişenin radıyallahu anh onların bu davranışlarına karşı oldukça sert davrandığı ve Ölüm ve Allahın laneti sizin üzerinize olsun dediği nakledilmektedir.

Gizli konuşma veya gizli toplantı yapmanın kötülüğü vurgulandıktan sonra müminlerin gizli konuşma ve gizli toplantı yapmalarının ne anlam ifade edeceği konusu da ayetlerde bahsedilmektedir.

Bu konuda Mücadele Suresinin 9. ve Nisa Suresinin 114. ayetleri zikredilebilir. Mücadele Suresinin 9. ayetinde şöyle buyrulur.

Ey iman edenler kendi aranızda gizli konuştuğunuz zaman günah düşmanlık ve Peygambere karşı gelme üzerinde konuşmayın. İyilik ve takva üzerinde konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allahtan korkun.

Nisa Suresinin 114. ayetinde de şöyle denilmektedir:

Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadakayı bir iyiliği ve insanlar arasında bir barışmayı emreden başka. Kim böyle bir şeyi Allahın rızasını kazanmak niyetiyle yaparsa biz ona yakında çok büyük bir ödül vereceğiz. Yahudi-Münafık İşbirliği Çerçevesinde Necva Kavramı Kuran Mesajı İlmi Araştırmalar Dergisi Şubat 1998 Sayısından özetle alınmıştır.

Bu ve öncesinde inen ayetler Tume ve kavminin hırsızlık yapması ve bunun etrafında insanların kendi aralarında konuşarak meseleyi vuzuha kavuşturmak için çaba sarf etmesi üzerine inmiştir.

Ayet bir hayrın hepsini olumsuz olarak ele almıştır. Ayetin manası da: Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayrın zerresi dahi yoktur şeklinde söylenebilir. Çünkü Allah subhanehu ve teâlâ burada hayra dair ne varsa hepsini olumsuz siyakında söylemiştir. Daha sonra da bundan bazı durumları istisna kılmıştır.

Ayetler bağlamında açıklamaya çalıştığımız şer kulislerinin nasıl hangi zeminlerde oluştuğuna dair mülahazalarımızı -inşallah- bir sonraki yazımızda açıklamaya çalışacağız.

Âlemlerin Rabbi olan Allaha hamd olsun duamız ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hacı Ahmet Ünlü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?