Bizi belden aşağı vuruyorlar!

İsterseniz gelin bir durum değerlendirilmesini beraber yapalım, ne dersiniz? TBMM deyip yüce bir kurum olarak tanıdığımız, meşru yasama ergimizi kullanılarak aşağıdaki belalar başımıza gelmiş de haberimiz yok!

*Zina serbest edilmiş,

*Genç evlilik yasaklanmış,

*Sevgililer günü diye edepsizce bir gün uydurulmuş,

*Cinsel aşka, nitelikli beraberlik denimiş,

*Yetmiyormuş gibi bir de Toplumsal cinsiyet eşitliği belasını bu millete bulaştırmak istiyorlar. Bu pisliklerin çoğunun kaynağı 6284 numaralı İstanbul Sözleşmesi olarak kabul edilen AB yasasıdır. 45 ülke imzaladığı halde 27 ülkenin uyguladığı bu sözleşme çoğu ülke çekince ve şerh koyarak kabul etmesine rağmen, ülkemiz tek fıkrasına dahi dokunmadan olduğu gibi iktidar-muhalefet; dört partinin oyları ile kabul edilmiş.

AB Biliyor ki bu milletten namus damarı etkisiz hale gelirse evcil eşek gibi olacak, kim sırtına binerse onu taşıyacaktır. Onun için en üst perdeden vuruyorlar, kadın erkek tuvalet ve banyo birliğinden yola çıkarak.

Ayıptır, günahtır bakın yarın bu ihmalin telafisi zor olur, şimdiden tedbirini alalım zaten geç kalmışız.

Maalesef bizim yasalarımızda zina serbesttir, kim ne hakla bu yasayı çıkartı bilemem ama hiç de doğru bir yasa değildir. Bekli ikinci evliliklere bir faydası oldu ama beraberinde rezalet getirdi. İslam toplumunda Kur’an’ın özüne aykırı bir yasa çıkarmışız.

16-17-18 yaşlarında severek yapılan akran evliliklerine engel koymuşuz. Bu da İslam’a meydan okumadır, bunu kim ne hakla yapıyor? Bu yaşta zina yasal olarak serbest. Yeter ki nikah kıymasın insanın aklı kayıyor arkadaş.

Sevgililer günü diye bir gün İslam toplumunda olur mu? Bir bay yada bayan namahrem olan birisi ile sevgili vasfı ile zaman geçirebilir mi? Bunun sonu nereye varır acaba?

Bizim Aşk olarak aşkı ilahi diye bir kavramımız vardı, ama bunu zina içerikli bir aşka dönüştürdüler, bunun adına nitelikli beraberlik dediler.Cumhuriyet savcılarından birinden bizzat duydum, gönüllü beraberliğe nitelikli beraberlik dediğini.

Özellikle İstanbul sözleşmesinden cesaret alarak toplumsal cinsiyet eşitliği diye bir bela karşımıza çıkardılar. Bu dengesiz kimselerin zihniyetine göre kadınlar tuvaleti ya da erkekler hamamı diye bir şey olmamalı, ikisi de aynı tuvalete aynı hama gidebilmelidir diyorlar.

Ne yazık ki LGBT belası da bu toplumsal cinsiyet eşitliğinin ayrı bir alt kümesi. Bazıları da bilip bilmeden bu yasanın arkasında duruyor, vah ki ne vah!

Peki ne yapmamız lazım? Bizim sesimizi yükseltip kamuoyunu uyandırmamız lazım.

Şu LGBT belası turnusol kağıdı gibi kişilerin renk vermesine neden oluyor. Kişinin konumu ne olursa olsun bakın bakayım bu adi mahluklardan razı ise defterinizden silin, ondan bu hakla bir fayda gelmez.

Bu grup sapıklar öyle azgındırlar ki günahta hit yapmışlar, yarın “biz birleşirken, niye birleri bizi izlemeye gelmiyor” diye şikayet etseler şaşmayın.

Düşün diyorlar ki biz kadın kanına, erkek erkeğe evlenmek istiyoruz üstelik bunun yasası çıkmalı diyecek kadar haya yoksunu kimselerdir.

Aman Allah’ım sen aklıma mukayyet ol! Bir grup insanın başka bir grup insana bu kadar sıkıntı vermeye hakları var mı?

Kısacası bizi belden aşağı vuruyorlar dikkatli olalım.

Biz aile yapımızı koruyarak bu hayasızlıkla mücadele etmeliyiz, başka yolu yok!

Allah’ın izni ile 2020 yılını aile yılı ilan edersek, çok güzel çalışmalar ile Anadolu’yu bir akademiye dönüştürüp, her bir mahalle her bir köyü bir sınıf durumuna getirerek halkımızı aydınlatacağız.

İş bilenin, kılıç kuşananındır. Şimdiden bu çalışmaya hazır olalım. Türkiye Aile Meclislerini izleyin, çalışmalarına destek verin kalbimiz huzur, hayat gemimiz yol bulsun.

Haydi ya Allah..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?