Talim Terbiye için “hayırlı olsun” demek yeter mi?

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde keşfe giden bir Hakim ortamı müsait bulunca okumanın önemini anlatmış, bir Ak sakallı bir dede söz alıp demiş ki, “Hakim beg iki çocuğu okula gönderdim biri cezaevinde diğeri dağda, üçüncüsünü okula göndermedim hiç olmazsa bize bakıyor” bu da kıssadan hisse olsun!

Talim terbiyeden asıl amaç iyi insan yetiştirmek olmasına rağmen gerek veli, gerekse öğretmen dönem sonu verilen karneyi eline aldığı zaman önce ders notlarına bakıyor, meşhur deyimle akademik başarısına göre öğrenciyi değerlendiriyor. Hal böyle olunca da öğrenci davranışlarına dikkat etmektense notlarını yükseltmeye ağırlık veriyor maalesef!

Ders notları öğrencinin dünya menfaatini ilgilendirdiği halde davranış notu hem dünyasını hem ahretini ilgilendiriyor, şahsiyetini şekillendiriyor. Başka bir ifade ile öğrenci insanlık dairesi içinde davranışlarıyla yaşıyor.

Öğrencinin öğrendiği, Matematik, Fizik, Kimya, Edebiyat, Tarih, Coğrafya bilgisinden bana ne? Ama edep, marifet ve hikmet, sabır, sebat ve metanet gibi vasıfları hepimizi ilgilendiriyor.

Öğrenci eğitim öğretim paydaşları arasında en masum varlık olup şahsiyetinin şekillenmesi için diğer paydaşlar seferber oluyor/olmalıdırlar.

*Okul idaresi ve öğretmen,

*Ders müfredatı,

*Öğrenci, velisi ve çevre

Şimdilik bu üç başlık altında Talim Terbiyemizin durumunu ele alalım.

Okul idaresi öyle bir hava oluşturmalıdır ki, okuldaki herkes okul idaresinin hak ve adaletten şaşmadığına kanaat getirmesi lazım. Ne öğretmenler arasında, ne de öğrenciler arasında bir ayırım yapıldığına dair bir görüntü vermeli, yapılan her etkinliğin, alınan her kararın okulun başarısına endeksli olduğu kanaatini oluşturmalıdır. Öğretmen ve öğrenciye değer vermeli, aralarında bir denge unsuru olmalıdır.

Öğretmen ise öğrenciye evladı gibi muamele etmeli, söz ve davranışlarıyla kendini sevdirmeli, branşında yetkin bir duruma gelmesi için çalışma ve çaba sarf etmeli, öğrencilerine bu güveni vermelidir. Ders vereceği haftalık konularını bir öğrenci heyecanıyla hazırlamalıdır.

Sınıf rehber öğretmenleri rehberlik saatini dolu dolu geçirmeli ve öğrencisini bu vesileyle okul müfredatı dışında kalan konularda da aydınlatma görevini yerine getirmelidir, sorunlarıyla ilgilenmelidir.

Okul müfredatımız Dil, Din, Kültür ve Tarihimizle barışık değil, özellikle sosyal derslerde mezkur dört değerin tamamını hakkıyla anlatacak bir müfredat lazım. Yoksa, “çoğunu okut” demekle olmuyor. Gariban vatandaşım çocuğu okula gönderdikçe çocuk aileden kopuyor.Gün gelir atasını tanımaz hale geliyor.

Öğrenci okula bir ibadet mantığı ile okula gitmeli, öğretmenlerine saygılı olmalı, dersini iyi dinlemelidir. Ödevlerini aksatmadan yapmalıdır. Bir öğrenci bir üst sınıfa geçtikten sonra artık bir önceki sınıfın derslerini alamaz, şayet eksikleri olsa ancak oradan buradan parayla öğrenebilir. Bunu aklında tutması lazım.

Ayrıca öğrencilerin, “öğrenciyi sıkıştırmayın”, “bir az da hayatını yaşa”, “oyun ve eğlenceye zaman ayır” gibi düşüncelerin tuzağına da düşmemeleri lazım, ilk okul çocukları hariç tabi.Çünkü ilkokul çağında oyun da öğrenmenin bir parçasıdır.

Veliye gelince en az ayda bir okula gitmeli, vakti müsaitse “Okul Aile Birliğinde” yer almalı, sosyal, kültürel ve güncel faaliyetlerde katılmalıdır.

Çevreye gelince okula, öğrenciye toleranslı olmalı, eğitim öğretimin sağlıklı bir ortamda yapılması için yardımcı olmalıdır. Okula yanlış yapan kimselerin okula yaklaşmasına müsaade edilmemeli, öğrenci okula güven içinde gelip gitmelidir.

Şaka bir yana ben bu rollerin tamamını yüz üzerinde 90 ile yerine getirmiş bir kardeşinizim, bu tür ihmalkarlıkların da olduğunu biliyorum, onun için derdimi dile getiriyorum.

Hatta eğer şehrinizi seviyorsanız “Talim Terbiye Derneği” adıyla bir dernek kurun ve şehrinizin eğitim öğretimine sahip çıkın derim.

Bütün bu alanlarda faaliyet gösterin kalbi, kavli duanın yanı sıra fiili dua etmiş olusunuz, meyvesini de görürsünüz diye düşünüyorum.Talim terbiye için “hayırlı olsun” demek tabi ki yetmez! önemli olan başarı için gerekli hazırlığı yapmaktır.

*Bize düşen 10 görev varsa 9’unu yapsak dahi sorumluluktan kurtulamayız.

ANEKDOT:

* Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde keşfe giden bir Hakim ortamı müsait bulunca okumanın önemini anlatmış, bir Ak sakallı bir dede söz alıp demiş ki, “Hakim beg iki çocuğu okula gönderdim biri cezaevinde diğeri dağda, üçüncüsünü okula göndermedim hiç olmazsa bize bakıyor” bu da kıssadan hisse olsun!

Selam ve selametle kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?