Haftanın Vaazı: Berat Kandili (Vaaz) PDF

Sakarya Söğütlü İlçe Vaizi Hasan Küçük tarafından hazırlanmış olan "Berat Kandili ve Affa Nail Olacak Kimseler" 27.04.2018 tarihli haftanın cuma vaazını sizlerle paylaşıyoruz.

Sakarya Söğütlü İlçe Vaizi Hasan Küçük tarafından hazırlanmış olan "Berat Kandili ve Affa Nail Olacak Kimseler" 27.04.2018 tarihli haftanın cuma vaazını sizlerle paylaşıyoruz.

Berat Kandili Ve Affa Nail Olacak Kimseler

Muhterem Müslümanlar!

Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce sevgili Peygamberimiz (sav)’in “Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek eyle ve bizi Ramazan’a kavuştur.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned,1/259) diyerek yapmış olduğu dua ile girdiğimiz mübarek üç ayların ortasına yaklaşmış bulunmaktayız. İslam coğrafyasında kutlanmakta olunan beş kandilden dördünü bu mübarek üç aylarda idrak etmekteyiz. Recep ayının ilk Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece Regaip kandili, Recep ayının yirmi yedinci gecesi Miraç kandili, Şaban ayının on beşinci gecesi Berat kandili, Ramazan ayının yirmi yedinci gecesini de Kadir gecesi olarak ihya etmekteyiz. Mevla’m nasip eylerse önümüzdeki Pazartesiyi Salıya bağlayan gece idrak edeceğimiz Şaban ayının on beşinci gecesi; Berat kandilidir.

Berat Arapça olan berâe - berâet kelimelerinin Türkçeleşmiş halidir. Berâet, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelmektedir. Şaban ayının on beşinci gecesine denk gelen bu gecede Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berât gecesi denilmektedir. Berât gecesi için Arapça eserlerde “şabanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (belge) gecesi” manalarına gelen terkipler kullanılmaktadır.(İslam Ansiklopedisi cilt,5)

Berat gecesi adını Allah’ın günahkârları affetmesinden alır (berâet). Müfessir sahâbîlerden İkrime el-Berberî, Duhân süresinde (44/3) sözü edilen “mübarek gece”nin Berat olduğu kanaatindedir (Taberî, xxv, 108-109)

Berat Gecesinin Kutlanması:

III. (IX.) yüzyılda yaşayan Fâkihî Mekke’de Berat gecesinin kutlanmasıyla ilgili bilgi vermektedir. Buna göre Mekke halkı Mescid-i Harâm’da namaz kılmak, Kâbe’yi tavaf etmek ve Kur’an okumak suretiyle geceyi ihya ederlerdi.

Fakîhi’den üç asır sonra Mekke’yi ziyaret eden İbn Cübeyr de benzer bilgiler verir.(er-Rihle, s.119-120) V.(XI.) yüzyılın ortalarından itibaren Şam’daki Emeviyye Camii’nde Berat gecesinde kandiller yakılmış, bunu bid’at olarak değerlendiren birtakım fetvalara rağmen bu âdet bir süre devam etmiştir ( İbn Kesîr, XIV, 247). İbn Kesîr, Berat gecesinde halka tatlı dağıtma geleneğini ilk başlatan kişinin Selçuklu Veziri Fahrülmülk olduğunu kaydeder.(TDV İslam Ansiklopedisi cilt,24)

Şaban Ayının On Beşinci Gecesi (Berât Gecesi) Yaptığımızda Affa Nail Olabileceğimiz İbadetler.

1-Günahlarımızın Affı için Allahtan Af Dilemek(Tevbe)

Yüce Allah biz kullarının yapmış olduğu günah ve hatalardan dolayı kendisinin af edici olduğunu; yeter ki biz kullarının işlemiş olduğu günah ve hatalarına karşılık yapılan tevbenin Kur’an da izah edilen Nasuhi bir tevbe olsun. Nitekim Mevla’mız Tahrim süresinde, yapılacak Nasuhi tövbe sahiplerine verilecek nimetlerden bahsederken şöyle buyurur:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحاًۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

"Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar. O gün Allah, peygamberi ve onunla aynı imanı paylaşanları utandırmaz. Onların nuru önlerinde ve sağ yanlarında ilerleyerek yollarını aydınlatırken şöyle derler: "Rabbimiz! Nurumuzu arttır eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter."" (Tahrîm; 8)

Bu ayette yapılması istenen tevbenin nasıl olması gerektiği ile ilgili olarak kullanılan nasûh kelimesi “hâlis, katışıksız” manası taşıdığı gibi “düzeltici, onarıcı” anlamına da gelir.(Kur’an yolu Türkçe meal ve tefsir) Bura dan da anlıyoruz ki Nasuhi olarak yapılan tevbenin işlenen günahları hem düzeltici hem de onarıcı taraflarının olduğunu anlıyoruz. Dolayısıyla bu mübarek berat gecesinde yapacağımız tevbenin bu şekilde bir tövbe olmasına dikkat etmemiz gerekmektedir. Sevgili peygamberimiz de kabul olunacak tevbeyi tarif ederken;

التَّوْبَةُ مِنْ الذَّنْبِ أَنْ يَتُوبَ مِنْهُ ثُمَّ لَا يَعُودَ فِيهِ

“Günahtan tevbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemektir”. Bu hadis den anladığımız da işlenen günaha karşı pişmanlık duymaktır. Çünkü pişmanlık tevbenin ilk şartıdır. Bu husus dada peygamber(sav):

النَّدَمُ تَوْبَةٌ

“(Günahtan) Pişmanlık duymak tevbedir”. ( İbn Mâce, Zühd, 30.)  Buyurarak tevbenin kabul şartlarından en önemlisinin o günaha karşı pişmanlık olduğunu bizlere bildirmiştir. İşte tevbemizin kabul olacağını ümit ettiğimiz berat gecesinde yapacağımız tevbemizde bu konulara dikkat etmeye gayret etmeliyiz.

Yine Yüce mevlâmız bundan yaklaşık yirmi gün öncesinden idrak etmiş olduğumuz mübarek Mîraç gecesinde bizlere vermiş olduğu hediyelerden bir tanesi de kendisine şirk koşulmadığı müddetçe kullarının af olunabileceği müjdesidir. Nitekim Nisa süresinin 116. Ayetinde şöyle buyurmaktadır:

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

"Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan büsbütün sapıtmıştır." (Nisâ; 116)

Bu ayetten de anlıyoruz ki bir kulun af olunmasına mani en önemli etken Allah’a şirk koşmaktır. Şirk Allah’a ortak koşmak; Allah’ın varlığına inanmakla birlikte onun tek olduğunu, O’ndan başka ilah olamayacağını kabul etmemek, Allah’tan başka tanrılar edinmekti. Allah katında şefaatçi olması ümidiyle Allah’tan başka varlıklara (putlara) tapınmak, dua edip medet ummak, onlardan yardım istemekti. Tüm bunlar sadece Allah’a ait olan bir hakkı başka varlıklarda da görmeye teşebbüs etmek demekti. Bu yüzden Kur’an’da şirkin büyük bir zulüm /haksızlık olduğu ifade edilmiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz her fırsatta müminleri şirkten uzak durmaları konusunda uyarıyor, yeni Müslüman olanlardan Allah’a kesinlikle ortak koşmamaları hususunda onlardan söz alıyordu. Çünkü cennete girmenin ve cehennemden kurtulmanın ilk şartı şirke düşmemekti. Bu durumu yüce Allah şu kıssa ile bize bildirmektedir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde:

وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰه۪يمَ خَل۪يلاً

" Ve Allah İbrâhim’i dost edinmiştir." (Nisâ; 125) Buyurarak iltifat etmiş olduğu bir peygamber olan İbrahim Aleyhisselam’ın şirk içinde olan babası ile olan mücadelesini Meryem süresinin 41-46. Ayetlerinde bize nakletmiş ve ardından:

قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَۚ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ كَانَ ب۪ي حَفِياًّ

"İbrâhim şöyle dedi: "Esen kal! Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lutufkârdır." (Meryem; 47) diyerek babasıyla olan mücadelesinin sonunda:

وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ

"Babamı da bağışla; kuşkusuz o doğru yoldan sapanlardan oldu." (Şuarâ; 86) diyerek müşrik olan babası hakkında af dilemiş; Ancak Allah Celle Celalühü şirkinden dolayı böyle bir peygamberin babasının dahi af olunmayacağını Tevbe süresinin 114. Ayetinde:

وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَـهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ

"İbrâhim’in, babasının bağışlanması için yaptığı dua ise sırf ona verdiği bir sözden ötürüydü. Ama onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzaklaştı. İbrâhim gerçekten çok duyarlı, yumuşak huylu biriydi." (Tevbe; 114) diye buyurarak; bir Peygamber’in babası bile olsa eğer müşrikse af olunmayacağını açık bir şekilde bizlere bildirmiştir.

Fakat şirk sadece açık bir şekilde Allah’a ortak koşmaktan ibaret değildi. Peygamber(sav) ümmeti için kaygı duyduğu şirk bundan çok daha tehlikeliydi. Çünkü o bir hadisinde:

« إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَتَخَوَّفُ عَلَى أُمَّتِى الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ أَمَا إِنِّى لَسْتُ أَقُولُ يَعْبُدُونَ شَمْسًا وَلاَ قَمَرًا وَلاَ وَثَنًا وَلَكِنْ أَعْمَالاً لِغَيْرِ اللَّهِ وَشَهْوَةً خَفِيَّةً » .

“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah'a ortak koşmalarıdır. Bilmiş olunuz ki onlar, güneşe, aya veya puta tapacaklar diyecek değilim. Fakat onlar birtakım ibadetleri Allah'tan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacaklar.” (İbn Mâce, Zühd, 21.) Buyurarak biz Müslümanları bu husus da uyarmıştır. Bizler, mevlamız’ın rahmetiyle dünya semasına tecelli edeceği bu mübarek berat gecesinde kendimizi af ettirebilmek için şirkin her türlüsünden uzak durmaya özen göstermeliyiz. Ancak bu durumda affa nail olabileceğimizi ümit edebiliriz.

Allah Kur’an-ı Kerimde iman sahibi olan hiçbir kulunun işlemiş olduğu günahlarından dolayı af olunması hususunda ümitsizliğe kapılmamayı istemiş ve bu husus dada:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعاًۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

"De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım!

Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir."" (Zümer; 53) buyurarak rahmetinden ümidimizi kesmemeyi, kendisinin de çok bağışlayan ve merhamet sahibi olduğunu vurgulamıştır.

Yüce Allah bu ayeti kerimede bizlere ümitsizliğe kapılmamayı öğütlerken bir sonraki ayette de:

وَاَن۪يبُٓوا اِلٰى رَبِّكُمْ وَاَسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

"Azap size gelip çatmadan önce rabbinize yönelip O’na teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz." (Zümer; 54) buyurarak önemli bir şekilde de ikaz etmektedir. Bir önceki ayette çok bağışlayan ve çok merhamet sahibi olduğunu vurgularken bu ayette de bizlere; azap gelmezden evvel kendisine yönelmemizi ve teslim olmamızı istemekte, kimseden de yardım görmeyeceğimizi bizlere bildirmektedir.

İşte bu Berat gecesi yapacağımız samimi tevbe ile affa nail olma fırsatını yakalayan kullardan olmaya gayret etmeliyiz.

2-Acizliğimizi İtiraf ve İdrak Ederek Allah’a Niyazda bulunmak.(Dua)

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimin ihtiva ettiği ana konulara baktığımızda bunlardan bir tanesi de dualardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bizzat kendi öğrettiği duaların yanında peygamberlerin yaptığı dualardan da örnekler vermiştir. Bu örneklerden biri de, İlk insan ve aynı zaman da ilk peygamber olan Âdem(as) ve Havva validemizin yapmış oldukları duadır. Bunu Mevla’mız A’raf süresinde:

قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

"Dediler ki: "Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!"" (A'râf; 23) diyerek dua ettiklerini bizlere bildiriyor. Öyleyse bu gecede yapacağımız güzel dualardan biri bu şekliyle olabilir. Veya Kur’an da en fazla duası nakledilen bir peygamber olan İbrahim(as)’ın Şuara süresinde geçen:

وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ ﴿٨٧﴾ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ ﴿٨٨﴾ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ ﴿٨٩﴾

İnsanların diriltileceği gün ve Allah’a temiz bir kalple gelenler dışında malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!" (Şuara,87-89) diye yapmış olduğu duadır.

Yüce Allah’ın gerek bu gecede ve gerekse diğer vakitlerde kullarına değer vermesinin en önemli sebeplerden biride kendisine dua eden kul olmamızdır. Nitekim duanın önemine vurgu yapan ayetlerden bir tanesinde de yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ

"De ki: (Ey insanlar!) "Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin!". (Furkân; 77)

Bu ayetten de anlıyoruz ki bir kulun Allah katında değerli olabilmesinin en önemli durumu kulun dua eden bir kul olmasıdır. İdrak edeceğimiz Berat kandili gerek dua etme ve gerekse duamızın kabul olacağı önemli zaman dilimidir. Çünkü sevgili Peygamberimiz(sav), Şâban ayının yarısına denk gelen bu gecede Allah’a çok ibadet edilmesini, gündüzünde ise oruç tutulmasını tavsiye etmiş ve o gece güneş batınca Allah Teâlâ’nın dünyaya rahmetiyle tecelli ederek fecre kadar kullarına nasıl ikramlarda bulunacağını şu hadisi şerifinde bizlere müjdelemiştir:

إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا يَوْمَهَا . فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ أَلاَ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلاَ مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلاَ مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلاَ كَذَا أَلاَ كَذَا حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ

“Şaban ayının yarısı olduğunda geceleyin ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun. O gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya rahmetiyle tecelli ederek fecre kadar; Bağışlanmak dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belaya duçar olan yok mu, ona afiyet vereyim”.(İbn Mâce, İkâmet, 191) diyerek rahmetiyle tecelli edeceğini ve dua edenin duasını da kabul edeceğini bizlere bildirmiştir.

3- Allah’ı Anmak (Zikir):

Berat gecesinde affa nail olabilmemize sebep olacak ibadetlerimizden biride Allah’ı anmak ve hatırlamak olan zikirdir.

Zikir, dil, kalp ve beden ile olmak üzere üç çeşittir. Kalp ile zikir Allah’ı gönülden çıkarmamak ve O’nu tefekkür etmektir. Dil ile zikir, Allah’ı güzel isimleriyle anmak, O’na hamd etmek, tespihte bulunmak ve Kur’an okumaktır. Beden ile zikir ise vücudun bütün organlarıyla Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır.

Zikir, sürekli Allah’ı hatırında tutmak ve devamlı yüce yaratanın gözetiminde olduğunun bilincinde olmaktır. Zikir, Allah’ı anmak üzere yapılması veya söylenmesi tavsiye edilen, hamd, dua, tespih ve ibadet gibi söz ve fillerdir.

Zikir, Allah’ın varlığının, birliğinin ve sonsuz kudretinin delili olan pek çok konuyu düşünmek, tefekkür etmektir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Aklıselim” olarak övdüğü kullarından bahsederken onları;

اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ

“Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar”. (Âl-i İmrân : 191) diye tarif etmiş ve zikrin her hal ve durumda yapılabileceğini ifade etmiştir. Yüce Allah aynı zamanda kalplerin ancak Allah’ı anmakla huzur bulacağını bizlere şu ifadelerle bildirmiştir.

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ

"Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur." (Ra'd; 28)

Bizlerde bu gecede affa nail olmak ve gönüllerimizin huzura kavuşmasını istiyorsak; Allah’ı zikreden kullardan olmaya gayret edelim. Bu zikrimizi de birçok ibadeti içinde barındıran namaz ibadetimizle süslemeye çalışalım. Çünkü yüce Allah Kur’an da bu konuya şu şekilde vurgu yapmıştır.

اِنَّـن۪ٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْن۪يۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْر۪ي

"Kuşkusuz ben, yalnız ben Allahım. Benden başka tanrı yoktur. O halde bana kulluk et, beni hatırında tutmak için namazı kıl."" (Tâhâ; 14)

Kısaca ulaştığımız bu mübarek geceye belki bir daha ulaşamam düşüncesiyle kendimizi af ettirecek her türlü ameli salih ibadeti yapmaya gayret edelim. Sevgili peygamberimiz(sav) in hadisi şeriflerinde buyurdukları gibi bu gecede dünya semasına rahmetiyle tecelli edecek olan Mevla’mızın rahmetinden müstefit olacak olan kullarından olmaya gayret gösterelim.

Hasan KÜÇÜK
Söğütlü İlçe Vaizi

15 Mar 2022 - 11:21 - Vaaz


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.


Anket Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?