İstanbul Sözleşmesi inancımıza ters!

Sitemiz yazarı ve Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge Başkanı Eyüphan Kaya, verdiği röportaj ile İstanbul sözleşmesinin hayata verdiği sıkıntıyı analiz etti.

Kaya: “ İstanbul Sözleşmesi İnanç ve Kültürümüzü kabul etmiyor ” dedi.

Sitemizin yazarı Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge Başkanı Eyüphan Kaya, verdiği röportaj ile İstanbul sözleşmesinin hayata verdiği sıkıntıyı analiz etti.

Editör: İstanbul sözleşmesi ne zaman ve hangi partiler tarafından kabul edilmiş?

Kaya: Önceki süreci bir tarafa bırakırsak 24 Kasım 2011 yılında grubu mecliste bulunan CHP-HDP-MHP ve Ak partinin 246 firesiz oylarıyla, üzerine herhangi bir müzakere dahi yapılmadan TBMM tarafından bir gece vakti jet hızıyla kabul edilmiş.

Editör: Bu sözleşmenin aileye nasıl bir zararı var örnek verebilir misiniz?

Kaya: verdiği zararı açıklamaya zaman yetmez, ama şunu örnek vereyim 3. Maddesinin (f) fıkrası 18 yaş altı kız çocuklarını kadın kabul ediyor ve keyfi yaşamaları konusunda baba da dahil herhangi bir hamisinin kendisine nasihatini dahi sakıncalı görebiliyor.

Kız itiraz etse beraber gezdiği erkek arkadaşlarına müdahale edemezsizin, eve gelip gitme zamanına bir şey diyemezsiniz, ibadet ve ahlak konusunda onu uyaramazsınız. Psikolojik şiddet olarak baba cezalandırılabilir.

Editör: Hangi maddesi özellikle inanç ve kültümüze meydan okuyor? izah eder misiniz?

Kaya: 12 maddenin 5.bendi kadına yönelik şiddet konusunda örf, adet, sözde namus, inanç ve kültürden gelen hiçbir norm kabul edilemez diyerek aile içi münasebetlerde ölçü olarak kabul ettiğimiz hiçbir normu kabul etmiyor. Başta ev reisi koca olmasına itiraz ederek eşitlik adı altında evi reissiz bırakıyor.

Editör: Kadına yönelik şiddeti nasıl buluyorsunuz? Şiddeti yasaklıyorsa bu iyi bir şey değil mi?

Kaya: Elbette ki şiddet insani ve İslami değildir. Ama bu sözleşme şiddeti Ekonomik şiddet, Psikolojik şiddet, Cinsel şiddet ve Fiziki şiddet olarak sınıflandırıyor, sınırının nerden başlayıp nerde bittiği de belli değil.

Yani eve geldiniz yabancı bir erkek evde “kimdir bu adam?” dediğinizde ses tonunuz yüksekse psikolojik şiddet olarak kabul edilebilir, Kadına soramazsınız bu saate kadar nerdeydiniz? herkes kendine kim kime dum duma sanki ev değil dingonun ahırı.

Editör: Aile içi oluşan bir şiddet vakasında sözleşmenin arabulucu kabul etmediğini duyduk, bu sıkıntıyı veren hangi meddedir?

Kaya: Maalesef doğru 48.maddeye göre karı koca arasında bir şikayet sadır olsa ve kadın şikayet sonrası pişmanlık dilekçesini verse dahi olay kamu davası olarak devam eder.

Malumunuz arabuluculuk müessesinin her geçen gün değer kazandığı bu süreçte burada tam tersine arabuluculuk yasaklanıyor. Halbuki karı koca arasında nahoş bir durum oluştuğu zaman kadın ve erkek tarafından onların tercih ettikleri birer kişi hakem olarak onları dinlemelerini ve haklarında hayırlı bir karar vermelerini yüce Allah emrediyor, ama bu madde bunu yasaklıyor.

Editör: Bu sözleşmenin gereği olarak hayata sıkıntı veren 6284 numaralı yasa hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaya: Çok çiğ bir yasa “kadının beyanı esastır” diyerek hayatı yaşanmaz hale getirmiş, şimdiye kadar milyonlarca mağdur oluşturdu, bu yasanın bir an evvel ıslah olması lazım.

1-Kadın şikayet ettiği zaman mukaddesatı üzerinde yenim ettireceksiniz, aksi ortaya çıkarsa kadını cezalandıracaksınız,

2-Erkek kalabileceği yer isterse muhakkak barındıracaksınız,

3-Maksimum bir hafta zarfında erkeğin ifadesine baş vuracaksınız, o zaman belki bu yasa bir derece faydalı hale gelebilir diye düşünüyorum.

Editör: Kimisi bu sözleşmede cinsel yönelim isteğinin dikkate alınması ve bir hak olarak kabul edilmesinden bahsediyor bu neyin nesi?

Kaya: Maalesef 4. Maddenin 3.bendinde bu sözleşme cinsel yönelimi bir hak olarak görüyor, yani erkek erkeğe, kadın kadına, hatta hayvana dahi cinsel açıdan ilgi duyabilir birleşmesini bir hak görüyor bu konuda yasal düzenlemeyi dahi imza veren devletlerden istiyor.

Editör: Şu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği neyin nesi? Bir az açıklar mısınız?

Kaya: Bu da ayrı bir bela iddiaları şu, kız erkek eşit doğar ama biz kendimiz kızı başka, erkeği başka yetiştirerek kadın erkek diye iki farklı insan tipini yetiştiriyormuşuz.

Bir kadın neden çocuğa bakıyor, erkek neden bakmıyor? Kadın niye daha çok ev işleriyle uğraşsın? Neden kadın erkek tuvaletleri, hamamları farklı olsun vs. Allah aşkına soruyorum bunun insanlığa bir kazancı var mı kadın erkek arasında meydana gelen bir sürtüşme tartış dışında. Yani kadını erkek rolüne erkeği kadın rolüne koyma çalışması. Şaka bir yana sadece bundan dolayı dahi bu sözleşmenin iptali gereklidir. Fıtratla kavga ederek nereye varılabilir ki?

Editör: Peki bu sözleşme eşcinseller hakkında ne diyor?

Kaya: Onları kabul edin, evlenmelerine yasal alt yapı oluşturun diyor. Yani erkek erkeğe evlenme, kadın kadına evlenme, kimisi de bir kadın iki erkek, ya da iki kadın bir erkek aynı evde yaşamalarına engel oluşturmayacaksınız. LGBT Lezbiyen, Gey, Biseksvel, Trans bunlar bu ahlaksız halleri “onur” kavramıyla anılmasını istiyorlar ve kimse bunlara ters bakamamalı aksi takdirde psikolojik şiddete girer. Allah aşkına bu tür ahlaksız mevzulara zaman ayırabilir miyiz? Bin bir türlü sorunlarımız varken.

*Şunu da belirtmekte fayda var Trans fıkıhta “hunsa mükül” erkekliği dişiliği yarım olan çift yaratılışlı kimselerdir, bunlar mağdur bir insan tipi her türlü ilgiye müstahaktır, ne yazık ki diğer ahlaksızlarla birlikte hareket ediyorlar, bunu da dünyaya sıkıntı veren ağababalı öyle istiyor galiba.

Editör: Dünya bu sözleşmeye nasıl bakıyor?

Kaya: Bizim o beğenmediğimiz Ermeniler imza kampanyası açmışlar uygulanmasın diyorlar, Macaristan Meclisi reddetti, Rusya lideri Putin veto etti. Biz hala tereddüt ediyoruz acaba iyi mi kötü mü diye.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “83 milyon vatandaşımı bu ahlak dışı yapılanmaya karşı dur demeye davet ediyor” dedi, Ak Parti Genel başkan vekili Numan Kurtulmuş “İstanbul sözleşmesi geldiği gibi gider” dedi, İç işleri bakanımız Süleyman Soylu canlı yayında “bu ahlaksız insanların bu hallerini bana kabul ettiremezsiniz” dedi, üç yıldır üç bin dernekle “burada bir sıkıntı var” diyerek Türkiye Aile Meclisi olarak bas bas bağırıyoruz, ama ilgili kurumlar harekete geçmiyor, meclisten kayda değer bir hareketlilik göremiyoruz.

Editör: Dikkat çekici bir gerekçe ile neden iptalini istiyorsunuz somut bir şey söyleyebilir misiniz?

Kaya: Tabi ki hem de birkaç gerekçe söyleyebilirdim. Yüce Allah Tahrim suresi ayet 6’da “ey iman edenler nefsinizi ve ailenizi ateşten koruyun” buyuruyor, bu ayetin gereği olarak çocuklarımla ahlak ve ibadet ağırlıklı nasihatte bulunduğum zaman bu sözleşme karşıma çıkabiliyor.

Anayasamızın 41.maddesinde devlet aileyi korumakla yükümlüdür dediği halde İstanbul sözleşmesi aileyi dağıtıyor ama ben mahkeme kararlarını anayasaya götüremem çünkü uluslar arası sözleşmeler anayasa üstü bir niteliğe sahiptir, yani kurnazca istila edilmişiz haberimiz yok.

Toplumsal cinsiyet eğilimi ayrı bir bela,

Cinsel eğilim ve eşcinsellerin hak talepleri ayrı bir musibet,

Şiddetin çeşitlendirilerek başlangıç ve sonu belli olmayan halleri dahi şiddetten kabul eden bu sözleşme kökten reddedilmeli, aslında reddetmek de yetmiyor uluslar arası feshedilmelidir. Çünkü İstanbul gibi mübarek bir şehrin bu sözleşme ile anılması kendi başına bir musibettir diye düşünüyorum.

Editör: Son olarak eklemek istediğimiz bir şey var mı?

Kaya: Çok şey var da ben özellikle istiklal marşının şu bendi ile dikkat çekmek istiyorum; rahmetli Mehmet Akif Ersoy diyor ki;

ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli/ Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli”

Maalesef bu sözleşme ile mabedimiz dahi istiklalini kaybetmiştir. Geçen Ramazan ayının ilk Cuma ve ilk günü olan 24 Nisan günü Diyanet reisimiz Prof. Dr. Ali Erbaş hocanın Hacı Bayramı veli camisinde okuduğu hutbeye dahi dokunduğunu hep birlikte gördük, daha ne diyeyim?

26 Kas 2020 - 08:51 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?