MEB'e var da Diyanet'e yok mu?

Diyanet Bir Sen Genel Başkanı Hasan Türüt, “Diyanet İşleri Başkanlığında kendi personelini koruyacak kimse yok mu? Kur'an Kursu Öğreticileri neden mağdur ediliyor?” diye sordu.

KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİLERİ NEDEN MAĞDUR EDİLİYOR?

Coronavirüs (Covid-19) nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan toplantı da çeşitli tedbirler alınmasına karar verildi. yapılan değerlendirme kapsamında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlü 13.03.2020 tarih ve E.12362 Sayılı yazıyla Bakanlıklara bir genel gönderdi. Bu kapsam da MEB Ziya Selçuk imzasıyla tüm illere bir genel gönderilerek, MEB’e bağlı eğitim kurumlarında 6-10 Nisan’da uygulanacak olan ikinci ara tatilin 16-20 Mart tarihleri arasında uygulanmasına, 23-27 Mart’ta ise uzaktan eğitim yöntemiyle eğitim ve öğretime devam edilmesine karar verildiği belirtiliyor. Ayrıca genelde de, “Öğretmenler, 16-20 Mart'ta meslekle ilgili çalışmalarını yapmış sayılarak karşılığında haftada 15 saat ek ders ücretinden yararlandırılacak” deniliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Kur’an Kursu Öğreticisi olarak görev yapanlarla ilgili olarak resmi tebligat niteliğinde yayınlanan 8 sayılı “duyuru” da ise “(1) 16-29 Mart 2020 tarihleri arasında bütün Kur’an kurslarında her düzeydeki eğitim öğretim programlarına ara verilmiştir, (4) Öğreticiler kurs temizliği sürecine refakat edecektir, (5) Kurslar dezenfekte edildikten sonra öğreticiler kursa gelmeyecek ancak görev mahallinden de ayrılmayacaklardı. ( ölüm, doğum vb. mazeret izinleri hariç), (6) Öğreticiler bu süre zarfında ek ders ücreti almayacaktır.” Ayrıca “ihtiyaç halinde din hizmetleri sınıfında görevlendirme yapılabileceği” belirtiliyor. Bazı müftülükler tarafından “Tatilde ya izin alırsınız ya da görev yerinde olacaksınız” şeklinde tebligata aykırı mesajla personelin bilgilendirilmesine ve ek ders ücreti verilmemesine tepki gösteren Diyanet Bir Sen Genel Başkanı Hasan Türüt, “ Diyanet İşleri Başkanlığı’nda kendi personelini koruyacak kimse yok mu?” diye sordu ve “ Öğretmenler ek ders alırken, Kur’an Kursu Öğreticilerine ek ders yok!” diyerek şöyle dedi:

“Devlet her türlü salgın da gerekli önlemleri almak zorundadır. Okullar, kurslar, AVM’ler gibi insanların topluca bulunabileceği yerler de hastalık riskine karşı önlem alınır. Ayrıca zorunlu izin olması, öğretmenlerin de bu kapsam da hem kendilerinin hem de öğrencilerin sağlığı açısından eğitim ve öğretime ara verilmesi zorunlu ve mutlak yapılması gerekin bir uygulamadır. Nitekim MEB’de görev yapan öğretmenler için özel olarak genelge yayınlandı. MEB’de öğretmenlere hem idari izin hem de 15 saate kadar ek ders almalarına karar verildi. Bizim bunlara itirazımız yok, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an Kurslarında görev yapan öğreticilerin bu kapsam dışında tutulmasına itiraz ediyoruz.

Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünde “ öğretmen” şöyle tanımlanıyor: Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime… Yani MEB’da görev yapan öğretmen öğreticidir, DİB’da görev yapan öğretici de öğretmendir. Kelime anlamı aynı olan farklı kurumlardaki öğretmenlerin sırf hukuki statü nedeniyle ayırt ederek birine zorunlu uygulamadan doğan haklarını verirken diğerini ayırmak Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Böyle bir ayrımı da kabul etmemiz mümkün değildir. Öte yandan “fahri” diye adlandırılan geçici ya da vekil olarak ifade edilmesi gerektiğinin doğru olduğuna inandığımız Kur’an Kursu Öğreticilerinin ek ders dışında bir gelirleri yok. Bunların durumu daha da vahim! Yetkililere soruyorum, ne olacak?

MEB’de görev yapan öğretmenler ara ve yılsonu tatillerinde tatil hakkını kullanabiliyor, ayrıca salgın gibi olağanüstü durumlarda da tatil yapabiliyor ve ek ders ücretlerinden de yararlanabiliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev yapan Kur’an Kursu Öğreticilerinin (öğretmenlerin) ise böyle bir hakkı olmadığı gibi, olağanüstü durumlarda da izin hakkını kullanamıyor, bunun için ayrıca izin almak zorunda bırakılıyor. Ek ders derseniz zaten yok.

MEB ve DİB’da görev yapan, hukuki statüleriyle ifade edersek, öğretmen ve öğreticiler arasındaki bu ayrımcılık, hatta bir tarafı onurlandırırken diğer tarafın rencide edilmesinin tek nedeni öğretmen-öğretici şeklinde kategorize edilerek sınıflandırılması ve hukuki olarak düzenleme yapılmamasından kaynaklanıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum: KHK ile bu ayrımcılık giderilebilir. DİB, konuyla ilgili olarak yönetmelikte bir düzenleme yapabilir. Acil olarak bu haksızlığın giderilmesi gerekiyor. Bu haksızlığın giderilmesi için Sayın Cumhurbaşkanlığı Makamı başta olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin Grup Başkanvekilliklerine sorunu ileteceğiz ve bir an önce çözülmesini talep edeceğiz. Bu durumun mevcut haliyle devam etmesi, Kur’an Kursu Öğreticilerinin moral ve motivasyonlarını ve çalışma barışını bozuyor. İşe ve işyerine karşı uyumsuzluğa neden oluyor. Bu nedenlerle bu haksızlığın bir an önce çözülmesi gerektiğini ilgililerin bilgilerine sunuyoruz.”

17 Mart 2020 - Sendika


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?