Haftanın Vaazı: Kurban ve Kurban Bayramı

Emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Lütfi Şentürk tarafından hazırlanan "Kurban ve Kurban Bayramı" konulu kurban bayramı vaazını sizlerle paylaşıyoruz.

Video için play'e tıklayın

İstanbul Üsküdar Bodrumi Camii'nde Mahmut Karakış tarafından yapılan "Bayram Sevinci ve Kuran İbadeti" konulu Kurban Bayramı vaazını da videodan izleyebilirsiniz.

KURBAN BAYRAMI VAAZI

Değerli müminler!

Dinî bayramlarımızdan kurban bayramını idrak etmenin sevinci içerisindeyiz. Bizi bugünlere sağlıkla eriştiren Cenâb-ı Hakk’a hamdediyor, O’nun sevgili Peygamberi Muhammet Mustafa (sas.)’ya salât ve selâm ediyoruz.

Önce bu bayramda yapmakla yükümlü olduğumuz kurbandan bahsetmek istiyorum.

Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Buna Arapça’da “Udhiyye” denir.

Kurban, Allah Teâlâ’nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.

Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı. Cenâb-ı Hakk’ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir Peygamber olan İbrahim aleyhi’s-selâm bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah’a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o,adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Tefsirlerde ifade edildiğine göre Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim aleyhi’s-selâm da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu. Elbette bu çok zordu ama Allah’tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim aleyhi’s selâm büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah’a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi’s selâm’a açmaya karar verdi.

Şimdi konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerîm’in açıklamalarını dinleyelim. Allah Teâlâ buyuruyor:

“(İbrahim) ‘Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et’ dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, “Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?” dedi. (İsmail) ‘Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ dedi. Her ikisi de Allah’a teslim oldular (Allah’ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.’ dedik ve ona (İsmail’e karşılık) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nam bıraktık. Selâm olsun İbrahim’e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü O, bizim mümin kullarımızdandır.”

Görülüyor ki, Kur’an da Hz. İbrahim’in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: “Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.” buyurmuştur.

Değerli müminler!

İbrahim aleyhi’s-selâm Allah’ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenâb-ı Hakk İsmail’in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah’ın insanlığa büyük bir Iütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim’in aracılığı ile insan kurban etmek ten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar “İnsan kurban etme” gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.

İbrahim aleyhi’s-selâm oğlu yerine Cenâb-ı Hakk’ın kendisine gönderdiği koç’u kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim’den sünnet olarak bize intikal etmiştir.

Kurban, insanın Allah’a yaklaşmasına ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. “Kurban” kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim aleyhi’s-selâm gibi Allah’a ve O’nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O’nun rızasını kazanmak için her fedakarlığa katlanacağını göstermiş olur.

Değerli müminler, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlâs esastır. Bakınız bu konuda Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyuruluyor:

“Onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” Esasen Allah Teâlâ ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Mâide sûresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor.

VAAZIN TAMAMINI İNDİR

08 Ağustos 2019 - Vaaz


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?