İslamda Spor ve Eğlence

Müftü İmran Kılıç, "İslamda Spor ve Eğlence" konulu güzel bir yazı kaleme aldı.

İbadet ve çalışma dışında kalan vakti, faydalı bir işle meşgul olarak geçirmek, ibadet ve çalışmak için yeni güç kazanmak üzere gönlü dinlendirmek, hoş vakit geçirmek uygun bir davranıştır.

Dinimiz gayesiz ve faydasız vakit geçirmeyi hoş görmemiştir. “Boş vakit” değerlendirilmesi gereken en önemli nimetlerden sayılmıştır. “İki nimet vardır ki insanların çoğu bundan gafildir. Sıhhat ve boş vakit.”(Hadis-i Şerif)

Kur’an-ı Kerim’de çalışma dışında kalan vaktimizi ibadet ederek değerlendirmemiz emredilmiştir. “Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. O halde (işlerinden) boşaldığı zaman uğraş (ibadetle meşgul ol) yorul.”(İnşirah-5,7) buyrulmuştur.

(Malâyânî) Manasız işlerle meşgul olan kimse dinimizde makbul sayılmaz. Faydasız şeyleri terk etmesi bir kimsenin iyi Müslüman olduğunun alametlerindendir.(Et-Tergib Ve’t-Terhib) Boş vakitler dünya ve ahirete faydalı olacak şekilde doldurulmalıdır.

Hz. Ömer (r.a.) şöyle derdi: “Ben sizden birisinin ne dünya işiyle ne de ahiret işiyle meşgul olmaksızın boş vakit geçirmesini hoş karşılamıyorum. Herkes devamlı olarak faydalı bir işle uğraşsın, bir işi bitirdiği zaman başka bir işe başlasın.” Kur’an-ı Kerim’de insanı ahiret amellerinden alıkoyan oyun ve eğlenceler “lehv” olarak belirtilmiştir.

Müslümanların bugün içinde bulundukları zayıf durum, çok çalışmayı gerektirmektedir. Bunun için müslümanın boş, faydasız ve gereksiz yere geçirecek vakti yoktur.

Dünya nimetleri bir bakıma insanı sıkıntıdan kurtarma, eğlendirmek için yaratılmıştır. Fakat bu eğlenmenin ve eğlencenin sınırlarını bilmek gerekir.

Vücudu dinlendiren gönlü huzura kavuşturan meşrû ve faydalı eğlenceler olduğu gibi. Faydasız ve vakti boşa geçiren hatta zararlı gayri meşrû (yasak) eğlenceler de vardır. “Eşyada asıl olan mübahlıktır.” Kuralına göre belirli sayıda haramların dışında kalan şeyler mübah (helal) tır. Harama düşme tehlikesi olursa bazı mübahların terk edilmesi de tavsiye edilmiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in tatbikatıyla sabit olan, ruhun tasfiyesi, nefsin terbiyesi, bedenin eğitilmesine, emirlere ve yasaklara riayet prensiplerine zarar vermeyen eğlencelerin başlıcalarını şöylece sıralamak mümkündür:

A. Şaka ve nükte yapmak: Latife, şaka, mizah, nükte yapmak insanları neşelendiren, güldüren, eğlendiren söz sanatlarıdır. Bunlar, insanın hayatında yemekteki tuz gibi olmalı, işi gücü nükte olmamalıdır. Hiçbir kimse ile alay edilmeyecek, şeref ve namuslara dil uzatılmayacaktır.(Hucurat-11) güldürmek için yalan söylenmeyecektir. “Etrafındakiler gülsün diye konuşup ta yalan söyleyene yazık, çok yazık.”(Tirmizi-Ebu Davud) “Zaman zaman gönülleri dinlendirin, çünkü gönül zorlanırsa körleşir.”(Hz. Ali (r.a.))

B. Koşu: Koşu yaparak yarışmak bir spordur. Sporun ciddi faydaları yanında yapan ve seyredenler için eğlendirici yanı da vardır. Sahabe koşu yarışması yaparlardı. Hz. Ali’nin iyi bir koşucu olduğu söylenmiştir.(Kardâvî) Hz. Peygamber (s.a.v.)’de eşi Hz. Aişe (r.a.) ile koşu yarışı yapmıştır.(Müsned, S.Ebu Davud)

C. Atış müsabakası: Hem savaş gücünü artırmak, hem de boş vakitleri değerlendirmek üzere bu müsabakalar Hz. Peygamber (s.a.v.)’in teşvikine mazhar olmuştur. Bu eğitim ve yarışmayı yapanlara rastladıkça “Haydi atın, ben de sizinle beraberim. der.”(Buhari) onları şevke getirirdi. Bu konuda tek sınırlama canlı hedefler üzerinde yarışma yapılması tasvib edilmemiştir.(Müslim-Tirmizi)

D. Kılıç, kalkan ve mızrak oyunu: Bu oyunları oynayan Habeşistanlı Müslümanları engellemek isteyen Hz. Ömer (r.a.)’e Resulullah (s.a.v.): “Bırak Ömer oynasınlar.” demiştir. Hz. Aişe (r.a.) ile kendileri de bizzat bu oyunları seyretmişlerdir.

E. Güreş: Hz. Peygamber (s.a.v.)’in teşvik ettiği spor ve eğlenceler arasında güreş de vardır. O zamanının sırtı yere gelmemiş pehlivanı Rukâne ile üç defa güreş tuttuğu ve onu yendiği rivayet edilmiştir.(Kettânî-Et-Terâtibu’l-İdariyye) Şehitlerin serdarı Hz. Hamza (r.a.) aynı zamanda pehlivanlarında piridir. O yüzden olsa gerektir ki Müslümanlar öteden beri bu spor dalına önem veregelmişlerdir.

F. Binicilik ve yüzme: “Allah (c.c.)’ı anma dışında kalan her şey eğlence ve gaflettir; ancak üç şey müstesna: atıcılık, binicilik ve yüzme öğrenme.” diyen hadis-i şerif bu sporları teşvik etmektedir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in at yarışı yaptırdığı ve birinci gelene armağan verdiği rivayet edilmiştir. (Müsned-Ebu Davud) Mübah olan oyun ve eğlenceler sadece bunlarla sınırlı olmasa gerektir. “Eğlenin ve oynayın (boş ve faydasız olmaması şartıyla) çünkü ben dininizde ağırlık ve baskı görmekten hoşlanmıyorum.”(Kettânî) hadisi de buna işaret ediyor. O yüzden günümüzde yaygın olan futbol, basketbol, voleybol, tenis… gibi spor ve oyunlarda tesettüre riayet edilerek ve batıla alet edilmeyerek oynanırsa mübah sayılmışlardır. Kumar ve şans oyunlarının bütün çeşitleri ise yasaklanmıştır.

İmran KILIÇ

11 Eylül 2014 - Müftülük


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?