8 Eylül Dünya Okuma-Yazma Günü

Müftü İmran Kılıç, '8 Eylül Dünya Okuma-Yazma Günü' münasebetiyle "Okuma Yazma, Kitap, Kalem" konulu bir yazı kaleme aldı.

OKUMA YAZMA, KİTAP, KALEM

“Yaratan Rabbinin adıyla oku” Adem (A.S)i topraktan yaratıp kendi ruhundan ona üfleyen Cenab-ı Hak, yarattığı bu seçkin canlıyı, idrak, hafıza, duygu ve düşünce gibi yeteneklerle donatıp, muhtaç olduğu eşya ve nesnelerin ismini; dolayısıyla faydalarını da ona öğretmiş ve böylece insanoğlunun mevcut yeteneklerini kullanarak her şey ve olayda yüce yaratanın varlık ve birliğine delalet eden belgeleri görmesini ve her işe Allah adıyla başlamasını emretmiştir.

O bakımdan rahatlıkla diyebiliriz ki; ilk insan vahşi, şuursuz, idraksiz değildi. Âdem (A.S) hazırlanıp döşenen yeryüzüne indirildiği gün kendisine, insanlığına ve peygamberliğine yakışır şekilde yaşaması için gerekli bilgiler de verilmişti. Kur’an- ı Kerim’de bu gerçeğin ana çizgeleri belirtilmekte ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere temel fikirler verilmektedir.

Böylece insanın menşei hakkında araştırma yapan ilim adamlarının bir takım tahmin ve varsayımlar ileri sürmelerinin anlamsız olduğu ortaya çıkıyor. Kur’an-ı Kerim bu konuda da onlara hareket noktası belirleyerek sonuç çıkarmalarını ilham ediyor. Böyle olunca okuyup öğrenmek, bilgi toplamak, yazıp bilgi vermek insan hayatının olmazsa olmaz bir parçası ve onun dünya ve ahiret mutluluğunun en temel unsurudur.

Okuyup öğrenmeye, öğretmeye ve yazmaya Allah’ın adıyla başlamamız hem insan, hem de Müslüman olmamızın gereği ve ruh-beden dengesinin de icabıdır.

Her şey ve olayda Allah’ın kudretinin izini görmek, yaratılıp istifademize sunulan şeylerden yararlanırken Cenab-ı Hakk’ın yegâne rızk veren ve tek yaratan olduğuna inanmak hilkatin bütün safha ve kademelerinde O’nun plan ve programını okumak suretiyle yegâne yaratan olduğunu idrak etmekte “Oku” emrinin kapsamına girmektedir. Kâinatta okunacak bir kitaptır ve “Oku” emri kutsal metinleri, kendinizi ve evreni okumak olarak algılanmalıdır.

Kur’an-ı kerim, okumayı ilmin anahtarı sayıp, ilimle birleştikten sonra kalemin önemine de parmak basıyor: “Oku Rabbin, karşılıksız iyilik ve ihsan sahibidir. O ki, kalem ile öğretti, insana bilmediğini öğretip belletti.” “Nûn’a, kaleme ve (Kalemle) satır, satır yazdıklarıma and olsun ki.” Cenab-ı Hak, insan hayatıyla iç içe olup önem arz eden eşyanın yer yer adını anarak onlarla yemin etmekte ve o şeylerin önemsenmesini istemektedir. Nûn hokkadır. Böylece yüce Allah hokkayla kalemin ve yazının günlük işlerimizdeki değerini eğitim ve öğretimindeki-önemini, milletlerin yazıyla haberleşip anlaştıklarını gözümüzün önüne sürüyor. Devirlerin değişmesiyle bu malzemeler değerinden bir şey kaybetmiyor sadece okuma yazma ve bilgi edinme aletlerinin niteliği değişiyor. Nitekim Peygamber (S.A.V) Efendimizin: “Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona “yaz” dedi. Oda ne yazayım? Diye sordu. Allah: “Kıyamete kadar olacak şeyleri yaz! Diye buyurdu” (Tirmizi) hadisleri kalemin önemine dikkatleri çekmiştir. Yine Peygamberimiz Miraç’ta, yazıcı meleklerin kalemlerinin hışırtılarını duyduğunu haber vermiştir.

İlk insana bilmediklerini belleten Allah’ın Peygamberler aracılığı ile insanlığa “oku” emrinin tekrarı bir inceliğe işarettir; oda okumayı tekrarlamanın her zaman faydalı olacağı, aynı zamanda okuyan kimsenin edindiği bilgilere yenisini katıp eser yazarak başkalarına da okuma imkânı hazırlamasının hatırlatılmasıdır.

Kitap, belli bir düzen içinde bir araya getirilen sözler toplamıdır. Genelde bu sözlerin yazıya geçirilmiş toplamına kitap denilmekle birlikte, yazılı olmak şart değildir. Bu nedenle yazılı olmadığı halde peygamberlere vahye dilen Allah kelamına da kitap denir. Bu anlamıyla kitap, genelde vahyi ve vahiy yoluyla indirilmiş tüm ilahi kitapları, özelde de Allah’ın son vahiylerinin oluşturduğu Kur’an-ı Kerim’i dile getirir.

Levh-i Mahfuz (her şeyin yazılı olduğu ana kitap) Kitap-ı Mübin (apaçık kitap) Ümmü’l-Kitap (Kitapların anası, ana kitap) olarak ta anılır. Levh-i Mahfuz da yazılı olayların gerçekleştiği alan olması nedeni ile evren, ana Kitap’ın açılmış, dış dünyada somutlaşmış biçimidir ve bu özelliğiyle evrene de “Kitap” denilmektedir.

Kur’an-ı Kerim de sık sık Peygamberlerle birlikte kitap gönderildiği belirtilir. Peygamberler çoğul olarak alındığı halde kitap, tekil biçimiyle anılır. Bu bütün Peygamberlere gelen vahyin kaynağının tek olduğu gibi, tek bir kitap oluşturduğunu da gösterir bu kullanımda vahiyle kitap Allah’ın kelamıdır. Allah’ın kelamı vahiy yoluyla insanlık tarihi boyunca değişik Peygamberler aracılığıyla aynı mesajı bildirir. Bunlar, Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur yada Suhuf olarak ayrı adlar alsalar da gerçekte aynı kitabın görünümleridir.

Hıristiyanların Kutsal Kitabına Kitab-ı Mukaddes ismi verilir. Batı dillerinde “Bible” terimi Kitab-ı Mukaddes karşılığıdır ve Grekçe “Biblia” (Kitaplar) kelimesinden gelmektedir. Kitap-ı Mukaddes Hıristiyanlar için eski ahid ile yeni ahidin tamamını kapsar. Yahudilerin Kitap-ı Mukaddes’i ise sadece eski ahid’den ibarettir. Bunların asılları bozulmuş olup, Kur’an-ı Kerim ise vah yedildiği şekli ile korunmaktadır. Bütün din ve ideolojilerle onların mensuplarının dayandıkları yazılı kitapları veya yazıya intikal etmemiş, dilden dile aktarılan sözlü kaynakları mevcuttur. Aslında tüm kitaplar bilerek veya bilmeyerek ana kitabın açıklanması gayretlerinin tezahüründen başka bir şey değildir.

Kur’an-ı Kerim’e göre insanların amellerinin toplamı da yazılı bir kitap oluşturmaktadır. Buna “Amel defteri” de denir.

Kur’an-ı Kerim’in Hz. Peygamber (S.A.V) zamanında yazılması, Hz. Ebu Bekir (R.A) zamanında kitap halinde toplanması, Hz. Osman (R.A) zamanında nüshalarının çoğaltılıp yayılmasında gösterilen çalışmalar, Hadislerin alınıp korunması, tedvin edilmesi, yazılması ve yayılmasındaki gayretler, en uzun tek sahifelilik bir ayetin öz olarak yazışmayı emretmesi. Seneler vurmadan silgiyi, bağlayın kitapla bilgiyi, Hadis-i Şerifi, ilmin öğrenilip öğretilmesinin, neşredilip yayılmasının emredilmesi ve bunlara engel getirilmesinin yasaklanması, okumaya ve yazmaya verilen önemin apaçık misalleridir.

Kur’an-ı Kerim’e göre kitapların gönderiliş amacı anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmedilmesi ve adaletin yerine getirilmesi ayrılığa düşüren konuların açıklanması, inanan insanlar için yol gösterici ve rahmet olması insanları karanlıktan aydınlığa çıkarıp onları doğru yola irdelemek, zulmedenleri uyarmak ve güzel davrananları müjdelemektir. Tüm kitaplarda en azından bu amaçların gerçekleşmesi için yayılmalıdır.

Okuyup yazmaya, kaleme, kitaba saygı okuyup yazan ve kalem tutan ellere layık oldukları ilgiyi göstermek aynı zamanda medeni olmanın açık belirtisi, kalkınmanın da en aydın yoludur.

İmran KILIÇ

08 Eyl 2014 - 06:43 - Müftülük


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?