Görmez Bitlis'te ‘Hizan Kültür Etkinlikleri’ne Katıldı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Bitlis’te düzenlenen “Şehr-i Bediüzzaman Hizan Kültür Etkinlikleri ve Nurs Mevlidi” programına katıldı.

Said-i Nursî’nin doğduğu Hizan İlçesine bağlı Nurs köyünde düzenlenen mevlit programında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, ülkemizde ve İslam dünyasında yaşanan gelişmeler karşısında Müslümanların ihtiyaç duyduğu en önemli hususları, ihlas, samimiyet, birlik, beraberlik ve kardeşlik olarak açıkladı.

İslam’ın yeryüzündeki varlığının bir güvenlik sorunu gibi gösterilmeye çalışıldığına dikkat çeken Başkan Görmez, Said Nursi’nin çağa hitap eden sözlerine de değinerek konuşmasını şöyle sürdürdü;

“İslam’ın yeryüzündeki varlığı, bir güvenlik ve meşruiyet sorununa dönüşsün diye çaba gösteriliyor…”

Müslümanların tespih tanesi gibi dağıldığı zamanlarda, İslam dünyasının her tarafında varlık mücadelesinin verildiği zamanlarda, insanların ümitlerini kaybettikleri zamanlarda Said Nursi, ’Ümit var olunuz! Şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek ve gür seda İslam’ın sedası olacaktır’ sözünü haykırdı. Bunu neden bugün ifade ediyorum? Çünkü İslam’ın yeryüzündeki varlığı, bir güvenlik ve meşruiyet sorununa dönüşsün diye çaba gösteriliyor. Yeryüzüne eman ve selam getiren bir din, yeryüzünde emanın ve selamın önünde engel olarak gösterilmeye gayret ediliyor. Böyle bir dünyadan, zamandan geçiyoruz. İşte böyle bir dünyada dahi her birimiz, etrafındaki bütün gençlerin kulağına ‘Etrafınızda olup bitenlere bakmayın! İslam dünyasında, İslam adına ortaya çıkan bütün tedhiş hareketleri, uydu hareketler, istibdatlar, zulümler, o zulümlerin gölgesinde ortaya çıkan hareketler, sizi ümitsizliğe sevk etmesin. İstikbalde en gür seda, yine İslam’ın sedası olacaktır. Çünkü İslam, fıtrat dinidir, kâinatın dinidir. Tabiat, kâinat Müslümandır.

“İslam dünyasında yaşananların sebeplerini başka dünyalarda aramaya gerek yok…”

Şam sokaklarında, Bağdat’ta, Kahire’de, Musul’da olup bitenlerin sebeplerini başka dünyalarda aramaya gerek yok. O hastalıklar bizim içimizde. Her şeyden evvel bize lazım olan nedir? Doğruluk, yalan söylememek, sıdk, sadakat, ihlâs, sebat, tesanüd… Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası imanın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır? Bu aynı zamanda Resul-i Ekrem’in şu hadisinin tercümesidir: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk sizi iyiliğe götürür. İyilik sizi cennete götürür. Yalandan uzak durun. Çünkü yalan sizi kötülüğe götürür. Kötülük sizi cehenneme götürür.

“Bütün Müslümanların üzerinde durması gereken en önemli husus, ihlas, ihlas, ihlas…”

Bütün Müslümanların, Nur talebeleri, kendisini bu mesleğin erbabı, yolcusu olarak tarif eden bütün kardeşlerimiz ve hepimizin, üzerinde durması gereken en önemli husus, ihlas, ihlas, ihlas. Her on beş günde mutlaka okunmalıdır dediği “İhlâs Risalesinde” talebelerine en büyük dersi ve erdemi öğretir. Öyle zannediyorum ki bugün, başta Nur talebeleri olmak üzere hepimizin bu risaledeki düsturlara göre kendimizi öz eleştiriye tabi tutmaya ve söz konusu ölçülere göre ne durumda olduğumuzu gözden geçirmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

“Hiçbirimiz dinin sahibi değil, bu dinin hizmetkarlarıyız…”

Elbette samimiyetin merkezinde rıza-yı İlahî olacak. Kişisel menfaatler, güç tutkuları devreye girmeyecek. Güç sevdası olmayacak. Hiç kimse kendini, davanın sahibi gibi görmeyecek. Hiçbirimiz dinin sahibi değil, bu dinin hizmetkarlarıyız.

“Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine asla bina edilemez…”

Bediüzzaman’ın kullandığı fena fi’l-ihvan ifadesinden herhangi bir guruba, cemaate, fırkaya, mezhebe, meşrebe bağlılıkta ihvanı asla kastetmediğini, sadece İslam’da kardeşliği kast ettiğini düşünüyorum. Bu sadece Nurculukta, Süleymancılıkta, şuculukta, buculukta, şu tarikatte, bu cemaatte kardeşlik değildir. O kardeşlikler, İslam kardeşliğinin önüne geçemez. Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine asla bina edilemez.”

Bediüzzaman’ın Ahmed Hamdi Akseki’ye mektubu…

Bediüzzaman’ın merhum Ahmed Hamdi Akseki’ye yazdığı mektuplar bizim arşivlerimizde duruyor. “Ey medresede arkadaşım, ders halkalarında kardeşim, uhuvvet dairesinde hakiki kardeşim Kur’an’ın hakikatlerini anlatmak için, bu eserleri sahibi, hamisi ve muhafızı sensin. Senin olmanı istiyorum. Tam da dinsizlik cereyanının revaçta olduğu böyle bir dünyada, bunları neşretmek daire-i Diyanet’in vazifesidir” diyor.

“Mühim olan kitaplardaki yüce ahlakı, hayatımıza aktarmaktır…”

Sadece kitap neşretmek olmaz. Bütün İslam alimlerinin eserleriyle birlikte, ben sadece bir hakikati ifade ediyorum, herhangi bir ayrım yapmadan. Nasıl ki İmam-ı Gazalî’nin nasıl ki, İmam Ebu Hanifelerin, İmam Maturidilerin, İmam Rabbanîlerin, büyük alimlerin eserleri, minberde ve kürsüde bu halka anlatılıyorsa, onlarla beraber neden Uhuvvet Risalesi ve İhlas Risalesi de anlatılmıyor. Açıkça ifade ediyorum. Bu 70 yıllık bir gecikmemizdir. Cenab-ı Hak bunu telafi etmeyi nasip eylesin. Mühim olan kitapların neşri değil, okumak da değil. Mühim olan kitaplardaki hakikatleri, yüksek ahlakı hayatımıza aktarmaktır.

Programa Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Haluk Dursun, Bitlis Valisi Orhan Öztürk, Van Valisi Aydın Nezih Doğan, bölgede görev yapan il ve ilçe müftüleri ileyurtiçive yurt dışından çok sayıda vatandaş katıldı.

#

10 Eyl 2014 - 14:33 - Diyanet


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?