Kan Davası ve İntihar

Sakarya İl Müftülüğünün yayınlamış olduğu 06.02.2015 tarihli Cuma Hutbesi: Kan Davası ve İntihar

HUTBE KONUSU: KAN DAVASI VE İNTİHAR

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِناًمُّتَعَمِّداً فَجَزَآؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِداً فِيهَا وَغَضِبَ اللّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَاباً عَظِيماً

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم

أوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ يوْمَ الْقِيَامةِ في الدِّمَاءِ

Kardeşlerim!

Allah insanı en güzel şekilde yaratmış ve hangimizin daha güzel işler yapacağını görmek için dünya hayatına göndermiştir. Ölümü ve hayatı yaratan Allah, insan hayatını dokunulmaz kılmış ve korunması için hukuki ve ahlaki yaptırımlar getirmiştir. Yaşama hakkı anne karnında başlar ve Allah’ın takdir ettiği zamana kadar devam eder.

Kardeşlerim!

Kan davası, aile veya yakın çevreden biri öldürüldüğünde, katile veya yakınlarına karşı, ölenin yakınlarınca misilleme şeklinde cinayetlerin sürdürülmesidir. Bu durum Rabbimizin dokunulmaz kıldığı insan hayatına kasteden, İslam’ın asla tasvip etmediği bir olgudur ve nice masum canların haksız yere öldürülmesine sebep olmaktadır. Oysa Rabbimiz, “Hiç kimse bir başkasının suçundan sorumlu değildir”[1] buyurmuştur. Allah Resulü (sav)’ ise; haksızlığa uğrayan kişinin misilleme yapma hakkının olmadığını belirtmiş[2] ve “Bilesiniz ki cana kıyan kişi ancak kendi işlediği cinayetten sorumludur. Hiçbir baba oğlunun cinayetinden sorumlu tutulamaz, hiçbir oğul da babasının cinayetinden sorumlu tutulamaz”[3] diye buyurmuş, suç ve cezanın şahsi olduğu ilkesini bizlere haber vermiştir.

Kardeşlerim!

Rabbimiz, haksız yere adam öldürmeyi büyük günahlardan saymıştır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur; “Kim bir mü’mini kasten öldürürse, artık cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir; hem Allah ona gazap etmiş, ona lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”[4] Başka bir ayet-i kerimede ise: “…Kim, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…”[5]

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de kan davası hakkında şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde insanlar arasında görülecek ilk dava kan davasıdır."[6]

Kıymetli Kardeşlerim!

Bizler ‘Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz!’ diyen bir peygamberin ümmetiyiz. O, Yapılan kötülüklere dahi kötülükle karşılık vermemiş, bizlere de bunu öğütlemiştir. “Allah katında dünyanın yok olması bir Müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir”[7] diye buyuran Resul-ü Ekrem efendimiz, Allah’ın en nefret ettiği kişinin de düşmanlıkta sınır tanımayan kişi olduğunu ümmetine haber vermiştir.[8] Veda Hutbesinde ise cahiliye âdeti olan bu kanlı töreyi ayaklarının altına aldığını ilan etmiştir.

Kardeşlerim!

Bizler için en güzel örnek olan Allah Resulü (s.a.v) hiçbir zaman intikam peşinde koşmamış, canına kastedenleri dahi tereddütsüz bağışlamıştır. Mü’min kula düşen de bir haksızlığa maruz kaldığında hukuk yoluyla suça denk bir ceza istemek yahut bundan daha hayırlı olan af yolunu seçmektir.[9] Unutmayalım ki intikam duygusuyla hareket ederek canlara kıymak, yiğitlik ve cesaretin değil, olsa olsa zayıflık ve acizliğin belirtisidir. Bizlere düşen en güzel davranış da can almak değil, can bağışlamaktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Rabbimiz’ in haram kıldığı bir başka cana kıyma eylemi de intihardır. Peygamber efendimiz (s.a.v) yarasının acısına dayanamayarak intihar eden bir kimseye Allah Teâlâ’nın cenneti haram kıldığını[10] bildirmiştir. Bir başka hadis-i şerifte ise: “Bir dağdan aşağı atlayarak canına kıyan kimse, cehennem ateşinde ebedi olarak yüksekten atlayıp duracaktır. Zehir içerek canına kıyan kimse, elinde zehir olduğu halde cehennem ateşinde ebedi olarak zehir içip duracaktır. (Bıçak, mızrak gibi) bir demiri karnına saplayarak kendini öldüren bir kimse de elinde demiri olduğu halde cehennemde o demiri karnına ebedi surette saplayıp duracaktır.”[11] buyurmuştur

Kardeşlerim!

Hepimiz dünyaya imtihan için gönderildik. Dolayısıyla birçok sıkıntı ve problemle karşılaşmamız mümkündür. Karşılaştığımız acı ve kederlere karşı sabır göstermek ve göğüs germek bizim karakterimiz olmalıdır. Rehberimiz Allah Resulü bu konu hakkında da şöyle buyurmuştur: “Hiç biriniz başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü istemesin. Eğer mutlaka isteyecek olursa, ‘Allah’ım yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, ölüm benim için hayırlıysa canımı al’ desin.”[12] Unutmayalım ki her zorluktan sonra bir kolaylık, her sıkıntıdan sonra bir genişlik vardır. Yeter ki biz Rabbimize yönelelim ve O’ndan yardım isteyelim…

[1] En’am, 6/164[2] İbn Mace, Ahkam,17, Muvatta’, Akdiye ,26[3] İbn Mace , Diyat, 26, Tirmizî, Tefsiru’l Kur’an, 9[4] Nisa, 4/93[5] Maide, 5/32[6] Buhari,Rikak,48[7] Tirmizi, Diyat,7[8] Buhari, Ahkam, 34[9] Tirmizi, Diyat, 13[10] Buhari, Enbiya, 50[11] Buhari, Tıb, 56[12] Buhari, Merda, 19

Hazırlayanlar: Abdullah ŞEN, İsmail ÇELİK, Mehmet ŞİMŞEK

26 Oca 2015 - 10:42 - Hutbe


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sitemizin yeni görünümünü beğendiniz mi?