Isparta Müftülüğü Berat Kandili Vaazı

Ispart İl Müftülüğü tarafından yayınlanmış olan 24.02.2024 tarihli Berat Kandili vaazı sitemize eklenmiştir.

24.02.2024 TARİHLİ BERAT KANDİLİ VAAZI

Berat, Arapça berâe-berâet kelimesinin Türkçeleşmiş halidir. Kur’an’da “Berae” kökünden 25 kelime bulunmakta olup, bunlardan sadece iki tanesi “Beraet” şeklinde geçmektedir. Berâet, iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin herhangi bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğün bulunmaması anlamındadır. Istılah olarak berat ise, Allah’ın affı ve bağışlaması, günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelmektedir. Beratın özünde, günahlardan arınma ve Yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaşma amacı vardır. Bu gecede Allâh'ın affı ve bağışlamasının çok olacağı müjdelendiğinden, bu geceye “Berat Gecesi” denilmiştir. Berat gecesi hicri aylardan şaban ayının onbeşinci gecesidir. Berat Gecesi için Arapça eserlerde “şabanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (belge) gecesi” manalarına gelen terkipler kullanılmaktadır.

Kandiller ve benzeri geceler; iman, ibadet ve düşünce hayatımız bakımından kendimizi yenilememiz, geçmişimizi muhasebe etmemiz, geleceğimizi planlama ve ümitlerimizi tazelememiz için büyük bir fırsattır. Bu gece münasebetiyle, içimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek günahlarımıza tövbe etmeli, tüm Müslümanlar ve insanlık için Allah’a dua ve niyazda bulunmalıyız. Yüce Allah, bu gecede ilahi rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifâ kapılarını sonuna kadar açarak, bizleri sonsuz ikramlarına davet etmektedir. Berat kandilinin aydınlattığı manevi ortam, bizlere dengeli bir hayat kurma bilinci sağlamakta, kendimizi gözden geçirme ve yenileme imkanı sunmaktadır. Yüce dinimiz İslam dünya ve ahiret, madde ve mana dengesine; akıl, düşünce, duygu ve bilginin ahenkli şekilde buluşturulmasına dayanır. Günümüzde ferdi ve toplumsal hayatımızdaki maddi ve manevi değerler dengesi bozulmuş, dünyevîleşme, bencillik gibi olumsuzluklar ruh sağlığımızı bozmaya başlamıştır. Oysa Yüce dinimiz İslâm, insanın maddî ihtiyaçları kadar ruhî ihtiyaçlarını da dikkate almış, onun devamlı surette Yüce Yaratanla bağlantı içinde olmasına önem vermiştir. Berat gecesini idrak ettiğimiz bugünlerde hepimiz Yüce Allah’ın Kur’an’da kendisinden ümit kesmememizi isteyen ve bizleri affedeceğini müjdeleyen mesajına kulak vermeli ve kendimize çekidüzen vermeliyiz.

Kuranı kerimde

حم وَالْكِتَابِ الْمُبٖينِۙ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرٖينَ

Cenab-ı Hak okuduğumuz âyet-i kerimelerde buyurmaktadır ki:

«Ha mim. (Halâl ile haramı vesair hükümleri) açıkça bildiren (bu) kitaba yemin ederim ki, hakikat, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Gerçek biz (onunla kâfirlerin uğrayacakları azabı) haber ve­ricileriz. (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden sâdır olan bir emirle, o zaman aynlır» (Duhan suresi 1-4).

Kur'ân-ı Kerim, berat gecesinde Levh-i Mahfuz'dan alınmış ve bir bütün hâlinde dünya göğüne indirilmeye başlanmıştır. Bu gece­nin mübarek oluşunun başlıca sebebi de bundadır.

Kur'ân-ı Azimüşşan inmezden önce insanoğlunun efkârını dalâlet, kalbini küfür bulutlan kaplamıştı, insan mabud-ı hakikîyi bırakmış, taşlara, ağaçlara ve putlara tapmaya başlamıştı. Abdin ibadet ve itaat bağları kopmuş, insan denilen tabiri caizse insanlığını unutmuştu..

Cinayet ve rezaletler, sayılamayacak kadar çok, yazılamayacak kadar bayağı idi.

İşte bu duruma gelen yeryüzüne, Kur'ân-ı Kerim'in inmesinin birinci kademesi, Şâbân-ı Şerifin onbeşinci gecesine tesadüf ettiğinden dolayı bu gece müstesna bir değer taşımaktadır. Bu gece hürmetine, birçok günahlar bağışlandığı için, BERAT GECESi adını almıştır.

Ibn-i Mâce'nin Hazret-i Ali (r.a.) den rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte buyrulmaktadır ki:

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا يَوْمَهَا ‏.‏ فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ أَلاَ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلاَ مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلاَ مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلاَ كَذَا أَلاَ كَذَا حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ ‏"

“Şaban ayının 15. gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar (olan sürede) dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim!.. Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim”[2].

Cenâb-ı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesinin koyun­larının tüyleri sayısınca ümmet-i Muhammed'e rahmet eder.

Hz. Âişe validemiz Peygamberimizi tanıtırken şöyle buyurmuştur:

عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ لَيْلَةٍ فَخَرَجْتُ أَطْلُبُهُ فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ رَافِعٌ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ ‏"‏ يَا عَائِشَةُ أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قَدْ قُلْتُ وَمَا بِي ذَلِكَ وَلَكِنِّي ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ لأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعَرِ غَنَمِ كَلْبٍ ‏"‏

"Bu gece (Şaban'ın onbeşinci gecesi) Peygamber (s.a.v.)’i (odanın içinde) aramaya başlamıştım ki (O’nu) başını secdeden kaldırırken  buldum. Buyurdu ki:

“Ey Aişe, Allah ve Rasulü’nün  seni korkutmasından mı korktun? dedim.

Hz. Aişe validemiz “Diğer hanımlarından birinin yanına gittiğini zannettim” dedi.

Peygamberimiz buyurdu ki Allah Teâlâ Şabanın 15.gecesinde (bu gecede) dünya semasına iner, Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları bağışlar."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 

إنَّكَ ما دعوتَني ورجوتَني غفرتُ لكَ عَلَى مَا كَانَ فيكَ ولا أُبالي. يا ابنَ آدمَ لوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَانَ السَّمَاءِ ثُمَّ استغفرتَني غفرتُ لكَ ولا أُبالي. يا ابنَ آدمَ إنَّكَ لوْ أتيتني بِقُرابِ الأَرْضِ خَطَايا ثُمَّ لَقِيتَني لا تُشرِكُ بي شيئاً لأتيتُكَ بِقُرابِهَا مَغفِرةً".

Enes b. Malik (r.a.) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:

“Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.

Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım.”

Bu gecenin bereketinden istifade edemeyecek olanları da peygamberimiz şöyle anlatıyor. 

عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لَيَطَّلِع فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَيَغْفِرُ لِجَمِيعِ خَلْقِهِ إِلاَّ لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ

Peygamber s.a.v.’den gelen bir rivayette ise "Allah Taala (c.c), Şa'ban ayının onbeşinci gecesi (kullarına rahmetle) nazar eder. Müşrikle, müşahin (kindar bencil) bu aftan yararlanamazlar."

Cenâb-ı Hak bazı günleri bazı gecelerden, bazı ayları müstesnâ bir lûtuf anları olarak ihsân etti. İçinde bulunduğumuz Şâbân-ı Şerîf, müstesnâ aylardan, hâssaten Şâban’ın 14’ünü 15’ine bağlayan gece, Beraat gecesi, mübârek gecelerden biri olmuş oluyor. Fazîletine binâen, isim müsemmâyı çeker, bu geceye “Leyle-i Mübâreke” deniliyor. Yani Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin, af ve mağfiretinin yoğun olarak tuğyân ettiği ilâhî bir gece…

Leyle-i Berâe” bildiriliyor. Yani kurtuluş berâtını, kurtuluş belgesini alma gecesi, hüküm gecesi.

Leyle-i Sakk” bildiriliyor. Bir vesika gecesi.

Leyle-i Rahmet” deniliyor. Büyük bir af ve mağfiret gecesi, rahmet gecesi.

“Tebrie” ve “teberrâ”, “beraat” kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. İlâhî huzurda beraat edebilmek için, teberrî lâzım, yani Cenâb-ı Hak’tan uzaklaştıran her şeyden kalp korunacak. Onun için kelime-i tayyibe “lâ ilâhe” ile başlıyor kelime-i tevhid. Baştan, Allah’tan uzaklaştıran her şeyden kaçacaksın. Kalbin maddî ve mânevî putlarla dolmayacak.

Ondan sonra “tebrie” buyruluyor; Cenâb-ı Hakk’ın rızâsıyla dolacak. “İllâllah”, Cenâb-ı Hakk’ın cemâlî sıfatları o kalpte tecellî edecek, kalp Cenâb-ı Hak’la dost olacak.

Peygamberlerin bir vazifesi de “وَيُزَكِّيهِمْ” insanların iç âlemlerini temizlemek.

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰیهَا

(“Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” [eş-Şems, 9])

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰى

((Nefsini kötülüklerden) arındıran kurtuluşa ermiştir.” [el-A‘lâ, 14])

O şekilde ancak, Allah’tan uzaklaştıran her şey kalpten silinecek. Fücur silinecek, takvâya mesâfeler alınacak. O şekilde kul, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşacak.

Rivâyete göre bu gece, doğacak, öleceklerin yazıldığı bir gece. O bildiriliyor. Bu, Levh-i Mahfuz’da var. Bütün ilâhî, ekolojik denge, Levh-i Mahfuz’da var. Fakat o indiriliyor, bildiriliyor. Doğacak ve ölecekler bildiriliyor. Geçen sene olup bu sene olmayanlar var. Gelecek seneye kimler var, kimler yok? Acaba ben var mıyım, yok muyum?..

Rızıklar indiriliyor. Rızıklar maksum, taksim…

Ameller ilâhî huzura yükseltiliyor.

Kulların amelleri günlük olarak sabah ve akşam melekler tarafından Cenâb-ı Hakk’a yükseltiliyor. Hattâ bazı melekler diyor ki;

“‒Yâ Rabbi diyorlar, -vardiya değişirken melekler- o diyorlar, sabah namazını cemaatle kılıyordu diyorlar. Akşamı cemaatle kılıyordu.” diyor…

Haftalık olarak Pazartesi ve Perşembe günleri. Cenâb-ı Hak biliyor, fakat yine melekler vasıtasıyla Cenâb-ı Hakk’a kullarının amelleri yükseltiliyor.

Yıllık olarak da Şâban ayının ortasında, 14’ünü 15’ine bağlayan gece yükseltiliyor.

Tabi melekler diyorlar ki:

“‒Yâ Rabbi Sen daha iyi bilirsin ama…”

Meleklerin vazifesi, yükseltiyorlar.

Kurtuluş için Allah Teâlâ bize dört kapı göstermiştir.

1-Tevbe kapısı: Hakları hak sahiblerine ödemeli geçmiş günahlardan pişmanlık duymalıyız.

2-İstikamet kapısı: Helali haramı bilip ona göre yaşamalıyız. Mesela ticaret yapan ticareti kısımlarıyla bilecek.

3-Tehzib-i Ahlak kapısı: Hırs, hased, benlik,riya kibir gibi hastalıklarımızdan kalbimizi temizleyip, terk etmeliyiz.

4-Takrib= Huzur kapısı Kalbin üzerinde oturup Allah Allah diye zikretmeliyiz.

Hadîs-i şerîfte: اَلدُّعَاءُ هُوَ العِبَادَةُ Dua kendisi ibadettir.” diğer bir hadîs-i şerîfte: اَلدُّعَاءُ مُخُّ العِبَادَةِ Dua ibadetin beynidir.”[H.10][H.10]buyrulmaktadır. İbadetsiz dua, yahud duasız ibadet yoktur. Nafile namaz ibadet ise, böylece Hak Teâlâ'ya yalvarmak da ibadettir. O'nun rahmet kapıları gecenin yarısından itibaren sabaha kadar açılır. Allah Teâlâ ZülCelal Hazretleri: "Var mıdır Bana ihtiyacını arz eden?" diye sorar. Rahmet kapıları açık iken dua eden kimsenin duasına icabet edilir.

Allah Teâlâ ZülCelal Hazretleri Rahîm'dir. Günah işleyenleri afuv edendir. Yeter ki kul O'nu bilsin. O'nun Rubûbiyetini kabul etsin ve O'na yalvarmış olsun… Onun için duam kabul olmaz diye bir şey yok! Bunu aklımıza sokmayalım. Suçlu olduğumuz halde suçumuzla beraber Cenâb-ı Hak Teâlâ Hazretlerinin kapısını çalacağız. مَنْ دَقَّ بَابَ الْكَرِيمِ اِنْفَتَحَ "Kim cömerdin kapısını çalarsa, kapı ona açılır." Allah Teâlâ'dan daha cömert hiçbir mahluk yoktur. Allah Teâlâ'dan başka zaten bir ilah yoktur. Binaenaleyh kim Allah Teâlâ'nın kapısını çalarsa -Allah'ın kapısını çalmanın manası: Yalvarmak demektir.- Allah Teâlâ muhakkak onun yalvarışına icabet eder.

Haramın dışında her şeyi Allah Teâlâ'dan isteriz. Yani bütün güzel nimetleri Allah'tan isteriz. Zenginlik isteriz, ihtiyaç isteriz, sıhhat isteriz, âfiyet isteriz…

Ashab-ı Kiram'dan birisi geldi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Allah'tan ne isteyeyim?" dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve selem buyurdu ki: "Sıhhati, afiyeti, muâfatı O'ndan isteyin." Sıhhat malum, Türkçemizde de sıhhat denilir. Afiyet helal lokma ve muvafakiyet demektir. Muâfat ise üstün nimetler demektir.

اَللّٰهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ الصِّحَّةَ وَالْعَافِيَةَ فِى الدِّينِ وَالدُّنْيَا وَاْلآخِرَةِ Allâhumme! Gerçekte ben dinde, dünyada ve ahirette her türlü beladan kurtuluş ve selameti Sen'den dilerim.

Günahtan bağışlanmanızı, sıhhatı ve her nimeti elde etmeyi Allah Teâlâ'dan isteyin…

Biz nefsimize, ana babamıza, sevdiklerimize, sonra bütün din kardeşlerimize dua etmeliyiz.

[H.10][H.10][H.10][H.10][H.10][H.10]Sünen-i Tirmizî h.n.3371, Mesâbîh-us-Sünne h.n.1597

24 Şub 2024 - 15:14 Isparta- Diyanet


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.


Anket Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?
Tüm anketler