2022 Ramazan Bayramı Vaazı PDF

Sakarya Pamukova Vaizi Vahap BOYLU Hoca tarafından hazırlanan "Ramazan: Beşer Olma Farkındalığı" konulu 02.05.2022 tarihli Ramazan Bayramı Vaazı sitemize eklenmiştir.

Sakarya Pamukova Vaizi Vahap BOYLU Hoca tarafından hazırlanan " Ramazan: Beşer Olma Farkındalığı" konulu 02.05.2022 tarihli Ramazan Bayramı Vaazı sitemize eklenmiştir. Ramazan Bayramı vaazını, metnin sonundaki aktif linkten PDF veya WORD formatında indirebilirsiniz.

2022 RAMAZAN BAYRAMI VAAZI

RAMAZAN: BEŞER OLMA FARKINDALIĞI

Bizleri bu bayram sabahına kavuşturan, göklerin ve yeryüzünün tek ilahı Allah’a hamd-ü senâlar olsun. Varlığın tek hâkimi, âlemlerin tek Rabbi, hesap gününün tek sahibi, Rahman ve Rahim olan Allah’a sonsuz hamdolsun. 

Allah’ın seçip görevlendirdiği, insanlara son vahyi tebliğ ve tebyîn eden son rahmet peygamberine özlemlerle salât ve selam olsun.

Sabahın bu erken vaktinde Allah’a secde etmek üzere camilere, mescitlere akın akın gelen değerli kardeşlerim, değerli Müslümanlar! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi sizlerle olsun!

Ne mutlu bizlere ki, bir bayram sabahında yine bir araya geldik. Aynı amaçla, aynı gayeyle, aynı hedefle toplandık; yüce yaratanımıza kulluğumuzu, bağlılığımızı acizane ifade etmeye geldik.  

Ne mutlu bizlere ki, yine bir bayram heyecanını, bayram coşkusunu yaşıyoruz. Müslümanlara özel olan bir günü idrak ediyoruz. Bu bayram, biz Müslümanlara Allah’ın bir lütfu, bir hediyesidir. Dolayısıyla, bugün sevinme günümüz. Bugün sevinçle, coşkuyla yaşama ve bunu çevremize yansıtma günümüz.  

Oruçlarımızı tuttuğumuz için sevinelim.

Tek mabudumuz, tek rabbimiz, tek ilahımız Allah’a verdiğimiz sözü tuttuğumuz için sevinelim. 

Allah’a kul, son nebiye ümmet olma şerefine sahip olduğumuz için sevinelim. 

Değerli Kardeşlerim!

İslam’da emredilen her ibadet ya doğrudan ya da dolaylı olarak bir tevhid eylemidir. Tevhid; yani Allah’ı birlemek, Allah’ı yüce, en yüce görmek, gerçek güç ve kudretin yalnız O’na ait olduğunu bilmek, O’nun hiçbir şeye ve hiçbir kimseye muhtaç olmadığını kabul etmek…

İstifade şekli ve miktarı kişiden kişiye değişiklik gösterse de Ramazan ayının önemli kazanımlar sağladığı muhakkaktır. Kimi insana göbek eritmek kimi insana da günahları eritmek için güzel bir fırsattı Ramazan. Herkes niyetinin, amacının karşılığını mutlaka alacaktır.

Ramazanın bize öğrettiği pek çok şeyden biri ve belki de en önemlisi şudur: Bir tevhid eylemi olarak ihlasla, samimiyetle, hakkı verilerek geçirilen Ramazan ayı ve tutulan oruç, insana şunu söylemekte, şunu öğretmektedir: 

“Ey İnsan! Sen ne kadar aciz bir varlıksın!” 

Bir düşün acziyetini; yemeye içmeye nasıl muhtaç olduğunu bir düşün! Bir gün bile olsa yemeden içmeden uzak kalamıyorsun; vücut dengen hemen nasıl bozuluyor bir düşün! Üstelik yediklerinin bir kısmını vücudundan çıkarmaya muhtaç olduğunu bir düşün! Yemeden içmeden hayatını devam ettirecek bir gücün, kudretin olmadığını bir düşün! Doğumundan ölümüne kadar hayatının her anında birilerine ve bir çok şeye muhtaç bir varlık olduğunu şöyle bir düşün!” 

“Bir de seni ve senin ihtiyaç duyduğun her şeyi yaratan Allah’ı düşün! 

Yemeyen içmeyen, uyumayan velhasıl hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ı düşün! 

Yaşamak için bir damla suya muhtaç olan seni, bir damla sudan yaratan Allah’ı bir düşün! Bu özelliklere sahip bir Allah’a boyun eğmekten başka çıkar yolun var mı, bir düşün! Sonra da Allah’ın Mekke müşriklerine hitap ettiği şu ayeti oku ve iyi düşün:

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْتٖيكُمْ بِهِؕ 

(Ey Peygamber) De ki: “Söyleyin bakalım, Allah sizin kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör etse, kalplerinizi de mühürlese, bütün bunları size Allah’tan başka hangi ilah/tanrı verebilir?!” (En’âm, 6/46).”

Yemekten içmekten uzak kalan insan acizliğinin farkına varır/varmalıdır. Yaratan Allah’ın karşısında ne kadar aciz ve muhtaç olduğunun farkına varır. Aslında kendisinin hiçbir şeye sahip olmadığının, her şeyin tek sahibinin Allah olduğunun farkına varır. 

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْراً فَمَنْ يَأْتٖيكُمْ بِمَٓاءٍ مَعٖينٍ

(Ey Peygamber) De ki: “Söyleyin bakalım, kuyulardaki suyunuz çekilip yerin altında kaybolsa, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?!” (Mülk, 67/30)

Hal böyleyken insan Allah’ı hayatının dışında tutmak ister. Ya tamamen Allah’ı yok sayar ya da hayatına müdahale etmeyen bir Allah olsun ister. Çok bencilce, çok nankörce bir tutum değil mi?

Böyle davranır, çünkü: كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىؕ  “İnsan fütursuzca azar, kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığını sanır” (Alak, 96/6-7). Oysa Allah es-Samed’dir; اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ  “her türlü ihtiyaçtan münezzeh olan Allah’tır” (İhlâs, 112/2). 

Hayatında Allah’a yer vermeyen bir insan ya kendisine sahte ilahlar bulacak ya da kendisini ilahlaştıracak; heva ve heves yığını bir din edinecektir. Böylesi merdiven altı bir dinin değersiz olduğu ise izahtan varestedir. Yüce Yaratıcı Allah hak olan, değerli olan dini şöyle tanımlar: 

وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ حُنَفَٓاءَ وَيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دٖينُ الْقَيِّمَةِؕ 

“Halbuki onlara her türlü batıl inançtan arınmış olarak yalnız Allah’a yönelip yalnız Ona kulluk/ibadet etmeleri, namazı hakkıyla kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. Zaten hak din de buydu” (Beyyine, 98/5)

Hz. Peygamber’in dediği gibi, الصِّيَامُ جُنَّةٌ tutulan oruçlar Ramazan’ı hakkıyla idrak edenler için bir kalkandır (Buhârî, Savm, 2). 

Hakkıyla oruç tutanlar birer beşer olduklarının farkına varırlar. 

Dolayısıyla mülkün gerçek sahibi olan Allah’a kafa tutmazlar, efelenmezler! 

Hakkıyla oruç tutanlar tevhide mugayir hiçbir işe bulaşmayacaklar, şirkten uzak duracaklar! 

Hakkıyla oruç tutanlar insanlara tepeden bakmayacak, gönül kırmayacak, harama bakmayacak, harama el uzatmayacak, sahtekarlık, yolsuzluk ve adaletsizlik yapmayacaklar. Asla yalan söylemeyecek, rüşvet almayacak, iltimas geçmeyecek, insanlara haksızlık ve eziyet etmeyeceklerdir. 

Orucu hakkıyla tutanları kötülüklere karşı tutacaktır oruç.  Çünkü onlar Ramazan’ı sadece bir ay değil, bütün bir ömür yaşayacaklardır.

Değerli Müslümanlar!

Bu güzel bayram gününde, verdiği onca nimet için her fırsatta Allah’a teşekkür edelim. Bilelim ki Allah’a teşekkür etmeyen, edemeyen insanda tekebbür, yani kibir vardır, büyüklenme vardır, yani şeytanlık vardır. Kibir insana ziyandan başka bir şey kazandırmaz. 

Biz beşeriz, dolayısıyla her birimiz birer aciz varlıklarız. Kendi acziyetimizi kabul edelim ve hiçbir konuda acze düşmeyen, asla aciz olmayan Allah’a gereğince kulluk edelim. Her ne yapıyorsak ve yapacaksak yapalım, her işimizde Allah’ı mutlaka hesaba katalım. Takvanın hakikati budur. Onun rızasını esas alalım ki bu dünyada huzurumuz ahirette de mutluluğumuz olsun. 

Her namazında رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ “Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik-güzellik ver, öteki dünyada da iyilik-güzellik ver; bizi cehennem azabından koru”. (Bakara 2/201) diye dua eden bir Müslüman bütün insanlara sevgi ve şefkatle bakar, bütün insanlığın iyiliğini ister.

Yine her namazında رَبَّـنَا اغْفِرْ لٖي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ “Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.” (İbrahim 14/41) diyerek dua eden bir mümin soy-sop hesabı yapmaz; iman kardeşliğine önem verir. 

Hz. Peygamber’in مَن بَطَّأَ به عَمَلُهُ، لَمْ يُسْرِعْ به نَسَبُهُ  “Amelinin geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçirmez” (Müslim, Zikr, 38) sözüne kulak veren bir mümin, insanları ırkına, rengine, nesebine göre değil, yaptıklarına göre değerlendirir. Zira Allah bunu çok net, çok veciz bir şekilde ifade ediyor:

اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْؕ 

“Allah katında en değerli olanınız, O’nun emir ve yasakları doğrultusunda en duyarlı, en dikkatli olanınızdır.” (Hucurat, 49/13)

Değerli Kardeşlerim!

Dünyaya hükmetmeye çalışan emperyalistlerin hedeflerine ulaşmak için akıl almaz saldırılarına şahit oluyoruz. 

Toplam küresel askeri harcamaların sadece 2021 yılında  2 trilyon 113 milyar dolara yükseldiği bir dünyada yaşıyoruz… bunu hep birlikte yaşıyor, görüyoruz.

Dikkat buyurunuz! İçinde yaşadığımız dünya 821 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği bir dünya!

Her yıl açlıktan milyonlarca insan ölürken 931 milyon ton gıdanın israf edildiği bir dünyada yaşıyoruz! (2021 Birleşmiş Milletler Gıda İsrafı Endeksi Raporu)

Üretilen milyarlarca ton gıda dünya nüfusunun tamamına yetecek durumdayken, açlıktan bunca ölümün olması haksızlıktan, zulümden başka ne ile açıklanabilir!?

Milyonlarca mazlum ve masum insan açlıktan, yokluktan veya savaştan dolayı yurdunu terk etmek zorunda bırakıldı. Daha insanca ve güven içinde yaşayacakları ülkelere iltica etmek zorunda bırakıldılar.

İşte Doğu Türkistan! Zalim Çin’in baskı, işkence ve zulümleriyle yaşanmaz hale getirdiği Türkistan! Bütün haklı talepleri görmezden gelinen ve esaret altında bir hayata layık görülen Türkistan.

İşte Çeçenistan’ın durumu ortada! Emperyalist Rusya’nın köpekliğini yapan Bel’amlar’ın eliyle zulüm altında bırakılan Çeçenistan! (el-A‘râf 7/175-176)

İşte Filistin! Toprakları Siyonistler tarafından işgal edilen ve öz yurtlarında kendilerine yaşam hakkı tanınmayan Filistinliler! Her gün baskı, her gün hapis, her gün sürgün, her gün kan ve göz yaşı ve her gün ölümlerin yaşandığı Filistin toprakları. 

İşte Emperyalistlerin yerle bir ettiği Afganistan!  

Sömürülen, açlık ve kıtlık içinde inleyen Afrika! 

Hemen yanı başımızda tarumar edilen Suriye! Dünyanın dört bir tarafında zülüm, sömürü ve savaş altında ezilen milyonlarca insan!

Bu insanlara, yaşamlarını sürdürebilecekleri ve güven içinde olacakları başka beldelere sığınmaktan başka bir çare bırakılmamış.  

Bizim yurdumuza da çok sayıda insan sığındı. Sayıları çok mu? Evet çok! Bundan dolayı birtakım sıkıntılar oluyor mu? Evet oluyor! Münferit kimi olaylarda çok çirkin bazı hadiseler yaşandı mı? Evet, yaşandı ve yaşanıyor! 

Değerli Müslümanlar!

Meseleyi bir an olsun siyasetten uzak, insaniyet ekseninde düşünelim. Varsın işin siyasi yönünü siyasetçiler konuşsun, yapmaları gerekenleri yapsınlar, atmaları gereken adımları atsınlar. Biz bu meseleye biraz olsun insanî açıdan bakmaya çalışalım. Alemlere rahmet Hz. Peygamber’in baktığı yerden bakmaya çalışalım. Rahmet ve merhamet penceresinden bakalım. 

Bütün bu hadiselere bir tavır gösterilmelidir. Evet, doğru. Fakat bu tavır neye ve kime gösterilmeli? 

Topraklarından, yurtlarından, anılarından, akrabalarından zorla koparılmış insanlara mı tavır gösterelim? 

Ezilmiş, sömürülmüş, işkence görmüş, hürriyeti ve zürriyeti elinden alınmış biçare garibanlara mı tavır gösterelim? 

Anasını, babasını, atasını kaybetmiş yetim çocuklara mı tavır gösterelim? 

Evleri, ocakları başlarına yıkılmış mazlum insanlara mı tavır gösterelim?

Hayır, asla, bu doğru olmaz! Eğer bir tavır gösterilecekse bu tavır mültecilere değil, onların topraklarını yaşanmaz hale getiren emperyalistlere gösterilmelidir.

Eğer bir tavır gösterilecekse, bu tavır haksız yere insanların tepelerine bomba yağdıran uluslararası şer ittifakına gösterilmelidir.

Eğer birilerine kızılacaksa, bu birileri mülteciler değil, onların hayatını zehir zemberek eden sömürgeciler olmalıdır. 

Bize düşen, insan olduğumuzu, beşer olduğumuzu, dolayısıyla aciz ve muhtaç olduğumuzu hatırlamaktır. Bir beşer olduğumuzu hatırlayalım da mülteciler, sığınmacılar hakkında biraz daha merhametle bakalım. Hz. Peygamber’in veda hutbesinde söylediklerini düşünelim: 

يَا أَيُّهَا النَّاسُ: إِنَّ رَبَّكُمْ وَاحِدٌ، وَإِنَّ أَبَاكُمْ وَاحِدٌ، أَلاَ لاَ فَضْلَ لِعَرَبِيٍّ عَلَى عَجَمِيٍّ، وَلا لِعَجَمِيٍّ عَلَى عَرَبِيٍّ، وَلا لأَحْمَرَ عَلَى أَسْوَدَ، وَلا أَسْوَدَ عَلَى أَحْمَرَ، إِلا بِالتَّقْوَى، إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ

“Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur.” (İbn Hanbel V, 411)

Hem Allah’ın mülkünde yaşayıp hem de neyin hesabı yapılıyor? 

Mülkün gerçek sahibi Allah iken insanlara, dilleri, renkleri, kültürleri, tarihleri, örfleri, adetleri ve hatta inançları farklı diye tepeden bakmak da nedir? 

Mazlum insanlara merhametle, şefkatle bakmak yerine burun kıvıran pozlar vermek de nedir? 

Ortak kaderi paylaştığımız bu dünyayı daha yaşanabilir bir yer kılmak varken, “düşene bir tekme de sen vur” edaları nedir? Bu tavır insanca bir tavır değil! Bu tavır Allah’ın razı olacağı bir tavır değil! Hele de Müslümanca bir tavır hiç değil! 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadisini yeniden hatırlatmak isterim.

الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ،

Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez.

 وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ،

Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar.

 وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرُبَاتِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ،

Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.

 وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ‏

Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.

O sebeple; Bizler Hz. Peygamberimizin bu nebevi uyarısını dikkate alıp, rengi, dili, ırkı her ne olursa olsunbütün müslüman kardeşlerimizin ihtiyaçlarını karşılayacağız ki Rabbimiz de bizim ihtiyaçlarımızı karşılasın.. 

Bizler Müslüman kardeşlerimizin dünyevi sıkıntılarını gidereceğiz ki, Rabbimiz de bizim uhrevi sıkıntılarımızı, kıyamet günü, hesap günü sıkıntılarımızı gidersin inşallah..

Değerli Müslümanlar!

Bizleri İslam ile şereflendiren, bizlere yolumuzu aydınlatan Kur’an’ı veren, son peygambere ümmet eyleyen Allah’a sonsuz hamd olsun. 

Bir insanın dünyada kazanabileceği en değerli servet Allah’ın rızasıdır. Müslümanın amacı Allah rızasıdır. Bu rızaya ulaşmak ancak iyi insan olmakla mümkündür. Dolayısıyla Müslüman iyilik peşinde olmalıdır. Dünyada her şeyde bir yarış var. Biz فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِؕ “Hayırlı işlerde yarışın” (Bakara 2/148) buyuran Allah’ın sözüne kulak verelim.  İyiliklerimizi çoğaltalım, kötü huylarımızı, hatalı davranışlarımızı azaltmanın gayretinde olalım. 

Bilelim ki bu dünya geçicidir, bizler de geçiciyiz. Kazandığımız, biriktirdiğimiz her ne var ise bu dünyada kalacaktır. Ahirete götürebileceğimiz şeyler iyiliklerimiz ve takvamız olacaktır. 

Hepimizin bayramı kutlu olsun. 

Bütün ümmet-i Muhammed’in bayramı kutlu olsun. 

Türkistanlı, Türkmenistanlı, Suriyeli,  Afganistanlı, Çeçenistanlı, Afrikalı, Asyalı, siyahı beyazıyla bir tek Allah’a iman eden bütün kardeşlerimizin bayramı kutlu olsun. 

Falan cemaat filan cemaat, falan mezhep filan mezhep, falan meşrep filan meşrep, falan parti filan parti, ayrı gayrı olmadan bir olarak, birlik olarak hepimizin bayramı kutlu olsun. 

Allah sağlık sıhhat ve afiyet içinde bir bayram geçirmeyi lütfetsin. Allah memleketimizi ve bütün İslam beldelerini kazalardan, belalardan, afetlerden, şer güçlerin tasallutundan muhafaza eylesin.

وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين 

VAAZI İNDİR 
PDF İçin TIKLAYINIZ>>> 
WORD İçin TIKLAYINIZ>>>


Hazırlayan: Vahap BOYLU
Pamukova Vaizi / SAKARYA

01 May 2022 - 04:15 - Vaaz


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mihrap Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mihrap Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mihrap Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mihrap Haber değil haberi geçen ajanstır.


Anket Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?