1. HABERLER

  2. VAKIF-DERNEK

  3. Fahri ve Vekillerin Sesi Duyulmuyor!
Fahri ve Vekillerin Sesi Duyulmuyor!

Fahri ve Vekillerin Sesi Duyulmuyor!

Yıllardır kadro bekleyen Fahri Kur'an Kursu Öğreticileri ve Vekil İmam Hatipler, MihKur-Der üzerinden seslerini duyurmaya çalışıyor.

A+A-

Allah Teâlâ’nın kullarına ihsan ettiği en büyük nimeti, onların kalplerini imana açması, içine hidayet nurunu koyması ve kalplerine imanı yerleştirmesidir.

Yüce Mevlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

“Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm için açar. Kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.”(En'âm,125)

İman öyle bir nûrdur ki, kalbe atıldığı zaman içindeki bütün küfrü ve şirk kirlerini tertemizler. O öyle bir ilâhî şuurdur ki, ondan kalbinde zerre kadar bulunduran kimse, dünyadan imanla gider ve sonuçta Cennet’e girer. Bu iman, Allah’ın vergisidir, kalbin amelidir, ruhun Yüce Rabbine karşı “kâlû belâ” dan başlayan gizli bir sevgisidir.

Evet, imanın bir zerresi, dünyanın bütün hazinelerinden daha kıymetli ve daha hayırlıdır. Çünkü ayetin belirttiği gibi önümüzdeki ebedî âlemde azaptan kurtuluş için bütün dünya fidye verilse kabul edilmez iken; kalbinde zerre kadar imanı olan kimse için Allah Teâlâ, meleklerine: “Onu Cehennem’den çıkarın!” emrini verecektir. (Buhârî, İman, 34; Müslim, İman, 325; Tirmizî, Sıfatu Cehennem, 9. (Mâna, Tirmizî rivâyetine göredir.)

Rahmet Peygamberi Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in saadetli ağzından dökülen şu müjdelere bakınız:
Kim, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet ederse, Allah ona Cehennem’i haram kılar ( Müslim, İman, 15.)

Bütün mesele, iman ile Allah Teala’nın huzuruna varmaktır. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz’i Allah’ın peygamberi olarak kabul eden bir insan, bu şehâdetiyle, onun getirdiği hak dini tasdik etmiş, bütün iman esaslarını, helalleri ve haramları toptan kabul etmiş olmaktadır. Böyle olmalıdır da. Temel farz ibâdetleri yapan bir müslümanın, diğer helal ve haramları kabul etmesi farzdır. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi, insanı Cennet’e götüren iman budur.

Böyle bir mü’min Allah Teala’nın dostudur; kusurlu da olsa kardeşimizdir; üzerimizde hakları vardır ve bu haklar gerçekten çok büyüktür. Mü’min, inkâr ve şirk hariç, hiç bir günah ve kusurundan dolayı imandan çıkmaz.

Malesef zamanımızda öyle tefrikacı fırkalar türediki, İslamın özüne, sünnete, ehli sünnet alimlere dil uzatmaktan, Müslümanları şirkle itham etmekten, bilinçli bir şekilde geri durmamakta, fitneleriyle insanımızı zehirlemektedirler.
Efendimiz asırlar öncesinden ne buyuruyor:

Şunu kat'i olarak biliniz ki, bana Kur'an ile birlikte, onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir. Karnı tok bir şekilde koltuğuna kurulmuş olan bazı kimselerin; Bize Kur'an yeter! Onda helâl olarak ne görmüşseniz, onu helâl; neyi de haram görmüşseniz, onu da haram kabul ediniz. diyeceği zamanlar yakındır. Bilin ki, Allah resûlü'nün haram kıldığı da Allah'ın haram kıldığı gibidir.( Ebû Davud, Sünnet 6; Tirmizî,İlim 10;İbn Mâce, Mukaddime 2; Dârimî, I,117.)
Efendimizin, bu kimselerin karınları tok bir şekilde koltuklarına kurulacaklarını özellikle beyan etmesi ne kadar da manidardır değil mi? Müçtehid geçinen, bazı feylesof patentli bir takım zevatın, televizyon kanallarında arz–ı endam ederek, koltuğuna kurulmuş vaziyette Bize Kur'an yeter. dediklerini görünce aklıma hemen bu Hadis–i şerif geliyor. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm on dört asır öncesinden nübüvvet nazarıyla bakarak, bu günleri müşahede edip bizlere haber vermiş ve bu tâifeyi de böylesine tasvir ederek, gözlerimizin önüne bir tablo gibi sermiştir.
Tâ ki bunlar bilinsin ve ümmet bu fitnelerden sakınsın.

Peki ümmeti bunların fitnesinden korumanın ve kurtarmanın yolu ne acaba? Elbetteki kur’an ve Sünnet merkezli, sağlam kaynak kitaplar ve alimler, yetiştirilmiş din gönüllüleri öncülüğünde acil din eğitimi seferberliğinin başlatılmasıdır. İmam-hatip okulları, İlahiyat fakültelerindeki ders müfredatının yeniden gözden geçirilerek, Kur’an, Sünnet, icma ve kıyası fukaha merkezli derslerin okutulması lazım ki bu yükün altından kalkalım.

Yeterli sayıda din eğitimi verecek alimler ve din gönüllülerimiz var mı? Bu konu üzerinde acil eylem planı ve projeleri geliştirilerek, araştırmalar yapılarak ,beşikten mezara tüm insanımıza ulaşmalı ve üzerimizdeki ümmetin emaneti olan bu çalışmayı yapmalıyız.

Bu emaneti üstlenmiş Din gönüllüsü, kadrolu, 4-B sözleşmeli, vekil ve fahri kardeşlerimiz, yıllardır bu kutsal görevi, hadisi şerif mucibince en hayırlılar olarak yapmaktadırlar. Bu kardeşlerimiz görevlerini bi hakkın yerine getirirken, kadrolu, 4-B sözleşmeli, vekil, fahri, geçici diye sınıflandırlılmış olup buda çalışma hak ve adaletine ters düşmektedir.

Hele bunların içinde yıllardır kadro verilmemesi için, adlarına fahri denmiş, geçici denmiş, İmam-Hatip okulları, ilahiyat fakültelerinde okumaları, KPSS-DHBT sınavlarına girmelerine, Aynı zamanda Müftülüklerde açılan mülakatlarda başarılı olmalarına, yıllardır bu mesleği icra etmeleri münasebetiyle edindikleri tecrübelerine rağmen, hala kadro, yada 4-B sözleşmeye geçirilmemelerini, Ümmeti Muhammede sağlam kaynağından din eğitimi vermeleri için önlerinin açılmamasını ve değerlendirilmemelerini asla anlamış değiliz. Bu hangi anlayışın izahıdır?

Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve yetkililerin, Yıllardır devam eden ve sosyal bir yara haline gelmiş olan bu sorunu çözmelerini beklemekteyiz. Bu sorunun çözüleceğine olan inancımız tamdır.

Enver KÖMÜRCÜ
MihKur-Der Genel Başkanı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.