1. HABERLER

  2. YEREL

  3. Çözüm konferansının ikincisi Diyarbakır'da yapılıyor
Çözüm konferansının ikincisi Diyarbakır'da yapılıyor

Çözüm konferansının ikincisi Diyarbakır'da yapılıyor

İmralı'da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'ın 'Nevruz mektubu'nda dile getirdiği konferanslarının ikincisi Diyarbakır'da 'Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı' adıyla yapılıyor.

A+A-

İmralı'da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'ın 'Nevruz mektubu'nda dile getirdiği konferanslarının ikincisi Diyarbakır'da 'Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı' adıyla yapılıyor. 2 gün sürecek konferansın açılış konuşmalarında benzer mesajların verilmesini dikkat çekti. Abdullah Öcalan ise konferansa gönderdiği mesajında Kürtler için varlık ve yokluk döneminin bitiğini belirterek, varolma sürecinde gençlerin mücadeleye hazır olması çağrında bulunması dikkat çekti.

HAKPAR Genel Başkanı Kemal Burkay'ın 'sonucu belli' diyerek katılmadığı konferansa BDP'ye yakın oluşumların ağırlıkta olması ve Öcalan'ın mesajından sonra ayağa kalkıp 'Biji Serok Apo-Yaşasın başkan Apo' diye slogan atmaları dikkat çekti.

Öcalan'ın yapılmasını istediği konferans Ankara'nın ardından Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Liluz Otel'de yapıldı. Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı'na davet edilen partilerden HAKPAR ile HÜDAPAR katılmadı.

Konferansta KADEP, SDP, Azadi İnisiyatifi, DDKD gibi oluşumlar BDP ile aynı safta yer aldı. Konferansın hedeflerinden biri olan bütün Kürtlerin katılması ve birlikte hareket etmesinin de çok uzağında kaldı. Katılımcıların büyük bölümü Demokratik Toplum Kongresi'nin üyelerinden oluştu.

Konferansın açılışı konuşmasını yapan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’de bütün farklılıklara demokratik siyaset hakkı tanınması gerektiğini, bunların önündeki yasal engellerin de kaldırılması gerektiğini söyledi. Bu isteklerin devletin vereceği lütuf ve hediye olmayacağını ifade eden Demirtaş, “Bu istek 12 Eylül askeri darbesiyle alınmış, gasp edilmiş, hakların iadesi olacaktır. ” dedi. Demokratik bir şekilde siyaset yapabilen çok az siyasi partinin olduğunu belirten Demirtaş, “Biz parlamentodaysak demokrasiyle değil, halkın öz gücüyle oradayız. Parlamentoda temsil gücüne yer açılmalı. Bu hükümete düşen tarihi bir sorumluluktur.” şeklinde konuştu. Demokratik hakların tanındığı yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini dile getiren Demirtaş, parlamentoda Kürt kimliğinin kabulüne göre yeni bir anayasa tartışmasının açılması gerektiğinin altını çizdi. Konferansta yüzyıllardır bir araya gelemeyen Kürt halkının sorunun çözümü noktasında tarihi bir adım atılacağını ifade eden Demirtaş, “Bu konferanstan çıkacak sonuçlar müzakerenin gidişatını ve Kürt halkının taleplerinin somutlaşmasını belirleyecek olan platformdur. Çözüm sürecinin müdahilidir bu konferans. Bu konferans başlı başına bir entelektüel tartışmanın ötesinde Kürtlerin ortak iradesini temsil eden sembolik meclistir. Bu Meclis'in tarihi görevini yerine getirmesi için şartlar her zamankinden daha uygundur.” diye konuştu.


KONFERANSTA ÖCALAN’IN MEKTUBU OKUNDU

Abdullah Öcalan'ın, gönderdiği mektup konferansta okundu. Silahı devre dışı bırakarak demokratik siyasi mücadele ile devam etme iradesinin ilk aşamasının tamamlandığını belirten Öcalan, “Bundan sonraki aşamada görev sorumluluk daha çok da konferans bileşenlerinindir. Elbette devletin ve hükümetin de bu süreçte son derece ciddi görevleri vardır. Demokratik siyasetin bütün kanallarını açmak, siyaset üzerindeki her türlü açık ve gizli baskıyı sonlandırmak yasal ve anayasal güvenceler ile bunu teminat altına almak gibi sorumlulukları vardır. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesinin başka da yolu yoktur. Ben bana yüklenen önderlik misyonum gereğince müzakere sürecinin önünü açıyorum, bu yolda yürümesi ve sürecin içini doldurması gerekenlerde sizlersiniz. Devlet barışçıl çözüm için samimi ve ciddi ise benim sizlerle, dış dünyayla, diğer arkadaşlarımla ve halkla ilişkilerimi sağlamak zorundadır. Bu temelde geniş katılımla toplanan konferansınız müzakere sürecinin en temel siyasi mekanizması olmak durumundadır.” dedi.

Öcalan, “Artık hiçbir güç kimliğimizi, dilimizi, kültürümüzü inkar etme kudretini kendinde göremeyecektir. Kürt, Türk, Ermeni, Süryani, Arap, Fars, Türkmen ve daha bir çok halk, Müslüman, Hristiyan, Musevi, Yahudi, Alevi, Yezidi ve daha bir çok inanç birbirleriyle alt üst ilişkisi kurmadan gerçek bir kardeşlik ve eşitlik hukuku içerisinde bir arada yaşayabilir. Yeni bir halklar ittifakı kurmak her zamankinden daha mümkündür.” şeklinde konuştu.

    SİLAHLAR DEVRE DIŞI, DEMOKRATİK SİYASETİN ÖNÜ AÇILMALI

    Silahı devre dışı bırakarak demokratik siyasi mücadele ile devam etme iradesinin ilk aşamasının tamamlandığını belirten Öcalan, “Bundan sonraki aşamada görev sorumluluk daha çok da konferans bileşenlerinindir. Elbette devletin ve hükümetin de bu süreçte son derece ciddi görevleri vardır. Demokratik siyasetin bütün kanallarını açmak, siyaset üzerindeki her türlü açık ve gizli baskıyı sonlandırmak yasal ve anayasal güvenceler ile bunu teminat altına almak gibi sorumlulukları vardır. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesinin başka da yolu yoktur.” dedi.

    DEVLET ÇÖZÜMDE CİDDİ İSE DIŞ DÜNYAYLA İLİŞKİMİ SAĞLAMALI

    Öcalan kendine yüklenen önderlik misyonunun gereğince müzakere sürecinin önünü açtığını, bu yolda yürümesi ve sürecin içini doldurması gerekenlerin konferansa katılanların olduğunu belirten Öcalan, “Devlet barışçıl çözüm için samimi ve ciddi ise benim sizlerle, dış dünyayla, diğer arkadaşlarımla ve halkla ilişkilerimi sağlamak zorundadır. Bu temelde geniş katılımla toplanan konferansınız müzakere sürecinin en temel siyasi mekanizması olmak durumundadır. Kürdistan halkları bundan sonra hangi hukuk içerisinde bir arada yaşayacağı, dilini, kültürünü nasıl koruyup geliştireceği, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile diğer devletlerle hangi hukuk çerçevesinde varlığını sürdüreceği meseleleri eminim ki konferansınızın temel görevlerinden olacaktır. Sizlerin alacağı kararlar ve varacağı sonuçlar bizim yürüttüğümüz müzakere sürecine de yol gösterecektir.” diye konuştu.

    GENÇLER KENDİNİ İYİ YETİŞTİRMELİ

    Gençlerin saldırılara karşı hazırlıklı olmasını isteyen Öcalan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Her dönemde olduğu gibi siyasal mücadelemizin bu döneminde de fedakarlığın en büyüğünü gençliğin üstleneceğinden kuşkum yoktur. Genç arkadaşlarımın her açıdan kendini donanımlı hale getirerek bütün saldırılara karşı hazırlıklı olacağından kuşkum yoktur.” CİHAN

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.