1. YAZARLAR

  2. Eyüphan Kaya

  3. Bu Hayat Bir Fırsattır, Kazanmak Lazım
Eyüphan Kaya

Eyüphan Kaya

Ortadoğu Uzmanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Hayat Bir Fırsattır, Kazanmak Lazım

A+A-

Yüce Mevla yaratmış şu imtihan sahasına göndermiş, Erkeksen, adamsan, Kadın gibi kadınsan, hanım efendiysen; dikkat ve nezaketle yaşamın manasını bilir, huzur içinde ahret yurduna dönersiniz, yok eğer nefsin ve insi yada cinni şeytanlara uyar dengesiz yaşarsanız, vay halinize.

Bu hayat zordur ki, Hz.Ömer o Adaletiyle, Sahabe vasfıyla dahi hayatta bir mümin olarak yaşama zorluklarından şekva etmiş ve nakaratı “keşke anam beni doğurmasaydı” ifadesi ile manalandıran bir beyitte ifade etmiştir.

Geçen sene olduğu gibi bu sene yine Malazgirt meydan muharebesinin kazanıldığı ovaya gitmiştik, dönüşte Ahlat’ta Risaleyi Nur medresesine bir akşam misafir olduk. 12 ilden gelen öğretmenlerin okuma programının son günüydü, ben “bir akşam ne okunabilir” diye hayıflanırken, Risale hizmetinde aktif bir katkısı olan kardeşlerden Murat Başar elime “İman ve Küfür Muvazenesi”  adlı kitabı verdi.

Okuyabildiğim kadarıyla okudum, o kısa sürede aldığım ders ve marifet belki de Kıyamet günü kurtuluşuma vesile olacak. Tıpkı bu manidar yazıyı yazmama katkı verdiği gibi.

Çünkü okuduğum birkaç sayfadan şu kanaate vardım. “Hayat; İman, ilim ve Dua ile değer kazanır.” Kendimce okuduğumdan anladığımı bu cümleye sığdırdım, şimdi bakıyorum, öyle bir cümledir ki duyulunca insan “amenna ve seddekna” (inandık ve doğrululadık) demek zorunda kalıyor sanki.
İman, iman, iman…

Risalenin ifadesiyle “İman insanı insan eder, belki de sultan eder.” Onun için Üstat Bediüzzaman diyor ki, “hakiki bir mümin kainata meydan okuyabilir.”

İman edip amel-i salih işleyen kimseler ancak cennetül firdevse girerler, peki amel-i salihi nasıl bileceğiz tabi ki ilimle, ilmihal bilgisi ile.

Ya yapamadığımız, bizden sadır olan yanlışlara karşı kendimizi nasıl huzurlu his edeceğiz o da dua ile tabi. Allah’a yapılan her yakarış duadır, tövbe istiğfar da dua, dünyevi ve uhrevi talepler de duadır. 
Üstadımız üç çeşit duadan bahs ediyor;

*Kalbi Dua,
*Kavli Dua,
*Fiili Dua,

Kalbi dua; bu işin başında gelir, çünkü o sadece kul ile Allah arasında olup üçüncü şahsın bilmediği bir ihlas bağıdır. 
Huzur oradan başlıyor, manevi kuvvet, enerji oradan başlıyor, niyet oradan başlıyor, orası sağlam ise devamı kendiliğinden gelir, orada sıkıntı varsa diğer iki duanın Allah katında değeri yok hükmündedir, belki dünyada karşılığı alınır ama ahrete lazım olan azığa bir katkıları yoktur.

Kavli dua Rabbinizden isteyeceksiniz, o bazen kabul eder bazen daha iyisiyle icabet eder. 

Şaşırıyorum beş vakit namazı olmayan kimseler hangi vakitte duaya zaman buluyorlar?

Kendinize, Anne babalarınıza, çocuklarınıza, komşu ve  akrabalarınıza, sevdiklerinize, hatta Ümmet-i Muhammed’e(asm) dua etmek, edebilmek ne kadar hoş bir duygu, ne yazık ki bu duadan mahrum yaşayan insanlar da vardır.
Fiili duaya gelince işte başarmakta zorlandığımız önemli vazifelerimizden birisi, istiyoruz, istediğimiz de söylüyoruz ama gereğini yapmada çoğu kere yetersiz kalıyoruz.

“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” hadisini bilmeyenimiz yoktur ama buna riayet eden kişilerin oransal miktarı hayli az.

Adamın birisi oğluna demiş ki; “Oğlum bu hadisin hakkını vermek hayli zor en iyisi bir zenginlerin mahallesine taşınalım, nasıl olsa orada aç olan yoktur rahat ederiz.” Latife tarzında ise de bu tür hilelere başvuran da yok değil. Ama yüce Allah kalpleri bilir “o muhakkak serraful kulüptür”(Kapler onun tasarrufu altındadır)
Kısadan hissemizi almak gerekirse;

İman sayesinde dünyaya şefkat nazarı ile bakacağız, dolayıyla kalbi duamız daima olacak, iman penceresinde kainatı, bu hayatı, değerlendireceğiz, gerekirse hizmetimize verilen bu kainatın atına bineceğiz, ona at olup kendimizi değerden düşürmeyeceğimiz gibi hayatı yaşanmaz hale de getirmeyeceğiz. 
Bilim ve araştırma yıldızları; Kimyada Nobel ödülünü alan Mardin’li Aziz Sancar ve 27 dil bilen, günde 17 saat çalışarak İslam’ın bilime olan katkılarını örnekleriyle açığa çıkaran Bitlis’li merhum Fuat Sezgin gibi bilimde ilerledikçe Barekallah, Sübhanallah diyeceğiz.

Kainatı ilim ile okuyacağız, tanıdıkça Allah’a olan bağlılığımız bir kat daha artacak, bilim ve fende de ibadet aşkıyla ilerleyeceğiz ama bu aşk secdeye olan şevkimizi engellemeyecek, bil akis daha da arttıracaktır.
Dua ve niyetimizde istikrarlı olacağız, bunu dilimizle teyit edeceğiz, fiilimizle de gereğini yapacağız.
Malum insan dünyaya bir defa gelir, arkamızda ne kadar hayır ve hasenat bırakabilirsek İnşallah Allah katında değerimiz o oranda artacaktır.

Ne demiş büyüklerimiz; “buradan arşı alaya kadar el üstünde el var”, artık hangi dereceye çıkmak istersen tercih senin, takdir Allah’ındır.

El hasıl; İman edip, ilim ile imanının gereğini pratize eden, her fırsatta dua ile bunu Rabbine arz eden kullarından olmak dileğiyle derken, “İman ve Küfür muvazenesi” adlı Risaleyi okuyun, bir az da sizden ders alalım ne dersinidersiniz?

Bu yazı toplam 1410 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.