1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Beşbuçuk artı oniki eşittir sıfır
Beşbuçuk artı oniki eşittir sıfır

Beşbuçuk artı oniki eşittir sıfır

Rakamla da yazalım isterseniz: 5,5 12=0. Başlığa bakınca matematiğe yeni bir kuram getirdiğim sanılmasın. Bu yeni kuramı(!) ben değil Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer getirdi. Buna kısaca Dinçer denklemi ya da Dinçer teoremi diyebiliriz.

A+A-

Rakamla da yazalım isterseniz: 5,5 12=0. Başlığa bakınca matematiğe yeni bir kuram getirdiğim sanılmasın. Bu yeni kuramı(!) ben değil Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer getirdi. Buna kısaca Dinçer denklemi ya da Dinçer teoremi diyebiliriz. Tabi bu yeni matematik kuramını sadece Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e mal etmek yanlış olur. Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki her kademeden bilim adamları(!) yeni icat matematik kuramına el birliğiyle katkıda bulunmuşlardır kuşkusuz.

Neden bahsettiğim anlaşılmıştır sanırım. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim o kadar tazyikliymiş ki aradan geçen uzun bir sürede yanına dört yıl daha peydahladı. Aynen Nasreddin Hoca fıkrasındaki doğuran kazan gibi eğitim sistemimiz pat diye nur topu gibi dört yıl daha doğurdu. Öyle bir doğurdu ki bu dört yıl da öncekiler gibi kesintisiz oldu. Öyle ya kardeş kardeşe benzemeliydi. Türk milli eğitim sistemi doğuracaksa mutlaka önceki kardeşlerine benzeyen yıllar doğurmalıydı. Olacaksa bu da dört olmalıydı. Öyle üçle beşle uğraşacak zaman değildi. Niye beş değil diye soracak olursanız, sormazsınız ya gene de insanlık bende kalsın, çünkü beş beştir dörtte dört de ondan. Hem dördün içinde ört var. Galiba bakanlık yetkilileri bu 'ört'ten iyi anlıyorlar.

Beşbuçuk yaşındaki çocuklara sınıflar yetmiyor efendim deniliyor, bakanlık yetkilileri hemen, ört üstünü ört diyorlar. Müdür yok mu müdür o okulda? Eee var. Odası ona büyük gelmiyor mu? Eee geliyor. Orayı hemen bir sınıf yapın. Tamam peki. Tamam mamam da o çok sevgili müdürünüz bu güne kadar koskoca iki sınıf kadar odayı kendine niye kapatıyordu? Olur böyle şeyler efendim; okulun çeşitli ihtiyaçları -ki bu ihtiyaçlar milattan önceden beri hiç bitmez- karşılanacak diye öğrenci velilerinden aldığı kayıt parasıyla müdürümüz kendine tuttuğu sekreteriyle birlikte müdür odasına zor sığıyorlardı; çünkü müdür müdürlükten başka işler de yapıyordu icabında odasında. Vay anasını; davaya sarılıyordu demek ki okul müdürleri. Bu ülkede zaten makam sahibi insanlar genelde davaya sarılırlar. Dava sekreter olunca hani...

İşte tam da bu noktada; okullardaki aşağı yukarı bütün lavabo muslukları bozuk. Beşbuçuk yaşındaki öğrencilerin musluklara yetişmesi için davaya sarılacak yaşa gelmeleri lazım. Milli Eğitim Bakanlığı bunu hesap etmiş olacak ki kesintisiz eğitimi oniki yıla çıkardı. Sekiz yılın boyu kısa olduğundan oniki yıla çıkaralım ki boyları yetişsin diye düşünüldü. Şuan gayet laik yazdığımın farkındayım. Eğitim sistemimiz de laik olduğu için bütün bayan ilkokul öğretmenleri ilk gün, yani beşbuçuk yaşındaki çocukların uyum paketine uydurulmaya çalışıldığı gün olan geçtiğimiz Pazartesi günü, oldukça dekolte giyinerek mini etekle okul açılışına geldiler. Bu ülkede laiklik mini etekle koruma altındadır; uzun etek giyerlerse maazallah laiklik elden gider. Okullardaki bütün musluklar da elden gidebilir...

Bir de sanki okullara pazar kuruldu; seçmece bunlar seçmece gel vatandaş hesabı... Seçmeli ders konuyor ama birinci sınıflar hariç hiçbir sınıfa seçtirilmiyor. Üstelik seçmesinler diye on öğrenci şartı konuldu. Yani on öğrenci seçmemişse bir dersi o dersi diğer öğrenciler seçse bile alamıyorlar. Sayı illa on olacak. Dokuz olsa olmaz mı? Hayır efendim dokuz ondan önce geldiği için dokuz olmaz.

Vay benim dokuz doğuran ülkem insanları... Yalnız şu yeni sistemi Başbakan'a bir okuyup ezberlettirmek lazım; okullara Kur'an-ı Kerim dersi koydurttum diye hava atmasın. Çünkü bütün sınıflara değil sadece orta 1 ve lise 1'lere Kur'an dersi verilecek. Yani bu iş yarım imam hesabı oldu...

Tamam, onbeş yıl yani onbeş nesil bu ülkede dinsiz yetişti; tam laiklerin istediği gibi... Onbeş yıl tam laiklerin istediği gibi oldu; okullarımız Allah korkusu olmayan, adam kesen, hırsızlık yapan, tecavüzcü, sahtekâr, hiçbir ahlâki değeri olmayan nesiller yetiştirdi. Mini etek giymeyi çağdaşlık, akşama kadar araba markası konuşmayı ilericilik, gece gündüz cep telefonu markası konuşmayı asrilik zanneden öğretmenlerimiz oldu. Bunları ortadan kaldırırken yarım imamlık yaparsanız bunlardan daha kötü nesiller meydana gelebilir...

Milli Eğitim Bakanlığı saçmalamayı bırakmalı. Kesintisiz oniki yıl şartını kaldırmalı. Beşbuçuk yaşındaki çocuklar anaokuluna kaydedilmeli. Kur'an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler dersleri seçmeli değil zorunlu olmalı. Ortaokul ve lisede bütün sınıflarda okutulmalı.

Beşbuçuk yaşındaki oğlumu ilkokul birinci sınıfa -devlet zoruyla- kaydettirdik. Okulda izlemeye gittim. Oğlum başta olmak üzere bütün sınıf kendi havasında; kimi sıranın üzerinde, kimi pencereden bakıyor, kimi bir şeyler yiyor, kimi şarkı söylüyor, bütün çocuklar kendi âleminde; öğretmenden, okuldan, sınıftan haberleri yok. Kimi de öğretmen sınıfta olduğu halde sınıftan çıkıp gidiyor kendi başına. Öğretmenler bunları sınıfta nasıl tutacağız diye düşünüyorlar bir çare bulamıyorlar. Çaresi yok; bebeklik çağı geçmemiş çocukları sınıflara doldurursanız en fazla on dakika tutabilirsiniz onları.

Başta Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin yaşlarını merak ediyorum. Altmışaltı aydan gün aldılar mı acaba? 

Cafer Keklikçi 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.