1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Balık baştan kokuyorsa, sorumlu neden öğretmendir?
Balık baştan kokuyorsa, sorumlu neden öğretmendir?

Balık baştan kokuyorsa, sorumlu neden öğretmendir?

12 Yılda 15 kez değişen eğitim sistemimizin son bakan değişikliği ile göreve gelen Sayın Dinçer, ilk zamanlarda umut aşılamış olsa da icraatları ve söylemleriyle “gideni aratmış” ve öğretmenleri “bizi çok daha kötü günler bekliyor”  duygusuyla baş ba

A+A-

12 Yılda 15 kez değişen eğitim sistemimizin son bakan değişikliği ile göreve gelen Sayın Dinçer, ilk zamanlarda umut aşılamış olsa da icraatları ve söylemleriyle “gideni aratmış” ve öğretmenleri “bizi çok daha kötü günler bekliyor”  duygusuyla baş başa bırakmıştır…

Toplum içerisinde herkesin saygı gösterdiği Öğretmenlik mesleği sıradan bir hale getirilmiş ve ülkenin en beceriksiz, en çok yatan, en çok para alan mesleği olarak hedef tahtasına yerleştirilmiştir.

Öğretmenlere karşı izlenilen bu tutumun daha önce hiçbir Bakan tarafından gösterilmediğini iyi biliyoruz. Özellikle Sayın Dinçer döneminde Öğretmenlik mesleğinin itibarının zedelenmesine yönelik bilinçli bir politika güdülüyor. Bunun en büyük sebebi olarak “Eğitim’e ve Eğitim’in hedeflerine” uzak bir yönetim anlayışının sergilenmesini görüyoruz.

Eğitimde manevi, duygusal yaklaşımın başarının şartı olduğunu bilmeyen Bakan Dinçer’in “İşletmecilik Ruhuyla (!)” eğitime yaklaşması ve olaylara maddi, ticari açıdan bakması nedeniyle Öğretmenler ve eğitim camiası büyük bir belirsizliğin içerisine girmiştir.

Şartları Belirleyenler, Şartları Başarılı Bir Şekilde Geçip Öğretmen Olmaya Hak Kazanlara Neden Kızıyor?

Öğretmenleri kendi varlığına karşı bir tehdit olarak görme noktasına gelen Sayın Dinçer’in “Öğretmenlere İtibar (!)  ve Nitelik (!) Kazandırma” çabası trajikomik bir hal almıştır.

Bir Öğretmen adayının, Öğretmenlik mesleğine adım atması için belirli şartlara ve niteliklere sahip olması gerekmektedir. Bu şartlar, yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmiş ve yürürlüğe sokulmuştur. 4 yıllık bir eğitimin sonucunda yapılan Kpss sınavında yeterli puanı alan herkes Öğretmen olabilmektedir.

Ayrıca, Öğretmen’in yılda kaç ay tatil yaptığını bile tam olarak bilemeyen Sayın Bakanımızın şunu çok iyi bilmesini istiyoruz:

Mevcut Öğretmenler, sistemin aradığı bütün şartlara sahiptirler. Eğer sizler Uygulayıcı olarak gördüğünüz Öğretmen camiasının yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını düşünüyorsanız, o zaman değişmesi gerekenler “Öğretmen Yetiştirme Stratejisi” ve “Aranan Şartlardır”.

Eğer, Öğretmen olabilmek için “Amuda Kalkma” şartı getirirseniz, adaylarda “Amuda Kalkmak” için ne gerekiyorsa onu yaparlar. Dolayısıyla değişmesi gerekenler Öğretmenler değildir. Kaldı ki, “Öğretmen Olabilme Şartlarını” belirleyenler de Öğretmenler değildir. Kriterleri belirleyen bizzat Bakanlığını yaptığınız kurumdur.  Eğer burada bir niteliksizlik varsa, bunun kaynağı kesinlikle Öğretmenler değildir. Şartların ve Eğitim-Öğretim ortamının oluşturulmasında fikri alınmaya değer bile görülmeyen Öğretmenlere yüklenilmesi ancak bir savunma mekanizması olarak bildiğimiz “Yansıtma’ya” örnektir…

Öğretmen, Medya İle Savaşıyor!

Çeşitli sınavlarda “SIFIR” çeken Öğrenci sayısının çokluğu dikkatlerden kaçmazken, bunun suçlusu olarakta Öğretmeni gören bakanlığımız, “İnsanı etkileyen faktörlerin” sadece sınıfta olduğuna inanıyor olmalı… 

Sayın Bakanımız, bir öğrencimize “Neden Sıfır Çektiğini” sormuş. Öğrenci de değiştirdiği Öğretmen sayısını söyleyerek Sayın Bakanımızı bilgilendirmiş. Sayın Dinçer’de konunun çözümüne dair ipucu almış olmalı ki, “Öğretmenlerin Yer Değiştirmelerini” zorlaştırma sinyali verdi. Burada da görülüyor ki, Sayın Bakanımız, sorunun kaynağı olarak Öğretmeni görüyor, sorunun çözümü içinde Öğretmeni feda etmeyi…

Benim Sayın Bakandan beklentim, Öğrencilere hangi dizileri, programları seyrettiğini sormasıdır.      Ben bir Öğretmen olarak soruyorum. Aldığım cevaplardan bazıları ise şöyle: Şefkat tepe, Selena, Kurtlar Vadisi, Arka sıradakiler v.s v.s… Görüldüğü gibi çoğunluğu şiddete dayalı ve gerçeklerle hiçbir şekilde örtüşmeyen Tv programlarıyla baş başa kalan çocuklarımızın Tv başında kaybettiklerine dikkat çeken yok.

Mesela;  “Arka sıradakiler” dizisinde öğrencilerin derse girdiğini hiç gördünüz mü?

Kurtlar vadisinde eğitimin önemsendiğini?

Siz hiç bu okul dizilerinde öğrencilerin, Öğretmenlere nasıl yaklaştıklarına dikkat ettiniz mi?

Ben bir Öğretmen olarak dikkat ediyorum. Ve Tv programlarının her gün çocuklarımıza olumsuzluk aşıladığını ve ertesi gün Öğretmenlerin bu olumsuzluklara karşı bir panzehir geliştirme mücadelesi verdiğini biliyorum. Durum böyle iken Öğretmeni baş sorumlu olarak göstermek pekte ektik değildir.

Öğretmen, Evine İşini Götürüyor!

Evine işini götüren tek meslek olan Öğretmenlik mesleğinin itibarının zedelenmesi noktasında üretilen cümlelerden birisi olan “Öğretmenler 15 Saat Çalışıyor” cümlesinin gerçekleri yansıtmadığını anlatmak zorunda kaldığım için büyük bir utanç duyuyorum… Öğretmenin bu pozisyona düşürülmesi karşısında, kendimizi savunur bir pozisyona sokulmamızı büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum.

*30 Öğrencisi olduğunu varsaydığımız bir Sınıf Öğretmeninin bir yıl içerisinde 40 yazılı yapıp bunları tek değerlendirdiğini ve bununda yaklaşık 1200 yazılı kâğıdı ettiğini biliyor muydunuz? Kaldı ki Branş öğretmenlerinin bu konudaki yükü daha ağırdır…

* Başını yastığa koyduğunda öğrencilerine “hedef bireylerime yarın ne kazandırabilirim” diye düşünenlere biz Öğretmen diyoruz…

*Ebetteki her meslekte, mesleğinin gereği yerine getirmeyerek meslektaşlarını zan altında bırakan insanlar mevcuttur. Ama bunu genelleştirerek, “Kan Davasına” dönüştürmek doğru değildir

Öğretmenin Önemsenmediğini Nereden Çıkarıyorum!

Sadece bir örnek vereceğim. 2012 İl İçi-İl dışı yer değiştirmelerine dair tek bir açıklama yapılmamıştır. Yönetmeliğe göre 25 Mayıs’ta resmen başlaması gereken süreç şuana kadar başlamadığı gibi bütün sorulara rağmen cevapsız bırakılmış ve konuyla ilgili olarak tek bir açıklama yapma gereği duyulmamıştır.                                                                                                                                                          Yılda bir kere yapılan yer değiştirmelerle ilgili olarak ortada duran “belirsizlik süreci” sizce öğretmenin hoşuna gider mi? Veyahut siz önemsediğiniz insanları cevapsız bırakıp onları mağdur eder misiniz?  Eğer önemsemiyor, takmıyor ve sadece “emir altındaki uygulayıcı” olarak görüyorsanız kişiyle ilgilenmez, sorularına ve sorunlarına karşı kulaklarınızı tıkamayı tercih edersiniz

Sonuç olarak yazmak istediklerimizin hepsini buraya yazamadığımdan dolayı üzgünüm. Ama genel olarak sadece Öğretmenin yaptığı bir işten bahsetmek isterim. Öğretmenin yaptığı bu işi bu ülkede kimse yapmaz.                                                                                                                                                             Öğretmen sabır küpüdür. En anlayışsız Veli’yi bile sonuna kadar dinler, sizin çocuklarınızı sonuna kadar dinler. Allah aşkına bunu bu ülkede kim yapıyor?                                                                               

Ve bunu “Öğretmenin kariyeri ile oynamayı tercih eden” insanların kaçı yapabilir. Kaldı ki eğitimli insanları bile dinlemeyi tercih etmeyen Sayın Bakanımızın Öğretmenin duygularını, yaşadıklarını anlaması nasıl mümkün olabilir…

Balık Baştan Kokuyorsa, Sorumlu Neden Öğretmendir?

En çok aklıma takılan soruda budur? Balık baştan kokuyorsa, sorumlu neden öğretmendir?              Bir çocuğa kızdığında Veli’yi, İdareciyi, Basını sözde hümanist dalkavuk yazarları karşısında bulan Öğretmene tek seçenek olarak susmayı ve boyun eğmeyi dayatamazsınız. Öğrenciye kızıldığında “Psikolojisi alt üst oldu” diyerek Öğretmene yüklenenler, yıllardır eşek palanı altında kırbaçlanan, şiddete uğrayan halkımızın çığlıklarına duyarsız kalmayı neden tercih etmektedirler. Kaldı ki bir Öğretmen bir çocuğa kızıyorsa, yine onun iyiliği için kızıyordur, egosunu tatmin için değil…           Ve Ayrıca bu ülkede Öğretmen, dayak yediğinde, yediği dayak yanına kar kalan tek meslek grubudur. Köy yerinde Muhtar’ın bile siyasi iradeyi arkasına alarak tehdit ettiği tek meslek grubudur.

Tüm bu yazdıklarımızı bir zaman sonra okuyacak çocuklarımızın “ Aaa, Öğretmenler ne zor şartlar altında mücadele etmişler böyle, hepsinden Allah razı Olsun, Mücadeleleri sayesinden çağdaş medeniyetimiz oluştu”  demeleri ümidiyle…

Saygılarımla

Veysel Çeliker

AES Bingöl İl Temsilcisi

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.