1. HABERLER

  2. DİYANET

  3. 14 asır sonra yeni bir teolojik statü aramak doğru değil
14 asır sonra yeni bir teolojik statü aramak doğru değil

14 asır sonra yeni bir teolojik statü aramak doğru değil

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “İslam’ın herhangi bir inanç grubunun dinin doğuşundan 14 asır sonra yeni bir teolojik statü araması doğru değildir. Bu teolojik statüyü de Diyanet üzerinden aramak doğru değildir.

A+A-

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “İslam’ın herhangi bir inanç grubunun dinin doğuşundan 14 asır sonra yeni bir teolojik statü araması doğru değildir. Bu teolojik statüyü de Diyanet üzerinden aramak doğru değildir.” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, verdiği iftar yemeğinde Alevilik tartışmaları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Hakların her insana doğuştan verildiğini ve toplum düzenini bozmamak kaydıyla bireylerin ve toplulukların bu hakları sonuna kadar kullanmalarının esas olduğunu kaydeden Görmez, “Bu hakların başında inanma hürriyeti ve inancını istediği gibi yaşama hürriyeti gelmektedir. İnançlar arasında tercih yapılmaksızın, inanç gruplarına inançlarının gereği hukuk düzeni içerisinde yaşama ve örgütlenme hakkının verilmesi de temel insan hak ve hürriyetlerinin kapsamı içinde görülmelidir. Bugün Alevilik konusuyla gündeme gelen bütün meseleler din-devlet ilişkilerinde bu evrensel prensiplere göre, konuyu başından beri ele alıp almadığımız ile ilgilidir.” dedi.

Alevi sorunu olarak gündeme gelen konuların Sünnilerle Alevilerin aralarında yaşadıkları ya da yaşamakta oldukları toplumsal bir sorun olmadığını vurgulayan Görmez, “Tarih boyunca bir ve birlikte yaşamış olan ve gündelik hayatlarında herhangi bir çatışmanın yaşanmadığı toplum kesimleri, modernleşme ile birlikte toplumun bir forma göre düzenlenmesinden kaynaklı uygulamalar sonucunda tepeden inmeci bir yaklaşımla, tüm inanç gruplarını yok sayarak hareket etmesinden kaynaklı olduğu, bir durum tespiti olarak ortaya konmalıdır. Yoksa bir tarafta Sünnilik ve Diyanet diğer tarafta Alevilik olup bunlar birbirine karşıymış gibi takdim edilerek zihinleri karıştırıp toplumsal kesimleri karşı karşıya getirerek teolojik bir münakaşanın içine sürüklemek doğru değildir.” diye konuştu.

Alevilik ile ilgili tartışılan meselelerin herkesin ortak sorunu olduğunu kaydeden Görmez, şöyle devam etti: “Kendisini dini kültür atmosferi içerisinde değişik dini tecrübeyi yaşayarak derinleşmek isteyenlerin bir arada ortaya koydukları imkanlar eskiden olduğu gibi bugün söz konusu değildir. Maalesef entelektüel zihinlerimiz inanç özgürlüğü açısından modern devlet düzenlemesinde geçmişe göre neden daha kısıtlayıcı ve tekelci bir uygulamanın içine girerek inançlar üzerinde bir baskının oluşmasına neden olduğumuzu tartışmamaktadır. Tarihsel koşullar gereği Cumhuriyetimizin başında din devlet ilişkileri bağlamında belki zorunlu olarak uygulama alanına koyulan konular neden bir tabu haline gelerek bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen bu konular sağlıklı bir zihinle tartışılmamaktadır. Binlerce yıl bir ve beraber yaşamış olan sadece Alevi ve Sünni olarak değil, Nusayrisiyle, Yezidisiyle, Keldanisiyle, Süryanisiyle, Yahudisiyle, Melamisiyle, Kadirisiyle ve daha nice din, mezhep ve inanç gruplarıyla bu geleneksel beraberliğimiz neden modern bir forma kavuşturulamamıştır. Neden bu topraklarda yaşadığı halde kendi inancını öğrenmek isteyen bir inanç mensubu zorunlu olarak başka bir ülkeye gider. Bütün bu sorular üzerine herkes kafa yormalı ve bu soruları çoğaltarak, her birine modern hukuk açısından çözümler üretilmelidir. Ancak bu çözümler üretilirken hiçbir inanç mensubu, başkaca inanç mensubu ile karşı karşıya getirilmemeli ve birbirinin alternatifi olarak görülmemelidir.”

“ALEVİLİĞİN DİYANET ÜZERİNDE TARTIŞILMASI, SORUNUN DERİNLEŞMESİNE PSİKOLOJİK KATKI YAPMAKTA.”

Alevilik meselesinin sadece Diyanet üzerinden tartışılmasının, sorunu çözmekten ziyade, ilgili kesimlerce derinleşmesine psikolojik katkı yaptığını ifade eden Görmez, “Bu bağlamda yapılan tartışmaların içinde Diyanet’i bundan böyle görmek mümkün olmayacaktır. Bu yapıcı bir tartışma değildir. Aksine Alevilik üzerinde konuşarak farklı siyasi mühendislik hesaplarına katkı yapıldığı izlenimi doğurmaktadır. Sorunlar çözüme kavuşturmak için konuşulur. Yoksa sorunları konuşarak toplumsal bir yara oluşturularak derinleştirilmez.” şeklinde konuştu.

Diyanet’in kilise gibi dini kutsal bir otoritesi olmadığını; hiçbir kişi ve toplumu dinin dışına itme hakkının da bulunmadığını söyleyen Görmez, “Kendisini İslam’ın içinde görerek inancını yaşamak isteyen herkes muhteremdir. “ ifadesini kullandı.

HERHANGİ BİR İNANÇ GRUBUNUN DİNİN DOĞUŞUNDAN 14 ASIR SONRA YENİ BİR TEOLOJİK STATÜ ARAMASI DOĞRU DEĞİLDİR.

Görmez şunları dile getirdi: “İslam’ın herhangi bir inanç grubunun dinin doğuşundan 14 asır sonra yeni bir teolojik statü araması doğru değildir. Bu teolojik statüyü de Diyanet üzerinden aramak doğru değildir. Çünkü İslam dini hiçbir şahsa ve hiçbir kuruma herhangi bir müessesenin teolojik statüsünü belirleme hak ve selahiyetini tanımamıştır. Sorunlarımızı yasal engelleri ortadan kaldırmak, özgürlükleri çoğaltmak üzerinden çözmek varken; yeni teolojik statüler aramak ve söz konusu teolojik statüleri de asla böyle bir yetkisi olmayan Diyanet kurumu üzerinden tartışmak doğru değildir. İslam dini teolojik statü belirleme yetkisini ne bir şahsa ne bir kuruma vermiştir. Alevilik konusu bu açıdan hepimizin ortak konusu, ortak sorunudur. Türkiye de yaşayan herkes bu konuda çok daha özenli, dikkatli bir dil ve üslup kullanmak durumundadır. Herkesin, başta Diyanet olmak üzere, kendisine yönelik bir özeleştiri yapmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

ARAKANLI MÜSLÜMANLAR İÇİN YARDIM KAMPANYASI

Görmez, konuşmasında Myanmar’da yaşananlara da yer verdi. Arakanlı Müslümanların etnik ötekileştirme ile karşı karşıya kaldığını kaydeden Görmez, olaylarda 15 Haziran’dan bugüne kadar yaklaşık 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Yaşananları Budizm ve İslam çatışması olarak temellendirmenin doğru olmadığını vurgulayan Görmez; siyasetin plan ve projelerini dinler arası bir çatışmadan medet umarak gerçekleştirmeye çalışmasının üzüntü verici olduğunu aktardı. Görmez, Arakanla Müslümanlar için başlatılan yardım kampanyasının devam ettiğini hatırlattı.

Ramazan’ın ihtilafların konuşulduğu bir ay haline getirilmesinin de doğru olmadığını belirten Görmez, “Yıllardır, ‘sakız çiğnemek orucu bozar mı?’ sorusu sorulmaktan, Diyanet’de yanıt vermekten bıkmadı.” dedi. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.