Advert
Toplumun Mutlu Olması Adaletle Mümkündür
Fatih Yokuş

Toplumun Mutlu Olması Adaletle Mümkündür

Adalet, hak ve hukuka uygunluk, gözetleme ve yerine getirme, doğruluk manasına gelir. Toplum içindeki ilişkilerden dolayı da ahlak ve din kurallarıyla da ilişkisi vardır.

Bir toplumun varlığı üzün ömürlü, mutlu ve huzurlu olması ancak adaletle mümkündür.

Adalet herkese ama herkese lazım, bizim lehimizde olan adalet güzel, aleyhimize de olsa rıza göstermek ise daha güzeldir.
Başkasından adaletli olmasını beklemek güzel ondan daha güzel olanı ise kendimizin adil olmasıdır.

Kendimize, dostlarımıza, yakın ve uzak komşuya, akraba ve sevdiklerimize karşı adil olmak güzel, ancak sevmediklerimize hatta düşmanımıza karşı adaletli olmak en güzeli.

Adil, emin, güvenilir ve dosdoğru olmak Peygamberlerin sıfatları ve de dinimizin gereğidir.

Hemen tüm Cuma namazında hutbenin sonunda şu ayet okunur;

Nahl suresi 90 ayet: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”

Ayetin girişi “Şüphesiz” ile başlar ki bu da kesinlik ifade eder, yani İslamın olmazsa olmazı adalettir. Adalettin zıddı zulümdür, haksızlıktır, kötülüktür, yanlışlıktır, İnsanın onur ve haysiyetine aykırılıktır.

Hud suresi 113: “ Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım göremezsiniz.” Beyzavi Rukun az eğilmektir. Yani onlara (zulüm edenlere) doğru az bir şekilde dahi olsa yakınlık göstermeyin. (s. Tefasir.)

Zulüm az veya çok olması kim tarafından yapıldığı değil, zulüm olması önemli ve ona meyil etmemek, taraf olmamak daha önemlidir.

İbrahim suresi 42 ayet: “(Ey peygamber!) Sakın, Allah'ın zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözleri dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor.”

Kişilerin, ailenin, toplumun ve hatta devletlerin huzuru ancak adaletle mümkündür. Onun içindir ki Hz. Ömer(ra): "Adalet mülkün temelidir." demiş.

Müslümanlar Adalete önem verdiği dönemlerde İnsanlığa önder olmuş devletler kurmuş dünyaya hüküm etmişlerdir.

Ne zaman ki adaleti unutmuş, kişisel hırs ve arzularına önem vermişlerse iç huzursuzluklar meydana gelmiş ve büyük acılar yaşamışlardır.

Tarih sayfasına baktığımızda çok örnekler görebiliriz. Son örnek ise Osmanlı devletidir.

İslam aleminin içinde bulunduğu bu acıklı durum, Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkelerdeki adaletsizliğin bir eseri değimlidir?

Nasıl ki Kayı obası, adaleti kendine düstur edip dünyaya hükümdar olmuş Osmanlı imparatorluğu kurmuşsa ülke olarak bizde atalarımızın izinde gidip adaletle hüküm edersek dünyaya tekrar yön veren oluruz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
DİĞER YAZILAR