trabzon escort
Kürt Sorunu ve Terör (1)
Fatih Yokuş

Kürt Sorunu ve Terör (1)

Diyarbakır diclekent yeni Asya temsilciliğinin düzenlediği,İrfan Yıldırım'ın yönettiği ve hukukçu yazar Yar. Doç. Ömer ERGÜN ile yeni Asya gazetesi başyazarı Kazım GÜLEÇYÜZ beyefendilerin konuşmacı olarak katıldıkları "ÇAĞIN AFETİ TERÖRE SAİD NURSİ'DEN ÇÖZÜMLER" Adlı oturuma bende katıldım. Siz değerli okurlarımla geçte olsa izlenimlerimi iki yazı ile paylaşmaya çalışacağım.

İrfan YILDIRIM beyefendinin sunumu, katılımcıların sorularına, konuşmacıların samimi cevap vermeleri mükemmel idi.

Bölgede devam eden ve binlerce ananın gözyaşının akmasına sebep olan terör belasının sebep ve sonuçları ile çözüm önerilerinin risale-i nur penceresinde izah edilmeye çalışıldı. Bedi-ü zzaamanın yıllar önce dile getiridiği önerilere kulak verilmiş olsaydı belkide, ülkemizi maddi ve manevi alanda büyük zararlar veren terör olaylarının yaşanmayacağı gerçeği anlatıldı.

Geçmişten günümüze kadar yaşanan ve büyük acılara sebebiyet veren adına terör denilen bir gerçek var. Kim suçlu yerine hangi hatalar yapıldığı, yıllarca kardeş olan bu iki toplumun, günümüzde terör belası ile nasıl bu hale geldiği, geçmişin muhasebesini yaparken geleceğe dair ne yapılması gerektiği konusunda fikirler anlatıldı. İki başlık haline sunumu yapılan panelin birinci bölümü, "Problemi doğuran etkenler" ve konuşmacıda Ömer Ergün idi bende ilk yazımı bu konuya ayırdım.

Yar. Doç. Ömer ERGÜN: "Cumhuriyetin tek parti döneminde, ulus-devlet anlayışının bir sonucu olarak Kürtler üzerinde uygulanan dini ve etnik baskı sonucu 1924-1938 yılları arasında Kürt bölgelerindeki aşiretler tarafından 20 büyük ayaklanma vuku bulmuştur. Bu dönemde homojen bir ulus oluşturma gayretinde olan resmi ideoloji, Türk-Kürt ayırımının keskinleşmesi için bilerek ve isteyerek fahiş hatalar yapmıştır...

3 Mart 1925 tarihinde kabul edilen takrir-i Sükun Kanunu ile Diyarbakır ve Ankara'da kurulan İstiklal mahkemelerinin yargılayıp mahkum ettiği insanlar, bölgede tanınmış olan ve "irtica faaliyette bulunmak"la suçlanan çok sayıdaki aşiret lideri idi ve bu davalar binlerce insanın idamı ile sonuçlanmıştır."

Kardeş kanının dökülmesine ve ülkemizin maddi ve manevi büyük kayıpların yaşanmasına sebebiyet veren terör belasının, Tarihi, Demokrasi, Dini ve Güvenlik boyutuna dikkat çeken konuşmada; "1980'li yıllardan sonra PKK hareketinin, bilhassa Diyarbakır Cezaevlerinde uygulanılan faşizan baskıları sonucu, Kürt hareketinin nüveleri bu atmosferde filiz vermeye başlamış, Diyarbakır-Lice-Fis ovasına Ülkemizin başını ağartacak PKK örgütü kurulmuştur."

"Onun içindir ki bedi-ü zzaman 1908-9 yıllarında ; Ulus devlet anlayışını, zulmü, baskıyı ve otoriter bir devlet idaresini doğurduğundan dolayı red etmiş, hürriyeti "imanın bir hassası" sayarak,özgürlükçü sistemlere vurgu yapmıştır."

Yine "1946 yılına kadar tek patili dönemlerde, Türkler ve Kürtler baskı altına alınırken en büyük baskıyı yine Kürtlerin gördüğü, kimlikleri, dilleri yok sayılmıştır."

"Dönemin adalet bakanı Mehmet Esat Bozkurt: "Benim fikrim, kanatım şudur ki, bu memleketin kendisi Türk'tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır.""

"Bedi-üz zamanın devletin var oluş nedeninin, insana, vatandaşa, insanlığa hizmet olarak ifade edilmiştir. devlet vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlayan, maddi ve manevi kişiliğinin gelişmesi için gerekli ortamı hazırlayan bir tüzel kişiliktir."

"Millet kavramının üç temel unsuru vardır; din, dil, vatan. Bu uç unsurun bir arada olması güçlü bir milleti,birlikteliği ifade eder."

"Din bir toplumun var olması ve bekası açısında sosyolojik bir ihtiyaç olduğudur. Cumhuriyetin ilk yıllarında dine karşı savaş açılmış, din yok edilmeye çalışılmıştır. Bunu yaparken dinin yerine ırkın üstünlüğü ikame edilmeye çalışılmış, kafa tası ölçümleri, ezanını Türkçe okunması ile dindarlar üzerine baskı kurulurken dindar olan Kürt halkı en fazla etkilenen zulme uğrayan kesim olmuştur."

"Bölge insanı, devlet-PKK ikilemi arasında ezilmektedir. Devletin yanlış uygulamalarında dolayı zulüm gördüğü gibi, özellikle 80'lerden sonra bölgeyi ateşe veren PKK'den de hem canları, hemde malları itibariyle zarar görmüştür. Bu anlamda vatandaşın güvenliği sağlanmadan, bölgedeki insanlarımızdan mutlak destek ve anlayış beklemek zordur."
Konuşmacıların doğru olan bu tespitlerine katılmamak imkansızdır. Ben de bölgede görev yapan ve bölge insanı olarak bu tespitleri bir fiil yaşamışım.

Devleti için canını seve seve veren, askerliği peygamber ocağı olarak kabul eden Kürt halkı; Marksist-Leninist bir örgütün eline geçerken, Örgütün; yukarıda saydığım hataları propaganda aracı olarak kullandığını bire bir şahit olmuşumdur.

Örgütün baskı ve sindirme ile muhalif fikirleri nasıl ortadan kaldırdığını, devletin otoritesinin zafiyetinden yaralanarak fikrini hakla nasıl kabul ettiğin üzülerek gördük ve şahit olduk. Maalesef günümüz 2016 yılına gelindiğinde halk üzerine korku ilse benimsettiği Marksist ideolojisini, oluşturduğu mahalle baskısı ile Kürt halkına kabul ettirmiştir.
Bir sonraki yazımda Kazım GÜLEÇYÜZ beyefendinin çözüm önerilerin yazmaya çalışacağım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
DİĞER YAZILAR
trabzon escort yalova escort balıkesir escort afyon escort çeşme escort tekirdağ escort