Biraz Öz Eleştiri..
Fatih Yokuş

Biraz Öz Eleştiri..

Dünya bir imtihan yeridir, imtihanda hiç kimse ayrıcalıklı olmadığı gibi son nefese kadarda devam etmektedir.

Nefis ve şeytan, var güçleri ile insanı cehenneme sokmak için son nefesimize kadar çaba harcamaktadırlar.

Çok şey bilmek, anlatmak, öğretmek güzel ancak ondan daha güzeli yaşamak ve hayatımıza tatbik etmektir. Şeytan bilgisizlikten değil kendini beğenmekten, akıl yürütmekten ve başkasını (Adem) küçük görmekten dolayı lanetlenmiş ebedi cehennemi hak etmiştir.

Bir çoğumuz insan hak ve hukuku dediğinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemi, Hz. Ömer(ra), sahabeleri, Kur’an ayetlerini, Hadisleri… Fatih Sultan Mehmet ile Ermeni ustanın karşısında mahkemede suçlu bulunmasını örnek gösterir ve haklı biçimde gururlanırız. Acaba bizlerde bulunduğumuz makam ve konum itibarı (küçük ve büyük fark etmez) ile gelecek neslimize bizimle gurur duyacakları bir adalet anlayışını bırakabiliyor muyuz?

Okul yıllarında İHL okuduğumuz için çok sıkıntılar çeker, siyasi baskılara maruz kalır, dinimiz İslam’a yapılan fikri saldırılara karşı az bilgimizle karşılık vermeye çalışırdık.

Allah diyen siyasi partilerin peşinde koşar, türbanlı bacılarımızın hakkını savunmak davamız olarak kabullenirdik.

Adalet, hak, hukuk, İnsan onuru, can ve mal güvenliğinin İslam dini ile sağlanacağını, medeni ülkelerin seviyesine çıkmanın da siyasi İslam’la mümkün olacağına inanırdık.

İntikam, zülüm, haksızlık yerini adalet, hoş görü, af etme ve sevginin alacağını, kayırma, torpil ve rüşvet yerini liyakat ve ehil olanların alacağını anlatırdık.

Hele turban bir namus ve iffet abidesi olduğu, İslam’ın bir emri olan tesettürü siyasi bir simge haline getirmiştik. Peki değdi mi?

Farklı cevaplar verile bilir bence faydası olsa da değmedi nasıl mı? İşte turban, Allah’ın rızasına uygun giyenlerden özür dileyerek belirteyim ki maalesef uğruna mücadele ettiğimiz turban ve tesettür bir moda, makam kapma ve zevk halini almaş, sokak ve caddelerdeki giyimleri ile utanılacak bir hal almıştır. Başını turbanı takarken giydiği ince ve dar elbiseler ile tesettürün tesini dahi yerine getirmemektedirler.

İmam hatip, eminim bir çoğunuzun “ah hanı o eski imam hatipler” dediğinizi duyar gibiyim. Sığara içen, tembel, saygıda kusur eden… ve daha nice eksiklik ve yanlışlıklar, topluma yön veren değil, bağ olmuşlardır.

Daha önce siyası baskı altında olan İslami STK lar bir biri ile kenetlenirdik, destek verir kardeşlik hukukuna riayet ederdik ya şimdi?

İktidara geldik, imkanlar ve olanaklar lehimizde ya durumumuz? Evet ya durumumuz kardeşlik hukuku mu? O da ne der gibi olmuştur. Sadece kendi cemaati, tarikatı ve siyaseti kardeş kabul ederken ya diğerlerini? Bırakın kardeş kabul etmeyi, yok etmek için elimizden gelenin fazlasını yapma çabası içine girmişiz.

Hele bu düşmanlık öyle bir hal almış ki bir birimizi birer canı gibi, öldürmek (idam cezasını isteyenlere söylüyorum) için var gücümüzle çalışıyoruz.

İdam istemek ve bunu kanunlaştırıp meşrulaştırmak, iktidar değiştiğinde ucunun nereye varılacağını bilinmediğinden dinen meşru olmayan bir idamın dinen cinayet sayılacağından idamı destekleyen ve oy verenlerin tamamının Allah katında sorumlu olacağını ve bir katil muamelesini göreceği kanaatindeyim.

İmkanlarımız çoğalmış iktidarda söz sahibi olmuşuz imkanların gereği olan Allah’a şükür edebiliyor muyuz? İslam’ın güzelliklerini, barış be hoş görüsünü insanlara suna biliyor muyuz?

Korkarım ki Allah bu nimetleri bizde alması ve ahrette hesabını sormasıdır. Hani Riyaz’u-Salihin 65 hadisteki Ebu hureyrenin rivayet ettiği bir hadisteki, Abraş (alaca derili), kel ve kör birisinin dualarının kabul olması imtihan ve Abraş ile kelin imtihandan başarısızlıkları ve akıbetleri… Allah bizleri muhafaza etsin..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
DİĞER YAZILAR