Site Sol Dik Reklam (DHBT)
06 Mayıs 2017, Cumartesi 14:03 | 666 kez okundu | A+ | A-

Taşeron İşçilere Yapılanlar Dinen Caiz mi?

Emekli Din Görevlisi Fatih Yokuş, “720 bine aşkın taşeron adı altında sömürülen işçilerin hükümetten dört gözle bekledikleri müjdeli haber yine gelmedi.” dedi.

Taşeron İşçilere Yapılanlar Dinen Caiz mi?

720 bine aşkın taşeron adı altında sömürülen işçilerin hükumetten dört gözle bekledikleri müjdeli haber yine gelmedi.

Taşeron düzenlemesinin hükumet programında almadığına dikkat çeken Aslan "Başbakan, Maliye Bakanı'na yeni çalışma talimatı vermiş. Kalınan yerden devam edilmeyip yeni düzenleme yapılacak" dedi. (Akşam. ekonomi)

Fransızca'daki "tacheron" kelimesinde gelen taşeron, genellikle bir projenin belirli bir görevini yerine getirmek amacıyla genel yükleyici tarafından tutulan firmaya denir. Bu firmada çalışan işçilere de taşeron işçi denilir.

1936 yılında İş hukukumuzda yer alan yasa 1950, 1967 yıllarında değişiklikler uğrayarak günümüze kadar gelmiştir. 1983 yılında çıkarılar 2886 Kanunun 53 maddesi ile son şeklini almıştır.

Özel sektör ve devletin bazı işlerinde ekonomik sebeplerden dolayı asli işlerinin dışındaki işlerinin görülmesi için düşünülen taşeronluk işi günümüzde yaygın hale gelerek yeni bir sömürü alanının oluşmasına sebep olmuştur.

Devlettin ekonomideki rolünün küçülmesi, tasarruf ve kar amacı gütmesi neticesinde, bir çok alanda taşeron firmalarını çalıştırmakta, ihaleyi alan firma ihya edilirken işçiler asgari ücretle sömürülmektedir.

İşçiler de, her yeni seçimde kadro alabilirim ümidi ve beklentisi ile "ya sabır" diyerek karın tokluğuna çalışmaya rıza göstermektedir.

Peki bu dinen caiz mi?

Elbette hayır çünkü Abdullah İbnu Ömer (ra) rivayetle: "Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: işçiye ücretini, teri kurumadan önce veriniz."

Hak ettiği ücreti hemde teri kurumadan verilmesi gerekir, Devletin ihaleye çıkardığı taşeron işi ihalesi için;

1- Parası olmalı, 2- Bankadan teminat mektubu almalı, yani faiz lobisini ihya etmeli 3- İhaleyi aldığı işten maksimum kar etmelidir. Hatta bazen çalıştırdıkları işçilerin oluşan haklarından kurtulmak için onları haksız biçimde işlerine son verebilmekte, ücretlerini ve tazminatları ödememektedir.

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri dedi: "Üç kişi (sınıf) vardır, kıyamet günü ben onların hasmıyım: "Benim adıma (yamin) edip sonra gadır eden kimse, hür bir kimseyi satıp parasını yiyen kimse, bir işçiyi ücretle tutup çalıştırdığı halde, ücretini vermeyen kimse." (Buhari Büyü 106)

Devlet adil olmalı ve adaletle işlerini görmelidir. Parası olanları koruyacak, faiz lobisini ihya edecek aracı kişi ve kurumları değil, çalışanı, emekçinin kısaca hak edenin hakkını koruyacak yasal düzenlemeler yapmalıdır.

Taşeronluk devlet için neden cazip hale geldi?

Aslında bunun sebeplerinden biri de İşçi sınıfını savunan sol görüşlü marjinal örgütlerin payı hiç de az değildir. "Üzümü yemek yerine bağcıyı dövmeyi" tercih eden bu gurupların geçmişleri pek temiz olmadığından, işin kolayına kaçan devlet ve hükumetler, kapitalizmin vahşi çarklarından biri olan taşeron işçi çalıştırmayı yaygın hale getirmişlerdir.

Ülkemizden işsizliğin giderek artığı günümüzde Merhum Prof. Necmeddin ERBAKAN'ın dediği gibi "ağır sanayi" hamlesi başlamalı ve "Adil düzene" geçilmelidir.

Taşeron işçi olarak çalışan işçileri, hükumetimizin onları dinlemesini, talep ve isteklerini karşılayacak yasal düzenlemeler yapmasını, aracıları devre dışı bırakarak işi yapanı muhatap almasını, taşeronluk işinden vaz geçilmesini, istihdamı artırıcı reel tedbirler alınması talep etmekteyim.

Benim tuhafıma gider bir başka konuda, seçimlerde, canla başla çalışan, ev ev dolaşan, siyasi partisi için en yakınları ile ilişkisini kesen, vatan, millet, din ve bayrak gibi kutsadıkları partilerinin, iktidara geldiğinde devletin imkan ve olanaklarını kendisini iktidara getirmek için fedakarlık yapana değilde:

Parası olan sermaye sahiplerine,

Müteahhitlik yapan patronlara,

Teminat mektubu adı altında bankalara daha fazla sunduklarıdır.

Bu kural bugüne kadar değişmediği gibi bundan sonrada değişmeyeceğidir.

Enes b. Malik radiyallahuanh: Hazret Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe (mükemmel bir şekilde) iman etmiş olamaz."(İman Ahmed b. Hambel, el müsned)

Yine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

"Sizden biriniz, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemdikçe (kamil manada) iman etmiş olmaz" (Buhari, iman7; Müslim İman 71, 72; Tirmizi kıyame 59; Nesei, iman 19,33)

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık