Site Sol Dik Reklam (DHBT)
11 Ekim 2017, Çarşamba 3:53 | 104 kez okundu | A+ | A-

Su Kabağını Sanata Dönüştüren Adam

​Gaziantep’te küçük yaşlarda hobi amaçlı su kabağından süs eşyası ve gece lambaları üretimi yapan İmam Uzun, emekli olmadan önce hobi olarak işlemeye başladığı su kabaklarını şimdi dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor.

Su Kabağını Sanata Dönüştüren Adam

Eskiden çamaşır yıkamada ve su içmede tas, su taşımada kap ve pekmez kaynatırken karıştırma aracı olarak kullanılan su kabakları artık iş yerleri ve evlerin duvarlarında süs eşyası olarak kullanılıyor.

Gaziantep’te uzun yıllar bir bankada çalıştıktan sonra emekli olan İmam Uzun, tükenmeye yüz tutmuş su kabağından gece lambası başta olmak üzere çeşitli süs eşyası yapıyor. Uzun, Kale altındaki tarihi Büdeyri Han’ındaki küçük bir atölyede işlemeye başladığı su kabaklarını dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor.

40 yıl önce yapmaya başladığı su kabağından ürünlerinin evlerde süs eşyası veya gece lambası olarak kullanıldığını belirten Uzun, emekli olmadan önce hobi olarak işlemeye başladığı su kabaklarını şimdi dünyanın dört bir yanına gönderdiğini ve satışa sunduğu su kabaklarına en çok turistlerin yoğun ilgi gösterdiğini belirtti.

Bu işe bir hobi olarak başladığını belirten Uzun, emekliliğin ardından hobi olarak su kabağından lamba ve atık malzemelerden çeşitli süs eşyası yapmaya başladığını belirterek, kabakları ise kendi tarlasında yetiştirdiğini bildirdi.

Su kabağından gece lambası başta olmak üzere her türlü süs eşyası yaptığını belirten Uzun, “Ben daha önce tarlamda diktiğim su kabaklarını hobi olarak süs eşyası yapmaya başladım. Ama emekli olduktan sonra profesyonel olarak bu işi yapmaya başladım. Ekmek kapım oldu. İsteğe bağlı olarak sipariş yapıyorum, şablon yapmıyorum. Elime aldığımda kabakla kendimi bütünleşmiş bir vaziyette istenilen motifleri çıkartıyorum.” dedi.

Gece lambalarının üzerine ayet, hadis, güzel söz, isim ve her türlü motif yapabildiğini anlatan Uzun, “Yetiştirdiğim kabakları hoş bir şekilde vatandaşın hizmetine sunduğum için mutlu oluyorum. Bir kabak alıyorum: sanki çocuğummuş gibi severek hangi motifi işleyeceğimi özene bezene seçiyorum. Kendime göre şekil veriyorum. O işlemi tamamlayana kadar kabak o kadar güzel oluyor ki bana zevk, huzur veriyor ve gün boyu bütün yorgunluğumun hepsi gidiyor.” ifadelerini kullandı.

Su kabağının Osmanlı döneminden beri su taşımada ve saklama kabı ve çeşitli şekillerde kullanıldığını hatırlatan Uzun, şöyle konuştu:

“Kabak daha önce kuyuların başında su içmek için, evlerde banyo için ve bakkallar da ise kepçe olarak yani çeşitli şekillerde kullanılırdı. Yine matara şeklinde yapılırdı. Matarayı tarlaya gittikleri zaman içine su koyup götürürlerdi. Bir gün bana Alanya’dan bir kabak geldi; bu şekilde işlenmiş olduğunu gördüm. Onu gördükten sonra bizim de ‘kabaklarımız var’ dedim. Kendim de artık bu şekilde süs eşyası yapmaya başladım. İlk yaptığım model çok hoşuma gitti; ondan sonra hobi olarak bu işe devam ettim. Fakat emekli olduktan sonra da tarlamda kabak yetiştirmeye başladım. Sevdiğim için bu işi zevkle yapıyorum. Üretim de sürekli devam ediyor.”

Su kabaklarının işlenişi hakkında da bilgi veren Uzun, “Kabakları tarlamda yetiştiriyorum. Daha sonra Tarladan toplayıp dükkanıma getiriyorum, temizliğini, kurutmasını yapıyorum. Doğumundan ölümüne kadar birçok aşamadan geçiyor. Kabaklar belli bir aşamaya geldikten sonra dükkâna getiriyorum. O zamana kadar sertleşmiş oluyor. Sonra içini temizliyorum, altından oyuyorum ve temizliyorum. Kabakları yine kurumaya bırakıyorum, kuruduktan sonra tekrar içini bir daha temizliyorum. Ondan sonra da istenilen siparişe göre onları bu şekilde süs eşyası yapıyorum. Daha sonra bu şekilde tek tek deliyorum. Deldikten sonra boncukları tek tek takıyorum, ışıklandırmasını yapıyorum. Çay tabaklarından altına ışıklandırma yapıyorum. Bu şekilde çeşitli malzemelerle süsleme yapıyorum. Bu şekilde göze hoş insanları rahatsız etmeyecek bir şekilde hazırlıyorum.”şeklinde konuştu.

Bu işe ilk başlarken bazıları tarafından gülünç karşılandığını söyleyen Uzun, işinde başarılı olunca ise takdir edildiğini söyledi.

İşinin zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Uzun, “Bu yapmış olduğum semazenin üzerinde ortalama 2 bin 500'ün üzerinde delik var. Bunların hepsini tek tek deliyorum. Sadece delmesi benim iki günümü aldı. İki gün değil de iki sene bile çalışsam yaptığım iş meydana çıktığı zaman onun hiçbir yorgunluğu ve eziyeti kalmıyor veya zamanlanması hiçbir şekilde gözüne gelmiyor. Çünkü yaptığın iş meydana çıktığı zaman belli oluyor. Belki bu işlemler basit gibi gözüküyor ama bunların motifleri, el işlemeleri birebir eskileri andıran uyumlu olarak çalışıyorum. Ne yapıyorsam hepsini orijinali ile hiçbir değişiklik yapmadan kendimden de bir şeyler katarak bu şekilde süs eşyaları hazırlıyorum.” diye konuştu.

Uzun, “30-40 yıldır bu işin içerisindeyim. Son 15 yıl daha aktif olarak çalışmaktayım. Artık sürekli bu işi yapıyorum. Çünkü artık ekmek kapım oldu. Geçim biraz zor oluyor ama emekli olduğum için pek beni zorlamıyor. Fakat her şey para, maddiyat değil. İnsanlar işini zevkle yaptığı zaman bunu birine hediye etsen, sattığında yaptığın işin karşılığını aldığın zaman çok zevkli bir iş oluyor. Allah insanların sabrını artırsın. Örneğin bir ayet yazıyorum kabağa; onu hazırladıktan sonraki zevkini ancak bir ben bilirim.” diye belirtti. (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)









































Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Diyanet İşleri Başkanı kim olmalı?

yukarı çık