Site Sol Dik Reklam (DHBT)
09 Mayıs 2017, Salı 0:18 | 499 kez okundu | A+ | A-

İlahiyat Camisi ve İlahiyat

Sitemiz yazarlarından Eğitimci-Yazar ve Ortadoğu Uzmanı Eyüphan Kaya, “İlahiyat Camisi ve İlahiyat” konulu çok güzel bir yazı daha kaleme aldı.

İlahiyat Camisi ve İlahiyat

7 Mayıs Pazar günü ALES sınavı vardı. Benim de biricik evladım, Peyzaj Mimarı Kızım Birdem Kaya sınava girdi, şefkatli bir baba edasıyla ona eşlik yaptım. Sınav saat 10:00 da başladı artık hayat durmuştu.

İl Müftümüz, muhterem hocamız Burhan İşleyen ve abımız, büyüğümüz Dr. Sabih Dallı ile ayak üstü 15-20 dakika sohbet ettik. Sabih Abı ayrıldı 15 dakika daha Burhan hocamızla hem bir şeyler atıştırdık, hem bazı sosyal meseleleri konuştuk daha sonra ayırmak durumunda kaldık.

Ben İlahiyat fakültesinin camisine gittim. Malum bu cami aynı zamanda ilahiyat öğrencileri için bir uygulama alanıdır.

İki katlı bir cami, ikinci katta bir yarım kat daha var, üç merdiven girişli ve 8 kapılı, yan tarafın kapıları çift kanatlı, ama asıl giriş tarafı iki kapı üst kısma açılırken, biri çift kanatlı olmak üzere üç kapı asıl caminin içine açılıyor, bir kapı da alt kata açılıyor, alt kat bayanlara ayrılmış durumda. İlginçtir engelli asansörü dahi yapılmış ama içine baktım sanki çalışmıyordu, keşke çalışsaydı.

Lavabosu iki kısımdan oluşuyor, tuvalet tarafı ve abdest alma alanı, dolayısıyla hangi açıdan bakılırsa ibadete elverişli bir cami acaba ilahiyat fakültesinin programına nasıl bir katkısı var diye düşünmeye başladım.

Sabah ezanı hariç diğer dört ezanda fakülte eğitim öğretime açıktır, çünkü ikinci öğretimin öğrencileri akşam da geliyorlar. Acaba ders programı ezan saatleriyle çakışıyor mu? Başka bir ifadeyle ders programı ezan saatlerine göre ayarlanıyor mu?

Ezan okuduğu zaman ilahiyat öğrencilerinin camiye gitme gibi bir heyecanı var mı?

Üniversite yaşı mükellefiyet yaşı olduğuna göre ilahiyat öğrencilerinin tamamı Allah’a secde ediyor mu?

Boş derslerde orada burada vakit öldürmektense “itikaf” niyetiyle camiye gelen var mı?

Caminin sadece beş vakit namaz için değil aynı zamanda bir istişare, bir bilgilendirme mekanı olduğu idrakiyle yetişiyorlar mı?

Bu tabiiyun tarzı felsefeciler hala öğrencilerin itikadını bozmayı, kafalarını karıştırmayı marifet sayan hocalar var mı?

Bu tür vesveselerin giderilmesi konusunda imani meselelerde emsalsiz kaynak durumunda olan Risale-i Nur külliyatından yararlanılıyor mu?

Malum insan beden ve ruh/madde ve mana olmak üzere temelde iki yönlü yaratılmıştır ki bunun bir yönü dünyaya diğer yönü ise ahrete bakıyor. Dolayısıyla İlahiyat fakültesi bir yana diğer fakülteler bir yana, diğer fakülteler dünyaya bakan yüzü ağır basarken ilahiyatın ahrete bakan yönü ağır basmaktadır.

İlahiyat’ın temel kitabı Kur’anı kerimdir. Dili Arapçadır dolayısıyla ilahiyat fakültesini okuyan her öğrencinin Arapça öğrenmeleri/konuşabilmeleri önem kazanmaktadır.

Ayrıca namaz kılmayan öğrencilerin de namaz kılmadığı dosyasına not edilmelidir. Hiç olmazsa bunlar yarın imam-hatip, müezzin, müftü, din kültürü öğretmeni oldukları zaman dikkate alınsın ki kaş yaparken göz çıkarmayalım.

Fi tarihte bir ilçenin asilzadelerden biri vefat ediyor, Müftüye “buyurun cenaze namazını siz kılın lütfen”, müftü bey diyor “ben mi namaz kıldıracağım? öyleyse şu namazlığı getirin bakayım.” Böyle müftüler de varmış bir zamanlar, artık böyle insanlar ilahiyatlarımızda yetişsin istemiyoruz.

1980’li yıllarda Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat fakültesine eski adıyla Yüksek İslam Enstitüsüne kayıt olmaya giden bir dostum, bir vesileyle vaz geçirilip kayıt yapmadan şehrimize dönüyor, uzun zaman onun derdiyle yaşıyor, birkaç yıl önce piyasaya çıkan “Çin malı” gibi ilahiyatçıları görünceye kadar, artık kendini teselli ediyormuş, şöyle ki “aman Allah’ım ben de bunlardan biri gibi olsaydım halim nice olacaktı?” diye.

Kim ne dese desin bir ilahiyat mezunu bulunduğu her ortamda sorumluluğu ağırdır, hal ve davranışları iyiyse insanı İslam’a ısıtır, faul olursa İslam’dan soğutur.

İslam tarihini gözden geçirdiğimiz zaman Muab bin Umeyr’in bir Kur’an hocası olarak nasıl da Medine’nin medeniyet şehri olma konusunda katkısı olduğuna şahit oluyoruz.

Kısacası din adına çalışan bir kişinin ibadetten yoksun para-pul için görev yapması çok çok tehlikelidir, kitlelerin İslam’dan uzaklaşmasına neden olabilir ki bunun ahrette karşılığı ağırdır.

Umarım D.Ü.İlahiyat fakültesinde öyle kaliteli insanlar yetişecek ki medarı iftiharımız olacak. Amin demeniz dileğiyle.

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Diyanet İşleri Başkanı kim olmalı?

yukarı çık