12 Mayıs 2016, Perşembe 20:50 | 11803 kez okundu | A+ | A-

Haftanın Vaazı: Kul Hakkına Riayet Etmek

Sakarya Serdivan İlçe Vaizi Yusuf İncegeliş tarafından hazırlanan “Kul Haklarına Riayet Zulümden Sakınmak” konulu Cuma vaazını sizlerle paylaşıyoruz. “Kul Haklarına Riayet Zulümden Sakınmak” başlıklı cuma vaazını sitemizden okuyabilir, dilerseniz de indirebilirsiniz.

Haftanın Vaazı: Kul Hakkına Riayet Etmek

Kul Haklarına Riayet Zulümden Sakınmak

Buradaki vaazı Facebook Grubumuza katılarak WORD Formatında indirebilirsiniz. Mirah Haber Facebook Grubumuza katılmak için tıklayınız >>>

Kul hakları ;  ‘ İnsanların canları, bedenleri, ırz ve namusları, mânevî şahsiyetleri, makam ve mevkileri, dinî inanç ve yaşayışları gibi konulardaki kişilik haklarıyla mallarına ve aile fertlerine ilişkin haklarından oluşmaktadır.’(1)

Zulüm; Sözlükte “bir şeyi ona ait olmayan yere koymak” anlamındaki zulüm (zulm) din, ahlâk, hukuk gibi alanlarda terim olarak “belirlenmiş sınırları çiğneme, haktan bâtıla sapma, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık”, özellikle de “güç ve otorite sahiplerinin sergilediği haksız ve adaletsiz uygulama” gibi anlamlarda kullanılır.(2)

Kıymetli kardeşlerim! Bu günkü sohbetimiz  kul haklarına riayet, zulüm sakınmak hususundadır. Bizler kul haklarına dikkat ettiğimiz zaman otomatik olarak zulümden sakınmış oluruz, zulüm den sakındığımız zaman otomatik olarak kul haklarına dikkat etmiş oluruz. Rabbimiz bizleri hak ve hukuka dikkat edip zulümden sakınanlardan eylesin.Yüce dinimiz hak ve hukuka büyük önem vermiş, bizleri zulümden uzak durmaya çağırmıştır. Zulüm işleyenlerin cezasız kalmayacağını şu ayeti kerime bizlere ifade etmektedir.

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ

‘(Ey Peygamberim)Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor’(3)

Allah’u Teala’ya yerde ve göklerde hiçbir şey gizli değildir. Hepsi Allah’ın bilgisindedir. Kimin ne yaptığını ve hatta içinde neyi sakladığını bilir, ancak onların cezalandırılmasını dilediği zamana kadar erteler, fakat ihmal etmez. Hak ve hukuklara dikkat etmeyenlerin karşılığını göreceğini, zulüm den sakınanların da karşılığını göreceğini şu ayeti kerimelerle daha iyi anlıyoruz.

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ﴿٧﴾وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿٨﴾

Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Ve kim zerre kadar şer işlerse onu görür (4)

Bu ayetler de anlaşılacağı gibi insan mutlaka yaptığının karşılığını görecektir. Yani hesap vermemek gibi kaçmak gibi bir ihtimal asla olmayacaktır. Görülecek olan hesabın ne kadar hassas olacağını şu hadisi şerif bizlere göstermektedir.

- وعن أَبِي هريرة رضي اللَّه عنه أَن رسولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « لَتُؤَدُّنَّ الْحُقُوقَ إِلَى أَهْلِهَا يَوْمَ الْقيامَةِ حَتَّى يُقَادَ للشَّاةِ الْجَلْحَاء مِنَ الشَّاةِ الْقَرْنَاء » رواه مسلم .

Ebu Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyun kısas edilip hakkı alınacaktır.”(5)

Kıyamet günü hakların sahiplerine verilmesi, dünya hayatında insanlara zulmedenlerle, başkalarının haklarını gaspedenlerin cezalandırılması, mazlum ve suçsuzların ise mükafata nail olmasıyla sağlanacaktır. Hayvanların bile hak ve zulüm hesabı görülecekken insanların hesaptan kurtulmaları akla bile gelmemelidir. Demek ki;a) Allah mutlak adâlet sahibidir. Mahşer gününde bütün haklar sahiplerine verilecek ve kimseye zerre kadar zulüm yapılmayacaktır. b) Zâlimler, insanların haklarını gasbedenler, kıyamet gününde cezalarını en ağır şekilde göreceklerdir. İnsanların dokunulmaz hakları vardır. Bu haklara dokunulması haram ve yasaktır. Bu haklardan bazıları: can dokunulmazlığı, mal dokunulmazlığı, namus ve şeref dokunulmazlığı dır. Bunları şu hadisi şeriften öğreniyoruz.

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “… كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ دَمُهُ وَمَالُهُ وَعِرْضُهُ.”

Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre,Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:“…Her Müslüman'ın bir başka Müslüman'a kanı, malı ve ırzı (şeref ve namusu) haramdır.(6)”

Değerli kardeşlerim! Bu dokunulmaz haklara başlamadan önce insan için her zulümden daha büyük olan Allah’u Teala’ya karşı işlenen zulmü şu ayeti kerimeden öğrenelim.

وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لِابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

‘Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle demişti;Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma , çünkü Allah’a ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.’’(7)

Zulmün büyüğü insanı yaratan, yaşatan, akıl veren ve çeşitli nimetler veren yaratıcımıza ortak koşmaktır. Bize bu imkanları verdiği halde Allah’ın hakkını başkasına vermek çok büyük haksızlıktır. Bir Müslüman zulmü sadece Rabbine karşı değil,aynı zamanda Müslüman kardeşlerine karşı da zulüm işleyemez.

Sevgili Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyuruyor: ‘Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Müslüman Müslüman’a zulmetmez. Müslüman Müslüman’ı (başına gelen bir musibette) yalnız bırakmaz.’’(8)

Bir Müslüman bilir ki asla diğer Müslüman kardeşine zulmedemez. Çünkü kardeş kardeşe zulüm yapmaz. Eğer zulüm yaparsa bilir ki Allah-u Teala bunun hesabını soracaktır.Çünkü bu kardeşliği tesis eden Allah’tır.Şimdi diğer dokunulmaz haklara yani dokunulduğunda da zulüm olan maddelere gelelim.

  1. Can Dokunulmazlığı

مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا(9)

“Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse,  sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.’’

Haksız yere bir insanı öldüren kimse, bir insanın en kutsal hakkı olan hayat hakkını  tanımamış, kan dökmenin haramlığını, kişilerin can dokunulmazlığını gözetmemiş olur. Böylece haksız yere kan dökülmesine yol açmış, kötü bir çığır açmış ve yeni kanlar dökülmesine zemin hazırlamış, başkalarına bu yönde cesaret vermiş sayılır. Bundan dolayı, bir kimseyi haksız yere öldüren Allah’ın gazabına ve en büyük cezaya hak kazanır….

Kim bir insanı yaşatır, affetmek veya öldürülmesine mani olmak, ya da onu ölümden kurtarmak suretiyle hayatını devam ettirmesine sebep olursa, sanki bütün insanları yaşatmış gibi olur. Bunun içindir ki, İslâm dini insan hayatına çok büyük bir değer verir ve bu yönde bütün çarelere başvurur.

İnsan hayatına verilen önemi şu hadisi şerif bize ne güzel ifade etmektedir.

- وعنه قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « مَن مَرَّ فِي شَيْءٍ مِنْ مَسَاجِدِنَا ، أَوْ أَسْوَاقِنَا، ومَعَه نَبْلٌ فَلْيُمْسِكْ ، أَوْ لِيَقْبِضْ عَلَى نِصالِهَا بِكفِّهِ أَنْ يُصِيب أَحَداً مِنَ الْمُسْلِمِينَ مِنْهَا بِشَيْءٍ »

Ebu Musa (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Yanında ok varken mescitlerimize veya çarşı pazarımıza uğrayan kimse, Müslümanlardan herhangi birine bir zarar gelmemesi için, okunun ucunun demirlerini eliyle tutsun”(10)

Bu hadisimiz de insana ne kadar değer verildiği anlatılmaktadır. Düşünün ki bir ok ucu bir müslümanı çizmesin, yaralamasın diye önlem alınması tavsiye edilen bir dinin mensupları üzerlerine bomba bağlayıp hiç tanımadıkları insanların arasına dalarak bomba patlatmak suretiyle bir çok cana kıysın bu mümkün değildir. Bunun gibi günlük hayatımız da kırmızı ışıkta geçmek , hız limitlerine dikkat etmemek, düğünlerde havaya ateş açmak gibi kul hakkına sebep olan, zulüm olan bir çok olayla karşılaşmaktayız.

2) Mal Dokunulmazlığı

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız bahanelerle yemeyin. Ancak kendi rızanız ile yaptığınız alışveriş bunun dışındadır.(11)

İnsanların dokunulmaz haklarından bir tanesi de mal haklarıdır.En çok kul hakkına girilen zulüm yapılan konulardan biri de alışveriş hususların da yaşanmaktadır. Allah-u Teala bu ayeti kerimede bizlere mal hakkına dikkat etmemiz gerektiğini, alışverişlerimiz de kul hakkına riayetin önemini zikretmektedir. Bakınız mal hakkı hususun da Sevgili Peygamberimiz bizi nasıl uyarıyor.

- وعن عائشة رضي الله عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : (( مَنْ ظَلَمَ قِيدَ شِبْرٍ مِنَ الأرْضِ طُوِّقَهُ منْ سَبْعِ أَرَضِينَ )) متفقٌ عليه .

Kim bir karış miktarı bir yere haksız olarak zulümle sahip olursa, o yerin yedi katı boynuna geçirilir’’(12)

Bir kimsenin arazisine tecavüz ve malını gaspetmek zulmün en büyüklerindendir. Her zulüm de olduğu gibi onun da kıyamet günü cezası şiddetli ve çetindir. Müslüman kimse bir gün yaptıklarının hesabını vereceğine inanan kimsedir. Kişilerin mülkiyetin de olan mal ve topraktan haksız yere bir şey almak kişi malına zarar vermek nasıl günah ve yasak ise, kamuya ait mal ve topraktan haksız yere bir şey almak da aynı şekilde günah ve yasaktır.Çünkü kamu malın da topyekun milletin hakkı vardır. Örnek olay(Riyazus salihin 2.cilt s.153 kirkire hadisi) Müslüman hakkı olmayan bir şeyi kime ait olursa olsun almaz ve böyle bir mala haksız yere sahip olmak istemez. Bu nedenle kişilerin mülkiyet hakkına dikkat ettiği gibi kamuya ait malzemeleri kullanırken de hak hukuka riayet eder.(toplu taşıma, hastane, cami, okul,yollar ortak gezi alanları bunları korur kollar)

Mal ve Alışveriş hukuku ile ilgili pek çok, bizlere ders olacak örnekler yaşanmıştır. Hem Rasulullah zamanın da hem de diğer zamanlar da;

Resûlullah bir bayram günü ashâbından bazılarıyla birlikte bayramlaşmaya çıkmıştı. Ebû Kesîr'in evine vardıklarında, avluda kasapların toplandığını ve câhiliye günlerini yâd ettiklerini gördü. Allah Resûlü onlara, “Alım satım işlerinizi nasıl yaparsınız?” diye sordu. Onlar da, “Şöyle alır, şöyle satarız.” diye ticarî usullerini anlattılar. Resûlullah onlara, “Dilediğiniz gibi alın satın fakat sakın kendi kendine ölmüş hayvanın etini, kesilen hayvanın etine karıştırmayın!” buyurdu ve sözüne şöyle devam etti: “Ey insanlar! Şu söyleyeceklerimi iyi belleyin: Karaborsacılık yapmayın. Müşteri kızıştırmak için fiyat artırmayın. Satış için pazara mal getiren yabancı tüccarın malını, pazara girip fiyatları öğrenmeden satın almayın. Şehirde oturan (piyasayı bilen) kişi, (piyasayı bilmeyen) köylü namına satış yapmasın. Hiç kimse kardeşinin pazarlığı bitmeden müşteriye yeni fiyat teklif etmesin!”(13)

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ﴿١﴾ الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ﴿٢﴾ وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar , insanlardan ölçerek bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise haksızlık ederler.(14)

عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ:

“الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ. وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ بَاعَ مِنْ أَخِيهِ بَيْعًا، فِيهِ عَيْبٌ، إِلاَّ بَيَّنَهُ لَهُ.”

Ukbe b. Âmir'in işittiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. Kusurunu açıkça söylemeden, bir Müslüman'ın diğerine herhangi bir ayıplı malı satması helâl değildir.” (15 ) .Peygamberimiz (sav) hile ve aldatma durumuna karşı nasıl tepki vermiştir.

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) مَرَّ عَلَى صُبْرَةِ طَعَامٍ، فَأَدْخَلَ يَدَهُ فِيهَا، فَنَالَتْ أَصَابِعُهُ بَلَلاً. فَقَالَ: “مَا هَذَا يَا صَاحِبَ الطَّعَامِ؟” قَالَ: أَصَابَتْهُ السَّمَاءُ يَا رَسُولَ اللَّهِ! قَالَ: “أَفَلاَ جَعَلْتَهُ فَوْقَ الطَّعَامِ كَيْ يَرَاهُ النَّاسُ، مَنْ غَشَّ فَلَيْسَ مِنِّى.”

Ebû Hüreyre anlatıyor: “Resûlullah (sav) (Medine pazarında dolaşırken) bir buğday yığınının yanına geldi. Elini o yığının içine daldırınca parmakları ıslandı. Satıcıya, 'Bu (ıslaklık) da nedir buğday sahibi?' diye sordu. O da, 'Üzerine yağmur yağmıştı ey Allah'ın Resûlü!' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:'Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Aldatan bizden değildir!' ”(16)

Hz. Resulullah’ın benden değil demesi ne demek bunun üzerinde iyi düşünmeliyiz. Hz. Peygamber’den olmayan kimdendir. Şöyle kendimize sormalıyız ben kimdenim kimden taraf olmam gerekli, ne yapmam gerekli diye düşünmeliyiz. Böyle düşünürsek asla bir kardeşimizi aldatmayız, kandırmayız ve ona zulmedemeyiz.

3) Namus ve Şeref dokunulmazlığı

 وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ ﴿١﴾

Arkadan çekiştirmeyi ve kaşla gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin vay haline!(17)

Bu ayeti kerime bizlere arkadan çekiştirmemeyi (dedikodu, gıybet) alay etmemeyi ve her ne şekilde olursa olsun bir kardeşine rahatsızlık duyacağı bir davranışta bulunmanın yanlışlığını ifade ediyor. Bakın bu davranışlarda bulunan ların durumunu Sevgili Peygamberimiz (sav) nasıl dile getiriyor.

عَنْ أَبِى بَرْزَةَ الأَسْلَمِىِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : يَا مَعْشَرَ مَنْ آمَنَ بِلِسَانِهِ وَلَمْ يَدْخُلِ الإِيمَانُ قَلْبَهُ لاَ تَغْتَابُوا الْمُسْلِمِينَ وَلاَ تَتَّبِعُوا عَوْرَاتِهِمْ فَإِنَّهُ مَنِ اتَّبَعَ عَوْرَاتِهِمْ يَتَّبِعِ اللَّهُ عَوْرَتَهُ وَمَنْ يَتَّبِعِ اللَّهُ عَوْرَتَهُ يَفْضَحْهُ فِى بَيْتِهِ.”

Ebû Berze el-Eslemî'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hâllerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Allah kimin gizli hâlini araştırırsa onu evinde (gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) bile rezil eder.”(18)

Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:“Bir kul/kişi bir başka kişinin/kulu(n ayıbını) dünyada örterse, Allah da kıyamet günü onu(n ayıbını) örter.”(19)

.Peygamberimiz (sav),Veda Haccı’nda bu konu üzerinde önemle durmuş ve şöyle buyurmuştur: ‘Kesin olarak söylüyorum ki, kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz bu ayda ,bu şehirde bu günün hürmeti gibi haramdır.Rabbinize kavuştuğunuz da yaptığınızdan siz sorgulayacaktır.’’(20)

‘Üç sınıf insan vardır ki, bunların duası Allah tarafından geri çevrilmez: iftar zamanın da oruçlunun duası, adil devlet başkanının duası ve mazlumun duası’’(21)

Kimseye haksızlık etmeyelim. Kimsenin malını, mülkünü haksızlıkla yemeyelim. Kimseye kötü söz söylemeyelim. Kimsenin namusuna şerefine gizli hallerine saldırıp açığa çıkarmayalım. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmayalım.

- وعن أَبي هريرة رضي اللَّه عنه ، أَن رسولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : «أَتَدْرُون من الْمُفْلِسُ ؟» قالُوا : الْمُفْلسُ فِينَا مَنْ لا دِرْهَمَ لَهُ وَلا مَتَاعَ . فقال : « إِنَّ الْمُفْلِسَ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَأْتِي يَوْمَ الْقيامةِ بِصَلاةٍ وَصِيَامٍ وزَكَاةٍ ، ويأْتِي وقَدْ شَتَمَ هذا ، وقذَف هذَا وَأَكَلَ مالَ هَذَا، وسفَكَ دَم هذَا ، وَضَرَبَ هذا ، فيُعْطَى هذَا مِنْ حسَنَاتِهِ ، وهَذا مِن حسَنَاتِهِ ، فَإِنْ فَنِيَتْ حسناته قَبْلَ أَنْ يقْضِيَ مَا عَلَيْهِ ، أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرحَتْ علَيْه ، ثُمَّ طُرِح في النَّارِ» رواه مسلم .

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb:- Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.(22)

212- وعن أَبي هُرِيْرَةَ رضي اللَّه عنه عن النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « مَنْ كَانتْ عِنْدَه مَظْلمَةٌ لأَخِيهِ ، مِنْ عِرْضِهِ أَوْ مِنْ شَيْءٍ ، فَلْيتَحَلَّلْه ِمنْه الْيوْمَ قَبْلَ أَنْ لا يكُونَ دِينَارٌ ولا دِرْهَمٌ ، إنْ كَانَ لَهُ عَملٌ صَالحٌ أُخِذَ مِنْهُ بِقدْرِ مظْلمتِهِ ، وإنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ حسَنَاتٌ أُخِذَ مِنْ سيِّئَاتِ صاحِبِهِ فَحُمِلَ عَلَيْهِ » رواه البخاري .

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir.) Şâyet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.”(23)

Bu dünyada nasıl para (altın, euro, dolar, türk lirası) geçiyorsa ahirette de yapılan ameller geçerli olacaktır.Yani haklar amellerle ödenecektir.(Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi)

Dolayısıyla zar zor biriktirdiğimiz salim amellerimizi zulüm ve haksızlıkla yitirmeyelim, sahip çıkalım. Nasıl ki dünya az birikim yapan bir o birikimi değerlendirmek bir yatırıma dönüştürmek isterse bizlerde Salih amellerimizi cennetle sonlandırmalıyız. Bunun içindir ki asla kardeşlerimizin canına, malına, şeref ve ırzına saldırmayalım.

Dilek ve Temenni; Allah-u Teala bizleri kul hakkıyla zulümle huzuruna gitmekten muhafaza eylesin. Bizleri zalim olmaktan zulme uğramaktan muhafaza eylesin. Rabbimiz mazlumların yardımcısı olsun…

Moderatör: Yusuf İNCEGELİŞ (Serdivan İlçe Vaizi)

Hazırlayan: Fethullah PİRİNÇCİ (Adapazarı Göktepe Mah. Camii İmam Hatibi


KAYNAKÇA

  1. DİA, Cilt 26, Sayfa 350
  2. DİA, Cilt 44, Sayfa 507
  3. İbrahim Suresi 14/ 42
  4. Zilzal Suresi 9/ 6-7
  5. Müslim, Birr 60
  6. Müslim, Birr 32
  7. Lokman Suresi 31/ 13
  8. Buhari, Mezalim 3, İkrah7
  9. Maide Suresi 32
  10. Buhari, Salat 66, Fiten 7
  11. Nisa Suresi 4/29
  12. Buhari, Mezalim 13, Bedül hak 2
  13. Taberani, Elmücemül Kebir 382
  14. Mutaffifin Suresi 83/ 1-2-3
  15. İbni Mace, Ticaret 45
  16. Müslim, İman 164
  17. Hümeze Suresi 104/ 1
  18. Ebu Davud, Edeb 35
  19. Müslim, Birr72
  20. Buhari, İlm 9
  21. Tirmizi, Daavat 129
  22. Müslim, Birr 59
  23. Buhari, Mezalim 10, Rikak 48
Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık