19 Şubat 2016, Cuma 8:02 | 11340 kez okundu | A+ | A-

Haftanın Vaazı: İslam’da Akrabalık ve Komşuluk İlişkileri

Sakarya Karapürçek Teketaban Merkez Camii İmam-Hatibi Mert Ali Öztürk tarafından hazırlanan “İslam’da Akrabalık ve Komşuluk İlişkileri” konulu Cuma vaazını sizlerle paylaşıyoruz.

Haftanın Vaazı: İslam’da Akrabalık ve Komşuluk İlişkileri

Aralarında nesep (soy), süt ve evlilik bakımından yakınlık bulunanlara akraba denir.

Dinimiz İslam, akraba ilişkilerine büyük önem vermiştir. Akraba ilişkileri, akrabaya iyilik,akraba hukukunu gözetmek, islamın temel kaynakları olan Kuran ve Sünnette genişçe yer bulmuştur.

Vaazımızda ayet,hadis ve aktüel uygulamalarla akraba ve komşuluk ilişkilerini izah etmeye çalışacağız.

Akraba ve komşuluk ilişkileriyle ilgili Kur anı Kerim’de birçok ayeti kerimede ve efendimizin hayatında önemli bir çok örnek olmakla birlikte bunların ancak bir kısmına yer verebildik.

AKRABA  VE  KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİN ÖNEMİ

Akraba ve komşuluk ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu yüce rabbimiz şu ayeti kerimede veciz bir şekilde bizlere izah ediyor.

وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın.”  Nisa  süresi (4), 36."

Bu âyet-i kerimede mü’minlere on görev verilmektedir. Bunlardan birincisi  insana  her şeyi esirgemeden vermiş olan Allah Teâlâ’ya ibadet etmek ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamak. Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şerifte bu görev, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı” diye ifade buyurmuştur.

Aynı  âyet-i  kerimede Allah Teâlâ’ya ibadet etmeyle,yakın komşuya, uzak komşuya iyi davranmayı beraber zikretmesi yüce dinimiz islamın komşuluk ve akraba ilişkilerine ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

ALLAH’IN RIZASINI İSTEYEN AKRABALIK HAKKINI GÖZETİR

Başka bir ayeti kerimede yüce rabbimiz şöyle buyuruyor.

وَالَّذِينَ يَصِلُونَ مَا أَمَرَ اللّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوءَ الحِسَابِ

“Onlar, gözetilmesini Allah’ın emrettiği şeyleri(akrabaları) gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.”  Rad sûresi (13), 21

Mu minlerin özelliklerinden biriside “gözetilmesini Allah’ın emrettiği şeyleri(akrabaları) gözeten” kimseler olmalarıdır Allah Teâlâ’nın bu kimselerden gözetmelerini istediği şeyler, öncelikle  akrabalık bağlarını sürdürmek ve mü’minlerle bir arada dostça yaşamaktır. Bu kimseler akrabaya şefkat besledikleri, muhtaç olanlarına yardım ettikleri, onları koruyup savundukları, başlarına bir kötülük gelmemesi için canla başla çalıştıkları için Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmışlardır.

AKRABALAR MÜSLÜMAN OLMASADA AKRABALIK  BAĞINI  GÖZETMEK

Yine yüce Rabbimiz risaletin ilk yıllarında:

وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ

“yakın akrabalarını uyar!” buyurarak efendimizin şahsında bütün insanlığa akraba ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu ilan etmiş oldu.(26/214)

Yakın  akrabalarını  uyarmak isteyen Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birgün Safâ Tepesi’ne çıktı.

Bütün yakınlarına “Ey Abdülmuttalib oğulları! Ey Abdümenaf oğulları! Ey Zühre oğulları!...” diye ayrı ayrı seslendi. Sesini duyanlar kalkıp geldiler. Resûlullah Efendimiz onlara önce Allah’a ve Resûlü’ne imân etmeleri gerektiğini hatırlattı. Daha fazla konuşmasına dayanamayan Ebu Leheb, Efendimiz’e fırlatmak üzere eline bir taş aldı:

- Yuh sana! Bizi bunun için mi topladın? diye bağırdı.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onun bu kabalığına ve saygısızlığına bakmadan Kureyş kabilesinin bütün kollarını ve yakın akrabalarını birer birer sayarak kendilerini uyardı.

“Kendinizi cehennemden kurtarın!” uyarısıyla Nebiyy-i Muhterem Efendimiz onları taptıkları putları bırakmaya, sadece Allah’a imân ve ibadet etmeye çağırdı.

Bazi rivayetlerde hadîs-i şerîfin sonunda yer alan “Aramızdaki akrabalık bağı sebebiyle sizinle ilgimi kesmeyeceğim”, sözü konumuzla doğrudan ilgilidir. Efendimiz bu sözüyle, müslüman olmadı diye akraba ile ilgiyi kesmemek gerektiğini dile getirmektedir. Bir gün din kardeşimiz olması ihtimâl dâhilinde bulunan bir kimseyle ilgiyi kesmek, onu İslâmiyet’ten soğutmak anlamını taşır. Bu da doğru bir hareket değildir. Müslüman olmayan bir akraba sıkıntıya düştüğünde ona yardım etmek, başına bir kötülük geldiğinde ona el uzatmak müslüman olan akrabanın görevidir. Akrabalık bağı, işte böylesine önemlidir(Müslim, Îmân 348, 351)

Akrabalarla ilgiyi kesmemek, onlara kol kanat germek nasıl bir görevse, onlara dinî bilgi ve şuur vermeye çalışmak da bir görevdir.

KOMŞULUK İLİŞKİLERİ

Komşuluk ilişkileri de akrabalık ilişkileri gibi dinimizin çok önem verdiği ve değer atfettiği bir konudur.

Komşu tabiri birbirine bitişik veya yakın yerlerde yaşayanlar için kullanılır. Komşu olmanın doğurduğu birtakım hak ve görevlerin yanı sıra, aynı zamanda bunların sağladığı bir ilişkiler düzeni de bulunmaktadır. Bunlara genel olarak komşuluk veya komşuluk ilişkileri denilir.

Peygamber efendimizden (s.a.v.) komşuluk ilişkilerinin ehemmiyetini belirten birçok hadisi şerif nakledilmiş olup onlardan bir kısmını paylaşacağız.

KOMŞULUĞUN ÖNEMİ

متفقٌ عليه« مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالجارِ حتَّى ظَنَنتُ أَنَّهُ سيُوَرِّثُهُ »

“Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.” Buhârî, Edeb 28

Cebrâil  aleyhisselâm’ın komşuya iyi davranma konusundaki devamlı tavsiyesi, Peygamber Efendimiz’i “Acaba komşular birbirine mirasçı mı kılınacak?” diye düşündürmüştü. Halbuki vahiy meleğinin maksadı, komşuların birbirine akraba kadar yakın ve samimi olması gereğini vurgulamak, karşılıklı bir anlayış ve güven içinde bulunması icap ettiğini ortaya koymaktı. Komşuların karşılıklı bir güven ve emniyet içinde olmaması, güzel dinimizin yerleştirmek istediği bu anlayışa ne kadar aykırıdır. İşte bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz, şerrinden komşusu emin olmayan kimsenin imânında hayır bulunmadığını  söylemişti.

PAYLAŞTIKÇA KOMŞULAR ARASINDA SEVGİ  OLUŞUR,HASET ORTADAN KALKAR

وعن أبي ذرٍّ رضي اللَّه عنه قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « يَا أَبَا ذرّ إِذا طَبَخْتَ مَرَقَةً ، فَأَكْثِرْ مَاءَها ، وَتَعَاهَدْ جِيرَانَكَ » رواه مسلم

Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göِre Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu:

“Ey Ebû Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy ve komşularını gözet!”

Bu hadîs-i şerîfte yemeklerin en sadesi olan çorbadan bahsedilmesi mecâzîdir. Hiçbir şeyin olmasa da sadece çorban bulunsa bile, komşularına ondan da bir pay ayır, denmek istenmiştir Varlıklı kimseler, evlerinde sık sık yendiği hâlde fakirlerin tadamayacağı güzel yiyecekleri onlara ikrâm etmekle, Allah’ın lütfettiği zenginliğe en güzel şekilde şükretmiş olurlar.

Çorbaya su katma ifadesinde ince bir mâna daha vardır. Çorbaya su katıldığı zaman, yemeğin tadı ve nefâseti büyük ölçüde kaybolur. Efendimiz bu sözüyle, etrafındaki yoksulların karnı açken senin ağız tadı, damak zevki araman uygun olmaz. Sen zevk peşinde koşacak adam değilsin. Sen mü’minsin. Açları, yoksulları sen gözeteceksin, komşun açken tok yatamazsın demektir. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz “Komşusu açken tok yatan kimse mü’min değildir” buyurmuştur (Heysemî, Mecme`u’z-zevâid, VIII, 167).

Pişirilen yemek ne kadar basit ve sâde olursa olsun, pişerken etrafa yaydığı koku, aç insanlar üzerinde en nefis yemek tesiri bırakır. Hele çocukların o yemeğe duydukları özlemi dile getirmeleri, yoksul anne babayı derin kederlere boğar. Böyle bir durumda kapılarının çalınıp o yemeğin kendilerine ikrâm edilmesi, fakir komşuyu minnettar bırakır. Varlıklı komşularına karşı gönüllerinde derin bir sevgi ve muhabbet meydana gelir. Bir tabak yemek onları birbirine sevgiyle bağlar.

OLGUN İMAN SAHİBİ KOMŞUSUNA ZARAR VERMEZ

وعن أبي هريرة رضي اللَّه عنه أَن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « واللَّهِ لا يُؤْمِنُ ، واللَّهِ لا يُؤْمِنُ ، » قِيلَ : منْ يا رسولَ اللَّهِ ؟ قال : « الَّذي : لا يأْمنُ جارُهُ بَوَائِقَهُ،» متفق عليه.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine gِre Peygamber aleyhisselâm:

- “Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallahi imân etmiş olmaz” buyurdu.

Sahâbîler:-Kim iman etmiş olmaz Ya Resulellah!

- “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu.(Buhârî, Edeb 29;

Müslim’in bir rivayetine göre ise:

“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurdu. Müslim, Îmân 73

Cennete girmek bütün mü’minlerin en büyük arzusudur. Zira Allah Teâlâ’nın iyi kulları için hazırladığı sayısız nimetler oradadır. Bu nimetlerin en üstünü olan Cenâb-ı Hakk’ın cemâlini seyretmek, ancak cennete girmekle mümkündür. Komşusuna güven vermemek, onu hep şüphe ve tedirginlik içinde bırakmak ve hele ona zulüm ve fenalık yapmak insana cenneti kaybettirecek kadar büyük bir günahtır.

YAPILAN İYİLİK EN UFAK BİRŞEY OLSA DAHİ KÜÇÜMSEMEMEK

قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم

 متفقٌ عليه« يَا نِسَاءَ المُسلِمَاتِ لا تَحْقِرَنَّ جارَةٌ لجارتِهَا وَلَوْ فِرْسَنَ شَاةٍ»:

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ey müslüman kadınlar! Komşu hanımlar birbiriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin! Alıp verdikleri şey bir koyun paçası bile olsa!..” Buhârî, Hibe 1, Edeb 30; Müslim, Zekât 90. Ayrıca bk. Tirmizî, Velâ’ 6

Efendimiz, özellikle mü’min hanımların komşularıyla hediyeleşmesini istemekte, hediye edilecek şeyin değerli veya değersiz olmasının hiçbir önemi bulunmadığını hatırlatmakta, pişirdikleri yemek son derece sade olsa bile “canım bundan da hediye mi olurmuş!” diye düşünmeden komşuya göndermelerini tavsiye etmektedir. Cömertlik elde olandan yapılır, anlamında “el-Cûd mine’l-mevcûd” diye güzel bir söz vardır. Hediyenin mutlaka değerli ve pahalı şeylerden olması gerekmez. “Çam sakızı,çoban armağanı” atasözümüz bu durumu ne iyi ifade eder.

Bir baska hadisi serifinde;

أَن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال

     مَنْ كَانَ يُؤمِنُ بِاللَّهِ والْيوْمِ الآخِرِ ، فَلْيُحسِنْ إلِى جارِهِ ، ومنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ واليومِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفهُ، ومنْ كانَ يؤمنُ باللَّهِ واليومِ الآخرِ فَلْيَقُلْ خَيْراً أَوْ لِيسْكُتْ »

Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” Müslim, Îmân 77

Resûl-i ekrem Efendimiz’in Allah’a ve âhiret gününe imân eden kimselerin “komşusuna ikram etmesini”, “komşusunu rahatsız etmemesini” ve “komşusuna iyilik etmesini” öğütlediği görülmektedir.

KOMŞUNUN HAYIRLISI

قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم

 خَيْرُ الأَصحاب عِنْدَ اللَّهِ تعالى خَيْرُهُمْ لصـاحِبِهِ ، وخَيْرُ الجيران عِنْدَاللَّه تعالى خيْرُهُمْ لجارِهِ:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.”  Tirmizî, Birr 28

Komşusu için iyi şeyler düşünen ve her fırsatta ona faydalı olmaya çalışan, komşusuna zarar vermediği gibi, onun uğrayacağı fenalıkları elinden geldiği ölçüde uzaklaştırmaya çalışan kimse, hayırlı komşudur.

Komşuluk hakkı nedir? Komşular bazen bir akraba gibi birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeleri, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalarını istemeleri, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmeleri, komşusu hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda komşusunun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeleri başlıca komşuluk haklarıdır. Buna ilave olarak zaman zaman birbirlerine hediye göndermeleri, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne gülüp selamlaşmaları, mutlu  günlerinde  sevinclerine, kederli günlerinde üzüntülerine ortak olmalari,hastalanınca birbirlerini ziyaret etmeleri yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmeleri gibi iyi komşuluk esaslarını saymak mümkündür.

Komşunun gayri müslim olması, bir müslümana, ona karşı komşuluk hakkını gözetmeme yetkisini vermez. Komşunun yahudi, hıristiyan veya hiçbir dine inanmayan bir müşrik olması bu prensibi değiştirmez. Taberânî’nin rivayet ettiği bir hadîse göre Peygamber Efendimiz, üzerimizdeki haklarına göre komşuları üçe ayırmıştır:

Bir hakkı olan komşular: Müslüman olmayan komşu gibi ki, bunların sadece komşuluk hakkı vardır.

İki hakkı olan komşular: Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır.

Üç hakkı olan komşular: Akraba olan müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkı vardır (İbni Hacer, Fethü’l-bârî, X, 456).

ÖZETLEMEK GEREKİRSE,,,

Komşularımız, ev halkımızdan sonra yüzlerini en çok gördüğümüz kimselerdir. Bu sebeple onların dindar ve iyi ahlâklı kimseler olması arzu edilir. Fakat kendilerini seçmek elimizde olmadığı için komşularımız gayri müslimde,kötü ahlâklı da olabilirler.Önemli olan bu durumu Yüce Rabbimizin göstermiş olduğu yoldan yürüyüp komşuluk ve akrabalık ilişkilerinde, Rabbimizin istediği düzeyde olmasa da bu uğurda çaba sarf etmektir.

Gerek akrabaların,gerek komşuların arasını açacak davranışlardan [başkalarını alay etmek,tepeden bakmak,hataları araştırmak ,kötü zanda bulunmak, başkaların gıybetini yapmak gibi]sakınmak olgun akraba ve komşuların vasıflarıdır.Bu meziyetler tevazu,güler yüz,ikram ve en önemlisi ihlastır.Ne mutlu bütün olumsuz davranışlardan uzak durup akraba ve komşularına karşı fedakar ,cefakar davrananlara!

Allah hepimizi kendisine kamil manada iman edip akraba ve komşuluk ilişkilerine gereği gibi önem veren kullarından eylesin.

Hazırlayan: Mert Ali ÖZTÜRK
Teketaban Merkez Camii İmam-Hatibi - Karapürçek / SAKARYA

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık