24 Mart 2016, Perşembe 20:46 | 8948 kez okundu | A+ | A-

Haftanın Vaazı: İffet ve Hayâ Bilinci

Sakarya Akyazı Kuzuluk Mevlana Camii Kur’an Kursu Öğreticisi Rukiye Yılmaz tarafından hazırlanan “İffet ve Hayâ Bilinci” konulu Cuma vaazını sizlerle paylaşıyoruz. “İffet ve Hayâ Bilinci” başlıklı cuma vaazını sitemizden okuyup indirebilirsiniz. Cuma'nız mübarek olsun...

Haftanın Vaazı: İffet ve Hayâ Bilinci

İFFET VE HAYÂ BİLİNCİ

Vahyin ve onun öğretmeni olan Peygamberimiz ’in önderliğinde 23 yıl süren insanı değiştirme ve bir Mümin’e dönüştürme eğitiminde “iffet ve hayâ” değeri önemli bir yer tutmaktadır. İffet ve Hayâ Bilinci konulu bu çalışmamızda öncelikle iffet ve hayâ kavramları tanımlanmıştır. Konuyu Kuran ve Sünnet açısından incelediğimizden konuyla ilgili ayet ve hadislere yer verildikten sonra bu bilincin kazandırılması ile ilgili bir değerlendirme yapılmıştır.

İffet ve Hayâ

İffet:  İslâm ahlâk sisteminin temel bir terimi olarak iffet, nefsin haramdan uzak durması, helâl olmayan ve güzel karşılanmayan söz ve davranışlardan sakınması demektir.. İffetli erkek veya iffetli kadın için kullanılan muhsan kelimesi de, kaleyi siper ve barınak edinerek kendini koruma ve kollama altına alan kimseyi düşündürür.[1]

Haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak anlamına gelen iffet, bizleri bedeni ve manevi hazlara aşırı düşkün olmaktan koruyacak olan erdemdir. İffetli olmak; kısaca, İslam ahlakına göre yaşamaktır.

İffet; Arzu ve isteklere karşı nefis kontrolüdür.[2]

Hayâ: Sözlükte, “utanma, çekinme, ar, namus, Allah korkusuyla günahtan kaçınma gibi anlamlara gelen hayâ kelimesi, bir ahlak terimi olarak, nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi, kötü bir işin yapılmasından veya iyi bir işin terk edilmesinden dolayı kişinin yüzünü kızartan sıkıntı hali gibi farklı şekillerde tanımlanmaktadır.

İmanın şubelerinden biri olan hayâ iffetten doğar. Hayâ, “çirkin şeylerden kaçınmaya sevk eden ve hak sahibinin hakkı konusunda taksirden, yani her türlü hukuk ihlalinden meneden ahlâkî bir tavır” olarak nitelenir.

Hayâ” Kelimesi “Hayat” Kelimesinden Gelmiştir:

“Hayâ” kelimesi ölümün zıddı olan “dirilik/canlılık” manasında olan “hayat” kelimesinden türetilmiş olmasıyla, insanın maddi hayatiyetini devam ettiren kan damarları gibi hayânın da insanın manevi varlığını ve diriliğini temin eden can damarı mesabesinde olduğuna işaret edilmektedir.

Kuran’da İffet Konusuyla İlgili Ayetler

قُللِّلْمُؤْمِنِينَيَغُضُّوامِنْأَبْصَارِهِمْوَيَحْفَظُوافُرُوجَهُمْذَلِكَأَزْكَىلَهُمْإِنَّاللَّهَخَبِيرٌبِمَايَصْنَعُون

Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar), ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, yaptıkları şeylerden haberdardır.[3]

وَقُللِّلْمُؤْمِنَاتِيَغْضُضْنَمِنْأَبْصَارِهِنَّوَيَحْفَظْنَفُرُوجَهُنَّوَلَايُبْدِينَزِينَتَهُنَّإِلَّامَاظَهَرَمِنْهَاوَلْيَضْرِبْنَبِخُمُرِهِنَّعَلَىجُيُوبِهِنَّوَلَايُبْدِينَزِينَتَهُنَّإِلَّالِبُعُولَتِهِنَّأَوْآبَائِهِنَّأَوْآبَاءبُعُولَتِهِنَّأَوْأَبْنَائِهِنَّأَوْأَبْنَاءبُعُولَتِهِنَّأَوْإِخْوَانِهِنَّأَوْبَنِيإِخْوَانِهِنَّأَوْبَنِيأَخَوَاتِهِنَّأَوْنِسَائِهِنَّأَوْمَامَلَكَتْأَيْمَانُهُنَّأَوِالتَّابِعِينَغَيْرِأُوْلِيالْإِرْبَةِمِنَالرِّجَالِأَوِالطِّفْلِالَّذِينَلَمْيَظْهَرُواعَلَىعَوْرَاتِالنِّسَاءوَلَايَضْرِبْنَبِأَرْجُلِهِنَّلِيُعْلَمَمَايُخْفِينَمِنزِينَتِهِنَّوَتُوبُواإِلَىاللَّهِجَمِيعًاأَيُّهَاالْمُؤْمِنُونَلَعَلَّكُمْتُفْلِحُونَ

Ve mü’min kadınlara söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar) ve ırzlarını korusunlar. Zahir olan kısımlar (görünen el, yüz ve ayaklar) hariç, ziynetlerini açmasınlar. Ve başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar (örtsünler). Ve ziynetlerini, kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınlar veya ellerinin altında sahip oldukları (cariyeler) veya erkeklerden, kadına ihtiyaç duymayan hizmetliler veya kadının avret yerlerinin farkına varmayan çocuklar hariç, açmasınlar. Ve gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını vurmasınlar. Ey mü’minler, hepiniz Allah’a tövbe edin! Umulur ki, böylece felâha eresiniz.[4]

لِلْفُقَرَاءالَّذِينَأُحصِرُواْفِيسَبِيلِاللّهِلاَيَسْتَطِيعُونَضَرْبًافِيالأَرْضِيَحْسَبُهُمُالْجَاهِلُأَغْنِيَاءمِنَالتَّعَفُّفِتَعْرِفُهُمبِسِيمَاهُمْلاَيَسْأَلُونَالنَّاسَإِلْحَافًاوَمَاتُنفِقُواْمِنْخَيْرٍفَإِنَّاللّهَبِهِعَلِيمٌ

(İnfâklarınız ve sadakalarınız), kendilerini Allah yoluna hasreden (adayan), yeryüzünde dolaşmaya (ticaret yapıp kazanmaya) gücü yetmeyen fakirler içindir. Onların durumlarını bilmeyen, onları iffetlerinden dolayı zengin zanneder. Onları sen, yüzlerinden tanırsın. Zorla insanlardan bir şey istemezler. Hayır olarak ne infâk ederseniz (verirseniz), o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.[5]

إِنَّالْمُسْلِمِينَوَالْمُسْلِمَاتِوَالْمُؤْمِنِينَوَالْمُؤْمِنَاتِوَالْقَانِتِينَوَالْقَانِتَاتِوَالصَّادِقِينَوَالصَّادِقَاتِوَالصَّابِرِينَوَالصَّابِرَاتِوَالْخَاشِعِينَوَالْخَاشِعَاتِوَالْمُتَصَدِّقِينَوَالْمُتَصَدِّقَاتِوَالصَّائِمِينَوَالصَّائِمَاتِوَالْحَافِظِينَفُرُوجَهُمْوَالْحَافِظَاتِوَالذَّاكِرِينَاللَّهَكَثِيرًاوَالذَّاكِرَاتِأَعَدَّاللَّهُلَهُممَّغْفِرَةًوَأَجْرًاعَظِيمًا

Gerçekten  İslâm olan (Allah’a teslim olan) erkekler ve İslâm olan kadınlar ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, kanitin olan erkekler ve kanitin olan kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Rabbine) huşû duyan erkekler ve huşû duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah’ı çok zikreden erkekler ve (çok) zikreden kadınlar! Allah, onlar için mağfiret ve azîm bir ecir (mükâfat) hazırladı.[6]

وَالْقَوَاعِدُمِنَالنِّسَاءاللَّاتِيلَايَرْجُونَنِكَاحًافَلَيْسَعَلَيْهِنَّجُنَاحٌأَنيَضَعْنَثِيَابَهُنَّغَيْرَمُتَبَرِّجَاتٍبِزِينَةٍوَأَنيَسْتَعْفِفْنَخَيْرٌلَّهُنَّوَاللَّهُسَمِيعٌعَلِيمٌ

Ve kadınlardan nikâh (evlenme) ümidi olmayan yaşlı kadınların, ziynetlerini açmaksızın dış giysilerini çıkarmalarında, bundan sonra onlara vebal (günah) yoktur. Ve iffetli olmayı istemeleri onlar için daha hayırlıdır. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir), Alîm’dir (en iyi bilendir)[7]

Yukarıda verilen ayetler dışında konuyla ilgili geçen diğer ayetler incelendiğinde;

  • Nisa4/6 “ Yetimlerin mallarını yemekten kaçınmanın iffet sayıldığından”
  • Nisa 4/24-25 veMaide5/5 Ayetlerde “Evlenmesi gereken mümin kadınlarda bulunması gereken özelliklerden”
  • Maide 5/75 ve Meryem 19/20 “ Hz. Meryem’in iffetinden”
  • Mü’minun 23/5 “Müminlerin özelliklerinden biri olarak iffetten”
  • Nur24/4 “İffetli kadınlara iftira atılmaması gerektiğinden”
  • Nur24/23 “İffetli kadınlara atılan iftiranın cezasından”
  • Nur24/33 “ İffetin korunmasından” bahsedilmektedir.

Hadislerde İffet ve Hayâ

Konuyla ilgili hadisler incelendiğinde hayâ kavramı üzerinde sıklıkla durulmaktadır. Hayâ müminde bulunan iffetin dışa yansıma yollarından biridir. İşte bu iffetin görünen hali olan hayâ duygusuna hadislerde değişik açılardan değinilmiştir.

Konuyla İlgili Bazı Hadisler

اِسْتَحْيُوا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ. قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لَنَسْتَحْيِى وَالْحَمْدُ لِلَّهِ. قَالَ  لَيْسَ ذَاكَ وَلَكِنَّ الاِسْتِحْيَاءَ مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ أَنْ تَحْفَظَ الرَّأْسَ وَمَا وَعَى وَتَحْفَظَ الْبَطْنَ وَمَا حَوَى وَتَتَذَكَّرَ الْمَوْتَ وَالْبِلَى وَمَنْ أَرَادَ الآخِرَةَ تَرَكَ زِينَةَ الدُّنْيَا فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدِ اسْتَحْيَا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ

İbni Mesud’un rivayetine göre, Hz. Peygamber, “Allah Teâlâ’dan gerektiği gibi hayâ ediniz” buyurdu. Biz kendisine, “Ya Resulullah! Elhamdülillah; hayâ ediyoruz dedik.[8]

Bunun üzerine Allah’ın Resulü şöyle buyurdu: “O (sizin anladığınız hayâ) değil! Fakat Allah'tan hakkıyla hayâ etmek;başını ve başında yer alan organları, karnını ve karnına bağlı organları koruman, dünya hayatının süsüne kendini kaptırmaman, ölümü ve çürüyüp yok olmayı unutmamandır. Ahireti isteyen dünyanın süsünü bırakır. Kim bunu yaparsa gerçekten hayâ etmiş, yani Allah'tan gereği gibi hayâ etmiş olur.”Hadiste geçenbaşın korunması, düşünce gücünün iyiye kullanılmasıdır. Baştaki organların korunması, dinen yasaklanan şeylere bakmamak, kötü sözlere kulak vermemek, haram yememek ve yalan söylememekle gerçekleşir. Karnın korunması ise haramla beslenmekten sakınmakla olur.

وَالْحَيَاءُشُعْبَةٌمِنَالْإِيمَانِ

Hayâ da imandan bir şubedir[9]

إِنَّلِكُلِّدِينٍخُلُقًاوَخُلُقُالإِسْلاَمِالْحَيَاءُ

Enes (r.a)’ dan rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: "Her dinin kendine özgü bir ahlakı vardır. İslam'ın ahlakı ise hayâdır". [10]

Hadiste hayânın İslam Ahlakının temeli olduğu ifade edilmektedir.

إِنَّمِمَّاأَدْرَكَالنَّاسُمِنْكَلَامِالنُّبُوَّةِالْأُولَىإِذَالَمْتَسْتَحْيِفَاصْنَعْمَاشِئْتَ

Ebu Mes'ud el-Bedrî rivayet ediyor. Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır. "Peygamberlik sözlerinden insanlara ilk ulaşan söz: Utanmazsan dilediğini yap!”[11]

الْحَيَاءُمِنَالإِيمَانِوَالإِيمَانُفِىالْجَنَّةِوَالْبَذَاءُمِنَالْجَفَاءِوَالْجَفَاءُفِىالنَّارِ

"Hayâ imandandır, iman ise cennete götürür.Ahlaksızlık ise cefadandır. Cefa ise sahibini cehenneme götürür." [12]

الْحَيَاءُوَالْعِىُّشُعْبَتَانِمِنَالإِيمَانِوَالْبَذَاءُوَالْبَيَانُشُعْبَتَانِمِنَالنِّفَاقِ

"Hayâ ve utanma duygusu imanın birer parçasıdır. Ahlaksızlık ve insanlara gösteriş için söylenen sözler nifaktandır." [13]

إِنَّاللَّهَعَزَّوَجَلَّإِذَاأَرَادَأَنْيُهْلِكَعَبْدًانَزَعَمِنْهُالْحَيَاءَفَإِذَانَزَعَمِنْهُالْحَيَاءَلَمْتَلْقَهُإِلاَّمَقِيتًامُمَقَّتًافَإِذَالَمْتَلْقَهُإِلاَّمَقِيتًامُمَقَّتًانُزِعَتْمِنْهُالأَمَانَةُفَإِذَانُزِعَتْمِنْهُالأَمَانَةُلَمْتَلْقَهُإِلاَّخَائِنًامُخَوَّنًافَإِذَالَمْتَلْقَهُإِلاَّخَائِنًامُخَوَّنًانُزِعَتْمِنْهُالرَّحْمَةُفَإِذَانُزِعَتْمِنْهُالرَّحْمَةُلَمْتَلْقَهُإِلاَّرَجِيمًامُلَعَّنًافَإِذَالَمْتَلْقَهُإِلاَّرَجِيمًامُلَعَّنًانُزِعَتْمِنْهُرِبْقَةُالإِسْلاَمِ

"Allah bir kulu helak etmeyi dilediği zaman ondan hayâyı alır. Ondan hayâyı aldığı zaman artık ona Allah'ın gazap ve cezası gelir. Allah'ın gazabı geldiğinde de ondan emanet duygusu çekilip alınır. Güvenirlilik alındıktan sonra o kimse hainleşir. O hainleşince de ondan merhamet çekilip alınır. Ondan merhamet alındığı zaman da o kimse artık kovulmuş ve lanetlenmiş olur. Kovulup, lanetlendiği zaman da İslam bağını boynundan çıkarmış olur ." [14]

Hayâ ve Edepten Mahrum Olan İnsanlardan Her Türlü Kötülük Beklenir. Başta büyük günahlar olan zina, kumar, haksızlık, gasp, içki, adam öldürme, namussuzluk, zayıfları ezme, kaba hareketler, saygısızlık, başkalarının haklarına riayetsizlik, anne ve babaya itaatsizlik vb. diğer her türlü kötü fiili bunlardan bekleyebiliriz. Ar damarı çatlamış insan fireni patlamış araba gibidir, her an kaza yapmak üzeredir. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özelliklerden biri edeptir.

İslâm Ahlâk Bilginlerinden Mâverdî, Hayâyı, 3 Kategoriye Ayırmıştır:

a) Allah’a karşı hayâ,

b) İnsanlara karşı hayâ

c) Kişinin kendine karşı hayâsı

Allah’a karşı hayâ, o’nun emir ve yasaklarına uymakla, İnsanlara karşı hayâ, onlara eziyet etmemek ve yanlarında çirkin işler yapmaktan ve çirkin sözler söylemekten kaçınmakla olur.

Kişinin kendine karşı hayâsı ise, edepli olması demektir.[15]

Hayâ duygusunun esası, kısaca Allah’tan hayâ etmektir.Allah’tan hayâ etmek, O’nun emirlerine karşı gelmekten, yasaklarına uymamaktan kaçınmak şeklinde dışa yansır. Bu yansımanın temelinde, kulun; Allah’ın istemediği bir iş ve hal üzere bulunmaktan uzak durması vardır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de;

وَهُوَمَعَكُمْأَيْنَمَاكُنتُمْوَاللَّهُبِمَاتَعْمَلُونَبَصِيرٌ

Nerede olsanız, o sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir[16]buyurulmaktadır.

Allah’tan Hayâ Etmek ihsan şuuruyla hareket etmektir:

قَالَيَارَسُولَاللَّهِمَاالإِحْسَانُقَالَأَنْتَعْبُدَاللَّهَكَأَنَّكَتَرَاهُفَإِنَّكَإِنْلاَتَرَاهُفَإِنَّهُيَرَاكَ

Ey Allah'ın elçisi ihsan nedir? Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: “Sen Allah'ı görmesen de O'nu görüyormuşçasına ibadet etmendir. Sen O'nu görmezsen de O seni görüyor." [17]

İffet ve Hayâ Bilinci

Kur'an'ın inzal olduğu 23 yıllık süre içerisinde, Kur'an ayetleri ile etkileşim halindeki muhataplarda köklü bir değişim ve dönüşüm yaşanmış ve "Müslüman" denilen bir insan tipi tarih sahnesine çıkmıştır.[18]

Kur’an bir müminin ideal kişilik özelliklerini sayarken iffetle ilgili mühim vasıflara da yer verir. Mü’minûn ve Meâric surelerinde tekrarlanan karakter özellikleri birbirine yakındır. Bu temel nitelikler; namaz aracılığıyla Allah ile iletişim kurmak ve bunu sürdürmek, boş söz ve eylemlerden uzak durmak, ahiret kaygısı taşımak, verilen sözler ve emanet edilen şeylerhakkında güvenilir, dürüst olmak, iffet hususunda ilâhî değerlere uygun bir karakter geliştirmektir.[19]

Kuran insanlık için getirmiş olduğu değerleri kıssalar yoluyla bir rol model üzerinde bizlere anlatır.

Kur’an-ı Kerîm’de kıssalarına yer verilen peygamberler, sahip oldukları benzer niteliklere ve çağrılarının ortak noktası olan tevhit inancına ilâve olarak gönderildikleri dönem ve sosyal şartlara göre farklılık arz eden örnek davranışlar sergilemişlerdir. Kıssaların en güzeli (ahsenü’l-kasas) olarak nitelendirilen Yusuf kıssasında kıskançlık, şehvet, ihanet, intikam gibi “kötülük” dürtülerinin arasından iffet, doğruluk, erdem gibi “iyilik ve ahlâk” değerlerinin öne çıkarak pratik hayata yansıması dikkat çeker.[20]

Şeyh Sadi’nin “Yusuf ile Zeliha” adlı hikâyesinde; Yusuf’u kandırmak için ona dil döken, bu arada, tapındığı put, niyetlendiği çirkin işi görmesin diye onun üzerini örten Zeliha’ya, Yusuf şöyle seslenir: “Vazgeç, benden kötülük bekleme. Sen bir taştan bile utanırken, ben nasıl olur da Allah’tan utanmam?” [21]

Kuran iffet karakterinin kadın modeli olarak Hz. Meryem'i anlatır:

وَالَّتِيأَحْصَنَتْفَرْجَهَافَنَفَخْنَافِيهَامِنرُّوحِنَاوَجَعَلْنَاهَاوَابْنَهَاآيَةًلِّلْعَالَمِينَ

“O ırzını korumuş olan (Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üfledik, kendisini ve oğlunu âlemlere bir ibret yaptık.” [22]

وَمَرْيَمَابْنَتَعِمْرَانَالَّتِيأَحْصَنَتْفَرْجَهَافَنَفَخْنَافِيهِمِنرُّوحِنَاوَصَدَّقَتْبِكَلِمَاتِرَبِّهَاوَكُتُبِهِوَكَانَتْمِنَالْقَانِتِينَ

“Allah, insanlara İmrân’ın kızı Meryem’i (misal verdi). O ırzını korudu, biz de onun (rahmine) ruhumuzdan üfledik. O, Rabb’inin kelimelerini ve kitaplarını doğruladı ve gönülden itaat edenlerden oldu.”[23]

Kuran iffet konusunda kadın- erkek ayrımı yapmamıştır. Bu konuda toplumumuzda maalesef kadın- erkek ayrımı yapılmaktadır. Bu konuda toplumun eğitimi çok önemlidir. Bu eğitim hem gençlerde hem de yetişkinler bağlamında yapılmalıdır. Yerine getirdiğimiz görev gereği yaygın eğitim kapsamında ağırlıklı olarak yetişkin eğitimi yapmaktayız. Bir annenin vebir babanın eğitimi ailenin eğitimi demektir. Ailenin eğitimi ise toplumun eğitimidir. Bu konuda Peygamberimiz’in bir genç ile yaptığı diyalog önemlidir:

Bir gün Peygamber Aleyhisselam’ın huzuruna bir genç geldi. Sıkıntılı bir hâli vardı. “Ey Alllah’ın Resulü, zina etmem için bana izin ver. Artık tahammülüm kalmadı” dedi.

Orada bulunanlar, gencin bu fena isteğinden dolayı, hiddete geldiler. Bazıları onu şiddetle azarlarken, kalkıp ağzını kapatmak için üzerine hücum edenler oldu.Ancak, o Şefkatli Nebî, bunların hiçbirine izin vermediği gibi, susup genci dinledi. Sonra yanına çağırdı ve onu dizlerinin dibine oturtup sordu:

“Böyle bir şeyin senin annenle yapılmasını ister miydin?”

Genç:“Anam babam sana feda olsun yâ Resulallah! Elbette istemezdim.”

Peygamber Aleyhisselam:“Hiçbir insan, annesine böyle bir şey yapılmasını istemez” buyurdu ve:“Peki senin bir kızın olsaydı, ona böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” diye sordu.

Genç adam bu soruya da:“Canım sana feda ey Allah’ın Resulü, istemezdim.” diye cevap verdi.

Peygamber Aleyhisselam:“Hiçbir insan, kızına böyle birşeyin yapılmasını istemez” buyurdu. Ardından da:“Halanla veyahut teyzenle böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” dedi.

“Hayır yâ Resulallah!” dedi genç.

“Bir başkasının kız kardeşinle zina etmesini ister miydin?” dedi Resulallah.

“Hayır! Hayır, istemezdim!” diye cevap verdi genç.

Ve Peygamber Aleyhisselam sözlerini şöyle bitirdi:

“Hiç kimse, halasıyla, teyzesiyle, kız kardeşiyle zina edilmesini istemez.” Sonra da, o gence dua buyurdu:

“Allah’ım bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu koru.”[24]

Bazı raviler o gencin, Cüleybib olduğunu söylerler. Kendisi, nefsine hâkim olmakta zorlanan bir genç olarak tanınırdı ve ashab arasında kötü bir şöhreti vardı. Ancak, Resulullah ile aralarında geçen bu olaydan sonra, tertemiz birisi oldu. Daha önceleri kimse ona kız vermek istemezken, Peygamber Aleyhisselam’ın aracılığı ile evlendirildi. Evlendikten az bir zaman sonra da, ilk katıldığı harbde şehit oldu.

Bu örnekte göstermektedir ki erkektir yapar anlayışı son derece yanlıştır. Kızlarımızı iffet ve hayâ duygusunu kazandırdığımız gibi oğullarımıza da aynı duyguyu kazandırmamız gerekmektedir. Bu eğitim yapılırken de muhatabımızı suçlayıcı tavırlardan kaçınarak, empati kurmasını ve düşünmesini sağlayarak bu eğitimi vermemiz gerektiğini anlıyoruz.

Cenab-ı Hak, iffet ve hayâ değerlerini hayatımıza yön veren değerler olarak kullanmamızı, hayâsızlık ve iffetsizlikten uzak durmamızı nasib etsin. ÂMİN.

Hazırlayan: Rukiye YILMAZ
Akyazı Kuzuluk Mevlana Camii Kur’an Kursu Öğreticisi


[1]. Güler, Zekeriya Hz. Peygamber’in Hadislerinde İffet Kavramı, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi, 2013, sayı: 19, s. 18-21

[2] Yaran, Rahmi Arzu ve İsteklere Karşı Nefis Kontrolü, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi, 2013, sayı: 19, s. 10-12

[3]Nur, 24/30
[4]Nur, 24/31
[5] Bakara, 2/273
[6] Ahzab, 33/35
[7]Nur, 24/60)
[8](Tirmizi, Sıfatü'l-Kıyame, 2575)
[9](Müslim, İman, 58, I, 63.)
[10](İbn Mace, Zühd, 4321).
[11](Buhari, Edeb, 78/6120).
[12](Tirmizi, Birr, 2140)
[13](Tirmizi, Birr ve's-Sıla, 2159)
[14](İbn Mace, Fiten, 4190)
[15](Mâverdî, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Habîb el-Basrî, Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn, s. 392-393. İkinci baskı, Daru

İbn-i Kesîr, 1990, )
[16](Hadîd, 57/4) .
[17](Müslim, İman, 106)
[18]Hökelekli, Hayati Kur’an’ın Eğitime Getirdiği Değerler ve Hedefler, Tokat’ta Kur’an Günleri X. Kur’an Sempozyumu: Kur’an ve Eğitim, 12-13 Mayıs 2007/Tokat, 2008, s. 57-72

[19] Kasapoğlu, Abdurrahman Kur’an’da Geçen İffetle İlgili İfadeler ve Yorumları, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi, 2013, sayı: 19, s. 14-17

[20] Yaşaroğlu, Kamil Hz. Yusuf’un Çağımız İnsanına Model Olabilecek İffet Ahlâkı, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi, 2013, sayı: 19, s. 44-47

[21] ( Sâdî, Bostan, s. 319, Tercüme, Hikmet İlaydın, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1950).
[22] Enbiya, 21/91
[23] Tahrim, 66/12
[24]Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 3. Kitaptan Alınmıştır.

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık