02 Şubat 2017, Perşembe 12:02 | 2457 kez okundu | A+ | A-

Haftanın Vaazı: Bilgilerimizin Hamalı Olmayalım..!

Diyanet İşleri Başkanlığı uhdesinde vaiz olarak görev yapan ve sitemiz yazarlarından olan Mikail Miral, “Bilgilerimizin Hamalı Olmayalım” konulu bir cuma vaazı hazırladı..

Haftanın Vaazı: Bilgilerimizin Hamalı Olmayalım..!

BİLGİLERİMİZİN HAMALI OLMAYALIM

Mikail MİRAL

Muhterem Müslümanlar

Bu hafta sizlere ilim-amel ilişkisinden bahsetmek istiyorum. Bir başka ifadeyle bilgilerimizi tatbik edebiliyor muyuz, bu konuda hangi merhaledeyiz, bilgilerimizi niçin tatbik etmiyoruz gibi soruları da kendimize sorarak cevap bulmaya gayret edeceğiz. Konuya başlarken bizim bilgi ve bilginin gereği hususundaki konumumuzla benzer olduğunu düşündüğüm bir hadiseyi anlatmak ve bununla konuya girmek istiyorum. Rabbim şimdiden istifade edenlerden eylesin.

Hz. Yusuf (a.s.)'ın sülâlesinden olan Abdullah b. Selam, Medine Yahudilerinin ileri gelen âlimlerinden biri idi. Büyük bir âlim olan babası Selam'dan birçok şeyle birlikte, Tevrat'ı ve tefsirini de öğrenmişti. Ayrıca, babası, ahir zamanda gelecek peygamberin sıfat ve alâmetleri ile yapacağı işleri de kendisine anlatmış ve "Eğer o, Harun neslinden gelirse, ona tâbi olurum, yoksa tâbi olmam." demişti. Selam, Efendimiz (s.a.v.) henüz Medine'ye gelmeden önce de vefat etmişti.

Resul-i Kibriya Efendimizin (s.a.v.) Medine'ye gelişini Müslümanlara müjdeleyen Yahudi’nin sesini Abdullah b. Selam da işitmiş ve kendisini tutamayarak, "Allahü Ekber!" deyip tekbir getirmişti. Bunu duyan halası, "Allah, seni umduğuna erdirmesin! Vallahi, Musa Peygamber'in geleceğini duymuş olsaydın bundan fazlasını yapmazdın!" diyerek ona çıkışmıştı. Abdullah ise, "Ey hala!.. Vallahi, gelen de onun kardeşidir! O da onun gibi bir peygamberdir!" demişti. Bunun üzerine halası, "Yoksa, Kıyamet'e yakın gönderileceği bize haber verilen peygamber, bu mudur?" diye sormuştu. Abdullah, "Evet..." cevabını verince de, "Öyle ise, davranışında haklısın!" demişti.[2] Resul-i Kibriya Efendimiz (s.a.v.), Medine'ye teşrif buyurdukları zaman, Abdullah b. Selam da onu görmek için gitmiş ve Efendimizin (s.a.v.) nurlar saçan mübarek simasını görünce, "Şu simada yalan yok! Şu yüzde hile olamaz!" diye kendi kendine söylenmişti.[3]

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), henüz Ebu Eyyub el-Ensari Hazretlerinin evinde misafir kaldığı bir sıradaydı. Abdullah b. Selam da, Efendimizi (s.a.v.) ziyarete geldi ve ona birtakım sualler sordu. Tevrat'tan sorduğu suallerine yine Tevrat'a uygun cevaplar alınca, şehadet getirerek Müslüman oldu. Sonra da, "Ya Resulallah!.. Yahudi milleti, iftiracı, yalancı bir millettir. Yarın benim Müslüman olduğumu duyunca türlü yalanlar uydurup iftirada bulunurlar. Müslümanlığım duyulmazdan önce beni onlardan sorup mevkiimi tasdik ettiriniz!" dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onu bir tarafa gizleyip Yahudi ileri gelenlerinden bazılarını davet etti ve onlara, "Ey Yahudi cemaati!.. Siz, benim, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğumu pek iyi bilirsiniz! Ben hak dinle geldim; Müslüman olunuz!" dedi. Yahudiler, "Biz, senin peygamber olduğunu bilmiyoruz!" diye karşılık verdiler ve bu sözlerini üç sefer tekrarladılar. Bundan sonra Efendimiz sav, "Sizin içinizde Abdullah b. Selam adında birisi var. O nasıl bir kişidir?" diye sordu. Yahudiler, "O, bizim içimizde hayırlı bir babanın hayırlı bir oğludur. Kendisi de babası da en faziletlimiz, en âlimimizdir." diye şehadet ettiler. Resulullah, "Abdullah b. Selam, Müslüman olursa, siz ne dersiniz?" diye sordu. Yahudiler,

"Haşa!.. Abdullah İbni Selam, hiçbir vakit Müslüman olamaz!" dediler.

Efendimiz (s.a.v.), sualini üç sefer tekrarladı. Her seferinde onlar da aynı inkârı cevabı verdiler. Bunun üzerine Efendimiz, Abdullah İbni Selam'a hitaben, "Ya İbni Selam!.. Gel!.." diye çağırdı. Abdullah, saklı bulunduğu yerden çıktı ve Müslüman olduğunu ilân etti; Yahudilere de, "Ey Yahudi cemaati!.. Allah'tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz. Vallahi, siz de bilirsiniz; o, yanınızdaki Tevrat'ta ismini ve sıfatını yazılı bulduğunuz Resulullah'tır." diyerek onları İslâm'a davet etti.[4] Fakat Yahudiler, "Sen yalan söylüyorsun! Sen şerir oğlu şeririmizsin!" dediler ve onu, kıymetini düşürmek için türlü türlü kusur ve kabahatler isnad ederek kötülediler. Abdullah b. Selam, "Ya Resulallah!.. Korktuğum işte bu idi! Ben, sana onların gaddar, yalancı, facir ve müfteri bir millet olduğunu haber vermemiş miydim? İşte, dediğim çıktı!" dedi.[5] Hz. Peygamber (s.a.v.), Yahudileri huzurundan çıkardı. Abdullah b. Selâm ise evine gitti. Onun davetiyle bütün ev halkı ve halası da Müslüman oldu.[6] Yahudilerin bazı ileri gelenleri, Abdullah b. Selam'ı türlü türlü desise ve sözlerle Müslümanlıktan vazgeçirmeye çalıştılarsa da muvaffak olmadılar.

Muhterem Kardeşlerim, İşte görüldüğü gibi Abdullah b. Selam ra Efendimiz bilgisinin gereğini yerine getirerek hidayete tabi olmuş yeryüzü yıldızlarından birisi haline gelmiştir. Onu bu derece yücelten bilgisinin gereğini yapmasından başka bir şey olmamıştır.

Tabi bir de bu durumun zıddı olan, yani bilginin gereğini yerine getirmeyenlerin de varlığı mevcuttur ki Cenab-ı Allah cc böyle davranan kimseleri kınamış ve onları çarpıcı bir benzetmeyle kitap yüklü eşeklere benzetmiştir.

مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.”[7]

Nasıl ki eşek sırtındaki yükten habersiz onu sadece bir yük olarak taşımaktadır, aynı şekilde alim oldukları halde bu ilimlerin gereğini yerine getirmezlerse sahip oldukları ilmi bir yüke dönüştürmüş olurlar ki bu kötü teşbihten kurtulamazlar. Nitekim de öyle olmuştur. Yahudi alimler Peygamber sav in bütün vasıflarını bildikleri halde onu sırf Yahudi olmadığından dolayı reddetmişlerdir.

Cuma Vaazının tamamını indir

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık