Mihrap Haber

20 Eylül 2017, Çarşamba 12:08 | 158 kez okundu | A+ | A-

Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Birleşmiş Milletler 72’nci Genel Kurulu görüşmelerine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'dan Önemli Açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 72’nci Genel Kurulu görüşmelerine katıldı.

120'den fazla devlet ya da hükûmet başkanının katılımıyla BM Genel Merkezinde gerçekleşen görüşmelerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“İnsana Odaklanmak: Sürdürülebilir Bir Dünyada Herkes İçin Barış ve İnsanca Yaşama Mücadelesi” temasıyla toplanan bu yılki Genel Kurulun tüm dünya halkları için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yılki Genel Kuruldan bugün kadar geçen sürede küresel barış ve istikrarın daha da geriye gittiğini söyledi.

Terörün ve savaşın çirkin yüzünün, dünyanın farklı köşelerinde görülmeye devam ettiğine, çatışma ortamlarından beslenen teröristlerin, faaliyetlerini muhtelif bölgelere yayarak sürdürdüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve İslam karşıtlığı etrafında buluşan radikal akımların, şiddet dolu eylemlerini endişeyle takip ediyoruz.” diye konuştu.

“Uluslararası toplum Suriye halkını yalnız bıraktı”

Yedinci yılına giren Suriye ihtilafının, ülkede, bölgede ve tüm dünyada derin yaralar açtığını, Suriye’de siviller ve çocuklarla birlikte bir medeniyetin yok edildiğini istikrarsızlığın ve zulmün beslediği terörün, sınırları aşarak adeta bir kanser gibi yayıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasi, özgürlük, adalet, aydınlık bir gelecek talebiyle harekete geçen Suriye halkını, maalesef, uluslararası toplum yalnız bırakmıştır.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz Türkiye olarak, hangi kökenden, hangi meşrepten olursa olursun, hepsini de kardeşimiz olarak gördüğümüz, derin tarihî ilişkilerle bağlı olduğumuz bu insanların yaşadıkları trajediye kayıtsız kalamazdık. Suriye’de çatışmaların başladığı 2011 yılı baharından beri, sorunun çözümü için her türlü insani ve siyasi gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Şu anda ülkemizde, 3 milyonun üzerinde Suriyeli ile 200 binin üzerinde Iraklı sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Ülkede kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve barışın tesisi için Rusya ve İran’la birlikte, tüm kesimlerin katılımıyla Astana toplantılarını başlattık. Bu girişimlerimizin ardından, uzun zamandır tıkanmış olan Cenevre Süreci de yeniden canlandı. Astana’da varılan mutabakat çerçevesinde İdlip bölgesinin güvenliğe kavuşturulmasıyla ilgili yeni bir planı hayata geçiriyoruz. Ülkenin toprak bütünlüğü esasına dayanan, halkın demokratik taleplerine saygı duyan, istikrarlı ve müreffeh bir Suriye’nin inşası yolunda atılacak her adımın destekçisiyiz.”

“Uluslararası toplumdan yeterli destek alamadık”

Suriye krizinin başlamasıyla Avrupa’ya yönelen mülteci akınının önüne geçmek için her türlü tedbiri aldıklarını, barınmadan gıda ve giyime, sağlık hizmetinden eğitime kadar sığınmacıların tüm ihtiyaçlarını, Türkiye’yi ziyaret eden herkesin takdirini kazanan bir standartta karşıladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmalarda Avrupa Birliği başta olmak üzere, uluslararası toplumdan yeterli destek alamadıklarını belirtti.

Türkiye’deki kamplarda ve şehirlerde yaşayan sığınmacıların ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan harcamaların tutarının 30 milyar doları bulduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna karşılık, Avrupa Birliği’nin söz verdiği 3 milyar Avro+3 milyar Avro yardımın sadece 820 milyon Avrosunu gönderdiğini, uluslararası toplumdan Birleşmiş Milletler aracılığıyla gelen yardımların tutarının ise 520 milyon dolar civarında kaldığını aktardı.

“Türkiye, dünya çapında insani yardım faaliyetleri yürütüyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacılar için gelen yardımların hiçbirinin Türkiye’nin bütçesine girmediğine ve BM’nin ilgili kurumları üzerinden yardım kuruluşları vasıtasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştığına dikkat çekti ve “Buradan tüm dünyanın huzurunda, topraklarında barındırdığı 3,2 milyon sığınmacının tüm yükünü Türkiye’nin omuzlarına bırakan ülkeleri ve uluslararası kuruluşları, verdikleri sözleri tutmaya davet ediyorum.” diye ekledi.

Türkiye’nin, dünya çapında insani yardım ve kalkınma yardımı faaliyetleri yürüten bir ülke olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Türkiye’ye gelen sığınmacılara kucak açmakla kalmadıklarını; TİKA, AFAD, Kızılay gibi kurumlar ve çeşitli sivil toplum örgütleri aracılığıyla dünyanın neresinde olursa olsun mağdur ve mazlum duruma düşmüş herkesin yardımına koştuklarını kaydetti.

“2016’da 6 milyar dolarlık insani kalkınma yardımıyla, dünyada 2’nci sırada yer aldık”

Türkiye’nin, Somali’nin yeniden yapılandırılması için, resmî kurumları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla bir milyar dolarlık bir kaynak kullandığını ve yaptıkları çalışma ve elde ettikleri sonuçların benzer çalışmalara örnek teşkil ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin OECD istatistiklerine göre 2016’da yapmış olduğu 6 milyar dolarlık insani kalkınma yardımlarıyla, bu alanda, rakam olarak dünyada 2’nci sırada, millî gelirine oranla da ilk sırada yer aldığını vurguladı.

Gerçekleştirdiği insani kalkınma yardımlarının, millî gelirinin binde 8’ine ulaşan Türkiye’nin, bu çerçevede BM hedeflerini tutturabilen 6 ülkeden biri olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüldüğü gibi ülkemiz, Genel Kurulumuzun ana mesajını oluşturan ‘sürdürülebilir bir dünya’ hedefi için tüm gücüyle çalışmaktadır. Önümüzdeki süreçte de bu hassasiyetlerle yolumuza devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

“DEAŞ’a karşı mücadele verdiğini söyleyen güçlerin böyle bir amacı yok”

Erdoğan, “Şu gerçeği huzurlarınızda ifade etmek durumundayım: Bölgede, DEAŞ’a karşı mücadele verdiğini söyleyen grupların ve güçlerin büyük bir bölümünün kesinlikle böyle bir amacı yoktur. Bu gruplar ve güçler, DEAŞ’ı kendi gündemlerini hayata geçirmek için bir araç olarak kullanıyor.” diye dikkat çekti.

Konuşmasında Irak’ta yaşanan gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın toprak bütünlüğü temelinde varılacak uzlaşmalara ve ortak gelecek inşa etme ideallerini hayata geçirmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Bölgede yeni krizler çıkartabilecek adımlardan uzak durulması gerekiyor”

Bağımsızlık talepleri gibi bölgede yeni krizleri ve yeni çatışmaları ortaya çıkartabilecek adımlardan uzak durulması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan Irak Bölgesel Kürt Yönetimini bu doğrultuda başlattığı girişimden vazgeçmeye davet ediyoruz.” dedi.

Sözlerinin devamında, “Türkiye’nin bu konudaki çok açık ve kararlı tavrını görmezden gelmek, Irak Bölgesel Kürt Yönetimini elindeki imkânlardan da edecek bir sürecin önünü açabilir” uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni çatışmaların fitilini ateşlemek yerine hep birlikte bölgede huzuru, barışı, güvenliği, istikrarı tesis için çalışmalıyız.” vurgusunda bulundu.

Katar’a uygulanan ambargo

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üzerinde hassasiyetle durdukları bir başka meselenin Körfez Bölgesinde baş gösteren ihtilafın bir an önce çözümü olduğunu ifade ederek, konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi: “Bunun için öncelikle Katar halkının hayat şartlarını olumsuz etkileyen yaptırımların kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Kuveyt Emiri Şeyh Sabah’ın krizin çözümüne ilişkin arabuluculuk çabalarını desteklediğimizi burada ifade etmek isterim. Temennimiz, bu gayretlerin olumlu sonuç vermesidir. Körfez Bölgesinin ağabeyi olarak gördüğümüz Suudi Arabistan’ın da sorunun çözümü yönünde samimi irade göstereceğini ümit ediyoruz.”

“Barış sürecinin devamı ancak İsrail’in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini derhal durdurmasıyla mümkündür”

Bir başka önemli sıkıntının dünyanın kanayan yarası olarak görülen Filistin meselesi ve buna bağlı olarak Kudüs ile Harem-i Şerif’in tarihi statüsünün korunması hususu olduğunun altını çizen Erdoğan, ”Temmuz ayında Harem-i Şerif’te yaşanan kriz, sorunun ne kadar hassas olduğunu göstermiştir. Barış sürecinin devamı ancak İsrail’in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması ve iki devletli çözüm doğrultusunda adımlar atmasıyla mümkündür. Bu çerçevede uluslararası toplumu Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti mücadelelerinde destek olmaya davet ediyorum.” diye belirtti.

Bir başka potansiyel kriz alanı olan Balkanların, çatışma ortamı yoksa da hâlâ çok ciddi sınamalarla karşı karşıya bulunan bir coğrafya olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balkan ülkelerinin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşmelerine büyük önem verdiklerini, bu bölgede barışın, istikrarın ve refahın hâkim olması için üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeyi sürdüreceklerini söyledi.

“Nükleer silahların her çeşidine karşıyız”

Güney Kafkasya’da Azerbaycan ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün sağlanmasının, bölgesel istikrarın anahtarı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüzden Yukarı Karabağ, Abhazya ve Güney Osetya ihtilaflarının çözümü için çok daha fazla gayret gösterilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün görmezden gelinen her krizin yarın bölgesel ve hatta küresel bir çatışmanın fitilini ateşleme potansiyeline sahip olduğunun unutulmaması gerektiğini dile getirdi ve şöyle dedi: “Bu çerçevede son günlerde dünya gündemini giderek daha yoğun şekilde meşgul eden nükleer silahların her çeşidine karşı olduğumuzu da özellikle belirtmek istiyorum. Dünyayı nükleer silah belasından tümüyle temizlemeden bu tür sorunların üstesinden gelemeyeceğimiz açıktır.”

“Kıbrıs Türklerinin haklarına saygı gösteren çözüm tekliflerini değerlendirmeye hazırız”

Konuşmasında Kıbrıs sorununa da değinerek, Kıbrıs’ta 2008 yılında başlayan kapsamlı müzakere sürecinin, Rum tarafının anlaşılmaz tutumu sebebiyle sonuçsuz kalmasından üzüntü duyduklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen doğal kaynakların bölgenin barışına, istikrarına ve refahına hizmet etmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Kıbrıs Türklerinin haklarına saygı gösteren çözüm tekliflerini değerlendirmeye hazırız.” şeklinde konuştu.

“Arakan’da, terör eylemleri bahane edilerek etnik temizlik yapılıyor”

Konuşmasında, küresel ve bölgesel sorunlarla mücadele eden dünyanın birkaç hafta önce Myanmar’dan gelen acı haberlerle bir kez daha irkildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Myanmar’ın Arakan Bölgesindeki Müslüman topluma yönelik, provokatif terör eylemleri bahane edilerek bir etnik temizlik yapıldığını söyledi.

Büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan, vatandaşlık hakları dahi ellerinden alınmış olan Arakan Müslümanlarının köylerinin yakıldığına, yüz binlerce insanın bölgeden ve ülkeden göçe zorlandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgeden göç eden insanların yönlendirildiği Bangladeş’teki kampların da asgari insani ihtiyaçları dahi karşılayamayacak durumda olduğunu kaydetti.

“İnsanlık tarihi, Myanmar’da yeni bir kara lekenin utancıyla baş başa kalacak”

“Uluslararası toplum tıpkı Suriye’de olduğu gibi Arakan Müslümanlarının maruz kaldığı insani dram konusunda da iyi bir sınav verememiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Myanmar’da yaşanan bu trajedinin önüne geçilmediği takdirde insanlık tarihinin yeni bir kara lekenin utancıyla baş başa kalacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun çözümüne ilişkin asıl olanın, ‘Bangladeş başta olmak üzere ülke dışına sığınan Arakan halkının asırlardır yaşadıkları kendi topraklarında güven, huzur ve refah içinde hayatlarını sürdürebilmelerini temin etmek’ olduğunu ifade etti ve Türkiye olarak bu krizin çözümü için de gayret ettiklerini dile getirdi.

“Arakan’a yardımlarımız sürecek”

Geçtiğimiz günlerde Kazakistan’da İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) bir toplantısı vesilesiyle katılımcı ülkelerle bu konuda özel bir oturum gerçekleştirdiklerini; eşinin, oğlunun, bazı bakanların da içinde olduğu bir heyetin Bangladeş’te Arakanlı Müslümanların sığındığı kampları ziyaret ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arakanlı sığınmacılara gıda, ilaç, giyim yardımlarının yapıldığını ve bu yardımların süreceğini kaydetti.

Sorunun çözümüne yönelik, BM binasında İİT Rohingya Temas Grubu Toplantısını gerçekleştireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin resmî kalkınma yardım kuruluşu olan TİKA’nın Myanmar’da yardım faaliyeti yürütebilen tek organizasyon durumunda olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AFAD, Kızılay, Diyanet Vakfı ve çeşitli Türk STK’ların Bangladeş ve diğer ülkelerde mağdur durumda olan Arakanlı Müslümanlara insani yardım ulaştırma faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı.

İlgili ülkelerin gereken imkânları sağlaması hâlinde yardım faaliyetlerini daha kapsamlı şekilde sürdürmek istediklerini de sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bugün yaptıkları görüşmede bu konuyu konuştuklarını ve bu yöndeki adımları hızla atmanın hazırlığı içinde olduklarını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi

“Tüm bu gelişmeler ve yaşanan insani trajediler Türkiye olarak ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek sembolleştirdiğimiz BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılması çağrımızın haklılığını teyit ediyor” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişme ve trajedilerin, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesinde ne kadar geç kalındığını da gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm dünyanın temsilcileri sıfatıyla bu çatı altında bir araya gelen bizler terör örgütlerinin cinayetlerine, insani krizlere ve mağduriyetlere engel olacak bir irade ortaya koyamazsak, o zaman herkes başının çaresine bakmanın yollarını arar. Bu anlayışın yaygınlaşması durumunda dünyamız yeni bir kaos ve zulüm fırtınasının içine sürüklenir. Batı ülkeleri, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslam karşıtlığı gibi eğilimleri engellemezse, kriz bölgelerindeki ülkeler terör örgütleriyle ve yoksullukla kararlı bir şekilde mücadele etme iradesi ortaya koymazsa ve hep birlikte bunların tamamı için iş birliği yapmazsak sürdürülebilir bir dünyada herkes için barış ve insanca yaşama ideallerimize nasıl ulaşabiliriz? Mülteciler Yüksek Komiserliği döneminde yakın iş birliği içinde olduğumuz Sayın Genel Sekreterin bu doğrultuda yürüttüğü çalışmaları destekliyoruz. Mevcut yapısıyla insanlığın hayrına somut adım atma kapasitesi kalmamış olan bu çarpık sistemin devamında ısrar etmek kimsenin faydasına değildir.”

“Artık İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya yok, dünya çok değişti”

Güvenlik Konseyi’nin demokratik, şeffaf, adil ve etkin bir yapıya kavuşmasını istediklerini ifade ederek, tekliflerinin; ‘BM Güvenlik Konseyi’nin tamamı aynı hak ve yetkilere sahip, her yıl 10’u yenilenmek suretiyle hepsi de iki yıl görev yapan 20 üyeden oluşan bir yapıya kavuşturulması’ olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumda dünyadaki ülkelerin tamamı sıraları geldikçe bu önemli kurumda söz sahibi olacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya yok, dünya çok değişti. Öyleyse, sadece beş daimi üyeyle idare edilen bir dünya değil, tüm dünya ülkelerinin görev aldığı dünya ülkeleriyle idare edilen bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin insanlığın vicdanı olacağına inanıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Yüzümüz ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımız aynıdır”

“Yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun gözyaşlarımızın aynı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sizleri dünyanın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını dindirmek amacıyla bir an evvel harekete geçmeye çağırıyorum” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 72. Genel Kurul çalışmalarının bu doğrultuda yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağını ümit ettiğini sözlerine ekledi. (İLKHA)

Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık