Site Sol Dik Reklam (DHBT)
15 Mayıs 2017, Pazartesi 12:29 | 1570 kez okundu | A+ | A-

Diyanet Camiasının Takdirine Sunuyoruz

Din-Bir-Sen Genel Başkanı Yusuf Özdemir, Diyanet Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar’ın “Din görevlilerinin altın çağı kazanımlarla devam ediyor” açıklamasını değerlendirdi.

Diyanet Camiasının Takdirine Sunuyoruz

13 yıldır yetkili sendika olarak kazanımlardan söz eden Diyanet Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar’ın ‘Din görevlilerinin altın çağı kazanımlarla devam ediyor’ şeklindeki açıklamalarını değerlendiren Çalışanlar Birliği Sendikalar Konfederasyonu (ÇALIŞAN-SEN) ve Din-Bir-Sen Genel Başkanı Yusuf Özdemir, “Gerçeği yansıtmayan haberlere camiamız gülüp geçiyor. Mehmet Bayraktutar ağzını her açtığında yalan söylüyor. Camiada kınanıyor. Şiddet ve mağduriyet yaşayan din görevlilerinin hangi altın çağı yaşadığını açıklasınlar,” dedi.

Diyanet camiasının varoluş gerekçelerini yerle bir ettiniz.

Genel Başkan Yusuf Özdemir, açıklamasında şöyle dedi: “Din-Bir-Sen’den çekinen Bayraktutar, kendisini başarılı göstermek için her yolu deniyor, ama bilsin ki Diyanet camiası bu yalanları yemiyor. Camiamızın mevcut varoluş gerekçelerini yerle bir etmiş, kardeşlik, dostluk ve ittifak gibi bizleri birbirimize bağlayan özelliklerin yerine kin, düşmanlık, ötekileştirme gibi bizleri birbirimizden koparan ne kadar kötü özellik varsa aramıza kalın duvarlarla örmüştür.

Hükümetin siyasi gerekçelerle yaptığı icraatları sahipleniyorlar.

Memur Sen, 9 Haziran 1995 tarihinde kuruldu. Bu tarihten önce var olan mevcut sendikalar çalışma hayatındaki çelişkili uygulamaların kaldırılması ve çalışanların lehine düzenleme yapılması için ciddi mücadele etmişler ve kazanmışlardır. Memurlara sendikal hakkın verilmesi de bu kazanımlardan biridir. Memur Sen, 2009 yılında Toplu Görüşme Heyeti Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Din görevlilerine sendikal örgütlenme hakkının verilmesi 1998 yılında gerçekleşmiştir. Bu tarihte Memur Sen ve bağlı sendikaların toplu görüşmelere katılacak yetkileri yoktu. Kaldı ki Diyanet Sen’de 1998 Ağustos ayında kuruluş işlemini tamamlamıştır.

2001 yılında din hizmetinin 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikası Yasası’nda “Diyanet ve Vakıf Hizmetleri” şeklinde 11. hizmet kolu olarak yer almasında da bunların bir katkısı ve dahli olmamıştır. Diyanet’te sendika dönemini ne Memur-Sen ne de Diyanet Sen başlatmamıştır.

Diyanet Sen, 2004 yılında 29.502 üye sayısı ile Diyanet ve Vakıf Hizmetleri kolunda yetkiyi alarak bu yetki ile Memur Sen’i yetkiye taşıdı. Demek ki kazanımlarımızda ne Memur Sen’in ne de Diyanet Sen’in bir etkisi olmamıştır. Herkes çok iyi bilmektedir ki D.İ.B. da vekil olarak görev yapan 12 bine yakın imamın kadroya alınması Diyanet Sen’in talebi ile değil, o tarihlerde hükümetin siyasi gerekçeleri doğrultusunda sağlanmıştır. Nitekim daha sonraki yıllarda boş kadroların doldurulması için Din-Bir-Sen ciddi mesai harcamış ve Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler ve D.İ.B.’na yazılarak bu konudaki mağduriyetlerin giderilmesi talep edilmiş, Meclis ziyaret edilerek siyasilerle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır.

Sendikamızca, sözleşmeli personel alınması içinde ciddi girişimlerimiz olmuştur. Ancak şunu açık ve net olarak ifade etmem gerekir ki boş kadroların doldurulmasında yine Diyanet Sen’in bir rolü yoktur. Bu tarihlerde ülkemizin içindeki siyasi gerekçeler nedeniyle hükümetin tasarrufudur. ‘4-C’li personelin 4-B’li statüye geçirilmeleri de hükümetin seçim öncesi vaatlerinden biridir. 4/B’li personelin askerlik dönüşü işe geri dönme, eş durumu, sağlık durumu nedeniyle tayin ve becayiş durumu nedeniyle yer değişikliği ve ek ders ücreti alma haklarını sağladıkları’ da yalandır.

4-B’li personelin içinde bulunduğu çalışma koşulları ve özlük haklarında iyileştirme yapılması için tüm sendikalar mücadele etmiştir. Bu konudaki kazanımlar İdare Mahkemeleri yoluyla olmuştur. Kamu çalışanları içerisinde en alt düzeyde maaş alan Diyanet çalışanlarının maaşlarında toplu görüşmelerle ve sonrasında toplu sözleşme ile ciddi iyileşme sağlanmamış aksine kayıpları olmuştur. Bu kayıplar bütün konfederasyon, sendikalar ve SGK uzmanları tarafından defaatle kamuoyuna açıklanmıştır. Kaldı ki Diyanet çalışanlarının maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesi süreci dönemin Başbakanı ve şimdiki Sayın Cumhurbaşkanımızın İmam Hatip kökenli olmasından kaynaklanmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili yasalarda yapılan değişiklikler Sayın Cumhurbaşkanımız sayesinde gerçekleşmiştir. Sendikalarla ilgisi yoktur. Ayrıca Diyanet’te sürekli değişen yönetmeliklerin neresi kazanımdır? Yönetmeliklerin sürekli değişmesi Diyanet çalışanlarını mağdur etmiştir. Bunları görmeyen yetkili bir sendikayla karşı karşıyayız. TCK’nın 219. maddesi hafifletilerek din görevlilerinin cezalandırılmasının önlendiğiyle övünen Diyanet Sen, din görevlilerinin en küçük kusurunda bile soruşturmalara maruz kalarak yıprandığından nedense bahsetmiyor.

‘Kurumumuzun ve çalışanlarının daha verimli ve haklarından taviz vermeden çalışabilecekleri bir yasanın çıkması için elimizden gelen gayreti gösterdik’ diyen Bayraktutar, hangi yasalara iştirak ederek çıkmasını sağladıklarını açıklasın. Çünkü böyle bir yasa yok. ‘YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ile görüşülerek kat sayı engelinin kaldırılmasını, İlahiyat Önlisans programından mezun olanların diplomasındaki “Diyanet İşleri Başkanlığı ve din hizmetleri sınıfında çalışanlar için geçerlidir. Başka amaçla kullanılamaz” ibaresinin kaldırılmasını ve İLİTAM kontenjanının artırılarak Ankara’nın dışında diğer illere de yayılmasını sağladık’larını açıklayan Bayraktutar’a pes doğrusu bu kadar da olmaz diyoruz. Bu kadar hızlı yalan atılmaz! Katsayı ve diğer konular hükümetin ısrarla takip ederek çözdüğü konulardan biridir. Sendikal hizmet değil, hükümetin bizzat başarısıdır.

‘Camilerin temizliğinin mahalli idarelerce yapılmasını başlattık’larını söyleyen Bayraktutar yalan söylemede ipin ucunu kaçırdı! Camii temizliği yıllardır cemaat tarafından yapılmış, pek çok yerde mahalli idareler kendi inisiyatifleriyle yapmışlardır. Sendikayla ilgisi yoktur. Yetkili oldukları 13 yıllık süreçte camii imamlarının ‘bekçi’ yapıldığını söyleseler daha yerinde olur. Çalışanlara Cuma izni verilmesi yine hükümetin kendi tasarrufu olup sendikayla ilgisi yoktur. Bir takvim yılında emekli ve çalışanlar %19 zammı bir arada görmemiştir.

Bu sorunlar 13 yıllık yetkili olduğunuz dönemin ürünüdür.

Lojmanlardan kira alınmasını önlediniz mi? Açıktan imam-hatip ataması yapılacağına vekil imamlara ve fahri Kur’an kursu öğreticilerine kadro verilmesini sağlasaydınız. ‘Rotasyonu durdurduk’ dediniz ama rotasyon nedeniyle mağdur olan din görevlilerinin mağduriyetlerinin giderilmesini sağlamadınız. Diyanet yayınlarının camilerde imamlara zorla sattırılmasını önlemediniz. Camilerde, imamlarla müezzinleri karşı karşıya getiren uygulamaların yeniden düzenlenmesini ve aynı yerde çalışan din kardeşlerinin işyeri barışını sağlayamadınız.

Öldürülen, darp edilen, tehdit edilen din görevlilerinin can güvenliğinin sağlanması için önlem aldıramadınız. Fahri Kur’an Kursu Öğreticilerinin SGK paylarının 30 gün üzerinden yatırılmasını sağlayamadınız. Cuma namazından sonra para toplanmasını engelleyemediniz. Camilerimizdeki elektrik, ısıtma ve internet sistemi giderlerinin devlet tarafından karşılanmasını sağlayamadınız. İLİTAM’ın hayata geçirilmesi ve yalnız Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan görevlilerin faydalanabilmesini sağlayamadınız.

Baş İmam-Hatiplik ve Baş Müezzinlikteki adaletsizliği önleyemediniz. Diyanet teşkilatında görev yapan İlahiyat Fakültesi mezunu dışındaki diğer fakülte mezunlarının ek göstergelerinin 3000’e çıkartılması ve yurt dışı görevlerinde mağdur edilmemesi için yeni bir yönetmelik çıkarılmasını sağlayamadınız. Memur iken şef kadrosuna atananlar ile VHKİ kadrosundan şef kadrosuna atananlar arasındaki yan ödeme puanı adaletsizliğinin giderilmesini, idari kadrolarda çalışanların özlük haklarında iyileştirme yapılmasını sağlayamadınız.

Diğer kurumlarda resmi görevlendirmelerde ek ders kesintisi yapılmazken, aynı nedenlerle görevi başından ayrılan Kur’an Kursu Öğreticilerinin ek ders ücretlerinden kesinti yapılmasını engelleyemediniz. Şube Müdürlüğü atamalarındaki mağduriyetin giderilmesini engelleyemediniz. Hac ve Umre hizmetlerinde görev alacak din görevlilerinin MBSTS sınavlarında aldıkları puanların Türkiye genel ortalamasının değerlendirmeye alınarak görevlendirilmelerini sağlayamadınız.

Ayrıca mülakatın kaldırılmasını, emekliliği gelmiş, ancak hiç hac görevlendirmesi yapılmamış personelin öncelikli olarak sınavsız hacda görevlendirilmesini sağlayamadınız. Din görevlilerinin çocukları TDV burslarından eşit olarak yararlanabiliyor mu? Din görevlilerinin yüksek öğrenim gören çocukları için her ilde ve ilçede yurt mu yaptırdınız? DİB’nca 2017 yılı hac ve umre görevlendirmeleri için yayınlanan genelgedeki adaletsizliğin giderilmesini düşündünüz mü?

AÖF’nde açıktan İLİTAM okuyanların diplomalarında ‘uzaktan eğitim’ yazacak. Bu ibarenin çalışan din görevlileri için bazı olumsuzlukları olacak. Bunu önlemek için ne yaptınız? Aday din görevlileri tayin ve nakil isteyemedikleri için mağdur oldular. Bu mağduriyetin yumuşatılması için ne yaptınız? İşte 13 yıllık altın çağınızda bu sorunlar yaşanıyor.

Vekil ve fahrilerin duygularını sömürüyorlar.

Bugün ‘vekil ve fahrilere kadro verilsin’ diyorsunuz. Devletin çalışma yaşamına yönelik eylem planı içinde olduğunu hepimiz biliyoruz. 657 Sayılı Yasa da kökten değişikliğe gidiliyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında 4a,4b,4c gibi farklı statüde çalışanlar tek bir çatı altında toplanıyor. İş hayatında sözleşmeli ve kadrolu ayrımı kaldırılıyor ve tamamı ‘kamu çalışanı’ adı altında toplanıyor.

Peki, ne yaptınız?

Hükümet ile oturduğunuz toplu sözleşme pazarlığında kamu çalışanlarını hayal kırıklığına uğrattınız. Kendinizi hükümetin sendikası olarak gösterip diğer sendikaları itibarsızlaştırdınız. Müftülükler üzerinde baskı kurup çalışma barışını bozdunuz. İLİTAM ve rotasyon yalanlarını ortaya attınız, ancak altında can çekişiyorsunuz. Sendikanız olmazsa ülkenin kan gölü haline geleceğini ima eden açıklamalarda bulundunuz. Liyakat esasını bozdunuz. Sendika üyeliğini esas alan kurumlar PDY’ye zemin hazırlamışlardır. Açıklamanızda da görüldüğü üzere hükümet icraatları sendikanızın projesiymiş gibi algı oluşturdunuz, buna da hâlâ devam ediyorsunuz.

Diyanet Sen, birlikte yaşama kültürümüze ağır hasar verdi.

Unutulmaması gerekir ki ‘yeni Türkiye’ bu şekilde inşa edilemez. Yetkili sendikanın menfi propagandası, diğer sendikaları ötekileştirici ve düşman ilan eden söylemleri, baskıcı tutum ve algı oluşturma eylem ve yöntemleriyle birlikte yaşama kültürümüz ağır hasar görmüştür. Diyanet camiasında sendikalara olan güven azalmıştır. Yetkili sendika ve konfederasyon ortak isteklerle bir araya gelmeyi sağlayamamış, hükümetin karşısına tek başına çıkmak suretiyle zayıf ve güçsüz bir şekilde hükümetin verdiklerine boyun eğerek razı olmuş ve çalışanları mağdur etmiştir. Yetkili konfederasyon olarak Memur Sen’in ve Diyanet Sen’in sorumsuz tutum ve davranışları nedeniyle mağdur olan çalışanlarımızdır. Diyanet Sen, kendilerini eleştiren sendikalara cevap vererek kavga etmekten ve 80 bine dayanan üye sayısına rağmen diğer sendikalarla hâlâ bir rekabet halinde olmaktan çalışanlarımızın hakkını koruyamıyor.
Müşterek isteklerimiz alınarak hükümetin karşısına güçlü bir şeklide çıkın, istiyoruz.

Din-Bir-Sen olarak kavgadan yana değiliz. Bizim bütün amacımız ortak akıldan yanadır. Ortak isteklerimizin, görüş, düşünce ve önerilerimizin alınıp toplu görüşme masasına öyle çıkılmasıdır. Biz, hükümetin karşısına müşterek görüşlerimizle güçlü bir şekilde çıkın, diyoruz.

Fil Sûresini iyi anladık ve özümsedik.

Mehmet Bayraktutar iyi bilsin ki biz, Fil Sûresini iyi anladık ve özümsedik. Bu nedenle bu yola baş koyduk. Allah yolunda hak ve hakikat için mücadele etmek üzere yeminimiz var. Sen, değil 76 bin 100 bin üyeye sahip olsan Din-Bir-Sen’le mücadele edemezsin.”

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Diyanet İşleri Başkanı kim olmalı?

yukarı çık