Site Sol Dik Reklam (Reklam Ver)
12 Ocak 2017, Perşembe 10:18 | 619 kez okundu | A+ | A-

Başkan Görmez Büyükelçilere Hitap Etti

Marriott Otel’de düzenlenen 9. Büyükelçiler Konferansı’nda büyükelçilere hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Batı aydınlanması, insanı tanrılaştırarak ilahi olana karşı meydan okumaya dönüştürmüş bir atmosferin ürünüdür…” ifadelerini kullandı.

Başkan Görmez Büyükelçilere Hitap Etti

Marriott Otel’de düzenlenen 9. Büyükelçiler Konferansı’nda büyükelçilere hitap eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuşmasını “Küresel Dünyada Din-Devlet-Toplum İlişkileri ve İslamofobia”, “Kendini arayan İslâm dünyası, küresel terör ve şiddet sarmalı”, “Diyanet İşleri Başkanlığı ve yurt dışı din eğitimi ve din hizmetleri” başlıkları altında gerçekleştirdi.
Başkan Görmez’in, İslam dünyasında yaşanan gelişmeler ve Batı dünyası ile ilgili tespitlerinin yer aldığı konuşması şöyle:

“Din, insanlık tarihinin en kadim realitesidir…”

Yaratıldığı günden itibaren insanoğlunun akleden bir varlık olarak en çok merak ettiği sorular yaratılış gayesi, yaratılışın ve yaratıcının mahiyeti, varlığın ve varoluşun anlamı, insanın mebdei ve meadı yani yaratılışın başlangıcı ve sonu yahut sonsuzluğu, ahlakın ve mutluluğun kaynağı, insanın ölüm ötesi serüveni ile ilgili sorular olmuştur.

Bütün felsefi sistemeler, bu soruların tatminkâr cevabı peşinde olmuştur. İnsanoğlu bu sorulara yönelik en tatminkâr cevabı daima dinde bulmuştur. Bunun içindir ki, din, ilk insanla birlikte bireylerin ve toplumların en kadim realitesi olarak hep var ola gelmiştir. Bütün ilahi dinlere göre, ilk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. Ve bütün insanlar Âdem’in çocuklarıdır. Medeniyet tarihi aynı zamanda bir dinler tarihidir. Din, Medine ve medeniyet aynı kökten gelen ayrılmaz üç kavramdır. Medeniyet tarihinden dini çıkarttığımız zaman kültür, düşünce, felsefe ve sanat adına çok şey kalmaz.

Kısaca din insanlık tarihinin en kadim realitesidir. Tarihte sayısız din ve inanç ortaya çıkmakla birlikte insanlığın mukadderatını en çok etkileyen son üç din Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık olmuştur. Tarih bize göstermiştir ki, din olgusu insanlar tarafından doğru anlaşılıp doğru uygulanınca su ve hava kadar tabii olmuş, insanın ufkunu aydınlatmış, ahlaklı birey olarak mutlu bir hayat yaşamasını sağlamıştır. Yanlış anlaşılıp yanlış tatbik edilince ise insanın bütün potansiyellerini yok etmiş, aklın ve hayatın önünde en büyük engel olmuştur.

“Batı aydınlanması, insanı tanrılaştırarak ilahi olana karşı meydan okumaya dönüştürmüş bir atmosferin ürünüdür…”

Batı dünyası bunun en çarpıcı örneğini Aydınlanma ile birlikte yaşamıştır. Batı’da Aydınlanmayla birlikte dine karşı mesafeli bir duruş başlamıştır. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte başlıcası Ortacağ Batı dünyasında dini tezahürlerin insanı dışlayarak geldiği noktadır. Aydınlanma felsefesi, Batı’nın kendine gelme arayışıdır. Bu arayış, yüzyıllar boyunca fıtrattan uzaklaşan ve birçok beşeri müdahalelerle oluşturulan bir teolojinin insanı dışlaması karşısında, merkezine insanı alan bir hümanizmi doğurmuştur. Bu da insanı adeta tanrılaştırarak ilahi olana karşı bir meydan okumaya dönüşmüştür. Batı aydınlanması ve onun üzerine oturan modernite böyle bir atmosferin ürünüdür. Öyle ki bu atmosfer o raddeye vardı ki, -haşa- Tanrı’nın ölümünü dinin sonunu ilan etmekten çekinmemiştir.

Bir sosyal kurum olarak dinin, modernite ile birlikte gerileyeceğini, dinî kurum ve sembollerin toplum üzerindeki hâkimiyetlerinin sosyal, kültürel, entelektüel ve bilimsel gelişmelerle birlikte yok olacağını öngören teoriler yanılmıştır. İnsanlığın, Aydınlanmacı aklın rehberliğinde modernleşme ve rasyonelleşme hedefine emin adımlarla yürüyeceğini; insan zihninin her türlü metafizik ve mistik düşünceden arınacağını; özgürlüğünü kısıtlayan bütün geleneksel toplum ve bilgi yapılarından kurtulacağını; dinin sosyal önemini kaybederek bireyin vicdanına ve özel hayatına hapsolacağını iddia eden teoriler, eski cazibesini kaybetmiştir. Dini öğretilere sadakatin azalacağını; dini organizasyonlara ve yapılara katılımın düşeceğini söyleyen görüşler, artık sosyal bir gerçeği ifade etmemektedir. Açıkçası, dinlerin güç ve cazibelerini yitireceği kehaneti tutmamıştır. Din, insanların zihinlerini bütün çabalara rağmen hiç terk etmemiştir.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in, 9. Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmanın tam metni için tıklayınız.

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık