02 Haziran 2016, Perşembe 1:44 | 14273 kez okundu | A+ | A-

2016 Ramazan Ayı Vaazı (Güncel)

Ramazan ayı; ay takvimine göre dokuzuncu ayın adıdır. İslam dini Ramazan ayına büyük bir önem vermiştir. Ramazan ayına “On Bir Ayın Sultanı” denilmiştir.

2016 Ramazan Ayı Vaazı (Güncel)

RAMAZAN AYININ ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Ramazan ayı; ay takvimine göre dokuzuncu ayın adıdır. İslam dini Ramazan ayına büyük bir önem vermiştir. Ramazan ayına “on bir ayın sultanı” denilmiştir.

Ramazan sözcük olarak “yaz sonunda yağıp yeryüzünü tozlardan temizleyen yağmur” manasında “er-ramza” kelimesinden almıştır. Yağmur yeryüzünü nasıl temizleyip yıkarsa Ramazan ayı da müminlerin günahlarını öylece temizleyip yok eder.1

Vaazı PDF Formatında indir

Yüce Rabbimiz Kur’anı Kerimde Ramazan ayını şöyle açıklıyor.

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

“Ramazan ayı; insanlara yol gösterici doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kuran’ı Kerim’in indirildiği aydır. Sizden her kim bu aya erişirse onu oruçlu geçirsin.”2

Kuran’da “Haram aylar“ olarak bilinen Araplarca hürmet edilen dört haram ayın (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep)  bir ayrıcalığı vardı. Ancak Ramazan ayını değerli ve ayrıcalıklı kılan birçok yönü vardı bunlar;

Ramazan, oruç ayıdır.

Ramazan, Kur’an ayıdır.

Ramazan, takva ayıdır.

Ramazan, Allah’ı yüceltme ayıdır.

Ramazan, şükür ayıdır.

Ramazan, doğruyu bulma ayıdır.

Ramazan, tövbe ayıdır.

Ramazan itikaf ayıdır.

Ramazan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini içinde saklayan mübarek bir aydır.3

“Ramazan ayı öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiretve sonu cehennem ateşinden azattır.”4

RAMAZAN AYI VE ORUÇ

Oruç lugatta; nefsi meylettiği şeylerden alıkoymak yani kendini tutmak demektir. Dinimizdeki anlamı ise,  nefsin belli başlı istekleri olan yeme, içme ve cinsel münasebetten bütün gün kendini tutmak demektir.

Kuran’ı Kerimde Rabbimiz;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

“Ey iman edenler! Oruç, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.”5

Bu ayet ile birlikte Rabbimiz şekil ve süre farklı olsa da oruç ibadetinin geçmiş ümmetlerde de farz kılınmış bir ibadet olduğunu bildiriyor. Kazandırdığı birçok mükâfatına rağmen oruç ibadeti insan nefsine en ağır gelen ilahi bir emirdir.

Orucun ibadetinin farz kılınmasının hikmeti;  Allah’ın emrine boyun eğmek ile birlikte, kulluk zevkini tatmak, ruhu,  riya ve gösteriş gibi hastalıklarından arındırarak kendini Allah’ın korumasına teslim etmek için nefis ile mücadele etmektir.

Hz. Peygamber orucun da insan davranışlarını etkileyen ve düzenleyen yönlerine de işaret eder. Oruç ibadetinin mükâfatını Allah’ın vereceğini, birinin oruç tuttuğu zaman kötü söz söylememesini, biri kendisine çatar ise ona ‘ben oruçluyum” demesini, oruç ağız kokusunun Allah katında misk kokusundan daha güzel olacağını ve oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç olduğunu; birisi iftar ettiği zaman diğerinin ise orucun sevabıyla Rabbine kavuştuğu an olduğunu Peygamberimiz (sas) bize bildirmiştir.6

Oruçla ilgili bu hadiste Peygamberimiz dört hususa değiniyor. Birinci olarak; orucun mükâfatına, ikinci olarak oruçlu bir mümin, kendisine sataşıldığın da ne yapması gerektiğine, üçüncü olarak; oruçlunun midesinin boşalmasından dolayı ağzının kokacağı bildiriliyor. Hâlbuki dinimiz ağız kokusuna çok önem vermektedir. Fakat oruçlu iken, ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzel koktuğunu anlatıyor. Son olarak ise; iftar etmenin mutluluğundan, bundan daha büyük bir mutluluğunda ahirette Rabbimize kavuşacağımız an olduğu anlatılıyor.

Hadiste; orucun kalkan olduğu, nasıl ki savaşta askerleri ok veya kılıç darbelerinden koruyor ise oruçta insanı; nefsi istek ve arzulardan, dünyevi işlerden, şeytanın vesveselerinden öylece korur. Burada oruçluya yakışan aç olmasına rağmen yüzündeki tebessümü, tatlı dili ile insanlara hitap etmeyi, gönül kırmamayı, sevgi ve merhamet gibi duygularla Ramazan ayını geçirmesi hedeflenmiştir.

Orucun diğer ibadetlerden farklı olan bir yönü ise; orucun sırf Allah rızası için yapılan bir ibadet olmasıdır. Yani; oruçlu bildirmediği halde, dışarıdan hiç kimsenin bilemeyeceği, riya ve gösterişten uzak bir ibadet olmasıdır.

Çünkü orucun diğer ibadetler gibi görünür bir şekli yoktur. “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir ve mükafatını ben vereceğim.”7

İmam-ı Gazali orucun üç derece olduğunu söylüyor. Birbiri ardına gizlenmiş üç perde derecelerin ilki; yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten uzak durmaktır. Buna “avam orucu denir. İkinci derece ise; “havasın orucu” dur. Kulak, dil, göz, el, ayak ve azaları günahlardan uzak tutmak demektir. Bu orucun kalbe tesiri büyüktür. Üçüncü derece ise, “ahassu’l havasın” orucudur. Kalbi, dünyevi düşüncelerden tamamen arındırıp, Allahtan başka her şeyi kalpten uzaklaştırmaktır.8 İşte feyzin ve bereketin döküldüğü yer burasıdır.

Oruç; sadece sahura kalkıp, sahur yemeği yiyerek akşam ezanı okuyuncaya kadar aç kalma şeklinde anlaşıldığında bu, açlık eylemi olarak yorumlanacak bir iştir.  Hâlbuki oruç, aç kalma eylemi değildir. İnsanın midesine hâkim olduğu gibi sinirlerini de hakim olması gereken bir ibadet söz konusudur. Gözüne, diline hâkim olması gereken bir ibadettir oruç. Bunlarla beraber oruç alemine girmiş oluyoruz. Aksi takdirde oruç, bir alem Müslüman başka bir alem olur ki ona da Allah oruç için vadettiği sevabı vadetmemiş olur.

Allah Resulü (sas) bir gün ashabıyla oturuyordu. Kıyamet günü amellerine gelince şöyle buyurdu.

-Kıyamet günü bir çok kimse Tehame (büyük bir dağ ismi) kadar sevapla gelir. Fakat Allah onun bütün amellerini boşa çıkartır.

Sahabeden biri bu kavmi nasıl tanıyacağız diye sorduğunda Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur.

-Onlar oruç tutar, namaz kılarlar ama kendilerine haramdan bir şey teklif edildiği zaman Allahtan korkmadan haram işlerler. İşte Allah onların amellerini kabul etmez.

“Yalanı ve yalana göre hareket etmeyi terk etmeyenin yemeği, içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.”9

RAMAZAN AYI İLE GELEN GÜZELLİKLER

إِذا جَاءَ رَمَضَانُ ، فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجنَّةِ ، وغُلِّقَت أَبْوَابُ النَّارِ ، وصُفِّدتِ الشياطِينُ

“Ramazan ayı girdiğinde, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır” 10

Ramazan ayının manevi hayatımıza getirdiği rahmet ve güzelliği üç cümle ile anlatan hadisimiz, bizi Ramazan ve oruç iklimine hazırlamakta böylece umutlanmamıza vesile olmaktır.

Cennet kapılarının açılması; ilahi rahmetin her zamankinden daha büyük çapta hayatı kapsaması demektir. Cehennem kapılarının kapanması ise; cehennem davetçisi şeytanların faaliyet alanlarının daralması, etkilerinin kısıtlanması demektir. Şunu da unutmamak gerekir ki; bizim nefsimiz de vardır ve şeytanın daha önce bize ektiği tohumlar, diktiği şer fidanları vardır. İçki müptelaların içkiyi Ramazan ayında bırakmaları şeytanların bağlanmasındandır. Yine de her hâlükârda Ramazan ayında hissettiğimiz huzur şeytanların bağlanmasındandır.

Bütün bunlarda Ramazan ayında topluca ve toplumca daha derinden ve yaygın olarak yaşanmaya başlayan temiz dini hayatın bir bakıma sebebidir.

Ramazan ikliminin müminlere, maddi ve manevi hayatına kazandırdığı değişimi, rahmet, bereket ve mutluluk havasını anlatmaktadır. Yoğun olarak kulluk yapılan bu ayın fazileti, şeytanların olumsuz etkilerinden büyük ölçüde sıyrılması, günahlardan sakınma ve rahmete ulaşma imkânlarında kendisini göstermektedir. O halde bu ortamdan mümkün olduğunca yararlanmaya çalışmak yapılabilecek en akıllı iştir. Ramazan geldiğinde toplumda meydana gelen güzelliğin nerden kaynaklandığını Rasulullah Efendimiz (sas) bize anlatmaktadır.

Ramazan orucunu, onun farzına, faziletine, faydasına, hikmetine getirdiği berekete ve Allah’ın rızasına yürekten inanarak ve karşılığını yalnız ve yalnızca Allah’tan bekleyerek yani; tam bir ihlas ve samimiyet ile tutulduğu taktirde, geçmiş günahlarında arınacağı müjdesi bizlere haber verilmektedir.   

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِساباً ، غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذنْبِه

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” 11

SADECE ORUÇLULARIN GİRECEĞİ “REYYAN” KAPISI

“Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki;  kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede diye çağırılacaklar? Oruçlular o kapıdan girdikten sonra o kapı kapanır ve bir daha o kapıdan kimse giremez.”12

Oruç tutanların “Reyyan” isimli kapıdan çağırılması Allahın kullarına verdiği ikramdır. Bu gıpta edilecek bir özelliktir. Dünyada açlık susuzluk çekenlerin tutukları oruç karşısında Rabbimiz bunu karşılığını olarak oruç tutanlar dışında kimsenin giremeyeceği bir kapı olması yine Ramazan ve oruç ibadetinin bereketindendir.

ORUÇLA GELEN BEREKET VE SEVİNÇ: İFTAR VE SAHUR

Kulların şevkini ve zevkini yaşatan ilk durak seher vakitleridir. Seherler de gönülde ki mesafeler kalkar ve bereket yağmurları oluk oluk akar.

Kainattaki tüm kirleri yıkar. Gönül bahçesi seher vakitleri ile canlanır.

Seher vakti duanın ve tövbenin kabul edildiği vakitlerdir. Rabbimiz bize şöyle bildiriyor;

“Onlar seher vaktinde istiğfar ederler” 13

Sahur yemeği uygulaması; sadece ümmet-i Muhammede has bir özellik olduğunu yine Peygamberimiz (sas) bize bildiriyor.14

فَضْلُ ما بيْنَ صِيَامِنَا وَصِيامِ أَهْل الكتاب أَكْلَةُ السَّحَرِ

Sahur yemeğinde bereket ve bolluk olduğu için Ramazan ayının bir süsüdür. İftarda ise müminlerin acele etmeleri hayır üzere yaşayacaklarının bir göstergesidir.

Sahur;  sevabını Yüce Allah’ın vereceği önemli bir ibadete başlamanın heyecanı ile, iftar ise nimetlere kavuşma sevincinin bereketi ile geçen zaman dilimidir.

Sahur yemeğinin geçe bırakılması, iftar yemeğin de ise acele edilmesi Peygamberimizin hoşnutluğunu kazanacağımız bir sünnettir.

TERAVİH NAMAZI

Teravih namazı kalabalık cemaatler halinde kılınan, büyük küçük herkes tarafından sevilen, ilgi gösterilen bir namazdır. Teravih namazı sadece Ramazan ayına has bir namazdır. Teravih namazı bile Ramazan ayının bizlere ne kadar faziletli olduğunu öğretmektedir.

منْ قام رَمَضَانَ إِيماناً واحْتِساباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.                                                                             

“Kim Ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek teravih namazı kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır”15

RAMAZAN DA CÖMERTLİK

“Resulullah insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da ramazanda Cebrail’in, kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrail (as) Ramazanın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, Kur'an okurlardı. Bundan dolayı  Resûlullah, Cebrail ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı.”16

Hadis, Peygamberimizin cömert oluşundan bahsediyor. Bunun da özellikle Ramazan ayında olduğunu belirtiyor. Efendimizin cömertliğindeki bu artışı, engel tanımayan ve hızla esen rüzgara benzetiyor. Bu benzetme, cömertlikte rüzgârdan daha süratli olduğunu anlatıyor.

Rasulullah (sas) Ramazan ayı girdiğinde “kulluğa soyunur, zikri, Kuran okumayı, hayır hasenat yapmayı arttırırdı.

İTİKAF

İtikaf sözlükte; alıkoymak, hapsetmek, bir yerde kalmak anlamına gelir. Terim anlamı ise; Allaha yaklaşmak niyeti ile mescitte belli bir süre kalmak demektir.

Gündüzler oruçlu, geceleri ise zikirle, mescitte geçirmek tem anlamıyla kulluk bilincine varmamızı sağlar. Bir mümin itikafa girmekle kendi iç dünyasına yönelir, geçirdiği yılın muhasebesini yapar.

Bu ibadette ki amaç; nefsin arzu ve isteklerini bir süreliğine terk edip inzivaya çekilmektir. İtikaf uygulandığında kul sadece Rabbi ile kalır manevi bir arınma yaşar.

Hadis-i şerifte buyrulur ki;

كانَ رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَعتَكِفُ العَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ

“Resûlullah Ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi.”17

İtikâfa son on günde girilmesinin bir diğer nedeni de hiç şüphesiz Kadir gecesini yakalamaktadır.Bu ibadet ile kalp nurlanır, sadece göz değil, gönül görmeye başlar.

BİN AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECESİ

Kadir gecesi mübarek bir zaman dilimidir. Hak ile batılı birbirinden ayıran Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecedir.

Rabbimiz şöyle buyurur ki;

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِالْقَدْرِ. وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ.لَيْلَةُ الْقَدْرِخَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ.

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَابِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ. سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

“Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle her iş için iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tan yeri ağarıncaya kadar.”18

Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu gece olmasının birden çok hikmeti vardır. Bunlar;

  • Kuranı Kerimin indirilmesi
  • Rahmete vesile olan bir gece olması
  • Kadir gecesinde yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, âdeta yeryüzünün dar bir mekân haline gelmesi.
  • Kadir gecesi sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul olduğu kutlu bir gecedir.

Kur’an-ı Kerim aklın ve gönlün şifası, bizlere her daim yol gösteren, okunmasıyla sevap kazındığımız ilahi kitaptır. İnsanlara rehber olarak gönderilmiştir. Mükâfatının sınırsız verildiği bu gece de kalplerimizi, duygu ve düşüncelerimizi her türlü kötülükten arındırmak, iyi ve güzel davranışlarımızın artması için bir adımdır.

RAMAZAN NİÇİN DEĞERLİDİR?

Ramazan; orucuyla, teravisiyle, sahuruyla, iftarıyla, gecesiyle, gündüzüyle, akşamıyla, sabahıyla, itikafıyla, Kadir gecesiyle ve her haliyle coşkulu geçen bir aydır. Recep ile başlayan, Şaban ayı ile artarak devam eden sevap yüklemesi, Ramazan ayında üst dereceye ulaşır, Kadir gecesinde ise bin aydan daha hayırlı geceye ulaşır.

Ramazan da cennet kapıları açılır ve tövbe eden bütün müminlerin günahı bağışlanır.

“Eğer müminler ramazan ayında ki üstünlükleri bilselerdi bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi”19

Vaazı PDF Formatında indir


1) Razi, Tefsir, V, 71
2) Bakara, 2/185
3) Hadislerle İslam, II, s. 393
4) Münziri, et-Terğibve’t-Terhib, II, 67
5) Bakara, 2/183
6) Buhari, Savm, 9
7) Buhari, Savm, 2
8) İmamı Gazali İhya-u Ulumiddin
9) Buhari, Savm, 8
10) Buhari, Savm, 5
11) Buhari, İman 28 Savm 6
12) Buhari Savm 4
13) Zariyat Suresi 18
14) Müslim Sıyam 46
15) Buhari İman 37
16) Buhari Bedü’l-Vahy 5, 6
17) Müslim İtikaf 1-5
18) Kadir Suresi 1-5
19) Münziri, et-Terğib ve’t-Terhib, II, 71

Editör: Mihrap Haber
Yorum Yazın
CAPTCHA security code
yükleniyor

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık